Baba Oğul Muhabbeti

TeBeSSüm

❤ Pamuk Prenses ❤
Süper Moderatör
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken buldu. Çocuk babasına " Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun? " diye sordu... Zaten yorgun gelen adam, " Bu senin işin değil " diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk, " Babacım lütfen, bilmek istiyorum. " diye üsteledi. Adam, " İlla da bilmek istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk, " Peki bana 10 milyon borç verir misin? " diye sordu. Adam iyice sinirlenip, " Benim, senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi derhal odana git ve kapını kapat. " dedi. Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı. . Adam sinirli sinirli, " Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder? " diye düşündü. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, " Belki de gerçekten lazımdı. "...

Yukarı çocuğun odasına çıktı ve kapıyı açtı... Yatağında olan çocuğa, " Uyuyor musun? " diye sordu. Çocuk " Hayır. " diye cevap verdi. " Al bakalım istediğin 10 milyon. sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim. " dedi... Çocuk sevinçle haykırdı, " Teşekkürler babacım..."

Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı. Bunu gören adam iyice sinirlenerek " Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?...Benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok! " diye kızdı. Çocuk " Ama yeterince yoktu" dedi ve paraları babasına uzattı;

" İşte 20 milyon... Bir saatini alabilir miyim?...."
 

anıl

Katılımcı
Bu hikayeyi okumamız, sıkça anımsamamız kaybettiklerimizi,kaybedebileceklerimizi kazanma adına çok önemli diye düşünüyorum.Teşekkürler Heidi.
 

yesim434

Hayat bir kitap ve henüz okumadığım binlerce sayfa
V.I.P
Babamı İstiyorum ..
Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki çocuğunu kapının önünde beklerken buldu.
Çocuk babasına, "Baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun" diye sordu... Zaten yorgun gelen adam, "Bu senin işin değil" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Babacım lütfen, bilmek istiyorum" diye üsteledi. Adam "İllâ da bilmek istiyorsan 20 milyon" diye cevap verdi. Bunun üzerine çocuk "Peki bana 10 milyon borç verir misin" diye sordu. Adam iyice sinirlenip, "Benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok. Hadi, derhal odana git ve kapını kapat" dedi. Çocuk sessizce odasına çıkıp kapıyı kapattı.
Adam sinirli sinirli "Bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder." diye düşündü. Aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşti ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşündü, "Belki de gerçekten lazımdı"... Yukarı çocuğunun odasına çıktı ve kapıyı açtı... Yatağında olan çocuğa, "Uyuyor musun" diye sordu. Çocuk "Hayır" diye cevap verdi... "Al bakalım, istediğin 10 milyon. Sana az önce sert davrandığım için üzgünüm. Ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" dedi... Çocuk sevinçle haykırdı, "Teşekkürler babacığım"... Hemen yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkardı. Adamın suratına baktı ve yavaşça paraları saydı.Bunu gören adam iyice sinirlenerek, "Paran olduğu halde neden benden para istiyorsun?... Benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" diye kızdı... Çocuk "Param vardı ama yeterince yoktu " dedi ve yüzünde mahcup bir gülücükle paraları babasına uzattı; "İşte 20 milyon... Şimdi bir saatini alabilir miyim babacım?..."
 

yesim434

Hayat bir kitap ve henüz okumadığım binlerce sayfa
V.I.P
Genç kız babasını babalar günün ertesi sabahında kaybetmişti. Onu unutamayacağını biliyordu. Ama başka çaresi de yoktu.Acısını hafifletmek için unutmaya çalışmalıydı. Ama baba unutulur muydu? Üstelik genç yaşında toprağa gömmüştü babasını... Her gün mezarına gidip ağlıyor, ona sürekli olanlardan bahsediyordu.Biliyordu, babasından bir cevap gelmeyeceğini ama yine de anlatıyordu.

Annesinin yeni tanıştığı adamı anlattı ona dayanamayıp. Biliyordu, babası kızacak ama anlatma gereği duydu. Bilmeliydi babası bu, onun en doğal hakkıydı. Belki babası yaşasa her şey çok güzel olacaktı ama o yoktu artık ve arkasında onu seven birilerini bırakmıştı. Aslında annesi de seviyordu eşini, unutamamıştı ama hayat mücadelesine tek başına devamda edemezdi. Evlenmeliydi. Dul başına yaşamak olanaksızdı. Kız, olanları babasına mezarı başında anlattıktan sonra evin yolunu tuttu. Evet, yine o adam gelmişti eve. Aslına bakarsan kötü bir insan gibi gözükmüyordu. Ama izin verirse evlenmelerine babasına ihanet edecekti. Olmamalıydı bu asla....

Uzun direnişlerden sonra kabul etti evlenmelerini.Yoksa annesini de kaybedecekti. Bunu göze alamadı ve düğün tarihi belirlendi.Ve nihayet evlenmek için annesi o yabancı adamla nikah masasına oturdu. Nikah şahitliğini babasının en yakın arkadaşı yapıyordu. Kız isyan etti kaderine. Memur sordu annesine “kabul ediyor musun” diye. Kız annesinin gözlerinin içine bakıyordu ve bir mucize olsa diyordu içinden. Aaah! Bi olsa,neler vermezdi ki! ...

