Çocuklarda Okuma Alışkanlığı ve Becerisi Nasıl Gelişir?

yesim434

V.I.P
V.I.P

Pek çok anne-baba çocuğundan “bana bir hikâye okur musun” sözünü işitmiştir. Ancak maalesef günümüzde pek çok çocuk geceleri okunan “uyku vakti” hikâyelerinden mahrum kalıyor. İnternet ve televizyon gibi araçların ortaya çıkması ve yaygınlaşması ailelerin çocuklarla beraber yatma vaktinde hikâyelerle geçebilecekleri zamanlardan çalmaya başladı.

Çocuğunuza bir şeyler okumanız neden önemlidir?

Okuma güçlüğü çekmek çocuğunuzun yalnızca okuldaki becerisini etkilemekle kalmaz, aynı zamanda yaşamının her alanında kendine güveninde azalmaya neden olur. Suç kayıtları bulunan yetişkinler üzerinde yapılan taramalar bu kişilerin yaklaşık olarak yarısının okuma güçlüğü yaşadığını göstermektedir.
Kaç yaşında olursa olsun küçük bir çocuğa kitap okuduğunuzda, onun görsel zekâ, kelime dağarcığı ve dinleme becerilerini geliştirir, aynı zamanda da çocuğun dil gelişiminin temellerine de önemli katkıda bulunursunuz. Çocuğunuzun hayal gücünü geliştirirseniz, onun dünyasını daimi olarak genişletip zenginleştirir ve kitaplara olan merakını arttırırsınız. Çalışmalar gösteriyor ki erken yaşta kitap veya hikâye okunarak büyüyen çocukların okulda ve hayatta başarılı olma ihtimali artmaktadır. Gerçekten de okul çağında çocuklarda okuma alışkanlığı ve becerisi iyi düzeyde olan pek çok çocuğun hem kendileri okuyan hem de çocuklarına kitaplar veya hikâyeler okuyan ebeveynleri vardır. Evet, gerçekten de okuma evde başlar!

Ev ortamı

Ev ortamı erken yaşta okuma becerisinin gelişmesinde önemli rol oynar. “Yeni Yüksek Sesle Okuma Kılavuzu” kitabının yazarı Jim Trelease’e göre, erken okumaya başlayanlar ve ilk eğitime kolaylıkla adapte olan öğrencilerle biri 1966, diğeri 1975 yılında olmak üzere iki önemli çalışma gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalarda görülmüştür ki erken okuma becerisi geliştiren çocukların evinde aşağıdaki şu dört şartın neredeyse tümü mevcuttur:
  1. Çocuğa düzenli olarak bir şeyler okunmaktadır. Okuma alışkanlığı yalnızca kitapları değil, reklam panolarını, tabelaları, etiketleri ve daha başka şeyleri de içermektedir. Ebeveynler her şeyi okuyan örnek okuyuculardır.
  2. Kitaplar, gazeteler, dergiler ve çizgi romanlar evde hep mevcuttur.
  3. Kalem ve kâğıt da böyle çocukların evlerinde her yerde bulunur, çünkü yazılı dile olan merakın başlaması, alfabenin harflerini ve değişik nesneleri kopyalamaya duyulan ilgiden doğmuştur.
  4. Böyle çocukların evlerindeki yetişkinler çocuğun bitmek bilmeyen sorularını cevaplamış, çocuğun çabalarını övmüş, bölgelerindeki kütüphaneyi sıklıkla kullanmış, kitaplar satın almış, çocuklarının anlattığı hikâyeler yazmış ve çocuklarının eserlerini görünür şekilde sergilemişlerdir.
Çocuğunuza okuma için iyi bir ev ortamı hazırlamanın yanı sıra, bir de çocuğunuzun iyi işittiğinden emin olmanız gerekir!

Çocuğun işitmesi okumasını nasıl etkiler?

