Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

İş görme sözleşmeleri

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve Suskun tarafından 12 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.428
    Beğenileri:
    121
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    A-Hizmet (iş)sözleşmesi

    a-Tanımı ve özellikleri

    BK313 e göre “hizmet akdi bir sözleşmedir ki onunla işçi muayyen (belirli) ve gayrimuayyen (belirsiz) bir zamanda işverenin talimatına uygun olarak hizmet görmeyi ve iş sahibi de ona bir ücret ödemeyi taahhüt eder.”
    Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir ve aksi kararlaştırılmamışsa şekle tabi değildir.

    Hizmet sözleşmesinde sürenin kesin olarak belirlenmesi zorunlu değildir.işin az çok bir süreklilik taşıması yeterlidir. İşçinin bu süre zarfında işverenin emrine uygun olarak çalışması yeterlidir. Bu bağlılık ilişkisi iş sözleşmeyi diğer sözleşmelerden ayırt eden bir özelliktir.
    Ücret zaman itibariyle değil parça itibariyle (yapılan işe göre) verilmiş olsa bile , eğer işçi belirli veya belirli olmayan bir süre için alınmış veya çalışmış oldukça , iş sözleşmesi yine mevcuttur buna parça üzerine hizmet veya ***ürü hizmet sözleşmesi denir.

    b-Türleri
    -Sözleşmede saat,gün, ay,yıl gibi bir süre belirtilmişse belirli süreli
    -Herhangi bir süre belirtilmemişse belirsiz süreli
    -En çok 30 gün süren iş sözleşmesi mevcutsa süreli
    -30 günden fazla süren iş sözleşmesi mevcutsa süresiz iş sözleşmesi söz konusudur.
    + İşçinin işverenle bizzat yaptığı bir sözleşmeye ferdi iş sözleşmesi
    + İşçi sendikalarının işveren sendikalarıyla yaptığı bir sözleşmeye toplu iş sözleşmesi
    +Bir işçinin temsilci sıfatıyla birden çok işçi adına işverenle yaptığı sözleşmeye takım sözleşmesi
    +İşveren veya derneklerin işçilerle veya derneklerle yaptığı sözleşmeye umumi sözleşme denir.

    c-hükümleri

    ca-işçinin borçları
    İşçi işi bizzat yapma, zorunluluk söz konusu ve fazla çalışabilecek durumdaysa fazla mesaiyi kabul, özen gösterme, sadakat ve işverenin emir ve talimatlarına uyma borçları altındadır.

    cb-İşverenin borçları
    İşçiye ücret ödeme, iş verme, araç ve gereç sağlama, işçiyi gözetme, buluşlarına ödül verme, ve çalışma belgesi (bonservis) verme borçları ile yükümlüdür.

    d-İş sözleşmesinin sona ermesi

    da-kendiliğinden sona erme halleri
    İş sözleşmesi belirli bir süre için yapılmışsa veya bu sürenin bittiği maksadından anlaşılıyorsa ,aksi sözleşmede kararlaştırılmamışsa feshin ihbarına gerek kalmaksızın son bulur.
    Fakat sürenin gecmesinden (dolmasından) sonra her iki tarafın da sükutu (susması) halinde sözleşme 1 yıldan fazla olmamak kaydıyla tecdit edilmiş (yenilenmiş) sayılır.
    -İşçinin ölmesi halinde sözleşme son bulur.İşverenin ölmesi her zaman sözleşmeyi sona erdirmez. Ancak eğer sözleşme başlıca onun (işverenin) şahsı nazara alınarak yapılmışsa son bulur.Bu durumda işçi uğradığı zarar için hakkaniyete uygun bir tazminat isteyebilir.



    db-fesih bildirimiyle sona erme halleri

    Sözleşmede süre tayin edilmez ve süre işin maksadından anlaşılmazsa her iki taraf ta fesih ihbarında bulunabilir.
    Sözleşme 1 yıldan fazla devam etmişse bu sözleşme işçi veya işveren tarafından 15 gün önceden ihbar edilerek 15. günün sonunda feshedilebilir.(İhbar edildikten sonra girecek haftanın sonunda)
    Uzun süreli yapılan sözleşmelerde deneme süresi şart koşulmuşsa ilk 2 ay içinde ihbardan sonra girecek haftanın sonunda sözleşme feshedilebilir.
    Yaşam boyu veya 10 yıldan fazla süreli yapılan bir sözleşme mevcutsa hizmet akdi bir tarafın yaşadığı müddetçe veya 10 yıldan fazla süreli yapılmışsa bir aylık bir ihbar müddetine uymak şartıyla tazminat dahi vermeksizin feshedilebilir.



