Tiroid Bozuklukları

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve imposibel tarafından 17 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    611
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    630
    Tiroit bezi boynun ön tarafında deriyle nefes borusu arasında yer alır. Sağda ve solda yaklaşık 5’er cm boyundaki iki loptan oluşur ve bu loplar ortada birleşir. Bezin bütünü yaklaşık 20 gram ağırlığındadır. Küçük olmasına karşın metabolizmayı denetim altında tutan ve vücuttaki her hücrenin normal çalışmasından sorumlu olan son derece önemli bir organdır. Bu işlevini tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) hormonlarını salgılayıp kan dolaşımına salarak gerçekleştirir. Bu hormonların önemli bileşenlerinden biri iyottur. Tiroksin molekülünde dört iyot atomu olduğu için T4 kısaltması, triiyodotironin molekülünde de 3 iyot atomu olduğu için de T3 kısaltması kullanılıyor. Doktorlar T4’ün, esas olarak karaciğerde bir iyot atomunu kaybederek T3’e dönüştükten sonra etkinleşebildiği inancındadır. Beslenmede iyot eksikliğinin çok fazla olduğu Himalaya dağları gibi bölgelerde tiroit bezi T3 ve T4 yapmak için yeterli iyot bulamaz. Bunu aşmaya çalışınca giderek büyür ve guatr adı verilen gözle görülen bir kütle oluşturur. Kapasitesini artırması da yeterli olmazsa, hastalarda hipotiroidi adı verilen tiroidin az çalışması durumu gelişir (bk. s. 21). İngiltere’de iyot eksikliği görülmezken, Türkiye’nin bazı bölgelerinde (özellikle Karadeniz Bölgesi’nde) iyot eksikliği vardır. Bazen alınan besinlerde aşırı iyot bulunması tiroit bezinin fazla tiroit hormonu üretmesine neden olur. Buna ilaçlar da yol açabilir.


    [​IMG]
    Tiroit bezi boyunda deriyle nefes borusu araında yer alır.




    Sağlıklı kişilerde, tirotropin ya da tiroit stimüle edici (uyarıcı ) hormon (TSH) adı verilen bir hormonla kandaki T3 ve T4 düzeyleri normal sınırlar içinde tutulur. TSH, beynin altından gözlerin arkasına doğru sarkan bezelye büyüklüğünde bir bez olan ve kafatası tabanındaki kemikten bir çukur içinde korunan hipofiz bezinin ön lobu tarafından salgılanır. Tiroit hastalığı kandaki tiroit hormonu düzeyinin düşmesine neden olursa, hipofizde TSH salgılanması artar; tiroit hormonu düzeyi yükselince TSH salgılanması durur. Bu ilişki tıpta ve mühendislikte kullanılan bir terim olan “negatif geri bildirim” terimiyle ifade edilir.

    Doktor tiroidinizin az çalıştığından (hipotiroidi) kuşkulanıyorsa, sizden alınan bir kan örneğinin incelenmesini isteyerek tanıyı doğrulayabilir. Kanınızda T3 ve T4 düzeylerinin düşük, TSH düzeyinin ise yüksek olması doktorun haklı olduğu anlamına gelir. Aynı şekilde, tiroidin fazla çalışması (hipertiroidi), T3 ve T4 düzeylerinin yüksek, TSH düzeyinin ise düşük olmasıyla doğrulanır. Sonuçlar birkaç gün içinde alınabilir. Komplikasyonlara (ilave sorunlara) yol açmamış hipotiroidisi olan hastalarda, genellikle doktor daha kapsamlı değerlendirmelere gerek görmeksizin ilaç yazacak ve tedaviyi izleyecektir. Öte yandan hipertiroidi ya da tiroit bezinde anormal bir büyüme bulunan hastaların çoğu daha ileri incelemeler ve tedaviye ilişkin öneriler için bir endokrinologa (hormonal hastalıklar uzmanına) sevk edilecektir.



    [​IMG]







    Tiroit hastalığı oldukça sık görülür ve Türkiye’de nüfusun %5-56’ sında hipertiroidi, hipotiroidi ya da tiroit bezinde anormal büyüme (guatr ya da nodül) saptanır. Tiroit hastalıklarının çoğu başarıyla tedavi edilebilir; hatta seyrek görülen bir hastalık olan tiroit kanseri bile erken fark edilir ve gerektiği gibi tedavi edilirse yaşam beklentisinde bir kısalmaya neden olmaz.

    Tiroit hastalığı bazı ailelerde daha sık görülmekle birlikte bu konuda önceden tahmin yürütmek mümkün değildir. Ayrıca tiroit hastalıklarının bazı türlerinde şeker hastalığı ya da pernisiyöz anemi gibi bazı hastalıkların görülme riski artıyor. Bütün tiroit hastalığı türleri kadınlarda daha sıktır.


    HASTA ÖYKÜSÜ

    Ahmed, Kuzey Pakistan’daki yüksek dağlarda yer alan bir köyde doğmuş ve çocukluğunun büyük bir bölümünü orada geçirmişti. Yirmi yaşında mühendislik eğitimi görmek için İngiltere’ye geldi ve rutin tıbbi muayenede guatrı olduğu görüldü.

    Kendini iyi hissediyordu ve tiroit testleri normaldi.


    Ahmed, doktora, köylerinde yaşayan insanların çoğunda guatr olduğunu söyleyince, guatrın iyot eksikliğine bağlı olduğu sonucuna varıldı. Anlaşıldığı kadarıyla aldığı besinlerdeki iyot hipotiroidi gelişmesini önlemeye yeterliydi, ama yaşamının kalan bölümünü dünyanın iyot eksikliği olmayan bir bölgesinde geçirmeye karar vermesine karşın büyük bir olasılıkla guatrı aynen kalacaktı.


    ÖNEMLİ NOKTALAR
    • Tiroit hastalıkları çok yaygındır.
    • Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür.
    • Tiroit sorunları basit bir kan testiyle saptanabilir.
    • Tedavi genellikle başarılıdır ve erken fark edilmesi durumunda tiroit kanserinde bile tam iyileşme sağlanabilir.
  2. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    611
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    630
    Tiroidin Fazla Çalışması


    Tiroit bezinin fazla çalışması (hipertiroidi ya da tirotoksikoz) durumunda T3 ve T4 hormonları aşırı miktarda üretilir. Hastaların dörtte üçünde...



    Tiroit bezinin fazla çalışması (hipertiroidi ya da tirotoksikoz) durumunda T3 ve T4 hormonları aşırı miktarda üretilir. Hastaların dörtte üçünde bunun nedeni kanda tiroidi uyarıcı bir antikor bulunmasıdır. Bu antikor tiroit bezini uyararak aşırı hormon üretimine neden olmakla kalmaz, bazı kişilerde bezi büyüterek guatr oluşmasına da yol açar. Bu türden hipertiroidi, bu sorunu 200 yılı aşkın bir süre önce oldukça ayrıntılı bir biçimde tanımlayan biri Alman, diğeri İrlandalı iki doktorun adıyla, Basedow-Graves hastalığı olarak anılıyor.

    Antikor üretiminin nedeni bilinmiyor, ama Basedow-Graves hastalığı bazı ailelerde daha sık görüldüğü için bu sorunda genlerin de rolü olduğu sanılıyor. Genetik olarak duyarlı kişilerde hastalığı tetikleyen çevresel bir etken olduğu düşünülüyor, ama sorumlu etmenin ne olduğu henüz bilinmiyor. Boşanma ya da bir yakının ölümü gibi büyük yaşam olaylarının yarattığı stresin bir rolü olabilir.


    Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerin bazılarında gözler öne doğru fırlar (proptoz ya da egzoftalmi), ayrıca bir kısmında baldırın ön yüzündeki ya da ayakların üstündeki deride kabartı tarzında, kızartılı ve kaşıntılı lekeler görülebilir (pretibiyal miksödem (incik kemiği önünde miksödem)). Tiroidi uyarıcı antikorların üretimi gibi, bu belirtilere de hastanın bağışıklık sistemindeki bir anormallik neden oluyor, ancak doktorlar bunun ne olduğunu henüz tam olarak bilmiyor. Hipertiroidili diğer hastaların çoğunda, bir ya da iki nodül ya da “yumru” içeren bir guatr saptanır. Bu nodüller kendi başlarına aşırı tiroit hormonu üretirler ve normal tiroit bezinden farklı olarak TSH’nin denetiminde değillerdir.


    Basedow-Graves hastalığı her yaşta gelişebilir, ama en çok 40-50 yaşlarındaki kadınları etkiler. Hastaların üçte biriyle yarısı kadarı birkaç ay süren tek bir hipertiroidi atağı geçirir. Geriye kalanlarda yıllarca art arda hipertiroidi atakları gelişir. Ne var ki, ilk kez oluştuğunda hipertiroidinin nasıl bir seyir izleyeceğini tahmin etmek mümkün değildir. Nodüllü guatrın neden olduğu hipertiroidi 40 yaşından önce çok seyrek görülür ve Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerden farklı olarak bir kez gelişince hep kalır.


