Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Kaside Nedir ? Kaside Örnekleri

Konusu 'Türkçe & Dilbilgisi & İmla Kuralları' forumundadır ve Suskun tarafından 23 Mayıs 2010 başlatılmıştır.

        
  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye


    Kaside Nedir

    Kasideler, genellikle birini övmek veya yermek amacıyla yazılan şiirlerdir. daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan divan edebiyatı şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur

    Türk edebiyatında 13. yüzyılda kullanılmaya başlanır. Nazım birimi beyittir. Beyit sayısı 33-99 arasında değişir. Kasidenin ilk beyitine matla denir. Şair kasidesi içinde matlayı tekrar ederse tecdid-i matla denir. Matlayı birden çok tekrar ederse bu zat-ül met@i veya zül met@idir. Kasidenin son beyitine makta , şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir. Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak isimlendirilir.



    Kaside Örnekleri;

    Kaside
    Bu şehr-i Sitanbûl ki bî-misl ü behâdır
    Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır

    Bir gevher-i-yekpâre iki bahr arasında
    Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır

    Altında mı üstünde midir cennet-i a'lâ
    Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır

    İnsâf[ı] değildir anı dünyâya değişmek
    Gülzâr[ı]ların cennete teşbîh hatâdır

    İstanbul'un evsâfını mümkün mü beyân hiç
    Maksûd[ı] hemân sadr-ı kerem-kâra senâdır

    Ez-cümle Nedîmâ kulun ey Âsaf-ı devrân
    Müstağrak-ı lütf u kerem ü cûd u atâdır
    NEDİM

    Fuzûlî'nin Su Kasidesi;

    Nesîb 15 beyit, Giriz 1 beyit, Medhiyye 13 beyit, Fahriyye ve Tâc 1 beyit, Duâ 2 beyit olarak kaleme alınmıştır.
    Tegazzül yoktur.
    Fuzûlî nesib bölümüne itina etmiş, gerçekten güzel beyitlerle kendi aşkını ve âşığın hallerini anlatarak usta olduğu bir vâdîde şairlik gücünü göstermeye çalışmıştır. Girizgâhı başarılıdır, bir bölümden diğerine ustaca geçmiştir. Medhiyyede mübalağacı şairler gibi değil, olanı anlatmış; Hz. Peygamber'i gerçek vasıfları ile övmüştür. Bu bölümde onun Peygamber sevgisi, aşkı, coşkun bir ifade ile nakledilmiştir. Tâc beyte fahriyyeyi de yüklemiş , bir yandan mahlasını tevriyeli kullanılışı ile, sözleri ile tevazua sığınırken, diğer yandan da edep ölçülerini aşmadan kendisini övmüştür. Şiirin dua bölümünde de çarpıcılık, farklılık vardır. Dikkat edilirse şair Hz. Peygamber için duâ etmemiş, duâya ihtiyacı olmayan Resûl-i Ekrem'in şefâatine sığınmıştır.
    Kasidenin nesib bölümünde âşığın hallerinden ve aşktan bahsedilmiştir. Na't içinde âşıkâne sözler söyleme aslında Fuzûlî'nin tabiî tavrıdır.
    Su Kasidesi aruzun remel bahrinden fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün kalıbı ile yazılmıştır . Fuzûlî'yi bu şiirde aruza hâkimiyet bakımından fazla başarılı bulmuyoruz. Az bir kısmı özel vurgu sağlayarak şiire ses güzelliği sağlasa da, kırk beş kelimede yaptığı birer imâle, yedi kelimede yaptığı ikişer imâle, bir kelimede yaptığı üç imâle ve bir kelimede (seng-i hârâ'da) yaptığı zihâf onun teknik yönden başarısını gölgelemektedir.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Kaside ve Tarihsel Önemi

    Kasideler, sosyal ve kültür tarihi araştırmacısı için önemli bir belge ve bilgi kaynağı olarak değerlendirilebilirler. Resmî tarihi vesikalar kadar, edebî metinlerin de tarih araştırmacısı için önemli bir belge olduğunu ispatlayacak mühim kaynaklar arasındadır.
    Kasideler, ideal devlet adamı profili çizme, sosyal ve ekonomik konularda devrin özelliklerini yansıtma, sosyal hayatın değişik sahnelerini anlatma, tarihî şahsiyetlerin biyografik bilgilerine katkıda bulunma, siyasal ve kültürel tarihin pek çok değişik safhası için yazılmış edebi eserlerdir.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Kaside Çeşitleri
    Kasideler şu ölçülere göre sınıflandırılırlar.

    * Nesip (teşbip) bölümlerinde işlenen konulara göre

    Bahariye (Bahar), Iydiye (Bayram), Şitaiye (Kış) Ramazaniye (Ramazan), Sayfiye (yaz)

    * Rediflerine göre:

    Su Kasidesi, Sühân kasidesi, Gül kasidesi, Sünbül Kasidesi Not: Şehirleri konu edinen kasideler de vardır. İstanbul Kasidesi


    * Konularına göre:

    Tevhid: Allah’ın varlığını ve birliğini anlatan kasidedir.

