Ünlü Sosyologlar ve hayatları

Konusu 'Sosyoloji' forumundadır ve Suskun tarafından 18 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG][​IMG][​IMG]
    [​IMG][​IMG][​IMG][​IMG]

    Sosyoloji (latince socio+logos) ; “Toplum Bilimi” veya “sosyal olayların bilimi” ya da “sosyal örgütlenme ve sosyal değişimler bilimi” olarak da bilinmektedir.Sosyoloji, sosyal hayatımızda var olan sosyal gerçekleri (sosyal olaylar ve olgular), insanların meydana getirdiği grupları, grupların davranışlarını ve sosyal kurumları olduğu gibi inceleyen pozitif bir sosyal bilim dalıdır. Bir başka ifadeyle, sosyoloji, bir takım varsayımlardan çok; var olan gerçekleri ortaya koymaya çalışan, sosyal gerçeğe eğilen bir bilimdir.

    [​IMG]
    Ünlü Sosyologlar
    Ahmet Cevdet Paşa
    Alexander Rüstow
    Anthony Giddens
    August Comte
    Baykan Sezer
    Behice Boran
    Cemil Meriç
    C Wright Mills
    Claude Henri de Saint Simon
    Doğan Ergun
    Emre Kongar
    Émile Durkheim
    Erol Güngör
    Erving Goffman
    Ferdinand Tönnies
    Georges Gurvitch
    Georg Simmel
    George Herbert Mead
    Herbert Spencer
    Hilmi Ziya Ülken
    Immanuel Wallerstein
    İbn'i Haldun
    İsmail Beşikçi
    Jürgen Habermas
    Karl Marx
    Max Weber
    Mehmet Cihat Özönder
    Michel Foucault
    Mustafa Erkal
    Niyazi Berkes
    Norbert Elias
    Orhan Türkdoğan
    Prens Sabahaddin
    Ralf Dahrendorf
    Robert K.Merton
    Şerif Mardin
    Talcott Parsons
    Vilfredo Pareto
    Wright Mills
    Ziya Gökalp
    Zygmunt Bauman ​
  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]
    Ahmet Cevdet Paşa
    Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Ahmed Cevdet Paşa (Osmanlıca: احمد جودت چاشا)

    (26 Mart 1822, Lofça - 1895, İstanbul) Osmanlı Devleti'nde on dokuzuncu asırda yetişen büyük devlet ve bilim adamı. Mecelle'yi kaleme alarak İslam Hukukunu sağlam bir dille kitaplaştıran kişi.

    Babası Lofça İdare Meclisi azasından İsmail Ağa'dır. İlk tahsilini Lofça’da yaptı. Yaradılıştan zeki ve kabiliyetli olduğu gibi, pek de çalışkandı. Dedesinin yardımı ile 1839 yılında İstanbul’a geldi. Medrese tahsiline başladı. Bu arada, matematik, astronomi, tarih ve coğrafya gibi ilimlerle de uğraşarak kültürünü artırdı. O zaman çok meşhur olan Murad Molla tekkesine tatil günleri giderek Farisi öğrendi ve Mevlana’nın Mesnevi’sini bitirdi. Divançe’sinde bulunan şiirlerin çoğunu bu tekkeye devam ettiği sırada yazdı.

    1844’te 22 yaşındayken Çanat payesi ile Rumeli kaleminde kadı oldu. 1845 yılında müderris olarak İstanbul camilerinde ders vermek hakkını elde etti. 13 Ağustos 1850’de Meclis-i Maarif azalığı ile birlikte Dar-ül-Muallimin (Öğretmen okulu) müdürlüğüne getirildi. Bu mektebi kısa zamanda ıslah ederek, mektebe giriş ve imtihan usullerini yönetmeliklerle tesbit etti. Encümen-i Daniş’e (Osmanlı Akademisi) 1851’de asli üye seçildi.

    "Tarih-i Cevdet" adıyla şöhret bulan kıymetli eserinin üç cildini 1854 yılında bitirip Sultan Abdülmecit'e sundu. Eseri çok beğenen Sultan, rütbesini yükseltti. Bir sene sonra da devletin resmi tarihçisi oldu.