    TİROİT BEZİNİN FAZLA ÇALIŞMASI

    Geriye doğru bakıldığında, hasta doktora başvurmadan önce, en az altı ay boyunca belirtilerin var olduğu, ancak bazı hastalarda, özellikle de ergenlerde çok daha hızlı başladığı ve belirtilerin sadece bir iki hafta içinde geliştiği görülür. Hipertiroidili hastaların hepsinde aşağıdaki belirtilerin hepsi görülmez. Yaşlılarda kilo kaybı yanında başlıca belirtiler iştah kaybı, kas zayıflığı ve duygusal donukluktur. Öte yandan bazı genç kadınlar enerji doludur ve birkaç dakikadan uzun bir süre yerlerinde duramazlar.



    Belirtiler
    • Kilo kaybı: Kandaki tiroit hormonu düzeyi yüksek olduğundan hastaların hemen hepsinde aşırı kalori “yakmaya” bağlı kilo kaybı görülür. Karnınız sürekli acıkabilir ve geceleri bile kalkıp bir şeyler yeme gereksinimi duyabilirsiniz. Ağırlık kaybı 2-3 kilo ile 35 kilo arasında değişebilir, ancak bazı kişiler aşırı iştah artışı nedeniyle biraz kilo alabilir. Bu sorun başladığında çok şişmansanız kilo verdiğiniz için olasılıkla mutlu olacak ve bunu uyguladığınız rejime bağlayacaksınız; ne var ki, tedavi edilmeye başlar başlamaz verdiğiniz kiloları yeniden almaya başlayacaksınız.

    • Sıcağa tahammülsüzlük ve terleme: Metabolizmanız hızlandıkça vücudunuz aşırı ısı üretir ve terlemeyle bu ısıdan kurtulmaya çalışır. Sıcak havalardan ve merkezi ısıtmalı ortamlardan hoşlanmayabilir ve dondurucu bir kış günü üstünüzde pek az giysiyle rahat edebilirsiniz. Hatta bazen sıcağa tahammülsüzlüğünüz nedeniyle sürekli termostatın derecesini indirdiğiniz, pencereleri açtığınız ve yorgan veya battaniyeyi tekmeleyip attığınız için eşinizle, arkadaşlarınızla ve iş arkadaşlarınızla tartışabilirsiniz.

    • Sinirlilik: Bu özellikle küçük çocukları olan kadınların yaşadığı önemli bir sorundur. Çocuklara bakmanın getirdiği sıkıntı ve güçlüklerin üstesinden gelmekte gittikçe daha çok zorlandığınızı hissedersiniz; sık sık sinirlenir, eleştiriler karşısında aşırı hassas olduğunuzu fark eder ve durup dururken gözyaşlarına boğulursunuz. Bir konu üzerinde yoğunlaşma güçlüğü çekebilirsiniz ve bu durum okulda ya da işte başarınızı olumsuz etkileyebilir.

    • Çarpıntı: Hastaların çoğunda çarpıntı olur ya da kalbinizin normalden hızlı çarptığını hissedersiniz. Tedavi edilmeksizin uzun süre şiddetli hipertiroidi yaşayan kişilerde, özellikle de yaşlılarda kalpte atriyal fibrilasyon adı verilen bir ritim düzensizliği, hatta kalp yetersizliği gelişebilir.

    • Nefes darlığı: Bunu en çok yorulunca, örneğin bir iki kat merdiven çıkınca fark edersiniz. Astımlı kişiler de belirtilerinin arttığını görebilir.

    • Titreme: Hastaların çoğu ellerinin titrediğinden yakınır; dostları ve yakınları bunu alkolizme bağlı titremeyle karıştırabilir. Bardağınızı hareketsiz tutmakta ya da anahtarınızı kilide sokmakta zorlanabilirsiniz ve el yazınız bozulabilir.

    • Kas zayıflığı: Özellikle baldır kasları zayıflar ve kollarınızdan destek almadan merdivene tırmanmakta ya da çömelmişken veya alçak bir yerde otururken kalkmakta güçlük çekersiniz.

    • Barsak hareketleri: Sık sık, örneğin günde iki üç kez dışarı çıkma eğilimi gelişebilir ve dışkı normalden daha sulu olabilir. Zaman zaman ishal sorunu da yaşanabilir.

    • Âdet kanaması: Çoğu zaman âdetler düzensizleşir, azalır, hatta kesilebilir. Hipertiroidi gerektiği gibi tedavi edilmediği sürece gebe kalmak mümkün olmayabilir.

    • Deri, saçlar ve tırnaklar: Bütün vücudunuzun kaşındığını hissedebilirsiniz ve daha önce de belirtildiği gibi, Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerde baldırlarda ve ayaklarda kabartı tarzında kaşıntılı lekeler (pretibiyal miksödem) gelişebilir. Saçınız her zamankinden daha ince ve daha yumuşak olabilir ve kolay şekil almaz. Tırnaklarınız kolay kırılır ve görünümü bozulur.


    • Gözler: Göz sorunları yalnızca Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerde gelişir. Bu sorunlar arasında gözlerde rüzgâr ve parlak ışıkla artan sulanma, ağrı ve kum varmışçasına batma, çift görme ve bulanık görme yer alır. Bazı kişilerde egzoftalmi (“patlak göz”) gelişmesi ve gözlerin altında “torbalar” oluşması da can sıkıcıdır.

    • Guatr: Guatrınız varsa bunu fark edersiniz, ancak boğazınızda, orada olmaması gereken bir şey bulunduğu duygusu dışında herhangi bir belirtiye yol açma olasılığı düşüktür.

    Tanının doğrulanması
    Başlangıçta bir kan testi yaptırmış olabilirsiniz, ama uzman tarafından değerlendirildiğiniz zaman doğrulama amacıyla başka birçok incelemenin yapılması gerekebilir. Uygulanacak tedavi hipertiroidi türüne göre değişeceği için, nedeni daha iyi anlamak isteyen doktor tiroit sintigrafisi de talep edebilir.

    Tiroit sintigrafisinde size ağızdan ya da damar yoluyla az miktarda radyoaktif iyot ya da teknetyum verilmesi gerekir. Bu öylesine düşük bir dozdur ki, iyot alerjisi olan kişilere bile uygulanabilir. Bununla birlikte gebeyseniz ya da emziriyorsanız uzmanların çoğu radyoaktif görüntülemeden kaçınacaktır.


    İlk tanı konulduktan sonra başka incelemeler için biraz zaman geçmesi gerekebilir. Bu arada tiroit hormonları üzerinde belli ölçüde etkili propranolol gibi bir beta-bloker ilaçla belirtileriniz biraz hafifleyebilir. Bu, olasılıkla günde üç ya da dört kez alınan 40’ar miligram dozunda ya da günde bir kez alınan 160 miligram dozunda propranolol olabilir. Ancak bu gibi beta-bloker ilaçları astımlı kişiler kullanmamalıdır.


    Basedow-Graves hastalığının tedavisi
    Basedow-Graves hastalığının neden olduğu hipertiroidide üç tür tedavi uygulanabilir. Bunlar ilaç tedavisi, ameliyat ve radyoaktif iyot tedavisidir.

    • İlaç tedavisi: Antitiroit ilaçlar genellikle ilk hipertiroidi atağıyla doktora başvuran genç hastalara uygulanır. En yaygın kullanılanı, tiroit bezinin salgıladığı hormon miktarını azaltan bir ön ilaç olan karbimazol ile onun etkin şekli olan metimazoldür. Bu iki ilacın etki profili ve dozu aynıdır. Türkiye’de bunlardan yalnızca 5 miligramlık metimazol tabletleri piyasaya sunulmuştur. İlaç başlanığıçta yüksek dozda (günde 15-45 mg) verilir ve belirtilerin 10-14 günde azalması beklenir. Normalde hastaların yarısı 6-18 aylık tedaviden sonra düzelir ve bu düzelme durumu devam eder. Başlangıçta uzman doktor sizi 4 ile 6 haftada bir görerek tedavinizi değerlendirecek ve kandaki T3, T4 ve TSH değerlerine göre metimazol dozunu kademeli olarak azaltarak günde bir kez 5 ile 15 miligram dozuna indirecektir. Bazı uzmanlar tedavi süresi boyunca yüksek doz, genellikle günde 40 miligram metimazol uygulamayı tercih ediyor. Bu yüksek dozun birkaç haftadan uzun sürdürülmesi durumunda tiroit beziniz az çalışmaya başlar, dolayısıyla tiroit hormon düzeyleri normale döndükten sonra tedaviye tiroksin (levotroksin) eklenir. Bu yaklaşımın üstünlüğü çok sık değerlendirme gereksinimi olmamasıdır. Bu tedavi şiddetli göz hastalığı olan kişilerde de yararlıdır, ama hipertiroidi belirtilerini kontrol altında tutmada tek başına metimazol tedavisine üstün değildir.