    Münacaat: Allah’a yalvarmak için yazılan kaside.

    Naat: Hz. Muhammed(S.A.S)’i ve din büyüklerini anlatmak için yazılan kasidedir.

    Medhiye: Devrin ileri gelen kişilerini övmek için yazılan kaside çeşididir.

    Mersiye: Sevilen insanların ölümünden duyulan acıları anlatan kasidedir. Türk Edebiyatında bu kasidenin en güzel örneklerinden biri Baki’nin Kanuni Sultan Süleymân için yazdığı Kanuni Mersiyesi’dir.

    Hicviye: Herhangi bir kişiyi yermek amacıyla yazılan kasidelerdir. Acımasız ve abartılı bir dil kullanılır. Edebiyatımızda hicviyenin en güzel örneklerini Nef’i vermiştir. Onun Siham-ı Kaza’sı bu türün en güzel örneklerinden biridir.
    Not: Divan şiirindeki tevhid, münacat, naat, mehdiye, mersiye, hicviye gibi türler, nazım türü kavramıyla karşılanır ve başta kaside olmak üzere çeşitli nazım şekilleriyle yazılabilirler. Mesela, mersiyeler terkib-i bend; tevhid ve münacaatlar terkib-i bent ve terci-i bend; medhiyeler gazel, hicviyeler terkib-i bend nazım şekilleriyle de yazılabilir.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye

    Kaside Nedir ? Bölümleri Nelerdir?

    Kasideler, sıklıkla birini övmek ya da yermek amacıyla yazılan şiirlerdir. Daha çok din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla yazılan divan edebiyatı şiirlerdir. Kaside şairlerine kaside-gü (kaside söyleyen), kaside-sera ya da kaside-perdaz (kaside yazan) denir. Çok katı bir kalıpla yazılan kasideler, 6 bölümden oluşur.

    Türk edebiyatında 13. Yüzyıl itibariyle kullanılmaya başlanmıştır. Nazım birimi beyittir. Beyit sayısı 33-99 arasında değişir. Kasidenin ilk beyitine matla denir. Şair kasidesi içinde matlayı tekrar ederse tecdid-i matla denir. Matlayı birden çok tekrar ederse bu zat-ül metali veya zül metalidir. Kasidenin son beyitine makta, şairin mahlasının bulunduğu beyite taç beyit denir. Kasidenin en güzel beyiti beyt-ül kasid olarak isimlendirilir.

    Kasidenin Bölümleri

    1. Nesip (Teşbib)

    * Kasidenin ilk bölümüdür, şiir yönünden en ağır bölümdür.
    * Genelde 15-20 beyit olur.
    * Şair bu bölümde betimleme yapar; kadın, kış, at, bahar vs.

    Baharın tasviri yapılıyorsa: Bahariye,

    kışın tasviri yapılıyorsa: Şitaiye,

    temmuzun tasviri yapılıyorsa: Temmuziye,

    ramazanın tasviri yapılıyorsa: Ramazaniye,

    atın tasviri yapılıyorsa: Rahşiye,

    hamamın tasviri yapılıyorsa: Hamamiye.

    Değişik tasvirler yapılır. Yani kasidenin tasvir bölümüdür.

    2. Girizgah

    * Nesip bölümünden methiye bölümüne geçerken söylenen ve basamak görevinde olan beyitlerdir.
    * Şair bu bölümde övgüye başlayacağını haber verir.
    * 1-2 beyitten oluşur.

    3. Methiye

    * Kasidenin sunulduğu kişinin övüldüğü bölümdür.
    * Şiir yönü çok zayıf, dil yönü diğer bölümlere göre çok ağırdır.

    4. Tegazzül

    * Gazel söyleme anlamına gelir, bütün kasidelerde olması zorunlu değildir.
    * Methiyeden sonra şair bir fırsatını düşürüp aynı ölçü ve uyakta bir gazel söyler, buna tegazzül denir.

    5. Fahriye

    * Şairin kendini övdüğü bölümdür.
    * Fahriyeyi en seven şair Nefi’dir.

    6. Tac

    * Şairin kendisi hakkındaki yeni düşüncelerini söylediği bölümdür.
    * 2-3 beyit bulunur.
    * ‘Nefi’ çok kullanır.(Tac bir bölüm değil sadece şairin isminin geçtiği beyittir)

    7. Dua

    * Kasidenin son bölümüdür.
    * Birkaç beyit olur.
    * Şair burada övdüğü kişinin başarılı, uzun ömürlü, talihinin iyi olması yönünde dua eder.