    Osmanlı Devletinin kanunlarını yapacak olan Meclis-i Vala-yı Ahkam-ı Adliye'ye 1861 yılında üye tayin edildi. 1866 yılında ilmiye sınıfından vezirliğe geçti. Halep vilayetine vali tayin edildi. Bir müddet orada kaldıktan sonra yeni kurulan Divan-ı Ahkam-ı Adliye'ye başkan tayin edildi. Bu vazifede çok faydalı işler gördü; memleketin adliye ve hukuk sistemini devrin ihtiyaçlarına göre düzenlemeye çalıştı.

    Ali Paşa, Fransız medeni kanununun tercüme edilerek Osmanlı Devletinde tatbik edilmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Buna karşı Ahmed Cevdet Paşa ve aynı düşüncede olanlar, İslam Hukukunun zengin ve tatbik edilmiş en kuvvetli dalı olan Hanefi fıkhının sistematik hale getirilerek kanunlaştırılması fikrini müdafaa ediyorlardı. Bu ikinci yani, Ahmed Cevdet Paşa ve arkadaşlarının fikirlerinin tatbiki için 'Mecelle Cemiyeti' adıyla ilmi bir heyet toplandı. Memleketin en kıymetli hukuk alimlerinin iştirak ettiği bu meclis, Kur’an-ı Kerim'in hükümlerini kanun şekline sokup, bütün milletlerin kıymet verdiği Mecelle adındaki kitabı hazırlayarak, büyük hizmet etti.

    Cevdet Paşa, 1879 yılında Maarif Nazırlığına tayin edildi. Sonra da, çeşitli valiliklerde, Adliye, Maarif, Dahiliye, Ticaret nazırlıklarında bulundu. Padişah’ın hususi encümenlerine iştirak etti. 26 Mart 1895’te vefat etti. Naaşı, Fatih Camii bahçesine defnedildi.
  3. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]
    Alexander Rüstow
    Alexander Rüstow (8 Nisan 1885- 30 Haziran 1963) Alman filozof, ordoliberalizm (Fransızca:eek:rdolibéralisme, Almanca: Ordoliberalismus ) ve piyasa sosyal ekonomisi düşünürü.

    Rüstow Wiesbaden'de doğdu. Göttingen, Münih ve Berlin Üniversiteleri'nde matematik, fizik gibi alanların yanında felsefe, ekonomi ve hukuk alanında eğitim gördü. 1910 yılında Heidelberg Üniversitesi'nde Russel Paradoksu üzerine doktarasını tamamladı. 1914 yılında eğitimini bırakıp imparatorluk ordusuna gönüllü olarak yazıldı. Bir sosyalist olarak Birinci Dünya Savaşı'nın çıkması ile yarıda kalacak olan devrimci harekete katıldı.

    Ekonomi Bakanı olarak görev yaptı. Ruhr'da yer alan kömür endüstrisinin kamulaştırılması çalışmalarını yürüttü. Ayrıca Makine Mühendisleri Sendikası'na katıldı. Ama daha sonra Sosyalist Planlamacı ekonomik anlayışı terk etti.

    1933 yılında Hitler'in iktidara gelmesi ile Almanya'yı terk etti. İsviçre'ye yerleşmek zorunda kaldı. Türkiye'de İstanbul Üniversitesi'nde tarih ve iktisadi coğrafya üzerine dersler verdi. 1938'de liberal entellektüeller ve iktisatçılar tarafından düzenlenen Walter Lippmann Kolokyumu'na katıldı. Orada liberalizmin mimarisi üzerine uzun ve ilgi çekici bir konuşma yaptı. 1950'de Heidelberg Üniversitesi'ne 1956 yılında emekli olana kadar ders vermek üzere geri döndü. 1963 yılında vefat etti.
  4. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]


    Anthony Giddens, (Baron Giddens, d. 18 Ocak 1938), İngiliz toplumbilimci.

    Yapılandırma kuramı ve modern toplumlar üzerindeki bütünsel görüşleriyle tanınır. Sosyoloji alanındaki en önemli modern bilimcilerden biridir. 29 dilde yayımlanan 34'ten fazla kitabıyla, yılda birden fazla kitap yayınlamış bir yazardır. John Maynard Keynes'den sonra İngiltere'nin en tanınan sosyal bilimcisidir.

    Akademik hayatında üç önemli aşama belirlenebilir:

    * İlki,
    klasiklerin bir yeniden yorumlanmasına dayanan, toplumbilimin kuramsal ve yöntembilimsel olarak anlaşılmasını ortaya koyan, toplumbilimin ne olduğuna dair yeni bir ufku içeren kısımdır. Bu dönemin büyük çalışmaları Kapitalizm ve Modern Toplum Kuramı(1971) ve Toplumbilimsel Yöntemin Yeni Kuralları(1976) dır.