    Bilmeniz gerekenler: Metimazol tedavisi uygulanan kişilerin çok azında yan etki olur, ama yan etki gelişenlerde genellikle bunlar tedavinin ilk üç-dört haftasında ortaya çıkar. Hastaların %2’sinde deri döküntüsü gelişir, ancak en ciddi reaksiyon, ağızda yaralara ve yüksek ateşle seyreden enfeksiyona yol açan alyuvarların sayısında azalmadır (agranülositoz). Bu duruma 300 ile 500 hastada bir rastlanır. Tedaviye başlarken doktorunuzun sizi bu gibi olası etkiler konusunda uyarması gerekir. Bu yan etki gelişirse derhal ilacı kesip doktorunuzla bağlantı kurmalısınız. Doktor size tiroit üzerindeki etkileri metimazole benzeyen propiltiourasil adındaki bir başka ilacı verebilir. İlaç tedavisi sırasında karşılaşılabilen diğer yan etkiler karaciğer enzimlerinin yükselmesi (kolestaz) eklem ağrısı, saç dökülmesi ve baş ağrısıdır.

    Ameliyat: On sekiz ay boyunca metimazol ya da propiltiourasil, bazen de bununla birlikte tiroksin kullanmalarına karşın, hastaların yarısında ilacı kestikten sonraki iki yıl içinde hipertiroidi yeniden başlar. İkinci atak sırasında yaşınız 45’in altındaysa, tiroit bezinizin totale yakın çıkarıldığı bir ameliyatla tedavi edilmeniz gerekebilir.


    Ancak bu ameliyatın yapılabilmesi için metimazol ile kanınızdaki tiroit hormonu düzeyinin normalleştirilmesi gereklidir. Ameliyattan önce 10-14 gün boyunca iyotlu bir ilaç kullanmanız istenebilir; bu tedaviyle tiroit beziniz küçülecek ve tiroide kan akışı azalacak, böylece cerrah için ameliyat teknik olarak daha kolaylaşacaktır. Genellikle hastaneye ameliyattan önceki gün yatmanız istenir ve bir veya iki gün sonra taburcu edilirsiniz.


    Bilmeniz gerekenler: Bu ameliyatın sakıncası geriye bir yara izi kalmasıdır, ama genellikle bu iz giderek solar ve boyundaki diğer kırışıklıklar arasında kaybolur. Ayrıca bu izi kolye ya da boyun atkısıyla da saklayabilirsiniz. Çok seyrek olarak (%1’den az) tiroidin çok yakınında yer alan ve kandaki kalsiyum düzeyini denetim altında tutan bir bez olan paratiroit bezleri ameliyat sırasında hasar görür; bu durumda D vitamini tabletleriyle uzun süreli tedaviye başlamanız gerekir. Yine çok seyrek olarak ses tellerine giden sinirlerden birinin zarar görmesi sonucunda sesin kalitesinde önemli bir değişiklik olabilir. Bu, insanların çoğu için çok önemli olmasa da, şarkıcılar, öğretmenler ya da opera sanatçıları gibi yaşamlarını sesleriyle kazananlarda ameliyatı uygun bir seçenek olmaktan çıkarabilir.


    Deneyimli ellerde ameliyatın ilk sonuçları iyidir. Hastaların çoğunluğunda derhal tam iyileşme sağlanır. Bununla birlikte de gereğinden çok tiroit dokusu çıkarıldığı için hipotiroidi gelişir, yüzde beşinde ise tiroit yeterince küçültülmediği için hipertiroidi sürer. Bu başarısızlıkların nedeni cerrahın yetersizliği değil, daha çok altta yatan tiroit hastalığının yapısıdır. Kaldı ki, hipertiroidi açısından başlangıçta tam iyileşme sağlanmış hastaların giderek artan bir bölümünde zaman içinde, az çalışan tiroit bezi gelişebilir. Ayrıca, görünüşte başarılı bir ameliyattan 20 ile 40 yıl sonra bile hipertiroidinin yinelemesi mümkündür. Hipertiroidinin yinelemesi durumunda genellikle ikinci bir ameliyat düşünülmez, çünkü bu durumda çevre dokulara zarar verme olasılığı daha yüksektir.


    Radyoaktif iyot (iyot-131): Bu tedavi biçimi eskiden beri yalnızca doğurganlık dönemi geçmiş 40-45 yaşın üzerindeki kişilere ya da kısırlaştırma ameliyatıyla doğurganlığına son verilmiş gençlere uygulanıyor.


    Bu tutucu yaklaşımın benimsenmesinin nedeni radyoaktif iyodun tedavi sırasında doğan çocuklarda anormalliklere neden olmasından korkulmasıydı. Aslında bunu düşündüren hiçbir kanıt yoktur ve son zamanlarda bazı hastanelerde ucuz ve kolay uygulanabilen bir tedavi olduğu için genç hastalara da radyoaktif iyot verilmesi doğrultusunda bir eğilim gelişiyor.

    Radyoaktif iyot kapsül ya da su tadında bir içecek şeklinde alınır ve genellikle hastanede uygulanır. Bu tedavinin uygulanmasından önce sizden yazılı bir onay belgesi imzalamanız istenebilir ve tedaviden sonraki birkaç gün boyunca eğlence yerlerine gitmekten kaçınmanız ve iş arkadaşlarınızdan ve çocuklardan uzak durmanız konusunda talimat verilir. Radyoaktif iyot fetüsteki tiroit bezini olumsuz etkileyeceği için gebe kadınlara hiçbir zaman radyoaktif iyot verilmez ve bu tedavinin uygulandığı kadınların birkaç ay boyunca gebe kalmamaları tavsiye edilir.


    Radyoaktif iyot tiroit hücrelerinin bazılarını tahrip ederek, bazılarının ise bölünme yoluyla yenilenmelerini önleyerek etkide bulunur. Tedavi altı ile sekiz haftada etki gösterir ve hipertiroidinin ağırlık derecesine göre bu süre içinde belirtilerin giderilmesi için propranolol ya da metimazol verilebilir. İki ya da üç ay sonra kontrol için hastaneye gelmeniz söylenir. Hipertiroidisi süren az sayıda kişiden biriyseniz, bu durumda ikinci bir radyoaktif iyot dozu almanız gerekebilir.


    Bilmeniz gerekenler: Bu tedavinin başlıca sakıncası hipotiroidi gelişebilmesidir. Bu durum daha çok tedaviyi izleyen birinci yıl içinde ortaya çıkar ve bazı merkezlerde hastaların yaklaşık yüzde ellisinde görülür. Bunun ardından her yıl geriye kalan hastaların yaklaşık yüzde iki ile yüzde dördünde ortaya çıkar. Sonuç olarak tedavi edilen kişilerin büyük bir bölümünde hipotiroidi gelişir. Bu nedenle düzenli kan testleriyle izlenmeniz gerekir. Hipotiroidi gelişirse, günde 100 ile 150 mikrogram dozlarında tiroksinle tedavi sürdürülür. Uygun dozda ve düzenli kullanılması durumunda tiroksinin herhangi bir yan etkisi yoktur.


    SİZE HANGİ TEDAVİ UYGUNDUR?

    • Hiçbir tedavi mükemmel değildir ve seçenekleri bir uzmanla tartışmalısınız. Hastaların bazıları tiroide karşı bir ilaç kürünün denenmesine ve başarısız olmasına karşın ameliyat olmak istemez.
    • Hastalığın “kendiliğinden geçeceği” umuduyla ikinci, hatta üçüncü bir tedavi kürü uygulanmaması için herhangi bir neden yoktur. Nitekim, Basedow-Graves hastalığına bağlı hipertiroidi için herhangi bir tedavi geliştirilmeden önce hastaların bir kısmı birkaç ay ya da birkaç yıl sonra kendiliğinden iyileşiyordu ve daha sonra bu kişilerde hipotiroidi gelişiyordu.
    • Bazı hastalar radyoaktif iyot tedavisi fikrinden hoşlanmaz ve uzmanların bir kısmı şiddetli hipertiroidisi ve büyük bir guatrı olan genç hastalarda en iyi tedavi yaklaşımının ameliyat olduğunu düşünür.
    • Size hangi hipertiroidi tedavisi uygulanırsa uygulansın, genellikle yılda bir kez yapılan kan testleriyle doktor tarafından düzenli olarak izlenmeniz gerekecektir.


