Ust Facebook Twitter Alt
Türkçenin Tarihi Gelişimi ve Devirleri - Sayfa 2

Türkçenin Tarihi Gelişimi ve Devirleri

BilgiBANK Katagorisinde ve Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları bölümündeki Türkçenin Tarihi Gelişimi ve Devirleri başlıklı konu görüntüleniyor. » Batı Orta Türkçesi Batı Türkçesi ve Oğuzca terimleri birbirlerinin yerine kullanılan kavramlar olmuşlardır. Aslında Batı Türkçesi kavramı ile bugünkü tek temsilcisi Çuvaşça olan Bulgar grubu ...

Konu Etiketleri

türkçenin tarihi gelişimi ve devirleri, türkçenin kökeni ve gelişimi, güneybatı oğuz türkçesi, kodeks kumanikus özellikleri, türk dilinin tarihi gelişimi ve türkiye türkçesi, turkcenin devirleri, türk dilinin tarihi gelişimi, türk dilinin günümüze ulaşan en eski belgeleri , batı türkçesinin devirleri, turk dilinin gunumuze ulasan en eski belgeleri, sakalara ait etnonim, güney batı oğuz türkçesi, oğuz türkçesi ile hakaniye lehçesi ilişkisi, türkçenin devirleri, oguz türkçesinin anadoludaki alt başlıkları, tarih sürecinde türkçenin devirleri, turkcenin tarihcesi ve zenginligi dilbilgisi, türkçe dilinin 15yy 20yy. gelişim süreci, oğuz türkçesinin tarihi gelişimi kısaca, selçuklularda türkçenin gelişi, türkcenin kökenin tarihi gelişimi, tibetçenin gelişimi, türkçenin kökeni ve tarihi gelişi, güneybatı oğuz türkçesi özbek türkçesi uygur türkçesi, oğuz lehçesi ile hakaniye lehçesi aynı şey mi
Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon
Toplam 17 mesaj » 6-10 gösterimde

Konu: Türkçenin Tarihi Gelişimi ve Devirleri

  1. #6
    •٠♥ YumuşacıK YüreKLi ♥٠•
    <span style='color: #FF1493'>ZeyNoO</span> - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Batı-Doğu-Kuzey Orta Türkçesi




    Batı Orta Türkçesi

    Batı Türkçesi ve Oğuzca terimleri birbirlerinin yerine kullanılan kavramlar olmuşlardır. Aslında Batı Türkçesi kavramı ile bugünkü tek temsilcisi Çuvaşça olan Bulgar grubu kastedilir. Bugün için Batı Türkçesi denilince akla Oğuz grubu lehçeleri gelmektedir. Batı Orta Türkçesi terimiyle Volga Bulgarcası ve erken Kıpçakça varyantları anlayan araştırmacılar da olmuştur. Volga Bulgarcası, Çuvaşçanın öncüsü olarak bilinmektedir. 13. ve 14. yüzyıllardan kalma mezar yazıtları Volga Bulgarcasının dil yadigarlarıdır.

    Erken Kıpçakça varyantlar hakkındaki bilgiye 11. yüzyıldan 15. yüzyıla kadar yazılan Arap kaynaklarında yer verilmiştir. 8-11. yüzyıllar döneminde Aral gölünün kuzeyinde ve Sirderya boylarında yaşadıkları düşünülen Oğuzlar, sonraki yüzyıllarda dalgalar hâlinde batıya göçerek Selçuklu devletini kurmuşlardır. Sultan Alparslan ile birlikte Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış ve Anadolu’nun Türkleşme süreci başlamıştır. 1071 Malazgirt Savaşı herkesçe bilinen önemli bir tarih ve dönüm noktasıdır. Aslında Türklerin Anadolu’ya bu tarihten daha önce ayak bastıklarını söyleyenler de vardır. Ancak 1071 ve Malazgirt, her şeyi netleştiren bir tarih olmuştur.