    * İkinci aşamada Giddens ikisine de bir öncelik tanımadan yapılandırma kuramını geliştirdi, ajansın ve yapının çözümlemesi. Bu dönem çalışmaları, Toplum Kuramında Merkezi Sorunlar(1979) ve Toplumun Oluşumu(1984)gibi, ona toplumbilimsel arenada uluslararası bir ün getirdi.

    * Son dönem ise modernite, küreselleşme ve siyaset, özellikle modernitenin toplum hayatı ve birey yaşamı üzerine etkisi.Bu dönem onun postmoderniteyi eleştirmesini ve Modernitenin Sonuçları(1990), Modernite ve Kimlik(1991), İçtenliğin Dönüşümü(1992), Solun ve Sağın Ötesinde (1994) ve Üçüncü Yol: Sosyal Demokrasinin Yenilenmesi (1998)'de görülebilen, siyasette "ütopyacı gerçekçi"[2] üçüncü yol tartışmaları ile belirginleşmektedir.


    Giddens Edmonton, Londra'da doğdu, Londra Ulaşım'da çalışan bir katibin oğlu orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Ailesinde üniversiteye giden ilk kişiydi. Lisans derecesini Hull Üniversitesi'nden 1959'da aldı, daha sonra Londra Ekonomi Okulu'ndan yüksek lisans derecesini aldı, bunu 1974'te Cambridge Üniversitesi'nden alınan PhD derecesi takip etti. 1961'de toplum psikoloji öğrettiği Leicester Üniversitesi'nde çalışmaya başladı. İngiliz toplumbiliminin gelişim yerlerinden biri olan Leicester'da, Norbert Elias'la tanıştı ve kendi kuramsal pozisyonunu oluşturmaya başladı. 1969'da , İktisat Fakültesi'nin bir alt bölümü olacak Toplumsal ve Siyasal Bilimler Komitesi(SPS)'nin oluşumuna yardım edeceği Cambridge Üniversitesi'nde bir pozisyona atandı.
  5. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]
    Auguste Comte

    Isidore Marie Auguste François Xavier Comte, kısaca Auguste Comte (19 Ocak 1798 - 5 Eylül 1857), Fransız sosyolog, matematikçi ve filozoftur. Sosyolojinin babası olarak tanımlanabilir.

    Fransa'nın Montpellier kentinde doğdu. Katolik bir aileden gelen Comte, ailenin üç çocuğundan biriydi. Babası vergi dairesinde memur, annesi ise ev hanımıydı.

    Auguste Comte, sosyoloji ismini öne süren ilk sosyologtur. "Sosyoloji neden diğer bilim dalları gibi bir dal olmasın" tezini savunarak sosyolojinin temelini o zamanlarda attı. Ayrıca felsefede pozitif düşünce üzerine de çalışıyordu. Daha sonraları fizik, gökbilim ve kimya ile de uğraştı. Ayrıca Comte yaşadığı çağda altı bilimden sözetmiştir: Fizik, Matematik, Kimya, Biyoloji, Sosyoloji ve Astronomi'dir. Sosyolojiyi bunların üstünde görmüştür.
    Sosyolog yönüyle Auguste Comte