Annesi kızına baktı ve gözlerinin içine baka baka “EVET” dedi. Kız yıkılmıştı adeta. Sıra, o yabancıya gelmişti. O da kıza bakarak, sanki “sen görürsün” dercesine “EVET” dedi memura ve memur “SİZLERİ KARI KOCA İLAN EDİYORUM” dediği anda salonda alkış sesleri koptu, kız hiçbir şey duymuyordu artık. Ama nasıl olurdu bi mucize olmamıştı ki, evlenmişti annesi o yabancıyla. Ooff aman Allah’ım ama neden? Nasıl unutmuştu babasını? Aradan günler geçti.

Kıza evde üvey baba tarafından şiddet uygulanmaya başlamıştı. Kız artık evde istenmiyordu. Annesine belli etmiyordu kız. Belki de annesi de farkındaydı olanlardan kimbilir. Artık şiddet çığrından çıkmıştı. Kız da utanıyordu babasının mezarına gitmeye. çünkü; annesinin evlenmesine izin vermişti. ”KAHRETSİN”...Ertesi gün “BABALAR GÜNÜ”ydü. Yabancı ruyasında, “üvey kızının yanına geldiğini ve ona “BABACIĞIM, BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN” deyip yanağına bir buse kondurduğunu gördü. O zaman içindeki o gaddar duygulara bir son verdi. İçinde bir babalık duygusu canlandı. Hiç böyle bir duygu hissetmemişti, tarifi imkansızdı onun için ve kızına sarılıp biran önce af dilemek istedi.

Gözlerini açtı ve kızının odasına gitti. Baş ucuna geldi. ”Kızım senden özür diliyorum” dedi. Ama hiç ses çıkmadı. Hemen başucunda duran kağıdı farketti. Kağıtta yazılan yazıyı okudu. “YABANCI, BABALAR GÜNÜN KUTLU OLSUN AMA BEN BABAMIN YANINA GİDİYORUM. ONUN BABALAR GÜNÜNÜ KUTLAMAYA. çÜNKÜ; BİZ HİçBİR 'BABALAR GÜNÜ'NDE AYRI KALMADIK... ELVEDA...” Adamsa, kızın başında kalakaldı ve kendinden nefret etti. Bir daha da kendini hiç affetmedi...
 

yesim434

Hayat bir kitap ve henüz okumadığım binlerce sayfa
V.I.P
Bana siyah deme anne
Siyah ölüme giden yolmuş
Tek şeritli
Babamın gittiği yönmüş
Gidipte dönmediği

Bana baban öldü deme anne ağlarım!
Siyah akar gözyaşlarım
Haykırışım amansız olur
Yürekleri dağlarım...
 

yesim434

Hayat bir kitap ve henüz okumadığım binlerce sayfa
V.I.P
Merhaba canım babam görmeyeli nasılsın
Kaç gün oldu seni görmeyeli ,sana sarılmayalı
Ya da kaç yıl oldu elini öpmeyeli
Kaç bayram kaç mevsim geçti sensiz..
Yine yaklaştı bayram hani öptürecektin elini


Ah babam canım babam aslan babam
Hani babalar yıkılmazdı bırakmazlardı
Evlatlarını.şimdi nerdesin sana sarılmak,
Dokunmak istiyorum babam
Yine yaklaştı bayram hani öptürecektin elinİ

Seni düşünüyorum yanımda hissediyorum
Ama yetmiyo ah babam ah
Düğünüm oldu gelmedin
Torunun oldu görmedin
Yine yaklaştı bayram hani öptürecektin elini

canım babam ah sende istemezmiydin
Yanımızda olmayı ah bi gelebilsen
gelmezmiydin bilirim canım babam
yine yaklaştı bayram hani öptürecektin elini

Üzülme sen üzülme ben gelirim kara toprak
Ellerini öpmeye babam duyarmısın sesimi
İsyanım sana deyil kadere babamseni seviyom
Yine yaklaştı bayram hani öptürecektin elini



y....
 

yesim434

Hayat bir kitap ve henüz okumadığım binlerce sayfa
V.I.P
Babam,
Ben geldim...

kocaman kızın !
-İyi yaptın be kızım-
Diyemedin bana
Kahvenin önünden geçtim
Her zaman oturduğun sandalyen boştu
Karşılamaya da çıkamamıştın
Eve gittim,
Kapıyı açmadın
Babam ben geldim
Kocaman kızın !
N'olur,
Bırak sarılayım boynuna
Kokunu özledim
Peynirle karışık lehim kokunu
Gözlerini özledim
Yeşil yeşil
Ellerini özledim,

Babam ,
Ben geldim
Kocaman kızın
Sana selam getiremedim kimseden
Gizlice kaçtım geldim
Anam iyi
Merak etme
Kardeşimle kalıyor
Özlem işe başladı
Onur okulda
Ben bildiğin gibi
Kafam bu aralar biraz karışık

Babam ,
Ben geldim
Başıma yıkıldı sanki kasaba
Yoksun...
Dün,
Yine bir adamın peşinden koştum
İki elinde iki poşet
Başında kasket
Sana çok benziyordu babam
Yolunu kestim
Sen değildin babam
Acayip acayip yüzüme baktı
Anlamadı babam
Anlayamadı
Anlatamadım...

