Sabiha Gökçen'in bir anısı

Konusu 'Hayatından Kesitler' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 3 Mayıs 2012 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    21.088
    Beğenileri:
    1.716
    Ödül Puanları:
    8.080
    Cinsiyet:
    Bay
    Sabiha Gökçen anlatıyor:

    Askeri birlikleri teftişlerimiz sırasında yemeğe oturduğumuzda Atatürk bazen 5-10 dakika yemeğe başlamaz, yaveri gelip kulağına bir şey söyledikten sonra afiyet olsun der yemeğe başlardık.

    Bir gün bunun nedenini Atatürk’e sorunca "Sen karışma yemeğine devam et" dedi, İyice merak ettim. Gittim yaverine, "Sen Paşa’nın kulağına ne diyorsun da biz yemeğe başlıyoruz?" diye sordum.

    Yaver bana gözlerimi yaşardan şu cevabı verdi:

    "Birlikteki tüm Mehmetçik yemeğini yedi, şu anda bitirdi. Artık yemeğe başlayabiliriz Paşam."

    [​IMG]
  2. rümeysahila

    rümeysahila Ziyaretçi

    sabiha gökçenin çoukluk anısı
    ile ilgili bilgi ödevim için
    yardım lazım.
    Bana yardım edin.
  3. ZeyNoO

    ZeyNoO ٠•●♥ YumuşacıK YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Top Poster Of Month

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    56.317
    Beğenileri:
    2.331
    Ödül Puanları:
    10.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤

    Sabiha Gökçe'nin Çocukluk Anısı (Atatürkle Tanışma Hikayesi)

    Bursa ve Bursalılar en kutsal günlerinden birini yaşıyordu o günlerde. Rahmet dolu günler sıkıntılı ıstıraplı tutsaklık dolu günleri sanki manevi bir elin mucizesi ile yıkayıp götürmüştü..
    Bu el yüce Tanrı’nın eli ile Mustafa Kemal Paşa’da bütünleşmiş tutsaklığa başkaldıran özgürlüğünü her şeyin üzerinde tutan en kudretli zincirleri bile kırmaya muktedir olan.Türk ulusunun bağımsızlık tohumu yeşerten büyüten eliydi…Gazi Mustafa Kemal Paşa Bursa’ya gelmişti…
    Bütün evler bayraklarla donanmıştı.Bütün Bursalılar sokaklara dökülmüştü..yaşama sevincinin böylesine ender rastlanırdı kuşkusuz.onu görmek onu alkışlamak onu kucaklamak için coşku içinde koşuyordu herkes insan hayatında doğumundan mezarına kadar unutulmayacak günler vardır ya işte bu onların en görkemlilerinden biriydi.
    Bende sokaktaydım bende coşku içinde o insan seline kapılmış koşuyordum…benimde yüreğim heyecandan yerinden fışkıracakmışçasına çarpıyordu bu mahşeri kalabalıkta onu Gazi Paşa’yı ebedi kurtarıcımızı görmek mümkün müydü?
    Bunun için bir mucize gerekliydi işte büyük ana caddeden geçiyor insanlar coşku dolu bağırıyorlar..
    Gazi Paşa çok yaşa
    Öyle içten öyle yürekten sesleniş ki bu seslenişle birlikte insanın gözlerinden sevinç yaşları boşanıyor..
    Onu tanımak onunla konuşmak onun sesini duymak istiyordum. Onda bir milli kahramanın çok üstünde bir kudretin mevcudiyetine inanıyor,bu kudret sahibini bütün düşünceleri fikirleri ile idrak edebilmek için çocuk dünyam içinde çırpınıyordum ama bu mümkün müydü?Bunun için bir mucize gerekmez miydi?
    Ben mucizelere pek inanmazdım mucize denen şeyinde insan aklı insan emeği insan zekası ve insan eliyle gerçekleştiği inancını taşıyordum..

    ………………………………..

