Ey can biliyorsun ki ten hasta, ruhun niçin yasta…

MustafaCİLASUN

Özel Üye
Özel üye
Bazı
sırlar söylenmiyor
Gönül yanıyor,
dil lal oluyor, gözler ağlıyor
Su al etsen, meramını merak edip
Gözlerine bakmayı denesen
Hüzün vaktinin geldiğini hissedersin
Eylül sağanağı gibi umutlar
Tek tek düşüyor sararan yapraklar
İçin parçalanıyor,
lakin elden bir şey gelmiyor



Günlerce yatağa mahkûm
Neyi düşlese ve düşünse,
mecalsiz hülyalar İkliminde
nefeslenmek için ümitlense
Sancılar geçit vermez, gün hiç bitmez
Gecenin ıssız halinde, sesler işitilse bile
Yüreğe yakın gelen, gam içine zerk eden güç var
Sessizlik içinde bir şeyler anlatıyor



Duyabilen
Kalpler ve hissedebilen ruh için
En yakından,
şefkat ve himmetin mekânından
Korkma, henüz körpesin,
bilgi ve irfana aç bir nefessin
Çekinceler içinde erime,
Rahmet sadece dünya için değildir
İman eden kul için ne güzel zindeliktir



Aslında bilmelisin ki
Emellerin vardır, akranların gibi
Umuda koşmaktır
meramın ve derdi endamın
Koşsan ne olacak,
derdi veren sahibe yönelmedikçe
Güle şakraya
yıllar geçirince, sefilleşince
Kalbin ve ruhun
itminan lığından sarfı nazar edince
Sağlıklı olan ne yapıyor,
kargaşa içinde yaşıyor
Hangi köleliğe talip olmuşsa
onun derdiyle koşturuyor



Evet, ne söylesem
Hangi lisan ile kal edip
melalimi hasretsem
Yüreğine zor gelecek
ve acın dinmeyecek
Nasibe inanıyorsan
kat a kahretme derim
Her çile ve derdin
bir bedeli olacaktır eminim
Hastalıktan korkma,
her gün eksi olanlarla nefes alma
Ölüm ve sevdası,
aşkın mefkûresinden firkattir
Sahibin divanına çıkmak için beklenen vakittir



Mustafa CİLASUN
 
Top