Türkçenin Doğru Kullanımı - A dan Z ye

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 10 Kasım 2011 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    20.517
    Beğenileri:
    1.002
    Ödül Puanları:
    7.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Bu bölüm Türkçemizin doğru kullanımı ile ilgili çok geniş bir arşivi kapsayacaktır. Türkçenin doğru kullanımı ile yüzlerce örneği bu konu içinde bulabilirsiniz. Tam bir kitap içeriği ile bu bölüm aradığınız kaynaktır.

    TÜRKÇENİN DOĞRU KULLANIMI
    (İLETİŞİM, ETKİLİ KONUŞMA, YAZMA VE OKUMA KILAVUZU) ​




    Dil, insanlık tarihiyle beraber ortaya çıkmış ve süregelmiş bir olgudur. Bu süreçte insan ve iletişim birbirine koşut olarak gelişim göstermiştir. Dil, kültürün en temel ögesi olarak insanlar arası iletişimde en etkin araç olarak kabul edilmektedir. Dilin düşünceyi etkilemesi, kültürel değerleri nesilden nesile aktarması ve millete yön vermesi yaşamsal önem arz etmektedir.

    Dilin düşünce ile etkileşimi göz önüne alındığında, dilde oluşabilecek kirlenme zaman içinde millî kültür yapısını da bozabilecektir. Dilde meydana gelen kirlenmeye yabancı dillerden dilimize giren çok sayıda sözcük ve dilimizin yanlış kullanımı neden olmaktadır. Yabancı sözcükler dilbilimin öngördüğü incelemeden geçirilmeden kullanılmamalıdır. Bu sözcüklerin yerine Türkçe karşılığı olanların kullanılmasına özen gösterilmelidir.

    [IMGalign=right]http://i.imgur.com/4NKcJ.png[/IMGalign]ATATÜRK, Türk kimliği ve kültürünün en önemli unsuru olarak Türkçeyi görmüştür. Ulu önder, "Millî his ve dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması millî hissin inkişafında başlıca müessirdir. Türk dili dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır." diyerek dilimizin önemini ve yabancı dillerden korunması gerektiğini ortaya koymuştur. Ancak sonraki dönemlerde dilimizde kirlenme başlamış, son yıllarda ise bu kirlenme daha da artmıştır.

    Bu kirliliğin önlenebilmesi için Türkçemiz doğru kullanılmalı, yabancı sözcüklerden arındırılmalı, yazım kurallarına uyulmalı, yazılı anlatımlarda, Türk Dil Kurumunun en son hazırladığı "Türkçe Sözlük" ve "Yazım Kılavuzu" esas alınmalı, bilişim ve iletişim teknolojisi takip edilmelidir.

    Günümüzde gelişen teknoloji ile uzaklar yakın olmakta, pek çok eylem iletişim araçlarıyla gerçekleştirilebilmektedir. Bu araçları kullanırken gereksinim duyacağımız en önemli araç dildir. Dili doğru kullanmak, insanlar arasındaki iletişimi kolaylaştıracak, aynı zamanda millî kimlik ve kültürümüzün korunmasına katkı sağlayacaktır.

    Bu bölümdeki içerik, iletişimi, etkili konuşma, yazma ve okuma becerisini geliştirerek personelin kendisini daha iyi ifade etmesi, sağlıklı iletişim kurması, okuma alışkanlığı kazanması ve sonuç olarak Türkçeyi doğru kullanması amaçlanarak hazırlanmıştır.
  2. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    20.517
    Beğenileri:
    1.002
    Ödül Puanları:
    7.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Bu bölümde gösterilecek konu başlıkları ve linkleri aşağıda verilmiştir.

