Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Romanda Anlatım Teknikleri - Anlatma ve Gösterme Teknikleri

Konusu 'Edebiyat / Kitap' forumundadır ve Suskun tarafından 18 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.373
    Beğenileri:
    126
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Romanda Anlatım Teknikleri - Anlatma ve Gösterme Teknikleri

    Tarihi romanlarda sıkça görülen bu tekniği, yazarlar, çeşitli amaçlarla kullanmışlardır. Herkesin bidiği gibi yazarlar hal (şimdiki zaman) içinde yasarlar. Bundan dolayı da tahkiyeli eserlerde ister istemez hal (şimdiki zaman) ağır basar.Yazarlar bazen bu ağır baskıyı hafifletmek icin veya geçmişten elde ettikleri bilgiyi ve hazır zamanı değerlendirmek için " geçmiş" e dönerler.îşte çeşitli vesilelerle ve yollarla, halden (şimdiki zaman) geçmişe yönelmeye " geriye dönüş tekniği" diyoruz.

    Şuur Akısı ( Bilinç Akımı) Tekniği: Tahkiyeli eser kişilerinin duygu ve düşüncelerini, her hangi mantıki bir bağ ve gramer kuralı endişesi taşımaksızın, düzensiz bir şekilde ve çağrışım ilkesi paralelinde doğrudan doğruya okuyucuya aktarmaktan ibarettir. Aynı zamanda insanların tanıtılmasında da kullanılan bu teknikte yazar, okuyucuyu kahramanın iç dünyası ile başbaşa bırakmayı hedefler.

    Montaj Tekniği: Bizdeki "iktibas" sanatını hatırlatan bu teknik, bir yazarın başkasına ait bir söz veya yazıyı, belirli bir amaç için kalıp olarak eserinde kullanmasından ibarettir. Söz konusu aktarma, aynen veya mealen yapılabilir.Burada önemli olan, aktarılan parçanın, eserin yapısına uygun düşüp düşmediğidir.

    Özetleme Tekniği: Daha çok eski (klasik) tahkiyeli eserlerde görülen bu teknikte, varlığı kuvvetle hissedilen anlatıcının olayları, kişileri veya hakkında bilgi vermek istediği herhangi bir şeyi özetleyerek anlatması esastır. Çağdaş romancılar bu ışı "bilinç akımı"," tahlil" veya " iç monolog" tekniklerinden yararlanarak yaparlar.

    İç Monolog: Modern tahkiyeli eserlerde görülen ve insanın İç dünyasını okuyucuya aracısız aktarmayı hedefleyen bir tekniktir.Kahramanın söylenmemiş düşüncelerinin, zihnin serbest bir ürünü olarak, fakat mantıki bir sıra içinde, gramer kurallarına uygun ve konuşma diline yakın bir şekilde, doğrudan doğruya okuyucuya anlatması iç monolog tekniğinin belirgin özelliklerini oluşturur.Bu teknik, GÜRSEL AYTAÇ’IN de belirttiği gibi:" Anlatı kapsamında yer alan bir figürün ruh varlığının doğrudan doğruya., ama onun ağzından, söze dökülmeksizin .onun düşünceleri, hatıraları çağrışımları aracılığıyla ve bilinç akımı tarzında kendi kendine konuşmasına, tanık olurcasına anlatıma aktarılmasından ibarettir.

    İc Dialog: Tahkiyeli eser figürünün ruh dünyasını yansıtacak şekide kendi kendine konuşmasına “iç dialog" diyoruz.Bu tekniği tespitte iki belirgin ip ucundan istifade edebiliriz:

    1 .Cümleler.figürün içinde bulunduğu atmosfere ve ruh dünyasına uygun olmalıdır.2.İç dialogda günlük konuşma cümleleri ağır basar.

    Leitmotif Tekniği:
    Aslında bir müzik terimi olan "leitmotif, esas itibariyle kişileri, nesneleri karakterize eden, tekrarlanan ana motif anlamına getir. Tahkiyesi eserlerde, figürü karakterize etmek, ya da hatırlatmak için, çeşitli şekillerde ve vesilelerle tekrarlanan İfade ve kalıplar sayesinde bu teknikten faydalanılır. Vatan Yahut Silistre'de Abdullah Çavuş'un sık sık “kıyamet mi kopar?" demesi bu teknik için güzel bir örnektir.






    Romanda Üslup

    Yazarın yazış tarzıdır. Yaratılışta ilgilidir. İnsanın ta kendisidir. İyi bir üslubu meydana getiren özellikler arasında iyi gözlem, düşünme, duyma, iyi anlama ve konuya uygunluğu gözetme sayılabilir.