    Oğuzcanın yazı dili olarak ortaya çıkışı 13. yüzyılda Anadolu’da gerçekleşmiştir. Yine de Oğuzcanın çok daha önceleri geliştiği açıktır. Kaşgarlı Mahmud ünlü eseri Dîvânü Lügati't-Türk’te Oğuzca ile ilgili bilgiler de vermiş; Oğuzcanın bazı özellikleriyle Karahanlı Türkçesinden ve diğer Türk lehçelerinden ayrıldığını belirtmiştir. Kaşgarlı, eserinde 265 kelimeyi Oğuzca olarak kaydetmiştir.

    Oğuzcanın yazı dili hâline gelmesi, Selçuklu devletinin kurulmasından sonra mümkün olmuştur. Bunun neticesinde Türkçe 13. yüzyılda doğu ve batı grubu olarak ikiye ayrılmıştır. 11-13. yüzyıllar arasında Karahanlı Türkçesi ile Oğuzca arasında özellikler gösteren karışık dilli eserlere rastlanmıştır. Bundan kasıt eserlerde hem Doğu Türkçelerinden hem de Batı Türkçesinden izlere rastlanmasıdır. Mesela ol- ve bol- fiillerine aynı eserde rastlanabilmiştir. Karışık dilli eserlerdeki bu ikili kullanışa olga-bolga meselesi denmiştir. Behçetü’l-Hadaik ve Kısssa-i Yusuf başta olmak üzere çeşitli eserler bu grupta değerlendirilmiştir.

    Bugün Oğuzcanın Batı kolunu Gagauzca, Türkiye Türkçesi ve Azeri Türkçesi; doğu kolunu da Horasan Türkçesi, Türkmen Türkçesi ve Güney Harezm Oğuzcası oluşturmaktadır. Oğuz dilleri arasında Çağatay ve Kıpçak etkilerine en açık Türk dili Türkmence’dir. 1300-1500 yılları arasındaki dönem genellikle Eski Anadolu Türkçesi, Eski Türkiye Türkçesi, Eski Osmanlıca gibi terimlerle adlandırılmıştır. Eski Anadolu Türkçesi de kendi içinde 1. Selçuklular dönemi, 2. Beylikler dönemi, 3. Osmanlılar dönemi gibi üç dönemde ele alınmıştır. Eski Anadolu Türkçesi, araştırmacılara göre başlangıçta Uygur yazı dilinin güçlü etkisi altındaydı. Saf Oğuzca öğeler ancak 15. yüzyıldan itibaren görülmeye başlanmıştır.


    Doğu Orta Türkçesi

    Bu terim üzerinde görüş birliği sağlanmış değildir. Fundamenta adlı eserde Doğu Orta Türkçesi terimi kullanılmıştır. Terimi kabul eden araştırmacılara göre Doğu Türkçesi Kıpçak ve Oğuz grupları yanında yer alan üçüncü büyük daldır. Araştırmacılar Doğu Orta Türkçesini 11. yüzyıldan başlatarak 19. yüzyılın sonuna kadar sürdüğünü düşünmüşlerdir. Bu süreç Karahanlı, Harezm Kıpçak ve Çağatayca dönemlerini içine almaktadır.

    1. Karahanlı Türkçesi:

    Türkçe, Arap alfabesi ile yazılmaya başlamıştır. Dile çok sayıda Arapça ve Farsça kelime girmiştir. Balasagunlu Yusuf Has Hâcib tarafından yazılan Kutadgu Bilig ve Kâşgarlı Mahmut’un Dîvânü Lügati't-Türk adlı sözlükleri devrin önemli eserlerinin başında gelmektedir.

    Kutadgu Bilig, İslâmî Türk edebiyatının bilinen ilk büyük eseridir. 6645 beyitten oluşan manzum bir siyasetnamedir. 11. yüzyılda Türkçenin bilim dili olarak kullanıldığını gösteren en büyük tanıktır. Eser 1069/1070'te yazılmıştır. Kutadgu Bilig'in bugüne ulaşmış bulunan üç nüshası vardır: Herat, Mısır, Fergana nüshaları. Yusuf Has Hâcib kendi dönemindeki ideal yönetim, toplum ve insan anlayışını eserine yansıtmıştır.