    HASTA ÖYKÜSÜ
    John Parry 70 yaşında olmasına karşın kendisini genel olarak çok sağlıklı sayıyordu, ancak son zamanlarda ayak bileklerinin şiştiğini fark etmişti. Başlangıçta şişme yalnızca geceleri oluyordu, ama daha sonra sürekli hale gelmiş ve giderek bacakları çok ağırlaşmıştı. Bir gece saat 1 sıralarında nefessiz kaldığını hissederek ve öksürükle beyaz köpüklü balgam çıkararak uyandı. Karısı ambulans çağırdı ve John 20 dakika içinde yerel hastaneye yatırıldı. Nöbetçi doktor olan Dr. Mackenzie doğru bir tanı koyarak bacaklarında ve akciğerlerinde sıvı birikmesinin kalp yetersizliğine bağlı olduğu sonucuna vardı. Doktor hastanın nabzının da çok hızlı ve düzensiz attığını fark etti ve elektrokardiyografide bunun atriyal fibrilasyona bağlı olduğu anlaşıldı. John Parry’ye yüz maskesiyle oksijen tedavisi başlatıldı, aşırı sıvıyı gidermek için furosemid iğnesi yapıldı ve kalp hızını yavaşlatmak için digoksin tabletleri verildi. Atriyal fibrilasyondaki hastalarda kalpten vücuda kan pıhtıları atılması ve bu pıhtıların beyne giderek inmeye ya da bacaklarda atardamar tıkanmasına yol açma riski olduğundan, varfarin adında kanı sulandıran tabletler verildi.

    Dr. Mackenzie bir zamanlar ünlü bir endokrinolog ile çalışmıştı ve özellikle yaşlı hastalarda atriyal fibrilasyonun bazen tiroit bezinin aşırı çalışması sonucunda ortaya çıkabileceğini biliyordu.


    John Parry’de gerçekten Basedow-Graves hastalığına bağlı hipertiroidi vardı. Hastaya radyoaktif iyot tedavisi uygulandı ve radyoaktif iyodun etkili olmasına kadar altı hafta boyunca tiroide karşı karbimazol verildi.


    Başlangıçta John Parry hastaneden taburcu edilirken kullanması söylenen hap sayısının çokluğundan tedirgin olmuştu, ama altı ay sonra tiroit bezi denetim altına alınınca bütün bu haplar kesildi. Artık kalbi bile düzenli çalışıyor ve John Parry kendisini her zamankinden sağlıklı hissediyor. Doktoru da düzenli aralıklarla kan testi yaparak radyoaktif iyot tedavisiyle tiroit bezinin normalden az çalışmaya başlayıp başlamadığını kontrol ediyor.

    HASTA ÖYKÜSÜ
    Anna Robinson yirmili yaşların ortalarında Basedow-Graves hastalığına bağlı bir hipertiroidi atağı geçirmiş ve 18 ay boyunca karbimazol tedavisi görmüştü. Kırk beş yaşındayken sıcaktan rahatsız olduğunu fark etmiş ancak bu belirtiyi “yaş dönümüne” bağlamıştı.

    Ne var ki, kilo kaybetmeye ve elleri titremeye başladığında tiroit bezinin yine fazla çalıştığını anladı. Yerel hastanede uzman doktor kendisine radyoaktif iyot tedavisi uygulanabileceğini söyledi. Bu tedavi yaklaşımının güvenli olduğunun ve daha sonra tiroidin normalden az çalışması sorunu dışında herhangi bir risk olmadığının söylenmesine karşın, öneri Anna Robinson’un huzurunu kaçırdı. Gazetelerdeki haberlerden nükleer santrallerin yakınlarında oturan kişilerde gelişen lösemi ile radyasyon arasında bir bağlantı olabileceğini okumuştu ve tedaviden sonra birkaç gün için bile olsa bir süre torunundan uzak kalma fikrinden hoşlanmıyordu.

    Öte yandan yerel kilisenin korosunda şarkı söylüyordu ve tiroit ameliyatı ses kalitesini değiştirebileceği için bu yaklaşımın da ona uygun olmadığı düşünülüyordu.

    Anna Robinson kendisine karbimazol tedavisi uygulanmaması için hiçbir neden olmadığını, bu tedavinin gelecekte de tekrar edilebileceğini öğrendiği zaman çok rahatladı.


    Basedow-Graves hastalığı ve gözler


    • Gözlere ne oluyor? Doktor iyi bir inceleme yaparsa, Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerin çoğunun gözlerinde oftalmopati ya da orbitopati adı verilen bazı değişiklikler olduğunu fark edecektir. Genellikle iki göz birden, ancak çoğu zaman bir göz ötekinden daha fazla etkilenir. Oftalmopatiyi tiroit hastalığının bir komplikasyonu olarak ele almaktansa, bunu Basedow-Graves hastalığıyla eşzamanlı olarak gelişen ayrı bir otoimmün sorun olarak düşünmek daha iyidir. Böyle bakıldığında, göz hastalığının neden bazen tiroit bezinin fazla çalışmasından önce geliştiğini, hatta neden bazen başarılı bir tedaviden sonra ortaya çıktığını anlamak kolaylaşır. Oftalmopatinin üç evresi vardır: ortaya çıkışı ve giderek ağırlaşması, görece sabit kaldığı bir dönem ve belli ölçüde düzelme görülen dönem. Göz hastalığının bütünüyle yok olması çok seyrek görülür ve gözlerinizin normale döndüğünü düşünseniz bile, belki arkadaşlarınızın ya da yakınlarınızın fark edemeyeceği, ama bir uzmanın kolayca görebileceği küçük bazı anormallikler sürer.

    Erken belirtilerden biri üst gözkapağının kısalarak adeta yukarı çekilmesi ve göz akının daha büyük bir bölümünün ortaya çıkmasıdır. Kişiye sürekli gözlerini açarak çevreyi inceliyor görünümü veren bu durum, tedaviyle tiroit hormonu düzeylerinin normale düşürülmesiyle düzelebilir. Bazı hastalar göz kuruluğundan, toz kaçmışçasına batma hissinden ve sürekli göz kırpmaktan yakınırken, bazıları da aşırı göz sulanması olduğunu söyler.


    Tiroitle bağlantılı göz hastalığının diğer özellikleri, göz çukuru olarak bilinen kemik oyuk içinde yer alan göz kürelerinin arkasında basınç oluşmasıyla ilişkilidir. Göz küresiyle kemik arasındaki alanda, gözü hareket ettiren kaslar, sarı noktadan (retina) beyne mesaj götüren görme siniri ve yağ dokusu vardır. Tiroit göz hastalığı bulunan kişilerde, diğer değişiklikler yanında göz kürelerinin arkasında aşırı sıvı birikir ve kaslar ile yağ dokusu şişer ve torbalanır. Kas kütlesi iki üç katına çıkar ve gerektiği gibi çalışamaz hale gelir. Bunun sonucunda normal göz hareketleri kısıtlanır, gözleri hareket ettirmek rahatsızlık verir, çift görme (diplopi), hatta şaşılık gelişebilir.


    Göz kürelerinin arkasındaki basınç artışı gözleri öne doğru iter ve egzoftalmi ya da proptoz adı verilen “patlak göz” görünümüne yol açar. Göz kürelerinin böylesine öne itilmesi onların toz, kum, rüzgâr ve güneşin tahrişine daha fazla maruz kalmasına neden olur ve gözün saydam tabakası (kornea) bundan zarar görebilir. Bunun yanında, gözün arkasındaki yağın bir bölümü gözkapaklarına geçmeye zorlanarak, bu kişilerin gözlerinin şişmiş görünmesine ve “göz altında torbalar” olduğu yanılsamasına yol açar. Çok seyrek olarak göz hastalığının çok şiddetli olduğu bazı hastalarda basınç artışı görme sinirine zarar vererek, kısmi ya da tam görme kaybına yol açabilir.


    • Tedavi: Göz hastalığının tedavisinde, fazla çalışan tiroit bezinde olduğu kadar başarılı sonuç alınamıyor. Hipertiroidinin yeterince denetim altında tutulmamasının ve sigara içmenin bu durumu ağırlaştırdığı düşünülüyor. Dolayısıyla, sigarayı bütünüyle bırakmak ve antitiroit ilaçların dozları konusunda doktorun talimatlarını dikkatle izlemek çok önemlidir. Oftalmopatinin, tiroit bezinin aşırı çalışmasında uygulanan üç tedavi arasında en çok radyoaktif iyot uygulamasından sonra kötüleştiği sanılıyor. Gözleriniz hastalıktan fazlasıyla etkilenmişse, uzmanların bir kısmı size bu tedaviyi uygulamak istemeyecek ya da radyoaktif iyot tedavisinden hemen sonra altı ile sekiz hafta boyunca prednizolon gibi bir steroid kürü uygulamanızı önerecektir.

    Gözleriniz kuruyorsa yapay gözyaşının yararlı olduğunu göreceksiniz. Bu önlem şaşırtıcı bir biçimde aşırı göz sulanmasında da yararlı sonuç veriyor. Ayrıca güneşli ortamlarda renkli gözlük kullanmakta da yarar vardır. Çift görme, özel camlarla giderilebilir.