    Üslupla ilgili olarak cümlenin uzunluğu, kısalığı, kuruluşu, kelime oyunları,"edebi sanatlar, tamlamalar gibi unsurlara ve hususlara da dikkat edilmelidir:

    Bilindiği gibi fazla uzun cümlelere yer vermek doğru olmaz.Öteden beri roman, hikaye ve nesirce, özellikle de tahkide daha çok düzgün cümleler yer almaktadır.

    Devrik cümleleri daha çok konuşma dilinde kullanırız.Tamlamaların fazla olması, üslubun anlaşılmasını güçleştirir ve eseri sıkıcı yapabilir.

    Yukarıdaki özelliklere dikkat edip etmemeye bağlı olarak kimi üslup kuru kimi ise caziptir.Bütün bunların örnekleriyle birlikte tespit edilmesi gerekir.






    Romanlarda Anlatıcı ve Bakış Açısı

    Bilindiği gibi her Anlatmaya dayalı eserin mutlaka bir anlatıcısı bulunmalıdır. Söz konusu anlatıcının, tahkiyeli eserdegörülüşü rolü ve fonksiyonu geçmişten günümüze kadar oldukça farklılık arzeder. Muhtemelen devrin şartları gereği, eski tahkiyeli eserlerde anlatıcı, kendini Gizlemek yerine açıkça hissettirmek yolunu tutmuştur.

    Tahkiyeli eser terminolojisinde "yazar-anlatıcı" adıyla anılan bu kişiler, gerekli gördüklerinde olayların akışını keserek çeşitli bilgiler verirler, yorumlar yaparlar.Üstelik bunu, yazarın asli görevi olarak kabul ederler.Günümüzde bu anlayış tamamen değişmiştir.Modern romanlarda anlatıcı, mümkün mertebe kendini gizlemeyi hedeflemiştir.işte bu bilgiler çerçevesinde.tahlil edilen tahkiyeli eserde, anlatıcının konumunu belirlemek gerekir.Tahkiyeli eserlerde karşımıza çıkabilecek anlatım şekilleri ve mahiyetleri hakkında kısaca şunları söyleyebiliriz:

    a) 1. Tekil Şahıs Ağzından Anlatım: Daha çok otobiyografik nitelikli tahkiyeli
    eserlerde görülür.Bu ifade şeklinde anlatanla anlatılan aynı şahıs olduğu için, mesafeyi
    korumak oldukça zordur.Bundan dolayı da sıkça başvurulan bir anlatım şekli değildir.

    b) 2. Çoğul Şahıs Ağzından Anlatım: Çok az başvurulan bir anlatım tarzıdır. Bu
    anlatımda 2.çoğul şahıs eki dikkati çeker. Almışsınız.vermişsiniz gibi.

    c) 3.Tekil Şahıs Ağzından Anlatım Tahkiyeli eser unsurlarına hem içten, hem de
    dıştan yaklaşım imkanı sağladığı için sıklıkla başvurulan bir anlatım şeklidir. Bu
    anlatımda 3. tekil şahıs ekinin kullanılması esastır. Geldi, gitti gibi.

    ç) Karışık Anlatım Yukarıdaki maddelerde açıklanan anlatım tarzlarından her üçünün veya ikisinin bir arada uygulanmasından oluşur.

    Bakış Acısı:Kısaca ifade etmek gerekirse " bakış açısı" :" anlatılanın görüldüğü ve yansıtıldığı nokta" 'dır.Bir başka söyleyişiyle, tahkiyeli eserlerde anlatıcının olaylar,figürler, nesneler, fikirler, zaman ve mekan gibi anlattığı hemen her şey karşısındaki takındığı tavra bakış açısı denir. Bakış açısı şu şekillerde karşımıza çıkabilir:

    a. Tarafsız (nötr), fikir belirtmeyen.

    b. Sezdiren, tesbit ve teşhis eden.(Memleket Hikayeleri)c. Beğenen, takdir ve tasdik eden.(Tarihi ve dini romanlar)


    ç. Tenkit yönelten ve öz eleştiride bulunan.(Mai ve Siyah)

    d.Tehzil(alay) eden, küçümseyen.(EfruzBey)Bunlardan bazılarını bir arada görmek de mümkündür.(Üzümcü)







    Romanda Tip ve Karakter
    Figürler çerçevesinde ele alınması gereken birde "tip" kavramı vardır.

    "Tip", ayırıcı ezellikleri bulunan bir topluluğun, bir sınıfın.bir grubun temsilcisi konumunda olan, yani dış dünyada kendi dışında herhangi bir nesneyi ve kavramı temsil eden, tahkiyeii eserde olumlu yada olumsuz kimlikle karşımıza çıkabilen itibari kişidir.

    Nitekim Felatun Bey ile Rakım Efendi romanındaki "Felatun Bey" sathi Batı taklitçiliği ve. Alafrangalığı ile olumsuz tipe, "Rakım Efendi" ise, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile olumlu tipe ömek olarak verilebilir.

