Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Mersin adı nereden geliyor (av. şinasi develi)

Konusu 'İl İl Türkiye' forumundadır ve Kızıl_Mavi tarafından 10 Kasım 2009 başlatılmıştır.

  1. Kızıl_Mavi

    Kızıl_Mavi ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.540
    Beğenileri:
    73
    Ödül Puanları:
    2.980
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Evliya Çelebi'nin, 1670'Ii yılların sonlarında bölgemizden geçtiğini biliyoruz. Bu geziye ait notlar, seyyahatnamesinde yer almıştır. Seyyahatnamenin bölgemizle ilgili bölümünde aynen şöyle denilmektedir. "Kırk elli evli Hacı Alaittin Oğlu Köyünü geçerek, Gerendir nehrinden sonra MERSİN oğlu denilen 70 haneli bir Türkmen Köyü'nde misafir olduk"(1) Bu ifade Mersinimizin adını bu aşiretten aldığı görüşünü gündeme getirmiştir.

    İçel tarihi üzerinde değerli ve yararlı araştırmaları ve bu konuda yayınlanmış eserleri bulunan Sait Uğur merhum da, bu beyana dayanarak Mersin'in ismi üzerinde şu kanaate varmıştır.Sait Uğur kitabında (2) şöyle diyor."Mersin'e Mersin denilmesinin sebebi şimdiki Mersin Şehrinin yakınlarında eskiden MERSİNLİ adında bir aşiret varmış. Bu aşiret Türkistan’dan gelen aşiretlerdenmiş. MERSİN adı ile Anadolu'da daha yedi, sekiz tane köy vardır ki, MERSİN adı bu Mersin adındaki Türk Oymağının adına göre konmuştur. Yoksa Mersin'deki Mersin ağacından dolayı buranın adı MERSİN konmuş değildir."

    Sait Uğur bu kanaatinin kanıtı olarak da;Trabzon, Aydın, Çanakkale, Salihli, Tire gibi yerlerde Mersin gibi bölgeler bulunduğu halde, buralarda Mersin nebatının bulunmadığını göstermektedir. Mersin adının nereden geldiği bahis konusu olduğunda, bu tanımlamaya itibar ediliyordu. Biz de kitabımızda bu görüşe yer vermiştik.

    Ancak şimdi edindiğimiz bilgi ve bulgular Mersin'in adının nereden geldiğine dair kesin kanaat sahibi olmamıza neden oldu. Artık Mersin Nebatı Murt'un Mersin'den başka yerlerde de yetişmiş olduğunu öğrendik. Bugün oralarda yok, fakat eskiden var olduğu belgelenmiş durumda. Bodrum'da Karya Prensesi Ada'nın mezarında bulunan mücevherler arasında Mersin dalı şekilli bir taç olduğu görülmüştür. Demek prensesin yaşadığı tarihte Bodrum da murt yetişiyormuş.

    Mersin nebatı, İspanya'daki bir yerde de MERSİN adını verdirmiş. Çok eskiden bir gazeteden kestiğim haber aynen şöyle; "Granada da Elhamra Sarayı'nın avlusunda etrafı Mersin ağaçları ile donanmış bir havuz vardır. Bu yüzden İslam Mimarisinden günümüze ulaşan bu tek bahçe örneğine MERSİNLİLER AVLUSU adı verilmiştir."Mersin Adı Nereden Geliyor - Avukat H.Şinasi Develi

    Bu konuda diğer önemli bir Belge de Heredot Tarihidir. Aslında tarihi eserler roman gibi okunmaz, ihtiyaç hissedildiğinde başvurulur. Fakat ben ilginç bulduğumdan bu eseri baştan sona okudum, Kitaptan aşağıdaki bilgiyi öğrenince Mersin adı üzerinde başka bir ihtimale yer verilmeyecek kesin bir kanıya sahip oldum.Kitapta anlatılanları aynen aktarıyorum.

    Dariyus'ten sonra Pers Kralı olan Kserkses, Atinalilar'la Peleponez'deki komşularını yenerlerse, Pers imparatorluğunun sınırlarını tanrının göklerine kadar genişleteceği iddiası ile bir ordu hazırlamış ve Çanakkale önlerine gelmiş. Ancak Avrupa'ya geçmek için Çanakkale Boğazına bir köprü kurması gerekmiş. Çanakkale Boğazına köprü yapılması planlanmakta olduğu şu günlerde, Çanakkale Boğazı Köprüsü'nün büyük babası da böylece öğrenilmiş oluyor.Persler 674 Gemiyi yan yana dizmiş, keten ve papirüs halatları ile birbirine bağlamış ve köprüyü geçilir hale getirmişler.

    Asıl konumuzla ilgili bölümde şöyle deniliyor."Köprüden geçmek için hazırlıklar bütün gün sürüp gitti. Ertesi günü güneşin doğmasını görmek isteği ile beklerken,köprüden güzel kokular yaktılar ve üstünü MERSİN ağaçlarının dalları ile süslediler. "(3)Heredot'un belirttiği olay Milattan önce 431 senelerinde olmak gerekir. Bugün oralarda izine rastlanmayan Mersin Nebatı, o günlerde uzun bir köprüyü donatacak kadar bol bulunabiliyormuş.

    Bu bulgulardan şu sonuca varabiliriz.Sanıldığı gibi, MERSİN nebatı (Murt) yalnız Mersin'e has bir bitki değildir. Halen; Trabzon, Aydın, Çanakkale, İzmir, Tire, Salihli gibi yörelerde MERSİN isimli köyler var olup da, MERSİN nebatı görülmüyorsa, bu nebatın önceleri de buralarda olmadığı neticesine varamayız. Görülüyor ki, Karia Prensesi'nin mezarında MERSİN motifli mücevher bulunmuş. Çanakkale Boğaz köprüsü boydan boya MERSİN dalları ile süslenmiş. Demek ki milattan önce bu yörelerde MERSİN nebatı bolca mevcutmuş.

    İspanya'nın Granada Şehrinde Elhamra Sarayı'nın avlusundaki MERSİN Avlusu ismini, Türkmen Aşireti'nden almış da değil Mersin adının nereden geldiği hususundaki diğer bütün ihtimalleri artık terk etmek durumundayız.

    Konuyu bağlarken bir hususu önemle belirtmeyi gerekli gördüm. Bundan 50-60 yıl önceleri MERSİN nebatının meyvesini yemek için Osmaniye Mahallesine kadar gitmek yetiyordu. Şimdi Toros eteklerine gitmek gerekiyor, bu tahribatı önlemek şarttır. Yoksa diğer bölgelerdeki gibi, Mersin nebatının adın tarih kitaplarında aramak zorunda kalırız. Eskiden bu nebatın sadece meyvesi olan Murt yenirdi, şimdi dalları kesiliyor, hatta kökleniyor.Mersin'imize adını veren bu bitkiyi koruma altına almaları hususunda ilgililerin ilgisini bekliyoruz.

    1) Evliye Çelebi Seyyahatnamesi (1971 Baskısı) Cilt 13. Sa. 18
    2) İçel Tarihi Sait Uğur Cilt 2. Sa. 18
    3) Heredot Tarihi Sa. 291 (P. Kuturman Tercümesi)

    İçel mi Diyorsunuz Mersin Mi?

    Birçoğumuz Mersin ismini kullanır ama resmiyette İçel ilin adıdır, Mersin ise merkez ilçenin adıdır.
    Ben bu iki ismin de kökenlerini açıklayıcı nitelikte olan TURKAV (Türkiye Kamu Çalışanları Kalkınma ve Dayanışma Vakfı) başkanı Necip Bingöl' ün 12.06.2002 tarihinde, mecliste tartışılan “İçel ismi Mersin olarak değiştirilsin!” kampanyasına cevaben yayımladığı basın bildirisini buraya alıyorum. Böylece hem İçel ve Mersin isimlerinin kökenlerini hem de İçel isminin neden tercih edilmesi gerektiğini anlarız. Buyrun Başkan Bingöl'ün yazısı:
    Sayın Basın Mensupları, Saygıdeğer Arkadaşlarım,
    Uzun bir süreden beri şehir gündemimizi ve dolayısıyla şehrimizle ilgili olarak Yüce Meclisimizi de meşgul eden “İçel ismi Mersin olarak değiştirilsin !” kampanyasına, kamu çalışanları olarak biz de görüşlerimizi sunarak katkıda bulunmak, daha sağlıklı kararlar alınmasına yardımcı olmak düşüncesiyle, bu açıklamayı yapıyoruz.
    Sayın Basın Mensupları, Malazgirt Zaferi’yle bize yurt olmaya başlayan Anadolu’da, Türkçe olan yer isimleri, bizim için birer tapu mahiyetindedir. Ata yadigârı olan bu isimler, Millî kültürümüzün önemli bir belgesidir. Bölgeye ismini veren İçel, yaklaşık 500-600 yıllık bir maziye sahip Türkçe bir kelimedir. Karamanoğlu Devleti’nin son günlerinde İç İl adını almış, Osmanlı döneminde İçil Sancağı, Cumhuriyet döneminde de İçel vilayeti olmuştur.(1) Karamanoğlu Devleti Reisi Sultan II. İbrahim, ölmeden önce oğulları arasında taht kavgaları başlamıştı. O zaman büyük oğlu İshak Bey, Silifke valisi; diğer oğlu Pir Ahmet Bey, Konya valisi idi. Sultan II. İbrahim’in 1464’te ölümünden sonra oluşan anlaşmazlığın üzerine Karamanoğlu Devleti’nin toprakları Toroslar sınır olmak üzere 2’ye ayrıldı. Konya tarafına Ova İl; Akdeniz tarafına da İç İl dendi ve İshak Bey’de kaldı. Ova İl isminin hiç kullanılmamasına karşılık İç İl veya İçel ismi 550 seneden beri Güzel Türkçe’mizin abidelerinden biri olarak yaşamaktadır.(2)
    Sayın basın mensupları, bilindiği gibi Mersin isminin etimolojisi hakkında değişik rivayetler bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, yaygın kanaat olan, “yaz ve kış yaprağını dökmeyen, kendine has kokusu ve meyvesi bulunan bitki topluluğu”dur. Kelime bu anlamıyla Arapların hambales dedikleri; myrtus-murt-mersin ağacıdır. (3) Kelime köken olarak Yunanca’dır. Ancak mersin kelimesi bu anlamıyla yani meyve olarak hiçbir zaman kullanılmamıştır. Onun yerine murt tercih edilmiştir. “Ye murtunu, sür çiftini.”, “Murt gibi parası var.”, “Adamda para murt gibi” deyim ve atasözleri bunun ifadesidir.
    İkinci olarak, bir Türkmen aşiretinin isminden geldiği ifade edilmektedir. Bilindiği gibi Mersin Oğlu veya Mersinli denilen bir Türkmen aşiretinin varlığı, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesi’nde dile getirilmektedir.(4) Bu şekliyle Trabzon, Aydın, Çanakkale, Manisa, İzmir illerinde Mersin adlı toplam 8 köyün varlığı bilinmektedir. Buralarda murt yetişmediğine göre ismin Türkmen aşiretinden geldiği daha inandırıcıdır. Ancak, bu aşiretin bölgemizde bir kolu olmadığı Osmanlı belgelerine dayanılarak ispatlanmıştır.(5). Buna karşılık bölgede daha önceleri Mersinoğlu köyünün bulunduğunu iddia edenler de olmuştur. (6)
    Üçüncü olarak Mersin ismi, bir efsaneye göre Kıbrıs kralının kızı MYRNA’dan gelmektedir. Efsaneye göre tanrıça Afrodit’in lânetine uğrayan Myrna, babasına âşık olmuş ve onun yatağına girmiş. Kral yatağına girenin kızı olduğunu görünce kılıcını çekerek, onu öldürmek istemiş. Ancak tanrılar kıza acımışlar ve onu yaşadığımız bu kıyılara çıkarmışlar. Beldemizin adı da bundan dolayı Mersin olarak kalmış. (7)
    Eski Yunanlılar ve Romalılar Adana ve İçel illerine bulunduğu bölgeye Kilikya derlerdi. 1840’da Tarsus ilçesi, Gökçeli bucağına bağlı bir köy olan Mersin’in yerleşime açılması 1860’larda başlamıştır. 1865’te kaza, 1894’te Adana vilayetine bağlı Tarsus’la beraber sancak olmuştur. 1915’te mutasarrıflık olan Mersin, 1924 tarihinde il olmuştur. 1933 yılında merkezi Silifke olan İçel vilayeti lağvedilerek, Silifke, Anamur, Gülnar, Mut ilçeleri de Mersin’e bağlanmış ve il ismi o günden beri İçel olarak kullanılmaktadır.
    Sayın Basın mensupları, Değerli Arkadaşlarım, bu tarihi ve etimolojik bilgilerin ışığında gelinen noktada İçel isminin kaldırılarak, Mersin olarak değiştirilmesi teklif edilmektedir. Biz bu görüşe katılmıyoruz. Özelikle bazı ticari ve ekonomik endişelerden kaynaklandığı iddia edilen iki isimliliğin meydana getirdiği sıkıntı ileri sürülerek, önemli bir millî kültür katliamına sebep olunmaktadır. Türkçe’nin üzerinde son yıllarda oynanan oyunların, devletimizi ve milletimizi hangi felaketlere sürükleyeceğini görmemek mümkün değildir. Türkçe, bizim varlık sebeplerimizden birisidir. İş yerlerimize, televizyonlarımıza, gazetelerimize, dergilerimize, yemeklerimize, günlük konuşmalarımıza, düşüncelerimize … kısaca hayatımızın her bölümüne sokulmaya çalışılan yabancılaşma oyununa dikkat etmek gerekir. Turistik bölgelerdeki yer adlarının Yunancası’nın yazılması acaba hangi devlette görülmektedir? Bu tür girişimler Mustafa Kemal Atatürk’ün “İstiklâlini kurtarmasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtaracaktır.” sözüne ters değil midir?
    Biz, İÇEL isminin kalmasından yanayız. İÇEL ismi mutlaka korunmalıdır. Tabii Mersin isminin de… Ancak, ille de tek isim olsun denecekse İÇEL ismi kalsın, görüşündeyiz.
    Kamu oyuna saygıyla duyurulur.

    Necip BİNGÖL
    Başkan
    1-Türk Ansiklopedisi (cilt 20, s.21)
    2-İçel İsmi Üzerine (Doğan Altay-İçel Kültürü) 3-Ata Yadigarı İçel İsmi’nin Değiştirilmesini İstemiyoruz (Ragıp Memişoğlu- İçel Kültürü) 4-Evliya Çelebi Seyahatnamesi (Cilt 13, s.189-1971 Baskısı) 5-Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler (Cevdet Türkay,s.584-1970) 6-İçel Tarihi (Faik Uğuz cilt:2 s.18) 7-Dünden Bugüne Mersin (Av.H.Şinasi Develi-1990-s.54)"

     

Sayfayı Paylaş