İngilizce İşaret Sıfatları

yesim434

Hırçın Karadenizli
V.I.P
  • This (Bu)
  • That (O)
  • These (Bunlar)
  • Those (Onlar)

“Which bicycle is yours?” (Hangi bisiklet senin?)


This bicycle is mine, and that one used to be mine until I sold it.” (Bu benim bisikletim ve oradaki, onu satana kadar benimdi.)

Sıfatların Doğru Kullanımları​

✗ I have a car red with a top black.


✓ I have a red car with a black top.


✗ We ate a salad green with potatoes fried.


✓ We ate a green salad with fried potatoes

İngilizce Sıfatlar Örnek Cümleler​


Olumlu İngilizce sıfatlar; Cheerful-Neşeli, Brave-Cesur, Optimistic-İyimser, Reliable-Güvenilir, Talkative-Konuşkan, Friendly-Cana yakın, arkadaş canlısı, Lively-Neşeli, Modest-Mütevazı, Sensitive-Duygusal, Childsh-Çocuksu.

  • I saw a great Persian film last night. (Dün gece harika bir İran filmi seyrettim.)
  • It’s so hot in Eileen’s house. (Eileen’in evi çok sıcak.)
  • I’ve never seen a more beautiful painting in my life. (Hayatımda daha güzel bir tablo görmedim)
  • Our holiday was spoiled by bad weather. (Kötü hava yüzünden tatilimiz bozuldu.)
  • Is that red umbrella belongs to you? (Şu kırmızı şemsiye sana mı ait?)
  • The lemon flavored cheesecake is my favorite dessert, to be honest. ( Limonlu cheesecake favori tatlımdır doğrusu.)
  • I think I’ll have some more of that yummy ginger bread. ( Sanırım şu leziz zencefilli çörekten biraz daha alacağım.)

Last night the stars were very bright.
Dün gece yıldızlar çok parlaktı.

A large car can not pass through a narrow road.
Geniş bir otomobil dar yoldan geçemez.


We like hot tea.
Biz sıcak çay severiz.


I don’t like cold water.
Soğuk su sevmem.


İngilizce Sıfatlar ile Soru Cümlesi Örnekleri​

  • Is this song very high pitched? We do not wanna wake neighbors up. (Bu şarkı yüksek sesli mi? Komşuları uyandırmak istemeyiz.)

  • Is the cake yummy you ate? (Yediğin kek lezzetli mi?)

  • Did you put the melted butter in the cake as the recipe told you to do so? (Kekin içine tarifte dediği gibi erimiş tereyağ koydun mu?)

  • Are my hands look worn? ( Ellerim yıpranmış görünüyor mu?)

  • Is my pants look so tight? ( Pantolonum dar mı görünüyor ?)

  • Is the clothes you washed still wet? (Yıkadığın giysiler hala ıslak mı?)

  • What is that melodic song in the forest? (Ormandaki bu melodik şarkı da ne?)

  • Can you be quiet please? ( Lütfen sessiz olur musun?)

  • To whom does that blue shirt belong? ( Bu mavi gömlek kime ait?)

  • How did you find this old attic? (Bu eski tavan arasını nasıl buldun?)

  • Can you see that orange balloon in the air? ( Havadaki turuncu balonu görüyor musun? )

  • Do I looklike some mad old woman in this hat? ( Bu şapkayla yaşlı deli bir kadına mı benzedim?)

İngilizce Sıfatlar ile Olumsuz Cümle Örnekleri​

  • She diedafter taking a massive overdose of drugs. (Yüksek dozda ilaç aldıktan sonra öldü.)

  • I can’t believe you got that skinny. ( Bir deri bir kemik kaldığına inanamıyorum.)

  • I did not make a deep research but it is probably the way I thought. (Derin bir araştırma yapmadım ama muhtemelen benim düşündüğüm gibi.)

  • I haven’t even thought that you could be such a selfish person. ( Bu kadar bencil olabileceğini düşünmemiştim hiç. )

  • I have not been to the beautiful California for years. ( Güzel California’ya yıllardır gitmedim. )

  • We had not thought that our black cat would run away from the house. ( Siyah kedimizin evden kaçacağını düşünmemiştik.)

  • I do not do daily exercises. (Günlük egzersiz yapmıyorum.)

  • There is no need to those countless argumentsagainst this ridiculous proposal. ( Bu saçma teklif için sayısız tartışma yapmaya gerek yok.)

  • I am not amused in the classroom environment. ( Sınıf ortamında mutlu değilim.)

  • She is not that stupid to make the same mistakes over and over again. ( Aynı hataları tekrar tekrar yapacak kadar aptal değil.)

İngilizce Olumsuz Anlamlara Sahip Sıfat Örnekleri​

Olumsuz anlam veren sıfatlar; Selfish-Bencil, Stubborn-İnatçı, Vain-Kibirli, Greedy-Açgözlü, Cowardly-Korkak, Pessimistic-Kötümser, Dishonest-Sahtekâr, Forgetful-Unutkan, Impulsive-Düşüncesizce davranan, Bossy-Patronluk taslayan, Cruel-Zalim, Foolish-Ahmak, Jealous-Kıskanç.


  • You’re a weak-willed person. (iradesiz birisin.)

  • It was an extremelyvulgar joke. (Çok bayağı bir şakaydı.)