    BİRİNCİ BÖLÜM
    TÜRKÇENİN DOĞRU KULLANIMI
    A. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    B. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    C. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Ç. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    D. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    İKİNCİ BÖLÜM
    İLETİŞİM
    A. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    B. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    C. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
    İLETİŞİMİN TEMEL BECERİ UNSURLARI
    A. Konuşma
    .....1. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........c. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........ç. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....2. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........c. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....3. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ...............1) [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ...............2) [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....4. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....5. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    B. Yazma
    .....1. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....2. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....3. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....4. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....5. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
    İLETİŞİMİN DESTEK UNSURLARI
    A. Okuma
    .....1. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....2. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....3. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....4. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....5. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....6. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....7. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....8. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....9. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....10. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....11. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....12. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    B. Dinleme
    .....1. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........c. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........ç. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....2. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........c. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........ç. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    BEŞİNCİ BÖLÜM
    ETKİLİ İLETİŞİMİN BASAMAKLARI
    A. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....1. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....2. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....3. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....4. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    B. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....1. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....2. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....3. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    C. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....1. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........c. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........ç. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........d. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....2. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....3. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........c. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........ç. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........d. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........e. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    .....[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........a. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........b. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    ..........c. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]

    ALTINCI BÖLÜM
    YAZIŞMALARDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR
    A. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    B. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    C. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    Ç. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    D. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    E. [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
  3. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    20.517
    Beğenileri:
    1.002
    Ödül Puanları:
    7.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Dilimizi Niçin Doğru Kullanmalıyız?

    Dil ekmek gibi, su gibi günlük yaşamımızın içindedir ve soluduğumuz hava gibi bizi sarar; bundan dolayı onun varlığını hemen hemen hissetmeyiz. Gerçekten dil, üzerinde yaşadığımız toprak gibi ürünlerini sessizce bize sunar ve bizler bu sonsuz bahçenin meyvelerini sadece toplarız. Aslında dile, insanlığın en büyük buluşu olduğu için daha fazla ilgi göstermemiz gerektiği kanısındayız. Çünkü insanlarla, düşüncelerle, nesnelerle aramızdaki en önemli iletken dildir.

    İnsanları, düşünceleri, nesneleri, dilin aracılığıyla kavrarız. Dil aracılığıyla kendimizi ifade ederiz. İşte dilin önemi burada ortaya çıkıyor. Türkçemizi niçin doğru kullanmalıyız, sorusunun cevabı da buradadır. Dili doğru kullandığımızda o iyi bir iletkendir; yanlış kullandığımızda ise kötü bir iletkendir.

    Biz dili ne kadar iyi tanıyor, dili ne kadar iyi kullanıyorsak iletişimimiz o kadar iyi olacaktır. Dil bizi başkalarına, başkalarını ve başka nesneleri bize yansıtan bir aynadır. Dili doğru kullanmak, doğru anlamak bu aynayı mükemmelleştirmek demektir. Kullandığımız çağdaş araçlardaki göstergelerin, ekranların, ibrelerin bir an için bozuk olduğunu düşünün. Bu bir felakettir. Fakat bir toplum için ondan daha büyük bir felaket vardır ki o da insanlar arasında, bir iş bölümü içinde görev alan kişiler arasında, fikir ve görüş alışverişinde bulunanlar arasında dil aynasının görevini tam yapamamasıdır. Düşüncelerimizin anlaşılmasını istiyorsak, bunun en kestirme yolu dile hâkim olmaktır.