Yale’deki nörologlar çocuklara okumayla ilgili görevler vererek bu esnada çocuklarının beyinlerinin işleyişini incelemişlerdir. MR taramalarını inceleyen bilim adamları, iyi okuma becerilerine sahip çocukların beynin işitsel/dil merkezlerine yoğun bir kan akışı olduğunu ve bu bölgelerin taramalarda belirgin hale geldiğini keşfettiler. Bu bölgelere daha az kan akışı olan çocuklarda ise okumada güçlükler olduğu tespit edildi. Diğer bir deyişle, kuvvetli kulak-beyin bağlantısı olan çocuklar daha iyi okuyucu olmaya yatkındır.
Başka çalışmalar da kulak iltihapları geçiren, konuşma güçlüğü olan ya da işitsel yeteneklerinde zayıflık olan çocukların okuma sorunları yaşama riski olduğunu gösteriyor.
İşitsel yetenek aslen “sesbirimsel farkındalıktır”. Okuma da fonemik farkındalıkla başlar – kelimeler veya sesbirimleri içindeki sesleri fark etme, düşünme ve yönlendirme kabiliyetidir. Sesbirimleri, değiştiklerinde kelimenin anlamını değiştirebilen, dilimizdeki seslerin en küçük birimleridir (kedi ve yedi gibi).
Sesbirimsel farkındalık küçük çocuklarda çeşitli şekillerde geliştirilebilir.

  1. Çocuğunuzla doğrudan ve net bir şekilde konuşun.

Daha bebekliğinden itibaren başlayın. İnsan etkileşiminin yerini hiçbir şey tutamaz.
  1. Kafiye oyunları oynayın.

Çocuğunuzun ismiyle ya da yapmak üzere olduğunuz işle uyumlu kafiyeler uydurun. Örneğin “Ali, kartopu oynamaya gidelim haydi!” gibi. Ardından çocuğunuzu da konuyla ilgili başka kafiyeli kelimeler bulmaya teşvik edin.
  1. Harflerin yerini değiştirerek komik kelimeler icat edin.

Çocuk şarkılarındaki harfleri değiştirerek yeni kelimeleri araya katıp onları daha eğlenceli hale getirebilirsiniz. “Kırmızı Balık” şarkısını “Kirmizi Balik” diye söylemek gibi. Ya da “Sevimli Dostlar Alfabe Şarkılarında” olduğu gibi her harfi değişik seslerle söyleyebilirsiniz.
  1. Kelimelerdeki farklı sesleri vurgulayın.

Başlangıç ve bitiş seslerine vurgu yapın. Sesli harf hecelerini abartarak telaffuz edin. Önce komik şekilde söyleyip ardından düzeltin.
  1. Çocuğunuzla tekerlemeler söyleyin.

Tekerlemeleri her zaman dikkati yönlendirmek için kullanabilirsiniz. Örneğin siz giyinirken veya çocuğunuzun üzerini değiştirirken bir şarkı ya da tekerleme söylemek hem huysuzlanmasını engeller hem de eğlenceli olabilir. Her seferinde aynı tekerlemeyi söylerseniz bir süre sonra çocuğunuzun da sizinle birlikte söylediğini fark edeceksiniz.

Çocuğunuza okumayı öğretmeye yönelik tavsiyeler

“Okuma Dersi” kitabının yazarı Dr. Michael Levin çocuğunuza okumayı öğretirken kullanabileceğiniz basit adımları aşağıdaki şekilde açıklıyor:
  1. Harflerin sesleri ile birlikte isimlerini de öğretin.

Harflerin ses (ya da sesleri) genellikle harflerin isminden farklıdır. Okumada geçerli olan sestir. Çocuğun sesleri nasıl telaffuz ettiği konusunda çok katı olmayın. Bölgesel aksanlar ve bazen de zayıf işitsel yetenekler çocukların bazı sesleri akademik doğrulukta çıkarmakta zorlanmasına neden olabilir. Makul seviyede gayret göstermesini yeterli kabul edin. Sesleri öğrenmeyi, okumayı öğrenme sürecindeki bir adım olarak düşünün.
  1. Önce küçük harfleri öğretin.

Büyük harfler genelde yazılı metinlerin yüzde beşini oluşturmaktadır. Bu nedenle küçük harfleri öğretmeye daha çok odaklanın. Küçük harfler okuma becerisi geliştirmede daha önemlidir.
  1. Bu aşamada dilbilgisi kurallarını önemsemeyin.