    dc-Fesih yoluyla sona erme
    haklı sebeplerin varlığı halinde hem işçi hem işveren bir ihbara gerek kalmaksızın her zaman sözleşmeyi feshedebilir
    Belli başlı ahlaka veya iyi niyete aykırılıkla ilgili sebeplerin varlığı halinde ;taraflardan birini atık sözleşmeyi icra edememekte haklı gösteren her hal haklı bir sebep oluşturur.
    Bu gibi durumlarda sebebin haklı olup olmadığına hakim karar verir.
    İş sahibi (işveren) borcu ödemekten aciz olduğu takdirde işçinin talebiyle uygun bir süre zarfında ücreti için teminat verilmezse, işçi sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir.

    B-Eser(istisna) sözleşmesi

    a-Tanımı
    Eser bir akittir ki onunla bir taraf (müteahhit) , diğer tarafın (iş sahibinin) vermeyi taahhüt ettiği ücret karşılığında bir eser yaratmayı borçlanmış olur.( BK 355) . Eser sözleşmesi rızai (isteğe bağlı) bir sözleşme olup hiçbir şekle tabi değildir.Müeahhit yaratılacak eseri kendi idaresi altında ve bizzat yapmaya mecburdur. İşin mahiyeti müteahhidin şahsi tecrübesini gerektirmiyorsa eseri başkasına yaptırabilir.

    Aksine hüküm olmadıkça (sözleşmede) müteahhit yaratılacak eser için gerekli araç ve gereçleri kendi masrafıyla(ödemesiyle) tedarik etmeye mecburdur.
    Eser sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Emek karşılığı ücret söz konusudur. Ücretin miktarı baştan ve kesin bir miktar olarak belirlenmişse ***ürü ücret, ücret ödeneceği belirtilmiş fakat miktarı kesinlik kazanmamışsa takribi ücret söz konusu olur.


    b-Tarafların hak ve borçları

    i-Müteahhidin (yüklenici) borçları
    Müteahhidin eseri yapma ve teslim etme eseri sadakat ve özenle yapma, bizzat yapma,malzeme ve araç sağlama,bildirim, zamanında başlama ve bitirme ayıbı üstlenme borçları vardır.

    ii- Müteahhidin (yüklenici) hakları
    Teslim ettiği eser karşılığında belirlenmiş ya da sonradan keşifle belirlenecek ücretin kendisine ödenmesini isteme hakkı mevcuttur. İlaveten İş sahibinin işi (eseri) kabul etmesini isteme, ücret ***ürü olarak (baştan ) belirlenmişse sonradan ortaya çıkan olağanüstü giderler varsa ücretin artırılmasını isteme hakkı vardır.

    iii-iş sahibinin (ısmarlayanın ) borçları
    Ücret ödeme, yapıtı gözden geçirme, eser ayıplı ise ihbar etme borçları mevcuttur.Ücretin ödenmesinde müteahhidin temerrüdü( direnmesi-kaçınması) halinde müteahhidin sözleşmeyi fesih ve zarar ziyanı talep hakkı mevcuttur.
    Eser (yapıt) sözleşmesinin konusu bir taşınmaz ise (örneğin konut) inşaatın ayıplı olmasından dolayı yüklenici ve yapıma katılan mimar ve mühendislere karşı açılacak davanın zamanaşımı süresi 5 yıldır.



    c-Eserde meydana gelen hasarın geçişi
    Tamamlanınca ferdiyle muayyen olmuş bir eser teslimden önce kusursuz olarak yok olmuşsa , iş sahibi onu teslim almakta temerrüde (direnime) düşmedikçe , müteahhit ücretin ve masrafların ödenmesini isteyemez. Ücret önceden ödenmişse müteahhit ücreti geri vermekle yükümlüdür.
    Tamamlanınca nev’i ile muayyen olmuş bir eser teslimden önce kusursuz olarak yok olmuşsa Kusursuz imkansızlık aranmaz Çünkü nevi borçlarda imkansızlık söz konusu değildir

    BK 368 e göre eser sözleşmesinde hasar yapılan şeyin teslimine kadar müteahhide aittir.
    Bunun istisnaları ise iş sahibi eseri almakta temerrüde düşerse, kaza sonucu yok olan malzeme iş sahibine aitse, eser iş sahibine dayanan nedenlerle zarara uğrarsa ve kaza iş sahibi nezdinde ortaya çıkar ve bu nedenle eser tamamlanamazsa hasara iş sahibi katlanır.

    d-Eser sözleşmesinin sona ermesi
    -Bu sözleşme tarafların borçlarını sözleşmeye uygun şekilde ödemesiyle son bulur.
    -İş sahibi yüzünden işin (hizmetin-eserin) yerine getirilmesinin imkansızlaşması ,
    -İş sahibinin işin biten kısmının bedelini ödemesi halinde müteahhidin zarar ve ziyanını tazmin etmesi koşuluyla sözleşmeyi feshetmesi,
    -Eserin tümden yok olmasıyla edimin imkansızlaşması
    -İşin şahsi beceriyi gerektirdiği hallerde müteahhidin ölümü veya işin yürümeyecek duruma gelmesi hallerinde de sözleşme sona erer.