  • We are not vengeful peoplebut we want justice. (İntikamcı değiliz ama adalet istiyoruz. )

  • He was very vain abouthis hair and his clothes. ( saçı ve giysileri konusunda çok gösterişçiydi.)

  • She had a vague feelingthat something had gone terribly wrong. ( Bir şeylerin ters gittiğine dair şüpheli bir hissi vardı. )

  • He is an utterlyuntrustworthy, unreliable source. (O oldukça güvenilmez, inanılmaz bir kaynak. )

  • Tomalways leaves his clothes in an untidy heap on the bedroom floor. ( Tom giysilerini her zaman dağınık bir yığın olarak yatak odasının zeminine bırakır.)

  • She is an unreliable narrator. ( O güvenilmez bir anlatıcı.)

  • The weatherthere can be unpredictable – one minute it’s blue skies and the next minute it’s pouring rain. ( Orda hava tahmin edilemez, bir dakika mavi gökyüzü, bir dakika bardaktan boşalırcasına yağmur.)

  • Itwas unkind of you to take his toy ( Oyuncağını alman senin zalimliğindi)

  • He was truculent and difficultto deal (Kavgacı ve uğraşması zor biriydi.)

  • You have to be carefulwhat you say to Kevin – he’s rather ( Kevin’a söylediklerine dikkat et, çok alıngan biri.)

  • My dogis a little timid – especially around other dogs. ( Köpeğim biraz çekingen, özellikle de diğer köpeklerin yanında.)

  • She’s not intentionallyunkind – she’s just a little thoughtless sometimes. (Bilerek kabalık yapmıyor, sadece bazen biraz düşüncesiz.)

İngilizce Sıfatlar Karşılaştırma Konu Anlatımı​

Tek heceli sıfatların derecelendirilmesi -er ve -est kullanılarak yapılmaktadır. Eğer en üstünlük derecesini belirtecekseniz cümle içerisinde sıfattan önce the kullanılır.


  • Tall (Uzun) – Taller (Daha Uzun) – The Tallest (En Uzun)

  • Cheap (Ucuz) – Cheaper (Daha Ucuz) – The Cheapest (En Ucuz)

Dikkat edilmesi gereken nokta, sıfat -e ile bitiyorsa bu ekler -r ve -st halini alır.
  • Wide (Geniş)- Wider (Daha Geniş)- The Widest (En Geniş)
  • Large (Büyük)- Larger (Daha Büyük)- The Largest (En Büyük)

Eğer sıfat sesli + sessiz harf şeklinde bitiyorsa sondaki sessiz harf tekrarlanır yani ikileşme yapılır.
  • Heavy (Ağır) Heavier (Daha Ağır) The Heaviest (En Ağır)
  • Narrow (Dar) Narrower (Daha Dar) The Narrowest (En Dar)

Kelime sessiz + -y ile biten sıfatlarda sondaki -y harfi -i’ye dönüşmektedir.
  • Pretty (Güzel) Prettier (Daha Güzel) The Prettiest (En Güzel)

Hot
Hotter
Hottest


Today is hot.
Today is hotter than yesterday.
Today is the hottest day of the year.


Big
Bigger
Biggest


That tree is big.
That tree is bigger than the one next to it.
That is the biggest tree in my yard.


Pretty
Prettier
Prettiest


She is pretty.
She is prettier than her sister.
She is the prettiest girl in the school.



Sıfat iki heceli ve daha fazla ise genellikle önüne most veya more alır.


  • Patient (Sabırlı) More Patient (Daha Sabırlı) The Most Patient (En Sabırlı)

  • Expensive (Pahalı) More Expensive (Daha Pahalı) The Most Expensive (En Pahalı)

  • Beautiful (Güzel) More Beautiful (Daha Güzel) The Most Beautiful (En Güzel)

  • Comfortable (Rahat) More Comfortable (Daha Rahat) The Most Comfortable (En Rahat)

  • I was more frightened of dogs than spiders when I was a child. (Çocukken köpeklerden örümceklerden daha çok korkuyordum

  • That book is more boring than this one. (O kitap bundan daha sıkıcı.)
I think Dr Smith’s lesson was more interesting than Dr Brown’s. (Bence Dr Smith’in dersi, Dr Brown’ınkinden daha ilginçti.)

For 24 hours on the flight to Australia, I was the most bored I’ve ever been. (Avustralya uçuşunda 24 saat boyunca, şimdiye kadar yaşadığım en sıkıcıydı)

I think this is the most interesting talk we’ve heard today. (Sanırım bugün duyduğumuz en ilginç konuşma bu.)
  • It was the most frightening film that he’d ever seen. (Gördüğü en korkutucu filmdi.)
Karşılaştırma cümlelerinde sık sık kullanılan bir başka ek ise; şey ya da kimse varsa -den anlamına gelen than sözcüğü kullanılır.
  • Ahmet is taller than Ayşe.
  • (Ahmet Ayşe’den daha uzun boyludur.)
  • This hotel is cheaper than the other one.
  • (Bu otel öbüründen daha ucuzdur.)
  • This carpet is better than that one.
  • (Bu halı şundan daha iyidir.)
  • His car is more expensive than
  • (Onun arabası benimkinden daha pahalıdır.)
  • This picnic area is more marvellous than the one we went last Sunday.
  • (Bu piknik alanı geçen Pazar gittiğimizden daha harikadır.)
 
Top