Göz Rengi

yilmaz27

zaman akip gider durulmadan
Özel üye
goz_rengi.jpg


Pencerelerin olması gereken yerde büyük boşluklar, duvarlarda ise çatlak ve göçükler hatta bolca mermi delikleri vardı.

Zemin, duvardan dökülen parçalarla doluydu. Hava, nefes almayı zorlaştıracak kadar tozlu...
Odada iki tane kanepeden başka bir şey yoktu. Griye çalan soluk yeşil renkli kanepelerden biri yıkılan duvar yüzünden ikiye bölünmüştü.
Sağlam olan kanepenin diğerinden tek farkı ise üzerindeki kurumuş kan lekeleriydi.
İşte bu kanepede gömleğinin üzerine giydiği bol ceketi ve altındaki eski şalvara rağmen rahat hissetmediği belli olan, iri yapılı, kel kafalı, sakalları uzun olan bir adam uyuyordu.
Kanepenin kenarından sarkan elinde ise bir silah tutuyordu.
Ses çıkarmamak için uzun süre hiç hareket etmedim. Kalbim küt küt atmıyordu artık.
Yine de çok korkuyordum. Korkumun sebebinin karşımda uyuyan adam olmadığına da emindim.
Adamın elinde silah olması beni korkutacak değildi. Zaten benim dışımdaki herkesin silahı vardı. Hiç kimse de kullanmaktan çekinmiyordu.
Dakikalar geçtikçe korkumu unuttum. Sanırım uzun zamandır kendimi ilk kez güvende hissetmeye başladım.
Buna rağmen gözümü bir an bile olsa karşımdaki adamdan ayıramıyordum.
Tam da uyuyan adamın gözleri ne renk acaba diye düşünürken gözlerinin açık olduğunu fark ettim.
Göz göze geldiğimizde gördüğüm rengin ne olduğunu bilmiyordum.
Çok iyi bildiğim şey ise adamın gözlerindeki korkuydu.
Kafamdan bir anda milyonlarca düşünce geçti. Kendimi savunma iç güdüsüyle adamın elindeki silaha bakmak için kafamı çevirdim.
Gördüğüm tek şey karanlık oldu. Önce inanılmaz bir acı hissettim.
Sonrasındaysa...
Kocaman bir hiçlik...
Bu bitmek bilmeyen savaşın bir diğer kurbanı olmuştum.
Üstelik 11 yaşındaki masum bir çocuk olmam gerekirken...
 
Top