    Dîvânü Lügati't-Türk, Türkçenin bilinen ilk sözlüğüdür. Kâşgarlı Mahmud bin Hüseyin bin Muhammed tarafından 1072 Ocağında yazılmaya başlanmış, 1077 Ocağında bitirilmiştir. Dîvânü Lügati't-Türk, Türkçeden Arapçaya bir sözlüktür. Türkçe sözlerin Arapça karşılıkları verildikten sonra mutlaka kelimelerin içinde bulunduğu bir örnek cümle verilir. Dîvânü Lügati't-Türk'ün tek yazması vardır; Ali Emirî Efendi tarafından İstanbul'da Beyazıt Camii yanındaki bir sahafta, 1917 yılında bulunmuştur. Hâlen, Emirî Efendi'nin bağışladığı kitaplarla kurulmuş bulunan, İstanbul'un Fatih semtindeki Millet Kütüphanesi'ndedir.

    Yüknekli Edib Ahmed bin Mahmud tarafından tahminen 12. yüzyılda yazılmış Atebetü'l-Hakayık, Ahmet Yesevi’nin Hikmetleri ve Kur’an tercümeleri dönemin diğer eserleri arasında gelir.


    2. Harezm-Kıpçak Dönemi (13. -14. yy.)

    Harezm-Kıpçakça, Harezm bölgesinde ve Altın Ordu’da kullanılmış olan Karahanlı Türkçesi ile Çağatayca arasında bir geçiş Türkçesi’dir. Dönemin önemli eserleri şunlardır: Zemahşeri’nin Mukaddimetü'1-Edeb’i, Rabguzi’nin Kısasu'l-Enbiya’sı, Kutb’un Hüsrev-ü Şirin’i, Harezmî’nin Muhabbetname’si ve Nehcü'l-Ferâdîs.


    3.Çağatayca Dönemi (15. -20. yy.):

    Doğu Orta Türkçe döneminin son evresini oluşturur. Batı Türklüğünün sınırlarını çizen Karadeniz, Kafkas Dağları, Hazar Denizi ve Orta İran'ın kuzey ve doğusunda kalan ve Müslüman olan bütün Kuzey ve Doğu Türklüğü, 15. yüzyıl başlarından 20. yüzyıl başlarına kadar aynı yazı dilini kullanmıştır.

    Eckmann’a göre Orta Asya edebî Türk dili şu devirlere ayrılır:

    1.Karahanlıca veya Hakaniye Türkçesi (11.-13. yüzyıllar);
    2.Harezm Türkçesi (14. yy.);
    3.Çağatayca (15. yy.-20. yy. başlangıcı)

    Eckmann Çağataycayı da kendi içinde üçe ayırır:

    1.Klasik Öncesi Devir
    2.Klasik Devir
    3.Klasik Sonrası Devir

    Bu yazı dilinin en büyük ismi Nevai’dir. Onun dışında Gedai, Şeybani, Babür Şah ve Hüseyin Baykara, Şiban Han gibi isimler de dönemin önemli isimleri arasındadırlar.


    Kuzey Orta Türkçesi

    Bu dönemle daha çok Kıpçak Türkçesi kastedilmiştir. Kıpçakça, Deşt-i Kıpçak olarak adlandırılan coğrafyada atlı göçebe Kıpçak boylarının yazı ve konuşma dili olmuştur. Bunun dışında 13. yüzyılda Mısır ve Suriye sahasında kullanılan bir yazı dili olmuştur. Kıpçakça, Kırım, Polonya ve Ukrayna gibi ülkeler başta olmak üzere Doğu Avrupa’da da Ermeniler tarafından kullanılmıştır.

