Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Türk Yurdu Anadolu

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve wien06 tarafından 9 Mart 2009 başlatılmıştır.

        
  1. wien06

    wien06 V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.232
    Beğenileri:
    68
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Anadolu, jeopolitik konumu yönünden , tarihin her safhasında çok güçlü medeniyetlere sahip olmuş ve kültür varlığını her zaman hissettirmiş, dünya tarihinin anahtar bölgesidir.

    Bugün, Anadolu'nun sırlarla örtülü kültür mirası, hayret edilecek bir zenginlikte ve el değmemişliktedir.

    Birbirinden zengin uygarlık izlerinin bulunduğu Anadolu’nun her köşesi, gizlerle doludur.

    Doğu Anadolu’nun da, Anadolu tarihinde önemli bir yeri vardır. Hemen hemen 20 nci yüzyılın ortalarına kadar Doğu Anadolu’daki tarih öncesi yerleşim bölgeleri hakkında hiçbir bilgiye sahip değildik.

    Geçtiğimiz yıllarda Doğu Anadolu’da keşfedilen sayısız kaya kabartmaları büyük heyecan yarattı. Bunlar, bu bölgenin tarih öncesi gelişimini birden bambaşka bir bakış açısıyla görmemizi sağladı.

    Doğu Anadolu’da kaya kabartmaları esas olarak dört bölgede rastlanmıştır : Malatya- Adıyaman çevresi, Kars, Van ve yöresi, Hakkari Dağları...

    Türk Tarih Kurumu üyesi Dr. Oktay Belli, İÖ. 15 000 – 7 000 arasına ait Van yöresi kaya kabartmalarını gün ışığına çıkartmıştır.

    Hakkâri dağlarındaki Yedisalkım yöresinde, nehir yataklarının üstünde rastlanan mağaralarda tarih öncesine ait tanrı resimleri bulunmuştur.

    Bu sanat eserlerini yaratan insanlar hakkında bugün kesin bilgilere sahibiz. Çünkü benzer kabartmalara Doğu Azerbaycan’da, Kohistan’da, Altay bölgesinde ve Sibirya’da rastlanmıştır.

    Bu kabartmaların ortaya çıkış sıklığı, bunların kesinlikle ilk Türkler dönemine ait olduğunu kanıtlamaktadır. Bu resimleri yapan insanlar, en eski Türk göçebe ya da yarı göçebe aşiret topluluklarına bağlıydılar.

    Gevaruk Ovası’nda(Hakkâri) ve Tirşin Yaylası’nda bulunan stilize kabartmalar için de aynı şey söylenebilir.

    Gevaruh ve Tir-i-şin kabartmaları, Erzurum’daki Cunni Mağarası ve Ayzani’de ( Çavdarhisar – Kütahya ) bulunan Zeus Tapınağı’nın taşlarıyla büyük benzerlikler göstermesi açısından son derece önemlidir ; o yörenin eski Türk aşiretlerine ait olduğu anlaşılmaktadır.

    Bütün bu buluntular, tarih öncesi dönemde Doğu Anadolu ile Azerbaycan ve Sibirya bozkırlarının, ayrıca Türk boylarının anayurdu Altay yöresinin sanatsal ve kültürel merkezleri arasında yakın bir ilişkinin varolduğunu göstermektedir.

    Tarih öncesi dönemden günümüze, Orta Asya’dan Anadolu’ya bütün gezginci, yarı göçebe ilk Türk ve Türk boyları arasında canlı bir ilişki süregelmiştir.

    Buluntular, genel anlamda: kaya üstü ve mağara resimleri,yazı elemanlarını içeren kaya resimleri ( petroglifler), yazıya geçişi gösteren kaya resimleri ve nihayet yazıtlar şeklindedir.

    Bunlardan :

    Van- Hakkari, Tir-i-şin Yaylası’ndaki buluntular İÖ. 15 000,

    Gevaruh Vadisi’ndeki buluntular İÖ. 10- 8 000,

    Hırkanis Suyu, Mazur Vadisi buluntuları İÖ. 8 000’e tarihlenmektedir.

    Ünlü tarihçi Kâzım Mirşan, Anadolu’nun tamamındaki bilinen buluntuların hemen hemen tamamını okumuş ve kayda almıştır.
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.232
    Beğenileri:
    68
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    ANADOLU KAYA RESİMLERİ VE YAZITLARI

    Bazı batılı ülkeler, Türkler’i Anadolu’dan kovmak, ya da en aşağı Anadolu’da Türkler’i etkisiz hale getirmek ve her şeyin üstünde Doğu Anadolu’da çıkarlarına en uygun yapay devletler oluşturmak için büyük çaba içindedir.