    Dil üzerinde düşünür ve dili bir düşünce odağı gibi kabul ederseniz dilin düşünce yaşamımızı zenginleştireceğini göreceksiniz. Dil düşüncenin evidir; binlerce yıllık insan zekâsı sözcüklerde, deyimlerde, ifade kalıplarında gizlidir. İnsanlık tarafından bilgilerimizi depolamak için kullanılan ilk araç dil olmuştur. Bugün aynı işi daha sistemli yapması için bilgisayarı yarattık. Buna rağmen günümüz için şunu söyleyebiliriz: Dile yüklenmiş bilgi, bilgisayarlarımıza yüklenmiş bilgiden fazladır. Dil, bilgisayarlardan fazla olarak bilgilerin sadece yüklendiği yer değildir, aynı zamanda bilginin üretim alanıdır. Kısaca üzerinde durulması gereken konu, dilin düşüncelerimizi yansıtan bir araç olduğu gibi düşüncelerimizi geliştiren bir alan olduğudur. Basit bir örnek verelim: Bir insanın bildiği sözcük sayısıyla, düşünce zenginliği doğru orantılıdır. Bildiğimiz sözcük sayısı ne kadar fazlaysa düşünce alanımız da o kadar geniştir. İlk bakışta bu düşünce pek doğru görünmese de olgular incelendiğinde doğruluğu ortaya çıkmaktadır. Rönesans dönemi bilgin ve ressamları bakış açısı (perspektif) kavramını yaratmasalardı, gözümüzle görmemize rağmen önümüzde uzayan ağaçlı yolun bir bakış açısı yarattığını göremeyecek ve ilk çağların insanları gibi ağaçları resmimizde aynı boyda çizecektik. Rönesans bilgin ve ressamlarının gözlemini bize ulaştıran şey "bakış açısı" sözüdür.

    Dil üzerinde derin bir düşünce geliştirmeden doğru düşünmemiz olanaklı değildir. İnsanlar, nesneler vasıtasıyla değil sözcükler aracılığıyla düşünür. Bundan dolayı düşüncenin iki aracının olduğunu söyleyebiliriz. Bunlardan birincisi dil, diğeri mantıktır. Bilimlerin sunduğu bütün bilgiler bize sadece iki kaynaktan gelir. Dil üzerinde düşünmek ve doğayı incelemekten. İşin ilgi çekici yanı doğadan gelen bilgilerin de dil kalıbına döküldükten sonra bize ulaşıyor olmasıdır. Anlaşılmak, mesleğimizde başarı elde etmek, yaratıcı olmak, yaradılışımızdan getirdiğimiz ve sadece kendimize ait olan yeteneklerimizi yurdumuzun ve insanlığın hizmetine sunmak istiyorsak işe dilimize ilgi göstermekle başlayabiliriz.

    Önce, dilin oluşturduğu sistemden, daha sonra da söz ve yazıdan bahsedelim.

    Dil, soyut bir sistemdir; buna karşılık onun kişisel kullanımı olan söz ve yazı somuttur. Çağdaş dil bilimi, sözün altında yatan soyut bir dil sistemi olduğunu ortaya çıkarmış bulunmaktadır. Batılılar, dil biliminin bu keşfinden sonra okullarında dil bilgisinin yanında öğrencilerin dillerini daha yetkinlikle kullanabilmelerini sağlamak amacıyla, çağdaş dil bilimiyle birlikte dil sistemine yönelik bilgiler de vermeye başladılar. Dilin oluşturduğu bu sistemi tanımak, bizlere dili daha derinden kavrama ve daha başarılı kullanma olanakları kazandırmaktadır. Dilin nasıl bir sistem oluşturduğunu birkaç örnekle açıklamaya çalışacağız. Ayrıca Türkçemizin sistematik yapısını bir iki küçük örnekle anlatacağız.

    Her dil, farklı bir dünya görüşünü yansıtır. İngilizce, Türkçe, Fransızca dünyayı farklı biçimde algılar. Bu algılama farkı aynı nesneleri adlandıran sözcüklerin farklı anlamlar taşıması sonucunu doğurur. Türkçe yürek, Arapça kâlp, Fransızca "coeur", sözcüklerinin anlamları aynıdır, ancak kapladıkları anlam alanı yönünden dilsel değerleri farklıdır. Bu olguya somut bir örnek verelim:

    [IMGalign=right]http://i.imgur.com/R7ZwI.png[/IMGalign]Gökkuşağı, somut bir gerçeklik alanıdır. Bize değişmeyen bir ışık tayfı sunar. Bu tayfta yer alan renkler örneğin Türk dili tarafından yediye bölünerek, bir Bantu dili tarafından üçe bölünerek adlandırılmaktadır. Bu durumda bir rengin değeri, yani gerçeklik alanı Türk dilinde 1 / 7, Bantu dilinde 1 / 3'tür. Yani gökkuşağındaki renkleri yedi sözcükle karşılayan Türkçede bir sözcüğün payına düşen gerçeklik alanı daha küçük, gök kuşağındaki renkleri üç sözcükle karşılayan Bantu dilinde bir sözcüğün payına düşen gerçeklik alanı daha büyüktür. Bunun anlamı şudur: Bir sözcüğün geniş bir anlama gelmesini bir dilin zenginliği olarak düşünüyorsanız, Bantu dilindeki renk adları anlam yönünden daha zengindir. Ancak, düşündüğümüzün aksine bir dilde bir sözcük, anlam yönünden ne kadar dar bir gerçeklik alanını dile getiriyorsa o dilin anlatma yeteneği o kadar gelişmiştir.

    Her dilde sözcüklerin farklı değerlerde olması tercüme konusunu yakından ilgilendirmektedir. Sözcüklerin değer farklılığı hiçbir dilden hiçbir dile tam tercüme yapılamaması sonucunu doğurmaktadır. En iyi yapılmış tercümelerde bile konusuna göre az veya çok mutlaka bir kayıp söz konusudur. Yurdumuz göz önünde bulundurulduğunda çağın bilgilerini edinmek için tercüme çalışmaları çok büyük bir öneme sahiptir. Ancak bu tercümeler, biraz önce sözünü ettiğimiz sözcüklerin değer farklılıkları göz önüne alınmayarak yapıldığından, yani Batı dillerindeki bilgiler Türk dil sistemi içinde anlatılamadığından, edindiğimiz bilgiler eksik kalmakta, yurdumuzda gerçek bir bilim yaşamı kurulamamaktadır. Daha önce dilin düşüncenin evi olduğunu söyledik. Şimdi şunu ekleyelim: Düşünce ancak ve ancak ana dilin bahçesinde çiçek açar. Bilimi Türkçede kuramıyorsak, ona sahip değiliz demektir. Her dilin sözcükleri farklı bir dünya algılaması yansıtır. Bu algılama tarzı dil sisteminin bir parçasıdır.
  4. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    20.517
    Beğenileri:
    1.002
    Ödül Puanları:
    7.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Seçme ve Sıralama Eksenleri

    Dil sistemi, karşıtlık ilkesine dayanır. Ünlüler ünsüzlerle, eş anlamlılar zıt anlamlılarla bir karşıtlıklar düzeni kurar. Bu karşıtlıklardan birisi, seçme ve sıralama eksenidir:

    Bir dili kullanırken sözcükleri, dil bilgisinden bildiğimiz bir düzende "Özne, tümleç, nesne, yüklem" düzeninde sıralarız. Buna sıralama ekseni adını veriyoruz. Sıralama ekseninde sözcükler, cümle içindeki görevlerine göre yeni bir anlam kazanırlar. "Ahmet kediyi yakaladı." cümlesinde Ahmet eylemi yapan öznedir, kedi bu eylemden etkilenen varlıktır. "Kedi fareyi yakaladı." cümlesinde eylemi yapan kedidir. Bu, şu anlama gelmektedir: Sözcüğün cümle içindeki konumu ona yeni bir anlam kazandırır. Buna, sözcüğün dil bilgisi anlamı adını veriyoruz. Sıralama ekseninde yapılan değişiklikler, çok ciddi anlam değişmelerine yol açar. Türkçe, söz dizimi açısından kurallı bir dil olduğundan onu doğru kullanmanın temel şartlarından birisi, sıralama ekseninde hata yapmamaktır.