    Hastalığın görmeyi tehdit edecek kadar ileri aşamada olduğu kişilerde prednizolon tedavisine gerek duyulabilir. Bu tedaviyle birlikte radyoterapi uygulandığında, göz kürelerinin arkasına sıvı birikmesine yol açan ve mekanizması henüz iyi bilinmeyen süreç genellikle yavaşlatılabiliyor.


    Bir seçenek de ameliyatla göz çukurunun bir bölümünün alınarak göz küresine arkadan gelen basıncı azaltmaktır. Ancak böylesine büyük bir girişim nadiren gerekir ve yalnızca tiroit uzmanlarıyla göz hastalıkları uzmanlarının yakın işbirliği içinde yapacakları bir değerlendirmeden sonra uygulanmalıdır.


    Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerin çoğu göz sorunlarının iki-üç yıl içinde önemli ölçüde yatıştığını fark ediyor. Bu aşamada küçük bir ameliyatla çift görme düzeltilebiliyor ve gözlerin görünümü ve altlarındaki torbalar giderilebiliyor.




    [​IMG]

    Genellikle tirotle ilişkili göz hastalığında süreleri değişken olabilen üç evre vardır. Başlangıçtaki kötüleşmeden sonra durum iki üç yıl boyunca sabit kalır. Bundan sonra, çift görme ve gözlerde kozmetik görünüm sorunu görece küçük bir cerrahi girişimle düzeltilmelidir.



    DAHA SEYREK GÖRÜLEN HİPERTİROİDİ TÜRLERİ


    • Tiroidi tutan bir virüs enfeksiyonundan sonra birkaç hafta boyunca hafif bir hipertiroidi gelişebilir; viral tiroidit ya da Quervain tiroiditi adı verilen bu sorunda en belirgin özellikler gripal hastalık belirtileri yanında tiroit bezinde şiddetli ağrı ve hassasiyettir. Genellikle hipertiroidi için propranolol gibi beta-bloker ilaçlar dışında bir tedaviye gerek yoktur. Daha sonra yine kısa bir hipotiroidi durumu yaşanır ve ardından tam iyileşme sağlanır.

    • Belli kalp ritim bozukluklarının tedavisinde bazı kalp uzmanları tarafından giderek yaygın bir biçimde kullanılan ve iyot içeren amiodaron adlı ilaç şiddetli hipertiroidiye neden olabilir. Bu ilacı kullanmaya başlamadan önce ve tedavi sırasında altı ayda bir kan testleriyle tiroit hormon düzeyleri denetlenmelidir.



    Nodüler guatr
    Bu sorun ameliyatla ya da radyoaktif iyotla tedavi edilir. Basedow-Graves hastalığından farklı olarak daha sonra hipotiroidi gelişme olasılığı pek yoktur.

    Son 20 yıldır ameliyattan sonra tiroksin verilerek guatrın yeniden büyümesini önleme yaklaşımı çok tutulmakla birlikte, hipotiroidi gelişmemişse gerçekte bunun herhangi bir yararı yoktur.


    ÖNEMLİ NOKTALAR
    • Hipertiroidi vakalarının yaklaşık dörtte üçüne Basedow-Graves hastalığı yol açar.
    • Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerin çoğunda bu hastalığa yatkınlık aileden geçmiştir, ancak sorunun tetiklenmesinde diğer faktörlerin de rolü vardır.
    • Basedow-Graves hastalığının en yaygın görüldüğü kişiler 40 ile 50 yaş arasındaki kadınlardır.
    • Basedow-Graves hastalığında ilaç tedavisi, ameliyat ve radyoaktif iyot gibi farklı yaklaşımlar uygulanabilir, ancak herkes için geçerli üstün bir tedavi yoktur.
    • Size en uygun yaklaşımın ne olduğuna karar vermeden önce doktorunuz sizinle farklı tedavi seçeneklerini tartışmalıdır.
    • Tedaviden sonra durumunuzun iyi olduğundan emin olmak için düzenli aralıklarla kontrol edilmeniz gerekir.
    • Basedow-Graves hastalığı bulunan kişilerin çoğunda belli ölçüde göz sorunu da gelişir ama bunlar basit tahriş sorunlarından ibaret olabilir. Daha ciddi sorunlar da tedavi edilebilir ve genellikle zamanla düzelir.
  3. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    611
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    630
    Tiroidin Az Çalışması


    Hipotiroidi adı verilen tiroidin az çalışması durumunda tiroit bezinde T3 ve T4 hormonlarının üretimi azalır. Nüfusun yüzde birini etkileyen ve esas...


    Hipotiroidi adı verilen tiroidin az çalışması durumunda tiroit bezinde T3 ve T4 hormonlarının üretimi azalır. Nüfusun yüzde birini etkileyen ve esas olarak orta yaşlı ve yaşlı kadınlarda görülen en yaygın türünde, bir bağışıklık sistemi kusuru hücrelerinin tümünü tahrip ettiğinden tiroit bezi büzülür. Daha seyrek olarak bu kusur hipotiroidiyle birlikte tiroit bezi büyümesine, yani guatr oluşumuna da neden olur. Bu hastalığa Hashimoto tiroiditi adı verilir. Basedow-Graves hastalığında olduğu gibi, bu hipotiroidi türü de bir sonraki sayfadaki kutuda gösterilen “otoimmün hastalıklar” (bağışıklık sisteminin kişinin kendi vücudundaki bir öğeyi hedef aldığı hastalıklar) adı verilen diğer hastalıklarla bağlantılıdır.


    Hipotiroidi gelişmesi sizde bu sorunlardan birinin ya da birkaçının gelişme olasılığını artırır, ama risk yine de küçüktür. İnsanlarda hipotiroidi gelişmesinin bir başka nedeni ise Basedow-Graves hastalığının ameliyatla ya da radyoaktif iyotla tedavi edilmesidir.
    Hipotiroidi akşamdan sabaha değil, aylar içinde yavaş yavaş gelişir ve başlangıçta aileniz belirtileri fark etmeyebilir ya da bunları yaşlanmanıza verebilir.

    Uygun laboratuvar testlerine erişim olanakları yaygınlaştığı için, hipotiroidi günümüzde belirtilerin hafif olduğu görece erken bir evrede saptanabiliyor. İleri evredeki hipotiroidiye bazen “miksödem” adı verilir.

    Şu ya da bu nedenle tanının birkaç ay, hatta birkaç yıl geciktiği durumlar dışında, yukarıda sözü edilen belirtilerin hepsinin bulunması beklenmez. Doktora genellikle halsizlik ve kilo alma gibi birçok nedene bağlı olabilecek belirsiz yakınmalarla başvurursunuz.


    Size bir kan testi yapılır; T4 düzeyinizin düşük, TSH düzeyinizin yüksek olduğu görülürse, hipotiroidiniz olduğu doğrulanır. Anjina gibi bir komplikasyon gelişmediyse tedavinizi aile doktorunuz sürdürebilir.


    Belirtiler

    • Kilo alma: İştah artışı olmamasına, hatta iştahın azalmasına karşın hastaların çoğu beş on kilo alır.

    • Soğuğa duyarlılık: Çok üşürsünüz ve sürekli kalın giyinmek ve ateşe ya da sobaya yakın oturmak istersiniz. Özellikle soğuk havalarda ani hareketlerde kaslarınız tutulabilir ya da kramplar gelişebilir.

    • Ruhsal sorunlar: Halsizlik, uyku hali ve zihnin daha yavaş çalışması gibi sorunlar olur. Tepkileriniz de yavaşlar, ama mizah duygunuzdan bir şey kaybetmezsiniz! Yaşlı hastalarda bu durum bunamayla karıştırılabilir. Bazı hastalarda da depresyon ve paranoya gelişir. Geçmişte “miksödem deliliği” denen durum budur.

    • Konuşma: Sesiniz kısılır ve boğuklaşır; genellikle geveleyerek konuşursunuz.

    • Kalp: Tiroit bezinin fazla çalışmasından farklı olarak, nabzınız dakikada yaklaşık 60 vuru olacak kadar yavaşlar. Tansiyonunuz yükselebilir ve uzun süre hipotiroidisi olan yaşlı hastalarda kalp yetersizliği riski vardır. Hipotiroidinin ilk belirtisi anjina olabilir.

    • Barsak hareketleri: Büyük bir olasılıkla kabızlık gelişir.

    • Âdet kanamaları: Henüz menopoza girmediyseniz, âdet kanamalarınızın miktarı artabilir (menoraji).

    • Deri ve saçlar: Deriniz sert ve kurudur ve hemen pul pul olur. Renginiz solgundur. Gözkapaklarınız, elleriniz ve ayaklarınız şişer. Bazı kişiler derilerinin limon yeşili bir renk aldığını fark edebilir ve kan damarlarının belirginleşmesiyle yanaklarda kızarıklık olabilir.

