Sarıkız Efsanesi

SARIKIZ EFSANESİ

İda Efsanesi Edremit Körfezi’nin kuzeyindeki Kaz Dağı’nın mitolojide önemli bir yeri vardır. İlk güzellik yarışması burada yapılmıştır, Baştanrı Zeus, Ganimedes’i bu dağdan kaçırmış; Paris, İda’da büyüyüp evlenmiştir. Troya Savaşı da tanrılarca buradan izlenmiştir.

Zeus, Girit’teki İda Dağı’nda Anadolu’nun matriyarkal tanrısı olan Kybele tarafından doğurulmuştu. Anadolu’nun ikinci bir İda Dağı’nda, karısı Hera ile evlenmişti. Güya toprağı ilkah edici yağmur, orada toprağa kavuştu. İda Dağı güney Frigya’da Koca Katran Dağları denilen bir dağ zincirinin en yüksek zirvesidir. İlyada da hep “Ana İda” veya “Çok Pınarlı İda”, diye anılır. Zeus Truva Savaşı’nı bu tepeden seyreder. Skamander (Küçük Menderes) nehri oradan akmaya başlar.Güya bir gün Herkül çok susamış ve İda Dağı’nın eteğini kazmış. İşte o zaman Skamander akmaya başlamış. Onun suyunda ayışığında yıkanan kadınların saçları altın sarısı olurmuş. Truva havalisinin bütün kızları zifaf gecesi arifesinde Skamander nehrinde yıkanırmış.


Aynı yöre, Müslümanlığın yayılışından sonra da çeşitli söylencelere konu olmuştur. Sarıkız, bunların en yaygınıdır. Söylencenin kahramanı Sarıkız burada kaz çobanlığı yaptığı için dağ “Kaz Dağı” diye anılmaya başlanmıştır. Bu olaya ilişkin anlatılan Sarıkız efsanesi şöyledir:


Edremit’in Güre Köyü’nde yaşayan Sarıkız çok güzel, güzel olduğunca da iyi yürekli, yardımsever bir kızdır. Bu özellikleri nedeniyle çekemeyenleri de çoktur. Yaşantısı çeşitli söylentilere yol açar.


Çıkarılan söylentiler babayı çok üzer, ama elinden bir şey gelmez. Sarıkız’ın önünde beş-on kaz katarak dağa bırakır. Orada yaşamını sürdürebilmesi iyi bir insan olduğunu kanıtlayacaktır. Sarıkız sessizce katlanır. Bir gün babası onu görmeye gelir. Dağa tırmanırken yorulur ve kızından su ister. Sarıkız’ın dağın tepesinden elini uzatarak körfezden tasını doldurup, kendisine uzatmasıyla adamcağız şaşkına döner. Kızının erdiğini anlar, öneünde namaz kılar. Ancak sırrının anlaşılması ile Sarıkız oracıkta ölür. Baba çok üzülür, oralardan gitmek üzere uzaklaşır. O da bir tepede can verir. Kaz Dağı adının bu söylenceden geldiği öne sürülmektedir. Dağın en yüksek doruğu “Sarıkız Tepesi”, babasının öldüğü yer de “Baba Dağı” olarak anılmaktadır.


Sarıkız’ın gömüsü Sarıkız Tepesi’ndedir. Bu gömü Türkmenlerce kutsal sayılmaktadır. Her yıl eylül ayında ziyaret edilir. Yozgat, Antalya yörelerinden gelenler olur. Törenlerin üç gün üç gece sürdüğü söylenmektedir.
 

yesim434

Hırçın Karadeniz Kızı Biricik Yeşim
V.I.P
Bu Ayın Lideri
Anadolu’nun dört bir yanı efsanelerle, ders verici halk hikayeleriyle dolu. Güzel topraklarımız pek çok efsaneye ev sahipliği yapmış ve günümüzde bunlar yazıya dökülerek daha geniş çevrelere ulaşıyor. Bu güzel efsanelerden birisi de sarıkız efsanesi. Kavurmacılar Köyü’nde mezarları bulunan bir baba kızın öyküsüdür bu.
r9Qpxuy.jpg

Çanakkale’nin Sarıkız’ı​

Sarıkız, Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı bir köyünde babasıyla yaşayan sarı saçlı bir kız çocuğudur. Adamın karısı, Sarıkız henüz küçük bir çocukken ölmüştür ve kızın babası eşinin acısına, hatıralarını her gün görmeye dayanamayıp başka bir köye taşınmaya karar verir.
Küçük kızıyla beraber Kaz Dağları’nın eteklerinde bir köye yerleşip kaz çobanlığı yapmaya başlarlar. Zamanla kız büyür, sarı saçlarıyla delikanlıların gönüllerini çeler ama kendisinin gönlü onlardan hiçbirine düşmez, bütün günü çok sevdiği kazlarla ilgilenerek geçer. Çobanlıktan kazandıkları parayı yıllar boyu biriktirirler, baba kız iyi kötü idare ediyorlardır

Bir zaman sonra Sarıkız’ın babası hac vazifesini yerine getirmek için gittiğinde komşudan kızına göz kulak olmasını ister. Aylar sonra geri döndüğünde köylülerin kendilerine selam bile vermediğini fark eder. Onun yokluğunda kızının kötü bir iş yaptığı kulağına gelir, inanmak istemez ama bundan ötürü kızını öldürmesi istenir.
Ama adamcağız biricik kızına kıyamaz ve onu baktığı kazlarla birlikte götürüp dağın zirvesine bırakır. İçi yansa da köye geri dönüp acılar içinde yaşamaya devam eder. Aradan yıllar geçer, baba gönlünde taşıdığı yükle ağır aksak yaşamaktadır. Dağda yolunu kaybedip köye ulaşan yolcular kendilerine yardım eden bir kızdan bahsedince baba kızının yaşadığından emin olur. Ölmeden son kez kızını görmek için dağın yolunu tutar.
Sarıkız babasına darılmamıştır, kazlarıyla birlikte adamı karşılar. Babasının abdest alması için denizden su taşır, içmesi için ise tatlı su getirmek ister. Köye doğru döndüğünde ise babası onun siyah bir duman arasında kaybolduğunu görüp kızının çektiği acılar sayesinde ermişlere karıştığını fark eder.
Kızının aslında söylenen suçu işlemediğini anlayan baba köye beddua eder. Bir inanışa göre bugün o köyde kimsenin yaşamaması da bu yüzdendir. Kızının acısına dayanamayan baba, bugün Baba Tepe olarak anılan yerde hayatını kaybeder. Yörede yaşayanlar onların anısına yassı taşlardan birer mezar yaparlar. Günümüzde hâlâ Sarıkız’ın kazları için yaptığı taş avlunun olduğu yerde durduğu söylenir.
 

Top