    Sıralama ekseninde yer alan sözcükler bulundukları konuma bağlı olarak dil bilgisel (gramatikal) bir anlam kazandıkları gibi, önünde veya ardında bulunan sözcüklere göre ve birbirlerine bağlanış biçimlerine göre yeni anlamlar kazanır. Bu anlama, sözcüğün söz dizimi anlamı diyoruz. "Göz" sözcüğü bir cümle içinde kendisinden sonra gelen sözcüğe göre yeni anlamlar kazanır: "Göz alıcı, göz hekimi, göz hakkı, göz hapsi, göz kararı, göz koymak, göz önü, göz yaşı, göz yummak, gözden düşmek, göze gelmek, gözden kaçmak, gözden kaybolmak, göze girmek, gözü tok" gibi kullanımlarda "göz" sözcüğü çok farklı anlamlarda kullanılmıştır.

    Sıralama ekseninden başka, dilde bir de seçme ekseni vardır. Seçme ekseni, sıralama ekseninde yer alan sözcüklerin yerini alabilecek sözcüklerin oluşturduğu listedir. Bir cümlenin öznesinin "Mehmet" olduğunu düşünelim. Bu cümlede "Mehmet" yerine "o, arkadaşım, kardeşim, bizim yaramaz" sözcüklerini kullanabiliriz. Dilimiz bize, cümlede bulunan bir sözcüğün yerini alabilecek bir sözcük listesi sunar. Bu listeye seçme ekseni adını veriyoruz. Dili doğru kullananlar bu listeden en uygun sözcüğü seçenlerdir. Bu sözcüğü seçerken cümleye en uygun olanını bulmamız önemlidir. Bu sözcüğün seçiminde kiminle, nerede, hangi şartlarda konuştuğumuzun veya yazıda kime ve hangi şartlarda yazdığımızın da göz önünde bulundurulması gerekir. Bu konu doğru anlatımın temelini oluşturur.

    Dikkat edilecek olursa seçme ekseninde yer alan sözcükler iki zıt özelliği kendilerinde toplarlar: Onlar bir bakıma eş anlamlı sözcüklerdir. Özne olarak bir cümlede "Ahmet" sözcüğünü kullanabileceğim gibi "o" zamirini de kullanabilirim. Bu durumda "Ahmet" ve "o" aynı varlığı dile getirir ve eş anlamlıdır. Diğer yönden Ahmet'ten "Ahmet" veya "o" diye söz etmemiz arasında ince bir anlam farkı vardır. "Ahmet" sözcüğü ile "o" sözcüğü bir "karşıtlık" hâli içindedir. Seçme ekseninde yer alan sözcükler bir yönden aynı, bir
    yönden farklıdırlar. Anlatım dediğimiz şey bu listeden en uygun olanını seçmektir. Kişisel olarak sözcüklere bağlı seçme
    eksenlerimizin genişliği dile hâkimiyetimizin bir göstergesidir.

    [​IMG]

    O bayramda burada kalacak.
    Ahmet 29 Ekimde Ankara’da oturacak.
    Bizimki tatilde evde olacak.
    Arkadaşım o gün evden çıkmayacak.


    Dilimizin sözcükleri, sadece söz dizimi ilişkileri içinde değil, anlam bilimi ilişkileri içinde de bir karşıtlık sistemi yaratır:

    Karşıt Sözcükler Sistemi

    [​IMG]

    Bu tablo bize, sözcükleri tek başına öğrenmenin pek de yararlı*olmadığını göstermektedir. Sözlüklerimiz bize sözcüklerin anlamını verirken sözcüğün sadece eş anlamlılarını sayar. Bu yararlıdır; fakat yeterli değildir. "İnmek" sözcüğünün Türkçede nasıl kullanıldığını bilmek için onu bütün karşıtlık sistemi içinde algılamak gerekmektedir.*
    Dil sistemlerinin incelenmesinden şu sonuç çıkmıştır:*

    Sözcüklerin anlamlarını doğru öğrenmenin dört yolu vardır: Tanımlarını öğreniniz, eş anlamlarını öğreniniz, zıt anlamlarını öğreniniz, karşıtlarını öğreniniz. Birçok soyut sözcüğün anlaşılması ancak zıt ve karşıt anlamlarının bilinmesiyle mümkündür.*Türkçenin söz dizimi yapısına bir örnek:*