    Fransız Devriminden hemen sonra doğduğu için -Sosyoloji alanındaki- çalışmaları Fransız Devrimine ve Aydınlanma Düşüncesine bir tepki niteliğinde insanlık dinini kurmayı deneyen, pozitivizmin sahte peygamberi sever. Fransız filozofudur. Veznedar bir babanın ve dindar bir annenin oğlu diye bilinir. Dokuz yaşında doğduğu şehrin kolejine girer ve keskin zekâsı sayesinde parlak bir talebe olur. On dört yaşında iken bir takım nedenlerden dolayı ailesinden ayrılır ve katı bir cumhuriyetçi olur. Ayrıca disiplin ve otoriteden nefret eder. Henüz 16 yaşındayken Paris'te politeknik okulunun giriş sınavlarını kazanır. Matematikte çok iyi olmasına borçludur bunu. Bu okulda çeşitli fikir adamlarının kitaplarıyla ilgilenir. Ailesi istememesine rağmen Paris'e dönüp biyolojiyle ilgilenir. Saint Simon la tanışıp yedi yıl arkadaşlık ve çıraklık eder. Fakat hocasının itaat ettirmek isteği, Comte'unsa disiplinsiz ve kendi büyüklüğüne fazlasıyla inanmış olması ikilinin yollarını ayırır. Comte zayıf ve bedbaht biriydi diye söylenir. Bir sokak kadınıyla evlenmesi ve onu boşu boşuna yola getirmeye çalışması devamlı geçimsizlik ve kavgaya neden olur aralarında. Comte geçimini sağlamak için pozitif felsefe dersleri vermeye başlar. Ona göre gerçeğin ölçüsü, metafizikten mahrum oluşuydu. Yani tecrübe ile ispat olunmayan hiçbir şeye inanılmamalıydı. Yıllarca karısıyla gelgitli bir hayat yaşaması ve aşırı derecede okuması dolayısıyla gelgitler yaşamaya başladı. Yedi ay akıl hastanesinde tedavi gören Comte karısının isteğiyle çıkarıldı. Ama kendine gelmesi bir yıl sürdü ve tekrar ders vermeye başladı. Fakat karısı beş yıl sonra kendisini terk etti ama yıllarca mektuplaştılar.1845 yılında kocası müebbet hapse mahkûm olmuş bir kadına âşık olur artık zenginlerden aldığı yardımlarla yaşar ve çevresindeki insanlara karşı çok kırıcı bir hal takınır. O zamanın kanunlarına göre boşanmak mümkün olmadığı için evlenemez fakat bu kadına çok içten âşık olur. Bir yılda 180'nin üzerinde mektup yazar bu kadına fakat kadın bir yıl sonra veremden ölür. Artık büsbütün bu platonik duyguya kaptırır kendini. 1849-1850 yıllarında Comte'ta belli başlı fikirler dallanıp budaklanır ve bazı garip teşebbüslere girişir. Pozitif bir din kurar. İnsanlık dini. Hatta Rus çarına ve Osmanlı sadrazamına mektup yazarak onları bu dine davet eder. Comte artık peygamberdir ve dininin esaslarını belirler. Hatta şeytan yerine Napolyon'a lanet etmeye vaaz eder. Ernest Renan Comte'tan söz ederken`200 yıldan beri birçok bilim adamının kendisi kadar görüp anladıkları gerçekleri kötü bir Fransızcayla anlattığı için Comte'a büyük adam denilmesi beni kızdırıyor der. Zihin çöküntüsü ve his dalgalanmaları yoğunlaşır, kurduğu pozitif sisteme tamamıyla ters bir hareketle mistik ve metafizik olduğu kadar da garip bir din kuran Comte 5eylül 1857 günü, insanlığın sembolü ve temsilcisi sayıp ulu varlık adını verdiği veremden ölen sevgilisinin masasının önündeki son merasimini yaparken ölür. Sosyolojiyi Sosyal Statik ve Sosyal Dinamik olmak üzere ikiye ayırır. Sosyal Statik; bir toplumdaki düzeni ve durağanlığı incelediği için bir düzen kuramaz. Çünkü peygamber olamamıştır en başından beri. Sosyal Dinamik ise, değişme ile ilgili olduğu için bir ilerleme kuralıdır. Comte evrimcidir. Tarihi bir ilerleme süreci olarak görür yani iyimserdir. Comte' un üç hal ya da üç durum yasası vardır.

    Bunlar:

    a) Teolojik ya da hayalî hal,
    b) Metafizik ya da soyut hal,
    c) Pozitivist ya da bilimsel haldir.

    Comte'e göre aile, din, devlet toplumun temel müesseseleridir. İnsan düşüncesinin hareket noktasında din bulunmaktadır.

    Comte fetişizmden politeizme oradan da monoteizme geçiş olduğunu savunmuş, müsbet bilim olması gereken pozitivist devrede insanlığın pozitivist bir dine sahip olması gerektiğine dikkat çekmiş dininde bu devrede insanlığa veya topluma tapma şeklinde olması gerektiğini savunmuştur.

Sayfayı Paylaş

Konu Etiketleri...

  1. türk sosyologlar kimlerdir

    ,
  2. herhangi bir sosyoloğun hayatı

    ,
  3. sosyologlar ın hayatı

    ,
  4. baykan sezer kimdir,
  5. sosyolog hayatları,
  6. unlu turk toplum sosyologlari listesi,
  7. günümüz türk sosyologları,
  8. meşhur sosyologlar,
  9. ünlü türk sosyologları kimlerdir