    Çalıkuşu’ndaki" Feride" ise, ideal bir öğretmen ve genç kız tipidir. Bu yönüyle sosyal tipler arasına girer. Buradan hareketle denebilir ki," tip" ler aşağıdaki gibi tasnifi elere de tabi tutulabilir:

    Sosyal tip: Hovarda, öğretmen.köy ağası...

    Psikolojik tip: Kıskanç,ruh hastası, kaprisli, pipirikli, v.s.


    Entellektüel tip: Belirli bir fikri temsil edenler.
    Figürler başlığı altında son olarak "karakter" terimini tanımlamak yerinde olacaktir.

    Tahkiyeîi eserde karekter, nesneler, olaylar ve kavramlar karşısında ferdi tavır alabilen ve karekter istik özellikleri daha çok doğuştan gelen itibari kişidir.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.373
    Beğenileri:
    126
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Romanda Anlatım Teknikleri - Tahlil

    Tahlil: "İç monolog' ve "şuur akışı” ortaya çıkarılıncaya kadar, insanların duygu ve düşünceleri bu teknikten yararlanılarak anlatılmıştır Tahlil, kişilerin ve durumların gözle görülemeyen taraflarının anlatılmasından ibarettir.

    Tahliller, psikolojik ve sosyolojik olabilir. Tahlil tekniği sayesinde anlatıcı, tahkiye eserdeki kişilerin duygu ve düşüncelerini, psikolojik durumlarını, meydana getirdikleri olayların gerçek sebeplerini inandırıcı bir şekilde okuyucuya aktarmaya çalışır. Ayrıca psikolojik tahlillerde, olayların kişi üzerindeki etkileriyle, kişilerin bunlar karşısında gösterdikleri tepkiler de dikkat mevzuudur.

    Metod bakımından tahliller de tasvirler gibi "objektif veya "sübjektif" metodlardan biri ile yapılabilir. Öte yandan, gerek tasvirler, gerekse tahliller teknik bakımdan iki şekilde karşımıza çıkabilir:

    1) Kesik Tahlil: Bu teknikte olay anlatılırken, araya girilerek tahlil ya da tasvir yapılır; sonra başka bir olaya geçilir. Bir başka deyiş ile vak'anın akışı durdurularak tahlil veya tasvire yer verilir.

    2) Girişik Tahlil:Bu teknikte ise hem olay anlatılır, hem de gereken yerlerde tahlil veya tasvire yer verilir.Değişik bir ifadeyle, olaylar durdurulmaz ve vak'anın akısı kesilmez. Sunlardan "girişik" tarzda yapılan tahlil ve tasvirin daha zor olduğunu, ancak tahkiyeli eserin başarı şansın; artırabileceğini de belirtmeliyiz.





    Romanda Anlatım Teknikleri - Tasvir

    Gerek eski, gerekse yeni tahkiyeli (anlatmaya bağlı) eserlerde değişik amaç ve oranlarda başvurulan ve karşımıza sıklıkla çıkabilen bir anlatım tekniğidir. Nitekim bu tekniği modern romancılar gerçeği sezdirmek, ondan öncekiler ise gerçeği göstermek amacıyla kullanmışlardır. Öte yandan klasik romancılar, ayrıntı yani tasvir üzerinde durmazlarken, çağdaş romancılar ayrıntıya büyük önem vermişlerdir.

    Mesela Memleket Hikâyeleri’nde köyle ilgili hikâyelerde yıkık dökük evler genişçe tasvir edilir."Şeftali Bahçeleri" adlı hikayede, güzel bağ ve bahçe tasvirleri yapılır; kişiyi kötülüğe yönelten sevin çevre olduğunu söylemekten çok, çevre tanıtılarak söz konusu mesaj verilir.

    Tasvir, varlıkların dışıyla ve dışa yansıyan yanlarıyla ilgilidir. Bu itibarla denilebilirki tasvir, varlıkların gözle Görülebilen veya hissedilebilen kısımlarının anlatılmasıdır. Görme ise iki türlüdür Yani eşya, ya olduğu gibi, veya değiştirilerek insanın istediği gibi görülür Sanatkar her şeyi olduğu gibi görür ve anlatırsa, buna "objektif tasvir" diyoruz.

    Yazar, tasvir ettiği şeyleri kendinde uyandırdığı sevinç, nefret gibi duygularla birlikte verirse, buna da "sübjektif tasvir" diyoruz. Bu tarz tasvirlerde, yazarın dünya görüşü sanat ve edebiyat anlayışı ile hayal gücünün büyük rolü vardır. Subjektif tasvirde gerçekdışı ve abartılmış noktalarla da sıkça karşılaşmak mümkündür. Ayrıca belirtmek gerekir ki, bir eserde çevre, insan, hayvan, eşya. Olay gibi çeşitli varlık ve nesnelerin tasvirleri de yapılabilir.


     

Sayfayı Paylaş