    Kıpçak Türkçesine ait eserler genellikle sözlükler ve gramerler başlıkları altında incelenmiştir. Bunlardan belli başlıları şunlardır:

    Kodeks Kumanikus: İtalyanlar ve Almanlar tarafından derlenen 14. yüzyıla ait bir eserdir. Bir sözlük olmasının yanı sıra içerisinde metinler de yer almaktadır. Diğer eserlerin hemen tamamı Memlük sahasına aittir. Sözlük ve gramerler dışında tıp, binicilik ve din gibi konularda da eserler verilmiştir. Bunlardan Kitâbü’l-İdrâk li-Lisâni’l-Etrak1312’de Ebu Hayyan tarafından yazılan bir sözlük ve gramerdir. Kitâb-ı Mecmu-ı Türkî ve Acemî ve Mugalî 1343 yılında Hali bin Muhammed el-Konevi tarafından yazılan bir sözlük ve gramerdir. Et-Tuhfetü’z Zekiyye fi’l-Lügati’t-Türkiyye 15. yüzyıl başlarında yazılan bir gramer ve sözlüktür. Bülgatü’l-Müştâk fî Lugati’t-Türk ve’l Kıfçak 14. yüzyıl sonu, 15. yüzyıl başında yazılmış bir sözlüktür. El-Kavânînü’l-Külliyye li-Zabti’l-Lügati’t-Türkiyye de 15. yüzyıl başlarında yazılmış bir gramer kitabıdır. Ed-Dürretü’l-Mudiyye fi’l-Lügati’t Türkiyye, bir sözlük ve konuşma kılavuzudur. İrşâdü’l-Müluk ve’s Selâtîn, Gülistan Tercümesi, Münyetü’l Guzat gibi eserler dönemin diğer önemli eserlerinden bazılarıdır.

    Kıpçakça, Ermeni Kıpçakçası, Karaimce ve Urumca gibi yazı dilleriyle de temsil edilmiştir. Urumlar, Ukrayna’da yaşayan Hristiyan bir topluluktur. Ermeni Kıpçakçası, Ermeni harfleri ile yazılmıştır. 15-17. yüzyıllarda Ermeni harfleriyle kaleme alınmış Kıpçakça metinler vardır. Bu metinler, Ermenice bilmeyen Kıpçaklar tarafından meydana getirilmiştir. Ermeni Kıpçakçası 16-17 yüzyıllardan itibaren Slav dilleri içinde erimiştir. 1552’de Rusların Kazan’ı işgaliyle birlikte Kıpçakçanın yazı dili olarak gelişme süreci sona ermiştir.

    Bu dönemin başlıca ses özellikleri şunlardır:

    1. Kalınlık-incelik uyumu vardır.
    2. Dudak uyumu zayıftır.
    3. Kelime başında y-c nöbetleşmesi görülür.
    4. Kelime sonunda g, d ve c ünsüzleri yer almaz.
    5. Kelime içinde k>g, g>v gelişmesi mevcuttur.
    6. Çok sayıda ikizleşme örneği vardır.
    Bir gönül ve iki avuç duâdan başka neyimiz var…


  2. #7
    •٠♥ YumuşacıK YüreKLi ♥٠•
    <span style='color: #FF1493'>ZeyNoO</span> - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Yeni Türkçe Dönemi

    Yeni Türkçe Dönemi

    Modern Türk yazı dilleri döneminin bir önceki safhasını oluşturan Yeni Türkçe dönemi 16. yüzyıldan itibaren Türk dili alanında mahallî dil özelliklerinin mevcut yazı diline girmeye başladığı dönemdir. Bir anlamda bu yeni dönem, Modern Türk yazı dillerinin şekillenmeden önceki hazırlık devresini oluşturmaktadır.

    Tarih boyunca geniş bir siyasî coğrafya içinde yer alan Türklüğün, ayrı ayrı siyasî teşekküllerde bulunmakla birlikte, müşterek bir edebî dilde buluştuğunu ve 15. yüzyılın ilk yarısından itibaren İslâmî Türk muhitinde iki edebî dil/yazı dilinin mevcut olduğunu biliyoruz. Balkanları, Anadolu’yu ve Azerbaycan’ı içine alan ve Oğuz temelinde şekillenen Batı Türk yazı dili ile Uygur-Karluk ağzı temelinde şekillenen İdil-Ural ve Orta Asya sahasını içine alan Doğu Türk yazı dilidir. Her iki yazı dilinin sınırları çeşitli sosyal, siyasî ve coğrafî hareketlenmelerle birbirine yer yer geçmiş, aralarındaki organik bağı korumuş, ayrıca bulunduğu coğrafya içinde etnik unsurlarının da yazı diline dahil edilmesiyle yazı dili gelişim süreçleri tamamlanmıştır.

