Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Şiirde ölçü nedir

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Suskun tarafından 8 Aralık 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.440
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Şiirde ölçü nedir
    Vikipedi, özgür ansiklopedi


    Ölçü, şiirde ritmi sağlar ve edebiyatımızda 3 türlü kullanılmıştır.

    1 - Hece ölçüsü: Dizelerdeki hecelerin sayıca eşit olması kuralına dayanır. Ağırlıklı olarak halk edebiyatımızda kullanılmıştır.

    Her görünen dost yüzü, 7 hece/ Ondan ayırmam gözü, 7 hece/ Gitmez dilimden sözü. 7 hece/

    2 - Aruz ölçüsü:
    Dizelerdeki hecelerin açıklık(kısalık)-kapalılık(uzunluk) esasına bağlı olan bir ölçü sistemidir. Sonu ünlüyle biten heceler kısa(.) ile gösterilir. Ünsüz ile biten heceler ve aslında uzun olan heceler (-) ile gösterilir. Aruz ölçüsü gereği dizenin son hecesi kısa da olsa uzun kabul edilir. Aruz kalıbına uyulmadığında imale, ulama, medd, ziyaf gibi kusurlar yapılır. Bu ölçü ağırlıklı olarak klasik(divan) edebiyatta kullanılmıştır.

    3 - Serbest ölçü:
    Herhangi bir ölçüye uymadan, hatta bazen kafiyeye bile uymadan yazılan şiirlerdir.


    :):):)
    DETAYLI BİLGİ VE ÖRNEKLER AŞAGIDA

  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.440
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Hece Ölçüsü Nedir ?
    Şiirde mısralardaki hece sayısının eşit olmasına dayanan ölçüye hece ölçüsü denir. Hecelerin sayısı parmakla sayıldığı için "parmak ölçüsü" adıyla da bilinir. Türkçenin yapısına uygundur.

    Türkçede heceler uzunluk kısalık bakımından hemen hemen aynı değerdedir. Bu yapısal özellik şiirde hece ölçüsünün kolayca kullanılmasına imkan verir. İlk yazılı Türk edebiyatının ürünleri olarak bilinen Göktürk Yazıtlarında şiir bulunmamasına rağmen şiirsel özellikler taşıyan ve hece ölçüsüne uyan bölümler vardır. Kaşgarlı Mahmut'un Divanü Lugatit Türk eserindeki şiirler de hece ölçüsüyle yazılmışlardır. Türklerin İslamiyeti kabulünden sonra divan edebiyatı ve aruz ölçüsünün yaygınlaşması hece ölçüsünün yalnızca tekke ve aşık edebiyatına özgü bir ölçü olmasına yol açtı.

    Hece ölçüsünde kalıbı dizelerdeki hecelerin sayısı belirler. Her dizesinde 11 hece bulunan bir şiirin kalıbı "11 li hece ölçüsü" olarak gösterilir. Bir hecenin belli bölümlere ayrılmasına "durgulanma", bu bölümlerin okuma sırasında hafifçe durularak vurgulanan yerlerine de "durak" denir. Kalıplar 2 liden başlayarak 20 lilere kadar çıkar. Az heceli, yani 2 liden 6 lıya kadar kalıplar tekerleme, atasözü, bilmece gibi ürünlerin şiirsel parçalarında uyum öğesi olarak yer alır. Bu tür kısa kalıpların durakları dizenin sonundadır.

    Hece ölçüsünde durağın önemi büyüktür. Bir kalıp en az 2, en çok 5 duraklı olabilir. Bir durakta bulunan hece sayısı ise 1 ile 10 arasında değişir. Hece kalıpları duraklar ve duraklardaki hece sayıları bakımından bölümlenir. Bu kalıplar içinde en çok kullanılanlar 7 li, 8 li, 11 li ve 14 lü olanlardır. 7 li ölçü daha çok mani türünde kullanılmıştır. 8 li kalıp semai, varsağı, destan ve türkülerin ölçüsüdür. 11 li ölçü ise başta koşma ve destan olmak üzere aşık ve Tekke Edebiyatı şiirlerinde kullanılmıştır. 14 lü hece ölçüsüne ise daha çok tekke şiiri ve çağdaş Türk şiirinde rastlanır.