    Ateşe ya da sobaya çok yakın oturunca bacak deriniz benek benek olabilir. Bazı kişilerde deride beyaz lekelerin oluştuğu vitiligo adı verilen durum gelişir. Saçlarınız kurur ve çabuk kırılır ve kaşlarınızın kenarları dökülebilir.


    • Sinir sistemi: Biraz duyma kaybı nız ve denge sorununuz olabilir. Özellikle geceleri parmaklarınız karıncalanırsa ellerinizi hızla sallamak rahatlatıcı olabilir.




    OTOİMMÜN HASTALIKLAR

    • Pernisiyöz anemi; bu durumda kan sayısının normal olması için düzenli aralıklarla B12 vitamin iğnesi yapılması gerekir.

    • Şeker hastalığı (diabetes mellitus); genellikle insülin tedavisi gerektirir.

    • Addison hastalığı: her iki böbreğin üzerine yerleşmiş olan böbreküstü bezleri yeterince kortizol ve aldosteron salgılamaz, ama bu hormonlar haplarla alınabilir.

    • Erken yumurtalık yetersizliği; bu da âdetlerin kesilmesine, kısırlığa ve erken menopoza neden olur.

    • Tiroide komşu paratiroid bezlerinin az çalışması; bu durum kandaki kalsiyum düzeyinin düşmesine ve kaslarda kasılma nöbetlerine (tetani) neden olur, ama D vitaminiyle etkili biçimde tedavi edilebilir.

    • Vitiligo; derinin bazı bölgelerinde pigment kaybı sonucunda beyazlaşmalar görülen ve kişiye “alacalı” bir görünüm veren hastalık.




    Tedavi

    Hipotiroidi tiroksinle tedavi edilir. Türkiye’de 100 mikrogram (0.1 miligram) levotroksin sodyum içeren tabletler kullanıma sunulmuştur. Normalde tiroksin tedavisine yavaş başlanır ve üç dört hafta boyunca günde 50 mikrogram kullanmanız önerilir. Sonra yine üç dört hafta boyunca günde 100 mikrograma, daha sonra da günde 150 mikrograma çıkılır. Tedavinin başlangıcından yaklaşık üç ay sonra yeniden kan testi yapılarak dozda küçük bir ayarlama gerekip gerekmediğine bakılır. Amaç kandaki normal T4 ve TSH düzeylerine ulaşmaktır.

    İki üç hafta içinde kendinizi daha iyi hissetmeye başlarsınız; kısa sürede kilo vereceksiniz ve gözlerinizin çevresindeki şişkinliğin geçtiğini göreceksiniz, ama derinizin ve saçlarınızın eski haline gelmesi için aylar geçmesi gerekebilir. Normalde tiroksin tedavisini ömür boyunca sürdürmeniz gerekecektir.


    HASTA ÖYKÜSÜ
    Jean Spencer 17 yaşında bir lise son sınıf öğrencisiydi ve üniversiteye devam ederek hukuk okumak istiyordu. On bir yaşından beri şeker hastalığı vardı ve günde iki kez kendisine insülin iğnesi yapıyordu.

    Şeker hastalığı her zaman yeterince denetim altında tutulabilmişti ve gerekli insülin dozları oldukça sabitti. Bununla birlikte, son üç aydır geçmişteki kadar insüline gereksinim duymadığını fark etmek onu şaşırtmıştı. Dört kez kan şekeri çok düştüğü için sınıfta neredeyse bayılmış, öğretmeninin verdiği şekerli içeceklerle kendine gelmişti.


    Bir kez şekerli içecek yeterli olmamış, acele hastaneye götürülerek damardan glikoz verilmesi ve bir gece hastanede kalması gerekmişti. Jean’in anne babası ve öğretmenleri sınıfta derslere yeterince yoğunlaşamaması nedeniyle de kaygılanıyorlardı; son sınavlarda beklediği başarı düzeyine ulaşamamıştı. Soğuktan ve sıcaktan da yakınmaya başlamıştı ve sesi boğuklaştığı için okuldaki Noel Konserinde şarkı söyleyememişti. Jean’in dış görünümündeki değişiklikleri Kanada’dan gelen ve kendisini bir yıldır görmeyen teyzesi fark etti. On yıl önce o da hipotiroidi geçirmişti ve Jean’e kan testi yaptırmasını önerdi. Jean artık teyzesi gibi tiroksin tabletleri alıyor ve insülin dozu önceki düzeye döndü. Lise bitirme ve üniversiteye girişte büyük başarı gösterdi ve şu anda hukuk fakültesi birinci sınıfta okuyor.
  4. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    611
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    630
    ÖZEL DURUMLAR

    Anjina
    Hipotiroidide kandaki çeşitli yağ ya da lipit düzeyleri yükselir ve hastalığın uzun süre fark edilmediği kişilerde kalbi besleyen koroner damarlar yağ birikmesi nedeniyle daralabilir. Bu durumda, özellikle egzersiz sırasında kalbe gerektiği kadar kan gelmez ve kişi göğsünün ortasında bir ağrı (anjina) hisseder.

    Tiroksin tedavisi anjinayı kötüleştirebilir; böyle bir sorun varsa tedavinin düşük dozla başlatılması ve dozun normalden daha yavaş artırılması gerekir. Ayrıca tiroksin tedavisine başlamadan önce ya da sonra ameliyatla koroner arterlerdeki kan akışını düzeltmek gerekli olabilir.


    Geçici hipotiroidi
    Tiroksin tedavisi genellikle ömür boyu uygulanır. Bununla birlikte Basedow-Graves hastalığı nedeniyle yapılan ameliyat ya da radyoaktif iyot uygulamasını izleyen ilk üç-dört ay içinde hipotiroidi gelişirse, kısa (yalnızca birkaç hafta) süren bu gibi durumlarda herhangi bir tedavi uygulanması gerekmeyebilir. Doğum sonrası tiroidit ya da de Quervain tiroiditinin komplikasyonu olarak gelişen hipotiroidide de durum aynıdır (bk. s. 18).

    Hafif hipotiroidi
    Doktorların çoğu tiroit sorunlarından kuşkulandıkları anda bir kan testi istedikleri için, halsizlik gibi genel yakınmalarla doktora başvuran ya da aile öyküsünde otoimmün hastalık olan kişilerde genellikle oldukça küçük anormallikler ortaya çıkarılabiliyor.

    Doktorların subklinik (belirti vermeyen) hipotiroidi olarak adlandırdıkları en yaygın bulgu T4’ün “normal” olmasına karşın TSH düzeyinin yükselmesidir. Sonraki yıllarda, bu kişilerin her yıl yaklaşık %5 ile %20’sinde belirgin hipotiroidi gelişeceği biliniyor.


    Bu nedenle, günümüzde birden çok testte anormallik saptanması durumunda önlem olarak tiroksin tedavisi vermek yaygın bir uygulamadır. Bu tedavinin kişi üzerinde çarpıcı bir etkisi olmaz, ama önleyici tedavi hastalık geliştikten sonra tam iyileşme sağlamak amacıyla uygulanan tedaviden daha iyidir.


    İlaçlara bağlı hipotiroidi
    Manik depresif hastalıkta yaygın olarak kullanılan bir ilaç olan lityum karbonat, guatr ve hipotiroidiye neden olabilir. Normal olarak bu kişilerin lityum karbonat almaya devam etmesi, dolayısıyla da sürekli tiroksin tedavisi uygulanması gereklidir.

    Kalpteki bazı düzensizliklerin tedavisinde kullanılan bir ilaç olan amiodaron yalnızca hipertiroidiye değil, hipotiroidiye de yol açabilir ve bu ilacı kullanan kişilerin zaman zaman tiroit kan testleri yaptırmaları gerekir.


    Her zamanki tiroksin dozunun değiştirilmesi
    Gebelik sırasında (s. 29-36), barsaklarda çöliyak hastalığı gibi bir emilim bozukluğu varsa ya da tiroksinin emilimini azaltan ya da tiroksinin vücutta parçalanmasını hızlandıran bir ilaç kullanmaya başlarsanız, tiroksin dozunun artırılması gerekebilir. Daha fazla tiroksine ihtiyacınız olursa, önceleri normal olan TSH düzeyi önemli ölçüde yükselecektir.

    [​IMG]



    Gelecekte uygulanabilecek olası tedaviler


    Kandaki T4 ve TSH düzeylerine göre aldıkları tiroksin dozu yeterli olduğu sürece, hipotiroidili hastaların çoğu kendilerini gayet iyi hisseder. Bununla birlikte bazı kişiler, gereğinden biraz daha fazla tiroksin almalarına, dolayısıyla TSH düzeylerinin normalin altına inmesine karşın kendilerini bekledikleri kadar iyi hissetmeyebilir.

    Henüz doğrulanmamış olsa da, bu küçük hasta grubunda yer alanlara tiroksinle birlikte diğer tiroit hormonu olan T3 (triiyodotironin) verilmesinin yararlı olabileceğini düşündüren bazı kanıtlar vardır.