    Osmanlıcanın temsil ettiği Hem Batı Türk yazı dili alanında hem de Çağataycanın temsil ettiği Doğu Türk yazı dili alanında Türkçenin yerel konuşma ağızlarının yazı dillerini etkilemesiyle, Genel Türk dillerinde yeni varyasyonlar oluşmaya başlamış, 20. yüzyıldaki Modern Türk yazı dillerinin temelleri bu dönemde atılmaya başlanmıştır.
    Bir gönül ve iki avuç duâdan başka neyimiz var…


  3. #8
    •٠♥ YumuşacıK YüreKLi ♥٠•
    <span style='color: #FF1493'>ZeyNoO</span> - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Modern (Çağdaş) Türkçe Dönemi

    Modern (Çağdaş) Türkçe Dönemi

    Modern Türk Dili alanı daha öncede söylediğimiz gibi Balkanlardan Büyük Okyanusa, Kuzey Buz Denizinden Tibet'e kadar uzanan çok geniş bir alandır.

    Türk dilinin tarihsel gelişim süreci içinde bir takım iç ve dış faktörlerle çeşitli kollara, diyalektlere ayrıldığını daha önce ifade etmiştik.

    Bugün Türk lehçelerinin büyük bir kısmı devlet dili, yazı dili, edebî dil, edebiyat dili, vb. statüsünde kullanılmaktadır: Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan Cumhuriyetleri; Rusya Federasyonu içinde Tataristan, Başkurdistan, Çuvaş, Kabartay-Balkar, Karaçay-Çerkes, Dağıstan, Tuva, Saha (Yakut), Altay, Hakas Cumhuriyetlerinde, bu cumhuriyetlerin adıyla aynı adı taşıyan Türk lehçeleri bu sayılan cumhuriyet, bağımsız cumhuriyet ve/veya muhtar cumhuriyetlerde belirtilen statüye sahiptir. Çin Halk Cumhuriyetinde Şincan Uygur Özerk bölgesinde yaşayan Uygur Türklerinin kendi yazı dillerini kullanmaktadırlar.

    Bugünkü modern Türk dili alanını coğrafi ve lingusitik esaslarda 6 gruba ayırarak size kısaca bahsetmek gerekir:

    1. Güney-Batı Türk ~ Oğuz Türk Lehçeleri
    1. Türkiye Türkçesi
    2. Azerice
    3. Gagauzca
    4. Türkmence
    5. Horasanca

    2. Güney-Doğu ~ Uygur ~ Karluk Lehçeleri
    1. Özbekçe
    2. Uygurca
    3. Sarı Uygurca
    4. Salarca

    3. Kuzey-Batı ~ Kıpçak Türk Lehçeleri
    1. Tatarca
    2. Başkurtça
    3. Kırgızca
    4. Kazakça
    5. Karakalpakça
    6. Nogayca
    7. Karaçay-Balkarca
    8. Kumukça
    9. Karayimce
    10. Kırım Tatarcası

    4. Kuzey-Doğu ~ Sibirya Türk Lehçeleri
    1. Yakutça (Sahaca)
    2. Tuvaca
    3. Hakasça
    4. Altayca

    5. Çuvaşça

    6. Halaçça
    Bir gönül ve iki avuç duâdan başka neyimiz var…


  4. #9
    •٠♥ YumuşacıK YüreKLi ♥٠•
    <span style='color: #FF1493'>ZeyNoO</span> - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Modern Türkçenin Güney-Batı Lehçeleri

    Modern Türkçenin Güney-Batı Lehçeleri

    1. Türkiye Türkçesi
    2. Azerice
    3. Gagauzca
    4. Türkmence
    5. Horasanca

    Yukarıdaki beş lehçeyi Oğuz grubu Türk lehçeleri olarak kabul ediyoruz. Bu lehçeler içinde Horasancanın yazı dili yoktur. Diğer Türk lehçeleri birer yazı dilidir. Türkçe, Azerice ve Gagauzca birbirine çok yakın Türkçelerdir. Türkmence Oğuz grubu içinde özellikli bir yere sahiptir ve Oğuz coğrafyasının en doğusunda yer alır ve dolayısıyla Doğu Türkçesine yakın ve temas hâlindedir.