    Gök-te u-çan kuş-la-ra (7 Hece)
    ar-ka-daş o-la-ma-dım (7 Hece)
    Kuş yap-tı yu-va-sı-nı (7 Hece)
    Kuş ka-dar o-la-ma-dım (7 Hece)
    ---------***---------
    E-le-dim e-le-dim öl-lük e-le-dim (11 Hece)
    ay-na-lı be-şik-te be-bek be-le-dim (11 Hece)
    Bü-yüt-tüm bes-le-dim as-ker ey-le-dim (11 Hece)
    git-ti de gel-me-di bu-na ne ça-re (11 Hece)

    Bazı kimseler bazı Türkülerimize sahip çıkıyorlar ya aslında net bir cevap hece ölçüsü:

    Er-zu-rum çar-şı pa-zar (7 Hece)
    İ-çin-de bir kız ge-zer (7 Hece)
    E-lin-de di-vit ka-lem (7 Hece)
    kat-li-me fer-man ya-zar (7 Hece)
    --------****---------
    Dam üs-tün-de çul se-rer. (7 Hece)
    Bil-mem yar ki-mi se-ver? (7 Hece)
    Be-nim bir sev-di-ğim var. (7 Hece)
    gün-de on çe-şit gi-yer. (7 Hece)

    Hece ölçüsü, içinde ki duyguyu en eksiksiz anlatmana hiç mani olmaz:

    Mı-zı-ka çal-ın-dı dü-ğün mü san-dın? (11 Hece)
    Al be-yaz bay-ra-ğı ge-lin mi san-dın? (11 Hece)
    Ye-me-ne gi-de-ni ge-lir mi san-dın? (11 Hece)
  3. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.440
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    ARUZ ÖLÇÜSÜ

    ''Aruz ölçüsü''', nazımda uzun veya kısa, kapalı ya da açık hecelerin belli bir düzene göre sıralanarak ahengin sağlandığı ölçü. Sözlük anlamları ‘yön’, ‘yan’, ‘bölge’, ‘bulut','Gök yüzü’, ‘keçi yolu’, ‘deli', 'sarhoş deve’, ‘çadırın orta direği’, ‘karşılaştırılan', 'ölçü olan şey’ gibi çeşitlidir. Edebi kavram olarak, bu anlamlardan hangisine dayandığı tam olarak bilinmemektedir. Develerin yürüyüşünden, demircilerin sistematik çekiç vuruşundan veya çamaşırcı kadınların tokmak seslerinden çıktığı görüşleri vardır. Bir çadırı direğin ayakta tutması gibi, divan şiiirini ayakta tutan en büyük unsurun aruz olduğu düşünülür. Aruz bilimini bir öğreti biçiminde ilk olarak ortaya koyan ünlü Arap dilcisi İmam Halil bin Ahmed'dir. Aruz ölçüsü, Arap, Türk, Fars, Kürt, Afgan, Pakistan ve kısmen Hint edebiyatında kullanılmaktadır.

    Aruz hecelerin sayısını değil, şeklini esas alır. Aruzla yazılmış şiirlerde, her bir mısranın heceleri, diğer mısraların aynı hizadaki heceleriyle aynı açıklık(kısalık) ve kapalılık(uzunluk) noktasında birbirlerine denktir. Açık(kısa) hece ( . ) işaretiyle; kapalı(uzun) hece (-) işaretiyle gösterilir. Ayrıca med'li adı verilen, bir buçuk hece değerinde ( .- )işaretiyle gösterilen hece değeri de dört sesten oluşan heceler için kullanılır. Bu temel parçaların birleşmesinden 8 ana kalıp ortaya çıkmıştır:

    1. fa'ûlün (fe'ûlün) (._ _)
    2. fâ'ilün, fâ'ilât (_._)
    3. mefâ'ilün (._._)
    4. fâ'ilâtün (_._ _)
    5. müstef'ilün (_ _._)
    6. mef’ûlâtü (_ _ _ .)
    7. müfâ'aletün (._.._)
    8. mütefâ'ilün (.._._)

    Her beyitte en az dördü bulunan bu parçalara tef'il, tef'ile ya da cüz adı verilir.
    Divan şiirinde aruz ölçüsü [değiştir]

    Divan şiirinin kullandığı ölçü aruzdur. Aruzun, değişik uzunlukta ve ahenkte kalıpları vardır. Bu kalıplar uzun ve kısa hecelerin belirli sayılarda art arda gelmesinden oluşur ve uzun ve kısa hecelerden yapılmış kelimeleri karşılar. Divan şiirinin temeli beyit, yani ikili dizelerdir. Beyitler arasında anlam birliği bulunması şart değildir.

