Kahraman Tazeoğlu - Yokluğunun Tasvirsiz İstanbul'u

kelebek

-ütopik-
V.I.P
Yazıyorum. İnadına bükülüyor kelimeler, kalemimin çeperinde. Sana mensup akıldışı tümcelerde günler geçiriyorum. Sesin duyulur gibi oluyor uykudan uykuya geçitlerimin bulanıklığında. Nerde olduğunu bilmediğim İstanbul sabahlarında, olduğun yere açıyorum gözlerimi. ‘Yine yoksun’ diye bitireceğim geceye düş kırıklığı topluyorum, seni şair yapan sokaklardan. ‘Buradan geçmiştir’ belkisinin işe yaramaz ihtimaliyle, umuduma yürüyorum. Tabanımda, izin’siz kaldırımı kalmadı İstanbul’un. Bir şehir bu kadar taşır seni ve bu kadar saklar. Yoksun!

Ayrılığın, inandıkça bir yalan oluyor. Özbeöz olsa, firak lisanımıza uymazdı. Anlamazdım. Yadin dururdum terk ettiğin şehirlerin girişinde. Söylediklerinin eri oluyorum oysa. Dilim, haricindekilere paralel, lügatine teğet geçiyor. Daha yakınlığım, senin en uzağın. Genişliğini bilmediğim yörüngendeki kör dolanışım, İstanbul’un çok açılı bakışlarında sıkışıp kalıyor.

Özlüyorum, tamamı özlem aşkımın en yanık ayinlerinde. İstanbul kuma, İstanbul delil, İstanbul naçar... Ben gibi değil mi artık içindeki ben? Çok mu ileri gittim ve ertesiz mi bıraktım bu aşkı? Sen yazarken, ben yaşıyorum! Simetrik midir bu eylemler taraflarımızın algılayışında? Ben geri çektim öfkemi. Sen de kır küskünlüğünün nifak saçan dallarını. Affedilmez kusur işlenmedi bizde. Kırgınlığım sözüneydi. Sana, alındım ben! Alındım sevdiğime!

Bana vaatsizsen de, bul beni sende, İstanbul’da. Yalnızlığım paylaşılıyor, havarisi çok kimsesizliğimin. Sensizliğim tekelimde, şahsıma yaraşık yaşaması. Zamanın, geçer gibi yaptığı anlarda, anıları daha çok hatırlıyorum. Gülüşünden sözlerine, ellerinden gözlerine uzanan resmiyetsiz Boğaz törenlerinde harlanıyor aklım. Varlığına yeksan değil yokluğunun tasvirsiz İstanbul’u.



KAHRAMAN TAZEOĞLU'nun "susacak var" adlı kitabından
 
Top