    Oğuz grubu içinde konuşur sayısı ve konuşurlarının dağılımlı coğrafyası bakımından en büyük grup Türkiye Türkleridir. Türkiye Türkçesi, Türkiye’de, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Balkan Ülkeleri, Yunanistan, Bulgaristan, Eski Yugoslavya topraklarında, Makedonya ve Romanya’da, Batı Avrupa ülkeleri ile Avusturalya kıtasında konuşulmaktadır.

    Türkiye’de 1928 yılında harf devrimi ile Latin yazısı kabul edilmiştir. Türk yazı dili İstanbul ağzı temelinde şekillenmiştir. Türkiye Türkçesi Anadolu ve Rumeli ağızları olmak üzere zengin bir alt diyalekt alanına sahiptir.

    Gagauz Türkçesi Oğuz grubunun en küçük kolunu oluşturur. Oğuzcanın en batıda kalan bu kolunu konuşanların büyük bir kısmı bugün Moldova cumhuriyetinin güneyinde ve Ukrayna’nın güneybatısında yaşarlar. Ayrıca Bulgaristan ve Dobruca’da ve Kafkaslarda da yaşayan Gagauz toplulukları vardır. Gagauzlar Hristiyan Türklerdendir. 20 Ağustos 1990’da Moldova’da Gagauz yeri adlı özerk bir devlet kurmuşlardır. Devletlerinin resmî konuşma dilleri, Gagauzca, Romence ve Rusçadır. Gagauz Türkçesi aslında dilbilimsel açıdan baktığımızda Türkiye Türkçesinin bir ağzıdır. 1957’de Sovyetler birliği içinde yazı dili olarak resmî statüsünü kazanmıştır, 1996’ya kadar kiril harfleriyle yazılmıştır. Bugün Slavcanın yoğun etkisi altındadır. Özellikle Gaguzcanın sözdiziminde bu Slav etkisi dikkati çeker.

    Gagauzcadan sonra Türkiye Türkçesine en yakın Türkçe; Azerbaycan Türkçesi, Azerbaycan cumhuriyeti, Ermenistan’da, Gürcistan ve en kalabalık olarak İran’da konuşulmaktadır (Tebriz ağzı, Kaşkay-Eynallu ağızları). Irak’ta konuşulan Kerkük Türkçesi de Azerbaycan Türkçesinin bir ağzı olarak kabul edilmelidir. 19. yüzyılın ikinci yarısında Rus işgaliyle ikiye bölünen Azerbaycan’ın tarihinde Türkmençay antlaşması (1828) ile yeni bir dönem başlamıştır. Kuzey Azerbaycan Rus hakimiyetine girerken, Güney Azerbaycan’da İran hakimiyeti altına girmiş, dolayısıyla Azerbaycan Türklüğü iki farklı fikrî ve kültürel, dini çevrede yaşamıştır. İslamın Şia geleneğine bağlı Güney Azerbaycanlılar bölgenin Lingua Franca’sı olan Farsçanın kuvvetli tesiri altında, İran kültürüyle içiçe yaşamaktadırlar.

    Türkmen Türkçesi öncelikle yoğunlukla Türkmenistan cumhuriyetinde, İran ve Afganistan’da konuşulmaktadır. Türkmen Türkçesinin bir ağzı olan Türühmen Kafkasya’da, Stavropol’dan Astrahan’a kadar olan yörelerde konuşuluyor. Oğuz grubu içinde eski Oğuz Türkçesinin özelliklerini en iyi korumuş olan lehçe ise Türkmencedir. Türkmenler köken olarak Oğuz boylarına dayanırlar. 11. yüzyıl Türk kaynaklarından itibaren Türkmen etnonimine kaynaklarda rastlanmaktadır. 1917’den itibaren Sovyetler Birliği içinde yer alan Türkmenistan, 1991’de birliğin dağılmasıyla 27 Ekim 1991’de bağımsızlığını kazanmıştır. Başkenti Aşgabat olan Türkmenistan bugün bağımsız Türk cumhuriyetlerinden biridir. Azeriler gibi Türkmenler de bugün Latin yazısını kullanmaktadırlar. Türkmenler 1996’dan itibaren Latin yazısını kullanmaktadırlar. Türkmen Türkçesi, Türkçenin ses tarihi araştırmaları için son derece önemlidir. Ana Türkçenin aslî uzun ünlülerini Yakut ve Halaç lehçeleriyle birlikte sistemli olarak koruyan bir Türk lehçesidir.