    Kaside ve Tarihsel Önemi

    Kasideler, sosyal ve kültür tarihi araştırmacısı için önemli bir belge ve bilgi kaynağı olarak değerlendirilebilirler. Resmî tarihi vesikalar kadar, edebî metinlerin de tarih araştırmacısı için önemli bir belge olduğunu ispatlayacak mühim kaynaklar arasındadır.

    Kasideler, ideal devlet adamı profili çizme, sosyal ve ekonomik konularda devrin özelliklerini yansıtma, sosyal hayatın değişik sahnelerini anlatma, tarihî şahsiyetlerin biyografik bilgilerine katkıda bulunma, siyasal ve kültürel tarihin pek çok değişik safhası için yazılmış edebi eserlerdir.

    Örnek Kasideler

    Kaside


    Bu şehr-i Sitanbûl ki bî-misl ü behâdır
    Bir sengine yekpâre Acem mülkü fedâdır

    Bir gevher-i-yekpâre iki bahr arasında
    Hurşîd-i cihân-tâb ile tartılsa sezâdır

    Altında mı üstünde midir cennet-i a’lâ
    Elhak bu ne hâlet bu ne hoş âb u hevâdır

    İnsâf[ı] değildir anı dünyâya değişmek
    Gülzâr[ı]ların cennete teşbîh hatâdır

    İstanbul’un evsâfını mümkün mü beyân hiç
    Maksûd[ı] hemân sadr-ı kerem-kâra senâdır

    Ez-cümle Nedîmâ kulun ey Âsaf-ı devrân
    Müstağrak-ı lütf u kerem ü cûd u atâdır
    NEDİM



    KASİDE-Yİ HÜLYA
    ‘ Sevgili eşime ithaftır ‘

    Ey divane bülbül gel bahara er
    Açılmış goncaya sen de gönül ver.

    Ruhuna hoş gelen bir türkü gibi
    Seni saracak aşk rüzgarı eser.

    Kırmızı renkleri bir kadeh gibi
    Açılmış goncalar beni okşa der.

    Dayanılmaz arzu varsa içinde
    Kanatlarında güç, eksik olmaz fer.

    Nereye koyarım diye düşünme
    Sinenin üstüdür güzel olan yer.

    Tüm diğer mücevher ve takı fırsatları için tıklayın !

    Tatlı nağmelerle bezenmiş sözler
    Kalbin derinine sevdayı eker.

    Sevda öyle bir şey ki anlamazsın
    İnceden inceye bir derdi döşer.

    Unutmak istersin güzelliğini
    Sen istedikçe o derine iner.

    Bir bedeli vardır güzel sevmenin
    Aşık olan çile çekerek öder.

    Meyhanelerini mesken tutarsın
    Sarhoşu olan ten kendinden geçer.

    Sarılır kadehin ince beline
    Yudum yudum içer, arzuyla öper.

    Her damla düştükçe alevlenir kor
    Baktığın yerlere hayali düşer.

    Divanedir artık taşıdığın can
    Harı söndürmeye çöllere gider.

    Leyla’yı arayan gözlerin artık
    Kumların üstünde Mecnun’a döner.

    Her adım attığın yerde o vardır
    Serabına doğru seni sevkeder.

    Hülya’yı öveyim tatlı sözlerle
    Ne güneş doğacak artık ne kamer.

    Güneş doğmayınca sabah olmaz
    Günün ilk ışığı olmaz da seher.

    Çalkalanan deniz dalgalarında
    Yol göstermeyecek artık bir fener.

    Azgın dalgalarda yol gösterecek
    Tam gönlüme göre istenen rehber.

    Ne kadar derinde olsa da yine
    Aranıp çıkartmak istenir cevher.

    İnciler dizilmiş olur sineye
    Bulununca onun gibi mücevher.

    Ziyasından yoksun kalmış yıldızlar
    Gece karanlıkta Hülya’yı bekler.

    Aşk yarama merhem olacak ilaç
    Dünyada Hülya’dır, ahrette kevser.

    Ey divane bülbül onu övmeye
    Sözler yetmez gayri, o tek şaheser.

    Ey Dermani sende maarifet var
    Çile sardıranı sevmektir hüner.

    Kulunu seversin Yaradan için
    Her sevgi içinde Allah’ı gizler.

    Çektiğin çilenin sevabı varsa
    Hem ahirete, hem dünyaya yeter.

    Günahtan arınmış olanlardan ol
    Kurulunca Hak’kın önünde mahşer.

    Günahı çok olan sana bakınır
    Aşık olan canı gıbtayla izler.

    Ey Allah’ım gonca gülün dalında
    Sonsuza dek eksik olmasın amber.

    Hidayet eyle sen güzel kuluna
    Kalbime karşı hep olsun münevver.

    Şahadeti eksik etme dilinden
    Hak’kın üzerine olsun mukadder.

    Yanlışa düşüp de bocalamasın
    Tek kılavuz olsun ona Peygamber.

    Onun sevgisi var benim kalbimde
    Benim sevgim onda olsun muteber.
     

Sayfayı Paylaş