Okul öncesi, anaokulu ve ilkokul öğrencileri çok somut bir düşünme şeklinde sahiptir ve karmaşık kavramları algılamakta zorlanırlar. Daha bu aşamadayken sesli-sessiz harfleri, uzun ve kısa sesleri ya da benzeri dilbilgisi yapılarını öğretmek gereksizdir. Küçük çocuklar bu kurallar olmadan da okumayı pekâlâ öğrenebilirler.
  1. Çocuğunuza okumayla birlikte yazmayı da öğretin.

Çocuklar, aynı anda yazmayı da öğreniyorlarsa, okumayı daha hızlı ve kolay öğrenirler. Harflere dair motor hafızası ile birlikte onları yazılı olarak görmek ve seslerini duymak öğrenmeyi destekler. Bu yüzden çocuğunuza okumayla birlikte yazmayı da öğretin.
  1. İlk okuma söz dağarcığını sınırlı tutun.

Okuma çok karmaşık bir süreçtir. Tüm kelimeleri basit ses kuralları ile okumak mümkün olmayabilir. Pek çok önemli kelimenin görerek öğrenilmesi gerekir. Bu yüzden öncelikli olarak basit ve sıradan kelimeleri öğretin. Dolch kelimeleri olarak da bilinen 300-400 kelimeyi bilmek, çocukların iyi okumak için ihtiyaç duyduğu her şeyi karşılamaya yeter.
Okumayı gerçekten öğrenmek için çocuklarınızın ihtiyaç duyduğu en önemli gereç, her gün başında beraber oturup onar dakika adım adım çalıştığınız bir masadır.

Çocuğunuza okuyacağınız kitapları nasıl seçmelisiniz?

Çocuklara okunacak kitapların yaşlarına uygun ve “gerçek” olmaları gerekir. Lynn K. Rhodes (1981) imzalı “Okuyabiliyorum! Okuma ve yazma öğretimi için tahmin edilebilir kitaplar” başlıklı bir makalede araştırmacı öngörülebilir ve tahmin edilebilir kitapların özelliklerini tartışmaktadır. Bunlar:
  1. Tahmin edilebilir kitaplar tekrarlı yapıdadır.

Çocuklar ilk birkaç sayfadan sonra hızlıca takip edip okuyabilmeye başlar.
  1. Yeni okumaya başlayan çoğu çocuğun aşina olduğu konular hakkındadır.

Böylece çocuklar hikâyeyi ve karakterleri kolayca kavrayabilir.
  1. Çocuklarda okuma alışkanlığı gelişimi için hangi çocuk kitapları seçilmelidir?

    Metin ve resimleri arasında kuvvetli bir bağlantı vardır.

Bu özellik bir kitabın okunabilirliği için kilit önemdedir. Çocuklar bir kez hikâyenin yapısıyla aşina olduktan sonra aslında yazılara eşlik eden resimler çocuklara hikâyeyi anlatmaktadır.
  1. Tahmin edilebilir kitapların pek çoğu kafiye ve ritm özellikleri kullanarak kitabın tahmin edilebilirliğini artırır.

Çocuk bir kez ritmi ve kafiye düzenini anladığında bir sonraki adımda neyle karşılaşacağını tahmin edebilmeye başlar.
  1. Pek çoğu ayrıca hikâye ilerledikçe eklenerek artan düzende yazılmıştır.

Eklenerek artan hikâyeye bilinen örneklerden birisi “Bremen Mızıkacıları” hikâyesidir. Bu hikâyede önce eşek, sonra köpek, sonra kedi, en son da horoz eklenerek şarkı söyleyerek ilerlemektedirler.
  1. Çocuğun aşina olduğu konuları içeren hikâyeler de tahmin edilebilirliği artırır.

Hikayeyle daha önce olan deneyimlerinden dolayı, üç küçük domuz hikâyesinin sonuna doğru kurdun ne söyleyeceğini çocuklar kolaylıkla tahmin edebilir.
  1. Tahmin edilebilir kitapların bir özelliği de genelde bilindik olay dizilerine sahip olmalarıdır.

“Çok Acıkmış Tırtıl” kitabında yazar Eric Carle küçük çocuklar için en bilindik olay dizilerinden ikisini kullanmaktadır: Sayılar ve haftanın günleri!
Pazartesi bir elmayı yedi.
Ama yine de açtı karnı.
Salı günü iki armut yedi.
Ama yine de açtı karnı.
Yazan: Andrew Loh
Kaynak: Phonics Reading

 
Top