    C-Vekalet sözleşmesi


    a-Tanım, Özellikleri

    BK madde 386’ya göre; vekalet bir akittir ki, onunla vekil sözleşmede kendisine yüklenen işin idaresini ve kendisine yüklenen hizmetin ifasını üstlenir.

    Vekil, icra ettiği işi, kendisine ücret verilmese de, müvekkillin çıkarına ve iradesine uygun olarak yapmalıdır. Sözleşme ile ücret verileceğinin kararlaştırıldığı veya buna dair bir geleneğin varlığı hallerinde, vekil ücret isteyebilir. Bunlardan anlaşıldığı gibi, ücretin zorunlu bir öğe olmaması dolayısıyla, vekalet sözleşmesi eksik iki tarafa borç yükleyen bir sözleme niteliğindedir.

    Vekil işi icra etmeye başladıktan sonra, işin tamamlanması ortaya çıkan mücbir sebeplerle olanaksızlaşırsa, müvekkil yine de vekilin o ana dek yaptığı iş karşılığında uygun bir ücret ödemekle mükelleftir.

    Vekalet sözleşmesi, kural olarak hiçbir şekle bağlı olmamakla birlikte, bazı özel düzen düzenlemelerle özel biçime bağlanabilir. Vekalet sözleşmesinin çeşitleri arasında yer alan gayrimenkul tellallığı, itibar mektubu ve itibar emrinin yazılı şekilde yapması gerektiği, BK’da açıkça belirtilmektedir.

    b-Hükümleri

    ba-Vekilin borçları

    Vekil, işi icra ederken gerekli özeni göstermek zorundadır. Özen borcunun yerine getirmediğini kanıtlamak müvekkile düşen. Vekilin diğer borçları da; işini vekalet verene bağlılıkla yapmak, vekalet verenin emir ve talimatına uygun biçimde bir iş görmek, kendisine verilen işi bizzat yapmak ve kendisine verilen işi görürken birtakım mallar ve belirli miktar para almışsa bunları vekalet verene iade etmek ve ona hesap vermektir. Bu borçlara uymama halinde, vekil tazminat ödemekle yükümlü olur. Vekil, eğer sözleşmede başkasını vekil olarak atamaya yetkili kılınmış yada bu hususta bir gelenek mevcutsa yahut işi başkasına yaptırmak zorunda kalmışsı, işi bizzat yapma yükümlülüğünden kurtulur.






    bb- Müvekkilin (Vekalet Verenin) Borçları

    Müvekkil, ücret ödeme, vekilin işin görülmesi dolayısıyla yaptığı giderleri ve ödemiş olduğu avansları faiziyle birlikte ona verme, vekili işin icrasından dolayı üstlendiği borçtan kurtarma ve işin görülmesi dolayısıyla uğradığı zararları ödeme borcu altındadır.

    Bir kimseyi birlikte vekil olarak tayin eden müvekkiller, vekile karşı müteselsilen sorumludurlar. Aynı şekilde, bir iş için birden çok vekilin atanması halinde de, işin icrasını gerçekleştiren vekiller müvekkile karşı müteselsilen sorumlu olurlar.

    c-Vekalet Sözleşmesinin Sona Ermesi

    BK 396’ya göre, vekaletten azil ve ondan istifa her zaman caizdir. Yani, taraflar herhangi bir nedene dayanmadan ve belirli bir süreye bağlı kalmadan her zaman sözleşmeyi sona erdirebilir. Ancak, münasip olmayan bir zamanda, vekalet azil veya istifa yoluyla sona erdirilmişse, buna neden olan taraf diğer tarafın zararını tazminle mükellef olur.

    Ölüm, ehliyetsizlik ve iflas durumlarının varlığı halinde de sözleşme son bulur. Ancak, vekaletin son bulması müvekkilin menfaatleri aleyhineyse, müvekkil veya mirasçısı veya mümessili bizzat işlerini görebilecek hale gelinceye kadar, vekil veya mirasçısı veya mümessili vekaleti sürdürmeye mükelleftir.