    Oğuz dünyasının doğu kolunda yer alan Horosan Türkçesi, İran’ın kuzey-doğusunda, Horosan bölgesinde konuşulur. Yakın zamana kadar bu Türk lehçesi ile ilgili fazla bir şey bilinmemekteydi. Bu lehçenin Türkmencenin bir ağzı olduğu düşünülüyordu. Ancak Alman Türkolog G. Doerfer’in alanda yaptığı önemli çalışmalarla (1969) Horosan Türkçesinin de Oğuz grubu içinde diğer lehçeler gibi eş değerde özelliklere sahip bir dil olduğu ortaya konmuştur. Horosan Türkçesi Türkmenceye benzemekle birlikte birçok özellikleriyle ondan ayrılır.

    Oğuz lehçelerinin konuşulduğu coğrafyayı ve tahmini konuşur sayılarını şu şekilde verebiliriz:

    1. Türkiye Türkçesi
    Türkiye (70.000.000)
    Bulgaristan (tahminen 1.000.000)
    Kıbrıs (150.000)
    Avusturalya (40.000)
    Makedonya (80.000)
    Romanya (24.000)
    Eski Yugoslavya topraklarında (tahmini 20.000)
    Yunanistan (tahmini 150.000)
    Batı Avrupa ülkeleri (2.000.000 üstünde)

    2. Azerice
    Azerbaycan (6.000.000)
    Ermenistan (40.000)
    Gürcistan (300.000)
    İran (13.000.000)
    Irak (400.000)

    3. Gagauzca
    Moldova (150.000)
    Bulgaristan (5000)
    Kazakistan (1000)
    Romanya (bilinmiyor)
    Rusya Federasyonu (10.000)
    (Kafkaslar)
    Ukrayna (32.000)

    4. Türkmence
    Türkmenistan (3.000.000)
    Afganistan (380.000)
    İran (500.000)
    Irak (400.000)

    5. Horosanca
    İran (2.000.000)
    Bir gönül ve iki avuç duâdan başka neyimiz var…


  5. #10
    •٠♥ YumuşacıK YüreKLi ♥٠•
    <span style='color: #FF1493'>ZeyNoO</span> - Ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Modern Türkçenin Güney-Doğu Lehçeleri

    Modern Türkçenin Güney-Doğu Lehçeleri

    1. Özbekçe
    2. Uygurca
    3. Sarı Uygurca
    4. Salarca

    Bu gruba giren bu dört Türk lehçesinden özellikle Özbek Türkçesi ile Yeni Uygur Türkçesi doğrudan Çağatay Türkçesinin modern alandaki temsilcileridir. Özbek Türkçesi bugün büyük çoğunlukla Özbekistan’da, Kazakistan’ın güneyinde, Kuzey Afganistan’da, Tacikistan’da, Türkmenistan’da ve Çin’de konuşulmaktadır. Modern Özbek Türkçesi Çağataycanın devamıdır. Çağatay yazı dilinde Özbekçe unsurlar, özellikle Çağataycanın son döneminde, Şeybani Hanlar döneminde, 18. yüzyıldan başlayarak gözükmeye başlamıştır. 27 Ekim 1924’te SSCB içinde kurulan Özbekistan, 9 Eylül 1991’de bağımsızlığına kavuşmuştur.