    Ama benim Gazi Paşa’yı daha yakından görmek onu daha yakından tanımak gibi bir mucizeyi yaratabilecek henüz ne aklım ne fikrim ne de cesaretim vardı..
    Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın yanına gidebilmek onun elini öpebilmek elbetti ki kolay değildi ama imkansızda değildi..
    ama…! ama nasıl ve hangi yolla işte bu yolu arıyor bulamıyor ve çırpınıyordum.Mustafa Kemal Paşa çocukları çok sever diyorlardı doğrumuydu kendi küçük kafamla bunu bir çıkış yolu gibi görerek durup dururken heyecanlanıyordum..
    bu Gazi Paşa’nın Bursa’ya ilk gelişiydi..yıl 1924 yanında Latife Hanım’da vardı gece fener alayları yapılıyor davullar zurnalar çalıyor halk geç vakitlere kadar sokaklarda marşlar söylüyordu.. O yıllarda ne babam ne de daha sonra ailenin tüm yükünü tek başına sırtlayarak bizleri büyüten yetiştiren eli öpülesi annem artık hayatta değillerdi. İkisi de dramatik bir şekilde hayata veda etmişler bizleri acılar denizinin ortasında kaderimizle baş başa bırakmışlardı.
    Şimdi ben kah Saime ablamın yanında kah ağabeyimin yanında kalıyordum hepsi gözümün içine bakıyor bir dediğimi iki etmemeye çalışıyorlardı…kim bilir belki de onların bu son derece insani ve düşünceli davranışları bana dokunuyor kendimi aileye yük oluyormuşum gibi bir hisse kapılmama neden oluyordu.
    Peki ben ne yapabilirdim?
    İçimden hep bir ses;
    Sabiha diyordu git leyli bir okula gir..
    Ama o yaşlar için henüz bir leyli okul olup olmadığını bile bilmiyordum..
    Kim kurtarabilirdi beni bu durumdan…?
    1922-1923 yılları tam iki yıl ve bu benzeri bocalamalar acılarla geçmişti
    1924 ise bir büyük umudun doğduğu yıl Gazi’nin gelişi
    ona ulaşabilsem..Ona okumak istediğimi söylesem bir leyli okuldan bahsetsem
    olmadı!Bir sabah kalktığımda Gazi Paşa’nın Ankara’ya döndüğünü öğrendim
    Ama kader ağlarını yeniden örmeye başlamıştı.1925 yılı bir başka sevinci taşımıştı Bursa’ya..
    Her taraf yine bayraklarla donanıyordu ne vardı ne oluyordu?
    Bayram mıydı hangi bayramdı?Ağabeyime;
    - ne oluyor diye sordum bayram mı?
    Abim; gülümseyerek yüzüme baktı saçımı okşadı
    -Bir bakıma bayram sayılabilir..
    -Anlamadım abi nasıl bir bakıma…
    -Gazi paşa geliyor da
    -Gazi paşa mı?
    Demek onu gene görebilecektim…
    Abim devam etti;
    - hem de nerede oturacak biliyor musun sabiha?
    heyecandan sesim titriyordu
    -Nerede?
    -Bizim evin yanındaki köşkte bana da orada bir vazife verdiler.
    Ah bende büyük olsaydım bende köşkte onun yanında vazife alabilseydim.
    Hayat bu sabiha senin önünde daha çok yıllar var kardeşim bakarsın bu istediklerini Allah yerine getirir…
    -Onu yakından görmek istiyorum
    -O da kim sabiha?
    -Kim olacak abi Gazi Paşa..
    Bu yanıt üzerine ağabeyim önümde diz çöktü gözlerini gözlerime dikerek;
    - bütün istediğin bu mu bunun için mi işi kadere bırakmak istemiyorsun..
    -Başımı salladım evet evet abi…Şimdi siz orada çalışmaya başlayacağınıza göre Gazi Paşa’yla sık sık karşılaşacaksınız..ne olur bir yolunu bulup onun yanına götürüp ellerini öpmemi sağlayın..
    Daha ne kadar bekleyecektim.
    Gazi paşa da ince ruhlu bir insan o halde niçin ağabeyimin beni köşke götürmesini bekleyeyim bundan daha iyi fırsat olur mu bizim evle Gazi Paşa’nın konakladığı ev arasında küçücük bir çitten başka bir şey yoktu bütün mesele cesaretimi toplayarak o çiti aşabilmekti..bunu yapmalıydım çocukken de cesurdum öyle olur olmaz şeylerden korkmaz kaçmazdım..
    Göz açıp kapayıncaya kadar merdivenlerden inip dışarı çıkarak çiti aşıverdim.bunu yaparken yüreğimin yerinden fırlayacakmışçasına çarptığını hissediyordum ama artık olan olmuştu..Birden etrafımı 3 muhafız çeviriverdi daha fazla ileri gitmeme engel oldular içlerinde bıyıklı güleç yüzlü olanı yumuşak bir sesle;
    -“Nereye böyle küçük” diye sordu..buraya girmenin yasak olduğunu bilmiyor musun hemen geri dön..
    Geri dönmek mi bunca heyecandan bunca düşünce sıkıntısından bunca beklemeden sonra geri dönmek mi hayır bunu bana asla yaptıramazlardı..
    İşte Gazi Paşa biraz ötemizde duruyor ve bize bakıyordu…
    Gazi Paşa’yı görmek istiyorum Gazi Paşa’nın elini öpmek için buraya geldim yandaki evde oturuyorum ben, abim de burada Gazi Paşa’nın yanında görev yapıyor
