• Merhaba Ziyaretçi.
    "Karantina" konulu fotoğraf yarışması başladı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz. Sizi de bu yarışmada görmek isteriz...
  • Merhaba Ziyaretçi.
    Kazandığınız her 1000 ÇTL birikiminizi 5 TL ile değiştirip ödeme alabilirsiniz...

Türkiye'de her 3 dakikada 1 kız çocuğu cinsel saldırıya uğruyor

AybüKe

İnsanın Sahip Olduğu Tek Şey Kendisiymiş
V.I.P
919863.jpg




Şiddet, taciz, cinayet… Mağdurların çoğu kadın ve çocuk. Türkiye’de günlük rutin haberler arasında mutlaka bir şiddet ya da cinayet haberi bulunuyor. Kadına ve çocuklara yönelik her türlü şiddet yaygınlaşıyor ve artıyor.

Kadına yönelik şiddet kıskançlık ya da namus kavramları ile açıklanabilir mi? Bunlar neden olarak konulduğunda toplumda bir karşılık bulması ve şiddettin normalleşmesi hiç de imkansız gözükmüyor. Ancak bilimsel çalışmalar gösteriyor ki ‘namus’ ve ‘kıskançlık’ nedenler sıralandığında ilk 10’a bile giremez.


HER ÜÇ DAKİKADA BİR KIZ ÇOCUĞU CİNSEL SALDIRIYA UĞRUYOR
Tarafsız Haber Ajansının haberine göre,‘Şiddetle Mücadele Vakfı (HEGEM) 2019 Kadına Şiddet Raporu’ çarpıcı veriler ortaya koyuyor. Adalete yansıyan istatistikler ve elde edilen bütün diğer suç verilerinin istatistiki analizlerine göre,



Türkiye’de her 1 dakikada 6’dan fazla kadın fiziki şiddete uğruyor.
Yine Türkiye’de her üç dakikada bir kız çocuğu cinsel saldırıya (fiziki) maruz kalıyor.
EN AZ 2 MİLYON LİSELİ GENÇ KIZ CİNSEL SALDIRI İLE KARŞILAŞTI
HEGEM Vakfı Başkanı Prof. Dr. Adem Solak’ın Tarafsız Haber Ajansı’na yaptığı açıklamaya göre, liseye devam eden 140 bin gençle yapılan ankette, kız öğrencilerin yaklaşık beşte biri cinsel şiddet olaylarıyla karşılaştıklarını beyan ettiler. Şu an okula devam durumunda bulunan yaklaşık 10 milyon kız öğrenci olduğu düşünüldüğünde, en az 2 milyonunun cinsel saldırı ile karşılaştıklarını söylemek mümkün.
Aynı ankete katılan 70 bin erkek liseli gencin yüzde 23’ü de çocukken cinsel şiddete maruz kaldığını ifade ediyor.
“ERKEKLERİN KADINLARA YÖNELİK ŞİDDETLERİNİN NEDENİ KENDİ GEÇMİŞLERİ”
Prof. Dr. Adem Solak’a göre erkeklerin kadınlara yönelik şiddetinin nedeni kendi geçmişleri. HEGEM: 3’lü etki yaklaşım yöntemiyle yapılan çalışmalarda eşini ya da sevgilisini kasten öldüren ya da kasten öldürme teşebbüsünde bulunan erkeklerdeki ortak üç ana özellik ortaya kondu. Buna göre;
Şiddet gösteren erkeklerde görülen ilk ortak yön, bu kişilerin çocukluklarında yaşadığı ‘cinsel şiddet’ gibi travmatik olay.
Bir diğer özellik ise, yetiştiği ailede suç faili ya da suç mağduru bir bireyin olması.
Üçüncü ortak yön ise, ağır zorlanma hissi yaratan engellenme durumu.
ANKETE KATILAN ERKEK TUTUKLU VE HÜKÜMLÜLERİN YÜZDE 82’Sİ İNSANLARDAN NEFRET EDİYOR
Bu üç faktörün bireylerin suça sürüklenmesinde ayrı ayrı önem taşıdığını söyleyen Prof. Solak, “Bizim yaklaşımımıza göre her üç negatif özellik, aile içi ve akrabalar arası sorun yaşayan bir erkekte bir arada ise şiddet riski çok yüksektir, kadın cinayeti olasılığı çok yüksektir” dedi.
21 ilde 12 bin genç erkek tutuklu ve hükümlülerle yapılan anket çalışması verilerine göre,
Bu gençlerin %84’ünün ailesinde suç mağduru birey var.
Yüzde 82’si diğer insanlardan nefret etme duyguları yaşıyor,
Yüzde 85’i diğer insanlardan nefret etme duyguları taşıyor,
Yüzde 60’ı çocukluğunda yetişkinlerden şiddet gördüğünü söylüyor.
Bu kişilerden yüzde 41’inin vücudunda jilet izi bulunuyor.
“ERKEKLER ÇOCUKKEN KIZLARDAN DAHA FAZLA CİNSEL SUÇ MAĞDURU OLUYOR”
Paylaşılan verilerin erkeklerin çocukken kızlardan daha fazla cinsel suç mağduru olduklarını gösterdiğini ifade eden Prof. Dr. Solak, “Bir erkeğin dünyasını en çok parçalayan, insanlara ve hayata karşı düşmanlığını en çok kışkırtan çocukken yaşanan tacizler, ama daha üst olay tecavüzlerdir” dedi.
KADINA ŞİDDETİN VAHŞİLEŞMESİ VE ARTMASININ TOPLUMSAL NEDENLERİ
  1. Toplumda var olan doğal şiddet kültürü,
  2. İnsan ilişkileri ve iletişim yetersizlikleri ve sorun çözme becerisinden yoksunluk,
  3. Aile ve çocukla ilgili hizmet görevi bulunan kurumların hizmet eksiklikleri ve kusurları,
  4. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve adına yetki kullanmış hükümetlerin, Şiddetle Sivil Mücadele Stratejisi/Milli Politikası geliştirememiş olması,
  5. Yerel yönetimlerin “Çağdaş Sosyal Belediyecilik” felsefe ve uygulamalarına geçememiş olması,
  6. Medya/sanal alem üzerinden yaratılan şiddeti özendirme tutum ve uygulamaları,
  7. Devlet/hükümet adına yetki kullanan siyasilerin/bürokratların şiddet içeren söylem ve davranışları,
  8. İnsan hakları, demokrasi değerleri ve birlikte yaşam kültürünün bir türlü güçlendirilememesi,
  9. İllere dağıtılan devlet destekli sosyal projelerin %98’nin şiddetle sivil mücadele konulu olmaması,
  10. Ortaya çıkan kadına ve çocuğa şiddet olayları karşısında ilgili Bakanlıkların, politika ve uygulamalarının bilimsel araştırmalara dayanmaması; isabetsizliği ve dahası aksi etkileri,
  11. Şiddetle Mücadele eden STK’ların Devlet ve ilgili Bakanlıklarca desteklenmemesi, ilgili bakanlıkların işbirliği protokolleri yaptıkları STK’lar içinde şiddetle mücadele eden Vakıf ve derneklerin yer almaması.
 
Top