    A)Düz Kalıplar:

    1- Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün / Mefâilün ( . - . - ) x 4

    2- Müstef’ ilün / Müstef’ ilün / Müstef’ilün / Müstef’ilün ( - - . - ) x 4

    3- Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün / Müstef’ilâtün ( - - . - - ) x 4

    4- Feûlün / Feûlün / Feûlün / Feûlün ( . - - ) x 4


    B)Karışık Kalıplar:


    1- Mefâilün / Mefâilün / Feûlün ( . - . -) ( . - . - ) ( . - - )

    2- Feilâtün ( Fâilâtün) / Feilâtün / Feilâtün / Feilün ( fa’lün) ( . .- -) (. .- -) (. .- -) ( . . - )

    3- Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - )

    4- Fâilâtün / Fâilâtün / Fâilün ( - . - - ) ( - . - - ) ( - . - )

    5- Müfteilün / Müfteilün / Fâilün ( - . . -) ( - . . - ) ( - . - )

    6- Feûlün /Feûlün / Feûlün / Feûl ( . - - ) ( . - - ) ( . - - ) ( . - )

    7- Mefâilün / Feûlün / Mefâilün / Feûlün ( . - . - ) ( . - - ) ( . - . - ) ( . - - )

    8- Feilâtün ( Fâilâtün ) / Mefâilün / Feilün ( Fa’lün ) ( . . -- ) ( . - . - ) ( . . - )

    9- Fa’lün / Feûlün / Fa’lün /Feûlün ( . - ) ( . - - ) ( . - ) ( . - - )

    10- Mef’ûlü / Fâilâtü / Mefâîlü / Fâilün ( - - . ) ( - . - . ) ( . - - . ) ( - . - )

    11- Mef’ûlü / Mefâîlün / Feûlün ( - - . ) ( . - - - ) ( . - - )

    12- Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - . ) ( . - - . ) ( . - - )

    13- Mef’ûlü / Mefâîlün / Mef’ûlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - - ) ( - - . ) ( . - - )

    14- Mef’ûlü / Mefâîlü / Feûlün ( - - . ) ( . - - . ) ( . - - )

    15- Müfte’ilün / Fâilün / Müfte’ilün / Fâilün ( - . . - ) ( - . - ) ( - . . - ) ( - . - )


    Aruz ölçüsünde kurallar


    * Ulama : Bağlama, bağlayış anlamındadır.Sessiz harfle biten kelimeyi sesli harfle başlayan kelimeye bağlayarak okumaktır. Hece ölçüsünde de kullanılmaktadır.

    * İmale : Aruz kalıbına uydurmak için kısa hecenin uzun sayılmasıdır. İki türlü imale bulunmaktadır.

    1. İmale-i Maksûr: Kısa uzatma manasındadır. Kısa olan hecelerin uzun okunmasıdır. Arapça ve Farça kelimelerde zaten uzun ünlü olduğu için kullanılmasına gerek duyulmamıştır. Daha çok Türkçe kelimelerde kullanılır.
    2. İmale-i Memdûd: Buna "medd" de denilmektedir.Uzun bir heceyi bir kapalı bir açık hece halinde okumaktır. Sonu iki ünsüz veya bir uzun ünlü bir ünsüz ile biten kelimelerde kullanılır. Fazladan bir hece oluşacağı için eksik hece bulunan durumlarda kullanılır.

    * Zihaf : Aruz kalıbına uydurmak için uzun hecenin kısa sayılmasıdır. Aruzda kullanılması sakıncalı görülür. Çok büyük bir aruz kusurudur. bu sebeple şairler tarafından pek tercih edilen bir uygulama değildir.

    Aruz ölçüsünün Türk edebiyatındaki yeri

    Öğrenciler için Uygun Aruz vezni arap edebiyatının resmi ölçüsüdür. Eski çağlardan beri, halk şiiri ve hece vezninin türk edebiyatında güçlü bir yeri olmuştur. İranlılar İslâmiyet’i kabul edince, Arap kültürünün de büyük tesiri altında kaldılar. Şiirde, Arap’ların kullandığı nazım ölçüsü olan aruz’u kullanmaya başladılar. Ancak Arap’ların kullandıkları aruz ölçüsünü olduğu gibi kabul etmediler. Kendilerine göre bir ayıklamaya tabi tutarak kulaklarına hoş, tabiatlarına uygun gelenleri seçtiler ve kullandılar. Talas Savaşı sonrasında, İslamiyeti kabul ettikten sonra, İran edebiyatının etkisiyle Türkler de farsça şiirler yazmışlar ve iran aruzunu kullanmaya başlamışlardır. Aruz vezni, 5. - 11. yüzyıllarda Hakaniye Türkçesi’ne 7. - 13. yüzyıllarda, Anadolu Türkçesi’ne 8. - 14. yüzyıllarda, Çağatay ve Azeri Türkçesi’ne girmiş ve zamanımıza kadar bir çok şiirler yazılmıştır. Türkçe olarak yazılan ilk ve temel eserlerden Kutadgu Bilig'de aruz kalıpları kullanılmıştır: (fa'ûlün fa'ûlün fa'ûlün fa'ûl).