    Oysa, aksi tüm iddialara rağmen Anadolu, tarih boyunca bir Türk vatanıydı.

    Anadolu’nun her yerinde, özellikle Doğu Anadolu’da bulunan kaya üstü ve mağara resimleri, yazı elemanlarını içeren kaya resimleri ( petroglifler), yazıya geçişi gösteren kaya resimleri ve nihayet yazıtlar bu fikri doğrulamaktadır.

    Araştırmacı- Tarihçi Kâzım Mirşan’ın, okuyup kayda aldığı bazı buluntular şunlardır




    ÇİLGİRİ YAZITI:

    Doğu Anadolu’da, Ön- Türk dil ve düşüncesi hakkında geniş bilgi veren, ilk Ön- Türk yazıtıdır. İlk ve en eski olması nedeniyle bütün Anadolu uygarlık tarihinin en eski yazıtı dememiz mümkündür.

    45 santimetre çapında, mermer bir silindirdir. Ortasındaki haç ve kenarındaki çok sonraları kazınmış olan Ermenice yazı nedeniyle Ermeni Mezar Taşı sanılmıştır. Kâzım Mirşan, Ermenice yazıların sonradan kazınmış olduğunu belirlemiş, Ön- Türkler’e ait damga ve yazıları çözmüştür.

    İçeriği tam olarak anlaşılamadan, sadece üzerindeki yazılar sebebiyle Van Müzesi’nin bahçesinde açık havada tutulurken, önemi kavrandıktan sonra, kapalı alana alınmıştır.



    TİR-İ-ŞİN YAZITI:

    Tir-i-şin Yaylası’nın 8 km. kuzey doğusundaki Tahtı Melik Zirvesi’nde ele geçen petroglif (yazı elemanı içeren kaya resmi) , İÖ. 6 000’lere tarihlenmektedir.

    Mirşan’ın açıklamasına göre, petroglifin içeriği, (Mukaddesata erişen, ölen kişinin GÖKTE ASILI KALMASI...), yani tekrar doğmak üzere cennette yer alması, demektir. Bu da, İÖ. 6 000’lerde, Ön- Türkler’in tek tanrı inancına sahip olduklarının ifadesidir.



    BAŞET PETROGLİFİ:

    3720 metre yükseklikteki Başet Dağı’nda bulunmuştur. İÖ. 4 000’lere tarihlenmektedir. Bu petroglifle, damgaların, satır, dizi halinde sıralandığı, düşüncenin düzen kavramına vardığı seçici olduğu bir döneme girilmiştir.

    Kâzım Mirşan, petroglifin içeriğini şöyle açıklamaktadır : ( Kutsal majestelerinin günahsız ruhlarının toplandığı yere uçuşu)

    Burada, ruhların toplandığı yer, ileriki yıllarda, cennet kavramına dönüşmüştür.



    CUNNİ MAĞARASI YAZITLARI:

    Erzurum -Karayazı İlçesi Salyamaç Köyü yakınlarındadır.

    Mağara duvarlarına işlenmiş olan yazılar, Ön- Türkler’in Doğu Anadolu yaylasından Anadolu içlerine doğru ilerlemiş olduklarını göstermektedir. Bu mağara yazıtlarını Prof. Dr. Hâmit Zübeyir Koşay bulmuş, yazıtların tamamını Kâzım Mirşan okumuştur.

    Mirşan’a göre, İÖ. 3 000’lere tarihlenen Cunni Mağarası, bir ATEŞ EVİ’dir.

    Yazıtlardan Cunni Mağarası’nda Kral ISUB-ÖG’ün gömülü olduğu anlaşılmaktadır. Tabii, gömülü olan kralın külleridir.

    Yine Mirşan’a göre, buradaki bazı yazıtlar, hiyerogliften önce hiç sözü edilmeyen Mısır yazısına aittir. Ve bu yazı, Orta Asya’dan Mısır’a gitmiş olan Ön- Türkler’e ait damgalardan oluşmaktadır.


    TRABZON YAZITLARI:

    Kâzım Mirşan, Trabzon’daki bir mağarada bulduğu Ön- Türkler’e ait bir yazıdan, kentin eski adının OY-ONUL olduğunu, bu ismin (Başarı inancı) anlamına geldiğini ileri sürmektedir.