    Muhafız yumuşak bir sesle konuştu;
    -İyi ama bunu önce Gazi Paşa’mıza haber vermemiz gerekirdi..sen şimdi evine dön biz bir çaresine bakar seni yanına götürürüz bir başka gün..
    -“Hayır” diye bağırdım, “iki yıldır yolunu gözlüyorum Gazi Paşa’nın şimdi elini öpeceğim başka zaman istemem geri dönmeyeceğim” bunu söylerken gözlerim Gazi Paşa’yı aramıştı…O da bize bakıyordu..
    Eliyle muhafızlarına beni bırakmalarını işaret etti. İşte önümüzdeki setler engeller yıkılmıştı nihayet.Şimdi ne yapacaktım dizlerimin bağı çözülüyordu..
    Durumumu hissetmiş olacaktı ki yumuşacık sesiyle;
    -“Gel bakalım çocuğum” diye seslendi “madem ki beni görmek istiyorsun niçin orada duruyorsun..”
    Bu söz beni harekete geçirmeye yetti de arttı bile ayaklarım birbirine dolanarak Paşa’nın yanına vardım elini öptüm ağlamamak için kendimi zor tuttum göz yaşlarımı görse kim bilir beni ne kadar ayıplar ne kadar kınardı..
    -“Söyle bakalım çocuğum” dedi “beni niçin görmek istedin adın ne?”
    Kekeledim önce;
    -“Şey…! dedim “şey yani” Gazi Paşa olduğunuz için sizi görmek istedim memleketi düşmandan kurtarmak için elinizi öpmek teşekkür etmek için, benim adım Sabiha efendim..yandaki evde oturuyorum.
    Gülümsedi..
    -“Memleketi düşmandan hep birlikte kurtardık çocuğum dedi. Türk milleti hep birlikte başardı bu işi hatta belki senin bile katkın vardır bu kurtuluşta hiçbir şey yapmadınsa esirlikten kurtulmak için geceleri yatağa girmeden önce dua etmişsindir..Sabiha şimdi gel şurada gölgelik bir yerde oturalım seninle..tanışalım bakalım..”
    Küçük bir bahçe duvarının etrafına karşılıklı oturduk..
    -bana ailen hakkında biraz bilgi vermek ister misin Sabiha…
    dilim çözülmüştü artık kendisine tüm yaşamımı anlatmaya başladım..annemi babamı kaybettiğimi söylediğimde gözlerinin dolu dolu olduğunu görür gibi oldum.
    Bir ara hem yetim hem öksüz kim bilir memlekette ne kadar senin gibi yavrucak vardır?diye mırıldandı..
    Sözlerimi şöyle tamamladım;
    -Okumak istiyorum efendim..
    Bu sözü duyar duymaz yüzünün tüm hatları değişti..daha bir mutluluk yayıldı yüzüne o ana kadar çatık gibi duran kalın kaşları gevşedi.ellerimi tutarak gözlerimin içine baka baka sordu;
    -Sahi mi?okumak mı istiyorsun çocuğum? Çok mu istiyorsun bunu?
    Evet efendim çok istiyorum ailemizin olanakları tükendi beni leyli bir okula yollamalarına imkan yok.
    -aferin sana Sabiha ne de güzel anlattın bana derdini,düşüncelerini.aslında bütün Türk çocuklarının okuması lazım yarın bu vatana sizler sahip çıkacaksınız..bizlerin yerini sizler alacaksınız aydınlık kafalı bilgili insanlar olmanız şart..bir leyli okul istiyorsun demek..
    sevinçle adeta haykırdım;
    -evet efendim bir leyli okulda okumak istiyorum bana yardım ederseniz sizi bu yaptığınızdan dolayı asla mahcup etmeyeceğim..
    -“dinle beni sabiha” diye konuştu…okuma aşkını kimselerin söndürmesine sakın izin verme hayatın boyunca mücadele et engeller olursa bu engelleri ne pahasına olursa olsun yıkıp at. Baban ve annen vefat etmiş Allah ikisine de rahmet etsin şimdi bana kulak ver çocuğum seni kendime evlat edinirsem benimle beraber gelir misin? Birlikte Ankara’ya gideriz,senin okuma işini de hemen halleder yoluna koyarız..
    Kulaklarıma inanamıyorum bu bir mucizeydi. Gözlerimden sevinç yaşları boşandı hemen yerimden fırlayıp ona sarıldım.
    -“göreceksin sabiha” diye sürdürdü konuşmasını “çok güzel günler yaşayacağız birlikte..baba ocağını hiç aramayacaksın,istediğin gibi okuyacak memleketine halkına yararlı olacaksın..”
    Gazi konuşmayı burada kesip yaverine seslendi;
    çocuğu yandaki eve götürün ve bana abisini alıp getirin..
  4. arz-ı hal

    arz-ı hal Özel Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2011
    Mesajlar:
    8.975
    Beğenileri:
    332
    Ödül Puanları:
    5.230
    Meslek:
    İşe başlamadan tatile giren hakime
    Yer:
    yüreğinden uzaklar da...
    işte bu yüzden O BÜYÜK ULUSUN,BÜYÜK TEK LİDERİYDİ :) mekanın cennet olsun Atam,seni eleştirip,ülke yönetmeye kalkanlar birbirlerine düştüler,kemiklerin sızlamasın,biz senin emanetine sahip çıkacağız.

Sayfayı Paylaş