    Türkçenin yapısının arapça ve farsçaya benzememesi ve türkçede uzun sesli bulunmaması türk şairlerin aruz ölçüsünü kullanırken güçlüklerle karşılaşmasına yol açmıştır. Bu problemler ilk zamanlarda hece ölçüsüne en yakın olan kalıpların seçilmesiyle aşılmıştır. Divan şiirinin ünlü şairleri arasında Fuzûlî,Baki, Nefi ve Nedim sayılabilir. Aruz, birkaç ünlü divan şairi dışında, ancak 19. ve 20. yüzyıllarda Tevfik Fikret, Mehmed Akif Ersoy, Yahya Kemal gibi şairlerin elinde bir türk aruzu durumuna gelmiştir. 1911 yılında başlayan Milli Edebiyat akımıyla ve özellikle Ziya Gökalp`in “ aruz sizin olsun, hece bizimdir” söyleyişiyle, aruzdan kopan şairler hece veznine sarılmışlar.


    Bu örnekleri inceleyerek de aruzun güzelliği görülebilir.

    İstiklâl Marşından,
    Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım

    Sultan Veled
    Karnım açtır karnım açtır karnım aç
    Rahmet etgil Tanrı bana kapı aç

    Yunus Emre
    Us yine aşkın beni mest-ü harâb eyledi
    Yaktı gönül evini bağrı kebâb eyledi

    Hacı Bayram Veli
    N’oldu bu gönlüm N’oldu bu gönlüm
    Derd ü gam ile doldu bu gönlüm
    Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
    Yanmada derman buldu bu gönlüm

    Süleyman Çelebi
    Allâh adın zikredelim evvelâ
    Vâcib oldur cümle işte her kula
    Her nefeste eyledik yüz bin günâh
    Bir günâha etmedik hiçbir gün âh

    Fehim-i Kadîm
    Varur zâhid ibâdetgâhına meyhâneden sonra
    Gelür mestâne başı secdeye ammâ neden sonra

    İbrahim Hakkı
    Hak şerleri hayr eyler
    Zannetme ki gayr eyler
    Ârif onu seyreyler
    Allah görelim neyler
    Neylerse güzel eyler

    Şinasi
    Kişiye her işi âlâ görünür
    Kuzguna yavrusu ankaa görünür

    Namık Kemal
    Ölürsem görmeden millete ümid ettiğim feyzi
    Yazılsın seng-i kabrime vatan mahsûn ben mahzûn

    Eşref
    Kabrimi kimse ziyâret etmesin Allah için
    Gelmesin reddeylerim billâhi öz kardaşımı
    Gözlerim ednâ-yı ademden o rütbe kıldı kim
    İstemem ben fâtiha tek çalmasınlar taşımı

    Neyzen Tevfik
    Kime sordumsa seni doğru cevap vermediler
    Kimi alçak kimi hırsız kimi deyyus dediler
    Künyeni almak için partiye ettim telefon
    Bizdeki kayda göre şimdi o meb’us dediler

    Nahifî
    Göz gördü gönül sevdi seni ey yüzü mâhım
    Kurbanın olam var mı bunda benim günâhım

    Ahmed Paşa
    Aşkın yolunda hicre tahammül günâh imiş
    Uşşakın işi anın içün her gün âh imiş

    Fuzuli
    Meni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
    Felekler yandı âhımdan mur3adım şem’i yanmaz mı

    Nedim
    Şivesi nâzı edâsı handesi pek bî-bedel
    Gerdeni püskürme benli gözleri gaayet güzel

    Yahya Kemal
    Ey kimsesizler el verin kimsesizlere
    Onlardır ancak el verecek kimsesizlere

    Muallim Naci
    Divânece sözler mi demektir edebiyyât
    Âsârı terakki diyoruz biz buna heyhât