    Yardımcı Fiiller Seçme Ekseni

    Buradaki yardımcı fiil listeleri birer "seçme ekseni"*oluşturmaktadır. Bu listeleri biliyor ve amacınıza en uygun olanı*seçebiliyorsanız, dili doğru kullandığınızdan emin olabilirsiniz:

    [​IMG]
  5. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    20.517
    Beğenileri:
    1.002
    Ödül Puanları:
    7.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Sözcük Bilgisine Sahip Olmak

    Bizler günlük yaşamımızda sözcükleri, nesneleri adlandırmak için onların üzerine yapıştırılmış birer etiket gibi düşünürüz: "Şu nesne kapıdır, şu nesne kitaptır." deriz, geçeriz. Sözcükler bize hep aynı işi, adlandırma işini yapıyormuş gibi görünürler. Aslında olgu hiç de basit değildir. Önce bilimin kullandığı sözcüklerden, kavramlardan söz edelim: Örneğin "İnsan" sözcüğünü hem insanın niteliklerini ifade etmek için kullanabiliriz hem insan kümesini, insan sınıfını anlatmak için kullanabiliriz. Ayrıca tek ve somut bir insanı adlandırmak için kullanırız. Bu kullanışların hiçbiri sözcüğün mecaz anlamı değildir, üç hâlde de sözcük gerçek anlamında kullanılmıştır. Birinci durumda insan sözcüğü "içlem" (tazammun) hâlinde insanı ifade eder. Bir kavram içine aldığı bireylerin ortak özelliklerini gösterirse o nitelikler kavramın içlemini oluşturur. Akıllılık, hareketlilik, duyarlılık gibi nitelikler insan kavramının içlemini oluşturur. Bu durumda insan sözcüğünün tanımı şöyle olacaktır: "İnsan: Akıllı, hareketli, duyarlıklı canlı varlık." İkinci durumda insan sözcüğü kaplam hâlinde insanı ifade eder. Bir kavramın kaplamı, içine aldığı fertler kümesidir, bir sözcük tarafından belirlenmiş bir nesne sınıfıdır. Bu ikinci durumda insan sözcüğünün tanımı şöyle olacaktır: "İnsan: Ahmet, Mehmet, Ayşe, Descartes, Aristoteles." Örnek olarak ele aldığımız sözcük ağaç olsaydı bu durumda tanımı şöyle olacaktı: "Çam, gürgen, meşe, ardıç ağaç adını alır." Üçüncü durumda insan kavramı nesne sınıfının bir tek üyesini belirtmek üzere kullanılabilir: "İleride bir insan görüyorum." cümlesinde bu kavram tek ve belirli bir kişiyi ifade eder ve ilk iki anlamından tamamen farklı bir anlamda kullanılmıştır.

    Bu örnek bize şunu göstermektedir: Tek bir sözcük olarak gördüğümüz kavramlar gerçek anlamlarında olmak şartıyla en azından üç ayrı şekilde kullanılabilmektedir. Sözcüklerin doğru kullanılabilmesi için bu üç ayrı anlamını bilinçli olarak birbirinden ayırmamız gerekir.

    Bilindiği gibi sözcüklerin bir sözlük anlamları, bir de kullanım anlamları vardır. Sözcüklerin sözlük anlamları onların genel anlamlarıdır, sözlüklerde sözcükler çoğu zaman içlemleriyle tanımlanır. Bir sözlüğe bakıldığında aynı sözcüğün birçok gerçek ve mecaz anlamının olduğu görülür. Buna karşılık bir cümle içinde çok anlamlı bir sözcüğün sadece tek bir anlamı vardır. Ancak edebî eserlerde sözcükler çok anlamlı olarak kullanılabilir. Bilim eserlerinde ve iş başında sözcükler asıl anlamlarında kullanılmalıdır.

Sayfayı Paylaş