    Bu ikili tedaviye geçince, tiroksin dozu 25-50 mikrogram azaltılmalı ve tedavinize yarım tablet (10 mikrogram) T3 (liotironin olarak da adlandırılır) eklenmelidir. Bazı ülkelerde hayvanlardan elde edilen ve hem T3, hem de T4 içeren tiroit özleri (ekstreleri) de satılıyor, ama bunlarda bulunan hormon miktarı değişken olduğu için bu ilaçlar önerilmiyor. Tiroit bezi çalışmayınca eksik olan hormon miktarını yerine koymak gerektiği açıktır ve ideal yerine koyma tedavisinde 100 mikrogram T4 ve 10 mikrogram T3 (yavaş salınan formu) içeren bir tablet kullanılması gerekir. Böylece ilaç alınınca kandaki T3 düzeyinin doruğa çıkması ve rahatsız edici çarpıntılara neden olması önlenir. Ne yazık ki ilaç endüstrisi tarafından henüz böyle ideal bir ilaç geliştirilmedi.



    ÖNEMLİ NOKTALAR
    • Hipotiroidi genellikle yavaş gelişir ve başlangıçta belirtiler belli belirsizdir.
    • Doktor basit bir kan testiyle tanıyı doğrulayabilir.
    • Tedavide tabletler kullanılır ve büyük bir olasılıkla bu tedavi yaşam boyunca sürdürülür.
    • Tiroit bezi uzun zamandan beri az çalışan kişilerde anjinaya bağlı göğüs ağrıları vardır. Tiroksin bu kişilerde sorunu daha da ağırlaştıracağı için, dozun dikkatle izlenmesi gerekir. Tiroit sorununuz ortaya çıkarıldığında anjina sorununuz varsa tedavinizde buna göre ayarlamalar yapılacaktır.
    • Tiroit kan testleriniz yalnızca biraz anormalse, size önleyici tiroksin tedavisi uygulanabilir.
  5. imposibel

    imposibel Usta

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    611
    Beğenileri:
    9
    Ödül Puanları:
    630
    Tiroit Hastalığı ve Gebelik


    Gebelikte ortaya çıkan hipertiroidi hemen her zaman Basedow-Graves hastalığına bağlıdır. Ancak, genellikle gebelik sırasında...


    BASEDOW-GRAVES HASTALIĞI

    Gebelikte ortaya çıkan hipertiroidi hemen her zaman Basedow-Graves hastalığına bağlıdır. Ancak, genellikle gebelik sırasında Basedow-Graves hastalığı gibi otoimmün hastalıklarda kendiliğinden bir düzelme eğilimi olduğundan, hipertiroidi gelişmesi yaygın değildir. Ayrıca tiroit bezi fazla çalışan kadınlarda yumurtalıklardan yumurta salınmayan âdet dönemlerinin sayısı arttığı için, kısırlık görece fazladır.

    Basedow-Graves hastalığında hipertiroidiye yol açan tiroidi uyarıcı antikor hem plasentadan, hem de annenin kanından gelişmekte olan bebeğin kanına geçtiği için bebekte de tiroit bezi annesindeki gibi fazla çalışacaktır. Bununla birlikte antitiroit ilaçlar da plasentadan geçer ve annede hipertiroidi iyi denetim altında tutulursa fetüse herhangi bir zarar gelmez. Gebe olan kadında hipertiroidinin fark edilmemesi ya da gerektiği gibi tedavi edilmemesi düşüğe yol açabilir; antitiroit ilaçların gereğinden çok kullanılması ise fetüste guatr gelişmesine neden olabilir. Dolayısıyla, hastaya kandaki tiroit hormon düzeyini normalleştiren en düşük metimazol dozunun uygulanması gerekir ve tiroit tedavisini sürdüren doktorun, doğum uzmanıyla yakın işbirliği içinde dört ile altı haftada bir yapılan kan testleriyle hormon düzeylerini kontrol etmesi gerekir. Fetüste gelişme sürecinin en önemli aşamasında hipotiroidi olasılığını önlemek için, metimazol genellikle doğumdan dört hafta önce kesilir. Bebek doğduktan sonra annede hipertiroidi yinelerse ve anne bebeğini emziriyorsa, metimazol yerine propiltiourasil tedavisi uygulanır. Bunun nedeni propiltiourasilin anne sütüne daha az geçmesi ve bebeği daha az etkilemesidir.




    [​IMG]
    Gebe kadınlarda tiroit sorunlarının fark edilmesi önemlidir.



    Kuzey Amerika’da karbimazolün (metimazolün ön ilacı) yenidoğan bebekte seyrek görülen bir hastalık olan aplazi kutise yol açtığını bildiren bazı yazılar yayımlandı. Aplazi kutiste başın ufak bir bölümünü kapatan deride bir kusur vardır. Ancak diğer bazı ülkelerdeki tıp yetkilileri bu riskin kesin olmadığını, varsa bile abartıldığını düşünüyor. Bu durumda uzmanların bir bölümü gebelikte karbimazol uygulamaya devam ediyor. Ancak diğer bazıları propiltiourasili tercih ediyor ve mümkünse bu ilaca hasta gebe kalmadan önce geçiyor. Propiltiourasilin dozu karbimazol ya da metimazol dozunun on katıdır ve piyasada yalnızca 50 miligramlık tabletler bulunmaktadır.

    Gebelikte radyoaktif iyot tedavisi asla uygulanmaz. Ancak, ilaçların yan etkiye yol açtığı ya da düzensiz ilaç kullandıkları için fetüsü riske sokan kişilerde, gebeliğin 20. haftasına yakın dönemlerde ameliyat önerilebilir.


    YENİDOĞANDA HİPERTİROİDİ (NEONATAL TİROTOKSİKOZ)


    Basedow-Graves hastalığı bulunan kadınların çoğunda gebelik sırasında tiroidi uyarıcı antikor yok olur ya da kandaki düzeyi düşer. Bununla birlikte, bazılarında antikor düzeyi yüksek olmaya devam eder ve doğum anına kadar bebekle annenin kan alışverişi sürdüğünden yenidoğanın kanında da yüksek düzeyde antikor bulunur; bu hipertiroidiye neden olabilir. Gebeliğin sonlarına doğru kanlarında antikor düzeyi yüksek olan anneleri saptayarak, hipertiroidi gelişme olasılığı en yüksek olan bebekleri belirleme olanağı vardır. Ayrıca bütün bebeklere doğumdan kısa bir süre sonra kan testi yapılarak tiroit hormonu düzeylerinin ölçülmesi gerekir. Yenidoğan bebekteki hipertiroidi bu aşamada saptanırsa kolayca tedavi edilir ve sadece iki üç hafta, anneden geçmiş antikorların parçalanmasına ya da etkinliğini yitirmesine kadar sürer. Çok seyrek olarak geçmişte Basedow-Graves hastalığı geçiren ve başarıyla tedavi edilen bazı kadınlarda tiroidi uyarıcı antikor üretimi sürer; bu kadınların çocuklarında yenidoğan hipertiroidisi riski yüksektir.

    HASTA ÖYKÜSÜ


    Rebecca ve kocası iki yıldır ikinci çocuklarını yapmak istiyor, ancak başarılı olamıyorlardı. Rebecca iki kez gebe kalmıştı, ama ikisinde de yaklaşık onuncu haftada düşük yapmıştı. Kendini iyi hissediyor ve iyi görünüyordu ve birkaç kilo kaybetmesine karşın, bunu yaşamının çok dolu olmasına, bir yandan eviyle ilgilenip beş yaşındaki hareketli oğluna bakarken, bir yandan da yarım gün sekreter olarak çalışmasına bağlıyordu. Saat gibi dakik olan âdetlerinin hafiflemesi ve bazen de atlaması onu biraz kaygılandırıyordu.

    Annesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde Avustralya’daki kuzenine hipertiroidi tanısı konulduğunu öğrendi. Doktora başvurdu ve belirgin bulgular olmamasına, guatr ya da gözlerinde dışa fırlama görülmemesine karşın testlerde hafif hipertiroidi saptandı. Yerel hastanede bunun Basedow-Graves hastalığına bağlı olduğu doğrulandı. Başlangıçta günde 30 miligram olmak üzere karbimazol tedavisi başlatıldı ve beş aylık tedaviden sonra gebe kaldı.


    Rebecca dört haftada bir endokrinolog tarafından muayene edildi ve gebeliğinin ortalarına doğru günde yalnızca 5 miligram karbimazol alması gerekti. İlaç beklenen doğum tarihinden dört hafta önce kesildi ve sağlıklı bir kız çocuğu doğurdu. Doğumun beşinci gününde bebeğe topuktan yapılan kan testi normal sonuç verdi ve herhangi bir tiroit anormalliği saptanmadı. Rebecca bebeğini anne sütüyle besledi, ama dört ay sonra yeniden hipertiroidi gelişti. Kanında tiroidi uyarıcı antikor olması, nedenin yine Basedow-Graves hastalığı olduğunu gösteriyordu. Bebeğini artık biberonla beslemeye karar verdi, bu nedenle de hipertiroidi tedavisinde eskiden olduğu gibi karbimazol kullanılmaya başlandı. Emzirmeye devam etme kararı vermiş olsa, kendisine propiltiourasil tedavisi uygulanacaktı.