    Faruk Nafiz Çamlıbel
    Seni ben bekliyorum göğsüm açık bağrım açık
    Hançer ol göğsüme saplan ecel ol karşıma çık

    Orhan Veli
    Ömrün o büyük sırrını gör bir bak ta
    Bir tek kökü kalmış ağacın kökü toprakta
    Dünya ne kadar tatlı ki binlerce kişi
    Kolsuz ve bacaksız yaşayıp durmakta

    M. Fatin Baki
    Bundan yana insanlığa kıymet veriyorsan
    Öksüz ve yetimlerle de paylaş ne yiyorsan

    Şair değilim sadece manzum yazarım
    Gerçi bu değildir ki benim yok nazarım
    Öz Türkçe aruz veznine uymaz diyenin
    Ben kabrini kurşun kalemimle kazarım

    M. Turan Yarar
    Acı bensiz yola çıkmaz yara bensiz kanamaz
    Ve cehennem bile benden daha yetkin yanamaz
    Dili insâf okuyanlar söker elbet yazımı
    Kınayanlar beni bilmez tanıyanlar kınamaz

    Ters aktı sular gerçeği susturdu yalan
    Yağmaydı zaman aldı alan çaldı çalan
    Attım gölü bin bir kıyısından yüreğin
    Artık bir avuç kumla çakıl bende kalan

    M. Nuri Parmaksız
    Görmediler aşkını yollar boyu ağladı
    Yokluğunun zulmünü altın gibi sakladı
    Dindiremez yaşları hicrân onu dağladı
    Kaçmayı düşlerdi o sevdâsı yasakladı

    Dalgınsam ey gönül sakın sanma bıktı gönlümü
    Kızdın da sözlerin harâb etti yıktı gönlümü
    Sensizlik anladım nefesten yakın durur bana
    Birden gelen bu ayrılık bil ki yaktı gönlümü

    Serdar Öncül
    Ne ümit yokken ümitlen,ne ümitsizce yaşa,
    Ne meyil ver mala,mülke,ne de dost,arkadaşa,
    Ne sevâbınla gururlan,ne günâhından utan,
    En nihâyet gelecektir yazılan neyse başa
    ------------------------------
    Düşlerden arınsan, gerçeklere dolsan,
    Bıkmaz yürürüm ben, ufkumdaki yolsan,
    Lûtfet sönecektir gönlümdeki yangın,
    Deryâ ya gerek yok, bir damla su olsan.
    ------------------------------
    Firkât denilen şey güle meylettiğin andır
    Bülbül deki feryâd ne de beyhûde figandır
    Heyhât, yüreğim geçti o sevdâlı bahardan
    Takvimleri yırt at yine sen kendini kandır.

    Bizler bu yolun yolcusu, dünyâ ise handır
    Bir hükm`ü müebbet ki bu, zindancı zamandır
    Vuslat çok uzaklar daki gülşende açan gül
    Bülbül deki feryâd, yine beyhûde figandır.
  4. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.440
    Beğenileri:
    110
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Serbest Ölçü

    düzeni olmayan şiirlerin ölçüsüdür. Bu ölçüyle oluşturulan şiirlerde uyum, hece sayısı ve uyakla değil, sözcüklerdeki ses ilişkileriyle sağlanır.19. yüzyılın sonlarında doğmuş ve hızla gelişmiştir.

    Şiir dizelerindeki hece sayılarında eşitlik yoktur.

    Vezin anlayışını ortadan kaldıran bir düşüncenin ürünüdür. Şairin hiçbir ölçüye bağlı kalmadan dilediği gibi yazmasıdır. Türk edebiyatında ilk defa bunu kullanan Garipçiler'dir. Özellikle 1950'lerden sonra kullanılmıştır.

    Örnek:

    Baş Ağrısı


    Yollar ne kadar güzel olsa,
    Gece ne kadar serin olsa,
    Beden yorulur,
    Baş ağrısı yorulmaz.


    Şimdi evime girsem bile
    Biraz sonra çıkabilirim
    Mademki bu esvaplarla ayakkaplar benim
    Ve madem ki sokaklar kimsenin değil.

    Orhan Veli KANIK

    Günümüz şairleri daha çok bunu kullanmaktadırlar.

    Örnek:

    Boşuna koşma çocuk
    Sahil boyu balıklarını
    Artık göremezsin!
    Kalbi kırık dalgaların
    Deniz küskün
    Balıklar yitik

Sayfayı Paylaş

Gelen aramalar...

  1. şiirde ölçü nedir

    ,
  2. edebiyatta ölçü nedir