    D-Vekaletsiz iş görme

    a-Tanımı, Özellikleri

    BK 410’a göre, vekaleti olmaksızın başkasının hesabına tasarrufta bulunan kimse, o işi, sahibinin menfaatine ve amacına uygun yapmakla mükelleftir.

    Vekaleti olmaksızın tasarrufta bulunma hiç temsil yetkisinin olmaması anlamına geldiği gibi, verilen talimatın yada temsil yetkisinin aşılmış olması da, vekaleti olmadan tasarrufta bunan kimse, her türlü ihmal ve tedbirsizlikten dolayı sorumludur.

    Vekaletsiz iş gören kimse sözleşme yapmaya yetkili değil ise, yaptığı tasarruftan, ancak kandığı ve kötü niyetle elinden çıkardığı miktarda sorumlu olur.

    b-Hükümleri

    ba. Vekilin Borçları

    İş gören (vekil), işi iş sahibinin menfaatine uygun biçimde görmek ve başkası hesabına gördüğü işten elde ettiği yararları iş sahibine mal etmek ve ona hesap vermekle yükümlüdür.

    bb. Vekilin Hakları

    Kendi menfaati için yapılamamış olsa dahi, iş sahibi yapılan işten kazanılan faydaları kabul etme hakkına sahiptir. Kabul ettiği faydalara göre, işi yapan kimsenin masrafını temin eder ve yapmış olduğu söz verilenden onu kurtarır.

    İş sahibinin menfaatine uygun olarak girişilen ve onun geçerli bir yasaklamasına aykırı olmayan vekaletsiz iş görmede, vekil zararlı ve yararlı giderlerin ve gerekiyorsa ücretin ödenmesini isteyebilir. Vekaletsiz iş görmeden doğan bu alacaklar, 10 yıllık zamanaşımına tabidir.

    bc. Vekilin Sorumluğu

    Mümeyyiz kısıtlılar, yalnız haksız fiil hükümlerine dayanılarak sorumlu tutulabilirler. İş gören kimse fiil ehliyetine sahip değilse, yaptığı işlemden eline geçen değerlerden ancak elinde kalan bölümünü geri vermekle mükelleftir.

    İş sahibi yapılan ise icazet verirse, vekalet hükümleri geçerli olur.

    E-havale


    a-Tanımı, Özellikleri

    BK madde 475’ye göre; havale öyle bir akittir ki, onunla havale edilen (muhalünaleyh), vekil sıfatıyla kendi adına kabza yetkili olan havale alıcısına (muhalünlehe), havale eden (muhil) hesabına nakit veya kıymetli evrak veya misli eşyayı kabule yetkili kılınır.

    b-Genel Olarak Değerlendirme

    Havale ödeme ve kredi vasıtası olup, nedene ve amaca bağlı değildir.

    Havalenin konusu havale edenin havale alıcısına olan borcunun ödenmesi ise, bu borç ancak havale edilen tarafından yapılacak bir ödeme ile son bulur. Şöyle ki, havaleyi kabul eden alacaklı, ancak, havale edilene müracaatla havalede öngörülen süre içinde alacağını kabul etmediği taktirde, havale edenden alacağını isteme yetkisini kazanır.

    Havale edilen, havaleyi kabul etmek istemezse bunu derhal borçluya haber vermek zorundadır. Aksi halde zarar ve ziyandan sorumlu olur.

    Havale alıcısı, havaleyle, edilen tarafından yapılacak ödemeyi kabule yetkili kılınır. Ancak bu yetkiyi kullanıp kullanmamakta serbesttir.

    Havale edilen, havaleyle, yalnızca ödemeye yetkili kılınır. Havale edilen havale edene borçlu ise ve kendisi için bu ödeme havale edene yapacağı ödemeden daha külfetli değilse, borcu oranında, havale edilene ödeme yapmaya mecburdur.

    Havale eden, hem havale edilene hem de havale alıcısına yetki vermektedir. Havale alıcısına karşı her zaman havaleden dönebilir. Havale eden, havale alıcısına karşı her zaman havaleden dönebilir. Yeter ki, havale eden havale alıcısının borçlusu olup, bu rücu havale alıcısının aleyhine olmasın.

    c- Akreditif (Kredi Mektubu)

    Özelikle uluslar arası ticarette kullanılan, BK 457. maddesi anlamında bir havaledir.

    Genellikle, ülke içindeki bir alıcının ülke dışındaki bir satıcıya borcunun ödenmesi dolayısıyla akreditif düzenlenir. Akreditifte, bankasına akreditif açma yetkisi veren kişi havale eden durumunda, akreditif açan banka havale edilen durumunda, bankanın akreditif gereği ödemede bulunacağı kişi de havale alıcısı durumundadır.
     

Sayfayı Paylaş