    Bu gruba giren ikinci büyük Türk topluluğu Uygurlardır. Uygurlar bugün Çin Halk Cumhuriyet’ine bağlı Şincan Özerk Bölgesinde yaşamaktadırlar. Çin’in dışında Kazakistan, Moğolistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan’da da Uygurlar yaşamaktadır. Uygurlar, Türk kültürünün en parlak devrini yaşatan Eski Uygur Türklerinin torunlarıdır. Uygurca ile Özbekçe birbirine oldukça yakındır. Uygurca da Özbekçe gibi Çağataycanın bir devamıdır. Çin sınırları içinde konuşulan, Güney-Doğu Türk lehçeleri grubuna dahil ettiğimiz bir başka Türk lehçesi Sarı Uygurcadır. Sarı Uygurlar Çin’in Gansu eyaletinde yaşarlar. Dil özellikleri bakımından, Kuzey-Doğu Türk lehçelerinden olan Hakasçayla, Şorcayla uygunlaşır. Bugün Türk dünyasında dil kaybı, dil ölümüyle karşı karşıya kalan Türk topluluklarından biridir. Gün geçtikçe pekçok iç ve dış etkenden dolayı Sarı Uygurlar arasında ana dil kaybı artmaktadır. Sarı Uygurların bir kısmı Moğollaşmış olup Moğolca konuşurlar ve kendilerine “Şira Yugur” diye adlandırırlar. Türkçe konuşan Sarı Uygurlar kendilerini Hara Yugur olarak adlandırırlar. Sarı Uygurların yazı dilleri yoktur. Bugün Sarı Uygurca, Çincenin, Moğolcanın ve Tibetçenin tesiri altındadır. Eski Türkçenin arkaik bazı özelliklerini taşıdığı için Sarı Uygurca, Türk dil tarihi çalışmaları içinde özel bir yere sahiptir. Eski Türk Şamanist inancı devam ettirenler yanında Sarı Uygurların büyük çoğunluğu Buddhist-Lamayisttir.

    Güneydoğu ve Güneybatı gruplarının arasında bir geçiş özelliği gösteren Salar Türklerinin dili de bu gruba dâhildir. Salarlar, Çungua-Salar Muhtar vilayetinde, Şincan’da, Gansunun çeşitli yerlerinde konuşulur. Kendilerine ait bir yazı dilleri yoktur. Salarca Oğuzca ile Kıpçakçaya has özellikleri bir arada bulunduran bir geçiş Türkçesidir. Müslüman olan Salarlar bugün yaşadıkları bölgelere 14. yüzyılda Semerkant’tan göç ederek gelmişlerdir. Bugün Yeni Uygurcanın temel fonetik özellikleriyle çevrili durumdadır.

    1. Özbekçe
    Özbekistan (16.000.000)
    Afganistan (1.400.000)
    Çin (15.000)
    Kazakistan (350.000)
    Kırgızistan (600.000)
    Tacikistan (1.000.000)
    Türkmenistan (350.000)

    2. Yeni Uygurca
    Çin (8.300.000)
    Kazakistan (245.000)
    Moğolistan (1000)

    3. Sarı Uygurca
    Çin (5000)

    4. Salarca
    Çin (74.000)
    Bir gönül ve iki avuç duâdan başka neyimiz var…


Sayfa 2 / 4 İlkİlk 1234 SonSon

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Konuyu toplam 1 üye izliyor. (0 üye ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Anadolu'da Türkçenin Gelişimi
    Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları bölümüne ZeyNoO tarafından açılmış.
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 22-03-2012, 19:14
  2. Diferansiyel Denklemlerin Tarihi Gelişimi
    Matematik & Geometri bölümüne Suskun tarafından açılmış.
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 19-03-2011, 14:59
  3. Ulaşım'ın gelişimi ve tarihi modern ulaşımın gelişimi
    BilgiBANK bölümüne Suskun tarafından açılmış.
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 04-03-2011, 21:59
  4. Ulaşım'ın gelişimi ve tarihi
    Dünya Tarihi bölümüne Suskun tarafından açılmış.
    Cevap: 0
    Son Mesaj: 13-03-2010, 19:54
  5. Türkçenin Tarihi Gelişimi
    Dilimizi Doğru Kullanalım bölümüne wien06 tarafından açılmış.
    Cevap: 1
    Son Mesaj: 04-03-2008, 01:05

Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuya cevap yazabilirsiniz
  • Eklenti ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •