• Kazandığınız her 1000 ÇTL birikiminizi 5 TL ile değiştirip ödeme alabilirsiniz...

Hem ayrılabilen hem ayrılamayan fiiller&anlamları

dderya

kOkOşŞ
V.I.P
İnternette bu konuya dair bir listeye rastlayamadığım için sözlükten yardım alarak basit bir liste oluşturdum.
Ayrılabilen fiiller ve Ayrılamayan fiillerin eklerini sıraladıktan sonra, Almancada hem ayrılan hem ayrılamayan fiileri listeleyeceğim.

Trennbare Verben:
ab-, an-, auf-, aus-, bei-, ein-, fest-, los-, hin-, her-, mit-, vor-, weg-, zu-, zurück-, zusammen-, nach-, um-, vorbei-, weiter- eklerini alan fiiller ayrılabilen fiillerdir.
Untrennbare Verben:
be-, ver-, miss-, ent-, er-, ge-, emp-, zer- eklerini alan fiiller ayrılamayan fiillerdir.


Trennbare oder Untrennbare Verben
Almancada durch-, hinter-, über-, um-, unter-, voll-, wider-, wieder- eklerini alan fiiller ayrılıp ayrılmamak konusunda değişiklikler gösterir. Mesela durch- eki alan durchfallen ayrılırken, durchsuchen ayrılamaz.
Bunlar kullandıkça hafızamızda yer edecek olan fiillerdir.
Fakat yazılışı aynı olup, anlam açısından farklılık gösterdiği için, yani sesteş olduğu için hem ayrılan hem ayrılamayan fiillerden en çok kullanılanları ezberlemek ve öğrenmek faydalı olacaktır. Bu fiillerden en çok kullanılanların, anlamları ve örnek cümleleri ile birlikte listesi.

wieder-holen: geri getirmek (etwas zurückholen)
- Das Kind holt den Ball wieder. Çocuk topu geri getirdi.

wiederholen: tekrarlamak (etwas noch einmal sagen/lernen)
- Er wiederholt die Verben. Fiilleri tekrar ediyor.

um-fahren: araba ile bir şeyi ezmek/devirmek (etwas mit einem Fahrzeug zu Fall bringen)
- Ein Autofahrer fährt den kleinen Baum um. Bir sürücü küçük ağaca çarptı.

umfahren: araba ile bir şeyin etrafında tur atmak ( außen um etwas herumfahren)
-Auf der neuen Straße umfährt man das Dorf in wenigen minuten. Köyün çevresi birkaç dakikada turlanabilir.

durch-brechen: ikiye ayırmak (etwas in zwei Teile teilen)
- Die Holzbrücke über den Bach ist durchgebrochen. Dere üzerindeki köprü ikiye ayrıldı.
-Wie brechen durch. ikiye ayrılıyoruz.

durchbrechen: yarıp geçmek (durch etwas hindurchgehen)
- Das Flugzeug durchbricht die Schallmauer. Uçak ses duvarını aşıyor.

über-ziehen: üzerine bir şeyler giymek (etwas zusätzlich anziehen)
-Zieh dir etwas über, es ist kalt. Üzerine bir şeyler giy, hava soğuk.

überziehen: bir şeyin üzerine bir şey geçirmek/örtmek/banka hesabındaki mevcut paradan fazla para çekmek (das Bett mit frischer Wäsche versehen/ vom Konto mehr Geld abheben)
- Sie hat die Betten frisch überzogen. (Çarşafları yenileri)
-Ich überziehe mein Konto nur ungern.
I put on my account reluctant.
 
Top