    Mirşan, aynı yerde bulunan ikinci bir yazıyı da UW-ON ONULUS UQUS olarak okumuştur. Ona göre bu yazının anlamı da, ( Tanrıyla özdeşleşme) demektir.


    TAŞLARDAKİ TARİH

    Türk tarihi ile ilgili ulusal basında çıkan üç haber...

    Esasen konu bilinmeyen bir şey değil ama, yine de (Kâzım Mirşan’ın söylediklerini hatırlayarak) okumakta yarar var.



    19 Haziran 2001, Milliyet :

    “ Malazgirt Efsanesi Yıkılıyor

    Tarih kitapları, Türkler’in Anadolu’ya 1071’de Malazgirt savaşıyla girdiğini yazar. Yeni kurulan Meclis Ahlat Komisyonu Başkanı’na göre ise Türkler, İÖ. 650’lede Ahlat’ta dünyanın en büyük kentlerinden birini kurmuş.

    Komisyon başkanı MHP Bitlis Milletvekili İbrahim Halil Oral’ın, “ Ahlat da nereden çıktı?” sorusuna yanıtı ise Türkler’in Anadolu’ya giriş efsanesini yıkacak cinsten...

    “ Ahlat’ın geçmişi İÖ. 650 yıllarına kadar dayanıyor. Türkler’in Anadolu’ya girişini Malazgirt olarak biliyoruz. Ama bundan yüzyıllar önce Anadolu’ya ilk gelen Türkler, Ahlat’a yerleşmiş ve dünyanın ilk büyük kentlerinden birini kurmuş.

    30 000 metrekare alanda, 5 metre yüksekliğindeki mezar taşlarında, Kayı dahil Türk boylarına ait tarihi kayıtlar var.”


    7 Eylül 2002, Akşam :

    “ Ana Vatanımız Anadolu Çıktı

    Hakkari’de bulunan 3200 yıllık mezar taşları ana vatanımızın Anadolu olduğunu gösterdi.

    Hakkari’de yapılan bir kazıda bulunan mezar taşları, Türkler’in ana vatanının “ Orta Asya değil, Anadolu olduğunu” ortaya çıkardı.

    Prof. Dr. Veli Sevin önderliğinde yapılan kazıda, İÖ. 1200 yıllarına ait BALBAL adı verilen Türkler’in kullandığı mezar taşları bulundu.

    Böylece, Türkler’in Orta Asya’dan dünyaya yayılışı inancı da büyük darbe yedi. Tarih kitaplarında Türkler’in Anadolu’ya geliş tarihi olarak 1071 yılında yapılan Malazgirt Savaşı gösteriliyordu.

    Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türkler’in İÖ. 1200’lü yıllarda bu bölgede yaşadıklarını kanıtlayan mezar taşlarını Prof. Dr. Veli Sevin’in önderliğindeki kazıda bulunduğu bilgisini verdi.

    Prof. Dr. Halaçoğlu, şunları söyledi :

    “...Balballar, üzerinde Türk motifleri bulunan , Orta Asya Türk dünyasında sıkça rastlanan Göktürk öncesine ait mezar taşlarıdır.
    Anadolu’da ilk defa bu tür bir figüre rastlandı.
    Arkadaşlarımız Orta Asya’ya giderek Hakkari’de çıkan balbalların oradakilerle karşılaştırmasını yaptılar. Bunlar tamamen Türk figürlü mezar taşları...
    Buluntular, Türkler’in İÖ. 1200’lerde Hakkari’de yaşadıklarını kanıtlıyor, bunun ikinci bir izah yolu yoktur. “


    10 Ekim 2002, Hürriyet :

    “ Arkeolojik Kazılar

    18 Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nin araştırması çok önemli bir gerçeği ortaya çıkardı.; Türkler, Anadolu’ya İÖ. 2 000 yılında geldiler.

    Hakkari’de yapılan arkeolojik kazılarda bu konu ispatlandı. Bulunan 13 kabartma ve aile mezarı, yirmi milyon satışlı National Geographic dergisinin Ekim sayısına da konu oldu.

    Başta Ermeniler olmak üzere bazı etnik kimliklerin tekelinde olduğu iddia edilen Güneydoğu’nun öz Türk anayurtlarından biri olduğu böylece ispatlandı.
    Türkler’in Anadolu’ya 1071’de değil de, 3200 yıl önce geldiğinin belgelenmesi, dünya gündemine de oturdu.”


    Ahmet Akyol
     

Sayfayı Paylaş