Boşuna çaldı telefonlar
Kapı zilleri boşuna
Biliyor musun
Kuru ekmekleri ıslattım dün
Hastanede olduğu gibi
Sonra balkona koydum
Kuşlar seni sordular babam
çoktandır görünmüyor dediler
Nasıl söylerim babam
Nasıl...

Bakkaldan bir torba yem aldım
çınar altında kumrulara döktüm
Güvercinlere
Önce çekindiler
İnemediler
Sonra,
Tek tek süzüldüler
Hiçbir şey sormadılar
Galiba anladılar

çocuklar geçti kapının önünden
Hafif aralayıp bahçe kapısını
Bir şeyler fısıldaşıp
Birbirlerine baktılar
Sonra, biri
Ürkek adımlarla girdi içeri
Şeker kutusunu açtı
Önce kendi aldı
Sonra arkadaşları
Gülümsediler yüzüme bakıp
Seni sordular...

Babam ,
Ben geldim...
Asmada üzüm yok bu sene
çiçekler kurumuş
Boncuk ta yok ortalarda
çağırdım gelmedi
Belki senin oralardadır
Kimbilir !

Babam,
Ben geldim...
Erik ağacının altındayım
Burası çok kalabalık be babam
Bir o kadar da sessiz
Yaban otlarını ayıkladım
Güller çiçek açmamış
Belki zamanı değil
Biraz su döktüm
Mezar taşını okşadım Babam
Adını bile yanlış yazmışlar
Biliyor musun
7/12/1999 tarih doğru

Biliyor musun ?
Ben seni çok özledim be babam !
Babam benim !
Canım babam.....

NURTEN ALTINOK
 

yesim434

Hayat bir kitap ve henüz okumadığım binlerce sayfa
V.I.P
BABALAR GÜNÜNÜ UNUTMAYIN ARKADAŞLAR

Babam;
İçimde çocukluk kalıntıları, un ufak mutluluk kırıntıları...
İsten sararmış bir perdenin gerisinden, pespembe bir dünyaya asılı gözlerim.
Pamuk helvalarım, elma şekerlerim, leblebi tozlarım...
çocukluğumun yırtık ceplerinden bu şehrin tozlu sokaklarına düşürdüklerim.
Hava civa oluveren o bilmediğin gençliğim.
Ah gidenler,gelmeyenler, geri getiremediklerim...
En başta gelen, erken sensizliğim.

Babam;
Hayatın duvarlarına her sabah yeniden vuruyor, vuruyor, bağrıyorum...
"Sobe baba sobe... kimbilir kaç kere... sobeledim işte... ! "
çıkmalıydın çoktan, gülümsemeliydin,
Oyun sonlarımıza yakışanı tekrar etmeliydin.
Sarılıp öpmeli, kucaklamalı, "Afferin sana" demeliydin.
Akşam kızıllı, sarı sokaklarda, tutmalıydın yine çocuk ellerimden.
"Uzaklara gitme kızım !"
Ben buradayım babam !...
Babam, buradayım ben !...
Ellerimi çürüttüğüm o gri duvar diplerinde...
Yıkık viran kağıttan kalelerin gölgelerindeyim.
Yaralı bereli kollarıma bacaklarıma ilave, yaralı yüreğimle..
Kopuk kollu, kopuk başlı bebeklerimle, gözbebeklerimle...
Umutlarımı darağaçlarına astığım salıncak iplerindeyim.
Dut gölgelerinde, incir diplerinde...
Bakkal Reşat'ın bisküvi kutusu bitişiğindeyim.

Süt çarbası melamin tabaklarda tütüm tütüm...
Naftalin kokulu yorganlar örtüyoruz yine üzerimize....
Yine geceleri tik-taklarını sayıyorum fosforlu saatimizin...
Yıllardır bekliyorum, başucuma gelip
"Ne çabuk uyuyor bu kız" diye gülümseyerek üzerime sevgi örtmelerini.
Alnıma kondurduğun öpücüklerini,
Nasırlı kocaman ellerinle saçlarımı okşayıp,
"İyi ki doğurmuşsun bu kızı hanım" deyişlerinle yumuyorum uykulara yine gözlerimi.


çOK ÖZLEDİM BABAM NEREDESİN
 

yesim434

Hayat bir kitap ve henüz okumadığım binlerce sayfa
V.I.P
Babam!...
Babam çok özledim !...
Kırmızı eteğim, beyaz fisto buluzum, örgülü saçlarımla,
Uçuk pembe hayallerimi sığdırdığım kapı eşiklerindeyim, görmüyor musun?
Ağazımda "Golden" sakızım, kucağımda plastik torununla,
Bekliyorum ama,
Akşamlar bitiyor babam, akşamlar bitiyor...
Neredesin?v
 
Top