    HİPOTİROİDİ


    Hipotiroidili kadınların çoğu tiroksin kullanırken gebe kalır. Hafif bir hipotiroidinin doğurganlığı etkileme olasılığı düşük olsa da, uzun süre ağır tiroit yetersizliği yaşayan kadınların gebe kalma olasılığı, gebe kalınca da gebeliğin sürme olasılığı düşüktür.

    Gebelikte tiroksin dozunun günde 50 mikrogram kadar yükseltilmesi gerekebilir. Üç ayda bir kan testi yapılarak dozun artırılması gerekip gerekmediği kontrol edilecektir. Doğumdan üç dört hafta sonra gebelik öncesindeki doza geri dönülebilir.


    Fetüste tiroit bezinin anneden bağımsız gelişmesine ve anne karnındaki bebeğin kendi tiroit hormonlarını üretmesine karşın, ABD’de yapılan yeni bir çalışmanın sonuçları, annede fark edilmeyen ya da gerektiği gibi tedavi edilmeyen hipotiroidinin, çocuğun zekâsının biraz düşmesine yol açabileceğini gösterdi. İlacınızı arada bir unutursanız bebeğiniz risk altına girmez, ama bunu alışkanlık haline getirirseniz hem düşük riskiniz artar, hem de bebeğinizin zekâ gelişimi bundan zarar görebilir. Tiroksin kullanan ya da aile öykülerinde tiroit hastalığı bulunan kadınların henüz gebe kalmadan, daha planlama aşamasında tiroit testlerinin normal olup olmadığını kontrol ettirmeleri akıllıca olur.




    [​IMG]
    Yeni doğan bir bebeğe topuk testi uygulanması





    Yenidoğanda hipotiroidi (doğumsal hipotiroidi)


    Yenidoğan her 3500 bebekten birinde tiroit bezi yeterince gelişmez ve bebek hipotiroidiyle doğar. Geçmişte bu durum çocuk birkaç haftalık olana kadar fark edilmiyor, o zamana kadar da kretinizm adı verilen zihinsel ve fiziksel sakatlık gelişiyordu. Oysa günümüzde İngiltere’de yenidoğan bebeklerin hepsine, doğumu izleyen beşinci ya da altıncı günlerde yapılan bir kan testiyle hipotiroidi taraması uygulanıyor. Türkiye’de de çoğu hastanede bu tarama yapılıyor. Tiroidin yetersiz olması durumunda derhal gerekli tedavi başlatılarak bebeğin normal gelişimi güvence altına alınıyor. Tedavi genellikle yaşam boyu sürdürülüyor, ama az sayıda bebekte hipotiroidinin annenin tiroit bezinin az çalışmasına bağlı geçici bir durum olduğu anlaşılıyor; bu kadınlarda, plasentayı geçen ve Basedow-Graves hastalığı ile neonatal tirotoksikozdaki uyarıcı antikorların (bk. s. 31) tam tersi bir etkisi olan engelleyici antikorlar vardır.


    DOĞUM SONRASI TİROİT HASTALIĞI



    Basedow-Graves hastalığındaki hipertiroidi gebelik sırasında kendiliğinden düzelme eğilimi gösterse de, genellikle doğumdan birkaç ay sonra daha şiddetli bir biçimde yineler. Bununla birlikte, doğumu izleyen bir yıl içinde gelişebilen ve hemen her zaman Hashimoto tiroiditi gibi altta yatan ve çoğunlukla o zamana kadar fark edilmemiş otoimmün bir tiroit hastalığı bulunanlarda görülen bir başka hipertiroidi türü vardır. Hipertiroidi hafiftir ve birkaç haftadan uzun sürmez; tedavi uygulanması gerekiyorsa, yalnızca beta bloker alınır. Bu evreyi yine geçici nitelikte olan ve tedavi gerektirmeyen hafif bir hipotiroidi dönemi, sonra da genellikle tam iyileşme izler. Sonraki gebeliklerde de benzeri bir süreç yaşanabilir ve sonunda bu hastaların çoğunda kalıcı olarak az çalışan bir tiroit gelişir.

    Tedavi gerektirmeyen doğum sonrası (postpartum) tiroidit ile tedavi gerektiren Basedow-Graves hastalığı arasında ayrım yapabilmek için, iki ölçüm yapılması gerekli olabilir. Bunlardan birincisi, genellikle Basedow-Graves hastalığında kanda saptanan tiroidi uyarıcı antikor düzeyinin ölçülmesi, diğeri ise tiroit bezinde radyoaktif iyot ya da teknetyum tutulumudur; bu test doğum sonrası tiroiditte negatif sonuç verir. Kadınların %5’inde doğum sonrası tiroidit gelişir, ama bu kadınların çoğu herhangi bir belirtiden yakınmaz. Eldeki bulgular tiroit kan testi anormallikleriyle doğum sonrası depresyonu arasında herhangi bir bağlantı olmadığını düşündürüyor.


    HASTA ÖYKÜSÜ


    Flora Stewart 25 yaşındaydı ve avukat olan kocası William ile mutlu bir evlilik yapmış ve beş ay önce ilk çocuğu olan Jane’i doğurmuştu. Ancak ilişkileri giderek bozulmaya başlamıştı; Flora sürekli ağlıyor, çabuk sinirleniyor, hatta hiçbir neden yokken William’ı kırıyordu. Uykuları da bozuktu ve kocası zaman zaman Flora’nın ellerinin titrediğini fark etmişti.

    İkisi de bütün bunları gebeliği ve bebeklerinin doğumunu izleyen hormonal değişikliklere yordular ve kısa sürede her şeyin normale döneceğini varsaydılar. Ama Flora çarpıntıdan yakınınca William karısını doktora gitmeye ikna etti.


    Doktor, Flora’nın tiroit bezinin fazla çalışıyor olabileceğini düşündü, nitekim kan testi kuşkularını doğruladı.

    Bu haberi alınca Flora endişelendi; annesi otuz yaşlarında Basedow-Graves hastalığı geçirmişti ve hipertiroidinin bütünüyle tedavi edilmesine karşın gözlerindeki fırlama 20 yıldır devam ediyordu. Doktor Flora’nın belirtilerinden bir bölümünü gidermek için günde bir kez alınmak üzere 80 miligram uzun etkili propranolol yazdı ve yerel hastanedeki uzmana görünmesini önerdi. Dört hafta sonra randevu tarihi geldiğinde Flora kendisini çok daha iyi hissediyordu ve tekrarlanan kan testinde tiroit bezinin artık normalden biraz daha az çalıştığı belirlendi.


    Tanı Basedow-Graves hastalığı değil, doğum sonrası tiroiditti ve gözlerinde annesindeki gibi bir dışarı fırlama olmayacağını öğrendiği için Flora çok memnundu. Propranolol kesildi ve iki ay sonra yapılan bir kan testinde sonuçlar bütünüyle normal çıktı.


    Flora bundan sonraki gebeliklerinde de doğum sonrası tiroidit geçirebileceğini ve gelecekte bir aşamada kalıcı hipotiroidi gelişme olasılığı olduğunu artık biliyor.


    Ne var ki, doktoru, yılda bir kez tiroit kan testi yaptırarak hipotiroidinin aşırı belirtiler gelişmeden önce saptanabilmesine çalışacak.


    ÖNEMLİ NOKTALAR
    • Çocuk yapmayı düşünüyorsanız, her zamankinden farklı bir ilaç kullanmanız gerekebileceği için bu konuyu doktorunuzla değerlendirin.
    • Gebelik sırasında doktorunuz sizi yakından izleyecektir, ama tedavi gelişmekte olan bebeğinizi etkilemez.
    • Bazı kadınlarda çocuk doğurduktan sonra hafif bir tiroit hastalığı gelişir, ama bu kolayca tedavi edilir. Flora’yla ilgili olarak 34. sayfada anlatılanlara benzer belirtileriniz gelişirse, nedeninin bu olup olmadığını doktorunuza sormanızda yarar vardır.
    • Çocuğunuz hipotiroidi ya da hipertiroidi ile doğabilir, ama yenidoğan bütün bebekler gibi sizin bebeğinize de doğumdan kısa bir süre sonra yapılması gereken rutin kan testinde bu durum belirlenecek ve çocuğunuz tedavi edilecektir.

Sayfayı Paylaş

Gelen aramalar...

  1. tiroid yükselince ne olur

    ,
  2. tiroid hormonlari yukselince ne olur