Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Karagöz ve Hacivat Konuşmaları

Konusu 'Nostalji' forumundadır ve Suskun tarafından 9 Nisan 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]
    MEKTUP

    HACİVAT - Hoş geldin sevgili Karagöz'üm!

    KARAGÖZ - Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!

    HACİVAT - Nereden gelip, nereye gidiyorsun bakalım?

    KARAGÖZ - Bir yere gittiğim yok da, oğlumla kaç saattir okuma-yazma çalıştık... Biraz gezeyim dedim.

    HACİVAT - Tabii iyi yaptın efendim, kafan balon olmuştur.

    KARAGÖZ - Hay hay, kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım.

    HACİVAT - Hemen yanlış anlama, yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir.

    KARAGÖZ - Kafam pişti de soğutmaya çıktım.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Neyse, çalışmalar iyi gidiyor mu?

    KARAGÖZ - Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın...

    HACİVAT - Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay...

    KARAGÖZ - Şey, okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak?

    HACİVAT - Bak, meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak...

    KARAGÖZ - Yerine kimse bakmayacak mı?

    HACİVAT - Kimin yerine Karagöz'üm?...

    KARAGÖZ - "Artık müdüre lüzum kalmayacak..." dedin ya!

    HACİVAT - Efendim müdür değil mühür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu?

    KARAGÖZ - Öyle söylesene köftehor!

    HACİVAT - Pekâlâ mektup yazmasını biliyor musun?

    KARAGÖZ - Biliyorum Hacı Cavcav, çok kolay!...

    HACİVAT - Aferin, demek bilgini o kadar ilerlettin? O halde söyle bakalım, mektup nasıl yazılır?

    KARAGÖZ - Oğlum "Hazır Mektuplar" diye bir kitap getirmiş... Onun içinden seçip seçip yazılır.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin" desene oğlun da senin kafada yetişiyor. Hiç kitaptan kopya edilerek mektup yazılır mı?

    KARAGÖZ - Niye yazılmasın? Bir yere yazdım, oldu.

    HACİVAT - Pekâlâ cevap geldi mi?

    KARAGÖZ - Cevap gelmedi, mektubun kendisi geri geldi.

    HACİVAT - Neyse... O zaman seninle biraz mektup üzerine konuşalım. Örnek ister misin?

    KARAGÖZ - Parasız olursa isterim Hacı Cavcav! Pişirip akşama yeriz.

    HACİVAT - Yine ne anladın, mektup pişirilip yenir mi?

    KARAGÖZ - Köftehor, "Ördek ister misin?" dedin ya!...

    HACİVAT - Aklın yine başka yerlere gitti. Sen şimdi beni iyi dinle! Bir defa tarihsiz mektup olmaz.

    KARAGÖZ - Anladım, talihsiz mektup olmaz.

    HACİVAT - Talih değil, tarih!... Yani mektup kâğıdının üst-sağ köşesine o günün tarihi yazılır.

    KARAGÖZ - Hay hay, yazılır!

    HACİVAT - Mektubu kime göndereceksin Karagöz'üm?

    KARAGÖZ - Yabancıya gitmesin, kendime gönderirim. Hem de çabuk gelir.

    HACİVAT - Saçmalama, insan kendine mektup göndermez. Diyelim ki babana yazacaksın!

    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Babam mezarda, postacı mektubu ona nasıl verecek?

    HACİVAT - Allah Allah... Pekâlâ, mektubu bana yazıyorsun nasıl başlarsan?

    KARAGÖZ - "Keçi suratlı Hacı Cavcav, çabuk yanıma gel, canım seni pataklamak istiyor!" diye yazarım.

    HACİVAT - Efendim olur mu? "Çok sevgili arkadaşım, Hacivat Çelebi Beyefendi" diye yazılır.

    KARAGÖZ - Ben sana öyle yazamam, çok istiyorsan otur kendin yaz!

    HACİVAT - Pekâlâ, bana yazma! Oğluna yazıyorsun "Çok sevgili oğlum!" diye başlarsın.

    KARAGÖZ - Gerisini biliyorum. Mektup bitince zarfa koyar, üstüne de adres yazarım.

    HACİVAT - Aferin Karagöz'üm, sonra?...

    KARAGÖZ - Sonra da oğluma telefon edip, mektubu okurum.

    HACİVAT - Yine sinirlerim oynamaya başladı.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “

    Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “
    Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “
    Karagöz: “ Hı?..”
    Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “
    Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “
    Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “
    Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “
    Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “

    Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır.
    Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “
    Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “
    Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “
    Karagöz: “ Yirmi, otuz. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Karagöz: “ Elli, altmış. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “
    Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.”
    Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “
    Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “
    Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    HACİVAT - (Gelir ve söyler.) Gördün mü başıma geleni! Kararlaştırdığımız saat geldi ama Karagöz'üm meydanda yok! (Sevinçle) Aman, işte geliyor! (Seslenir.) Karagöz'üm çabuk ol!
    KARAGÖZ - Bağırıp-durma, ben çabuk olamam!
    HACİVAT - Çubuk değil... Gelmeyeceksin diye korktum
    KARAGÖZ - Korktunsa git yıkan da gel!
    HACİVAT - Öyle değil efendim! Sözlerimi yine yanlış anlayıp benim kafamı karıştırma!
    KARAGÖZ - Köftehor, kel kafanı ben ellemem, kendi ellerinle karıştır.
    HACİVAT - Yani, aklımı karıştırma demek istiyorum.
    KARAGÖZ - Hay hay, karıştırmam Hacı Cavcav!
    HACİVAT - Pekalâ, zamanında gelmen için verdiğim kol saatine hiç bakmadın mı?
    KARAGÖZ - Baka baka az kalsın gözlerim şaşı olacaktı.
    HACİVAT - O halde neden geç kaldın?
    KARAGÖZ - Saatten bir şey anlayamadım ki... İçimde kıl gibi bir tel parçası kendi kendine dönüp-duruyor. Nasıl da yorulmuyor anlayamadım?
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Okula gitmezsen işte böyle saatten bir şey anlayamazsın?
    KARAGÖZ - Köftehor, iftira etme! Dün okula gittim.
    HACİVAT - Yaaa, aferin! Ne yaptın?
    KARAGÖZ - Oğlumu kursa yazdırdım.
    HACİVAT - Neyse... Kabahat bende ki, saatimi sana verdim. Hemen geri ver!
    KARAGÖZ - Veremem!
    HACİVAT - Aman Karagöz'ün, yoksa çaldırdın mı?
    KARAGÖZ - Pataklarım ha, kim çıldırdı?
    HACİVAT - Değil efendim, yani saatimi ne yaptın?
    KARAGÖZ - Evdeki saat bozuk da, okula geç kalmasın diye oğluma verdim.
    HACİVAT - Öyleyse benim ona hediyem olsun!
    KARAGÖZ - Sağolasın Hacı Cavcav ama söyle bakalım beni buraya neden çağırdın?
    KARAGÖZ - Efendim biliyorsun, çocuklar hâlâ bizi çok seviyorlar Karagöz'üm!
    KARAGÖZ - Âmin, onu bilmeyen mi var!... Eksik olmasınlar!
    HACİVAT - İşte bu sebeple, bir gazeteden teklif aldım.
    KARAGÖZ - Nasıl besleyeceksin Hacı Cavcav?
    HACİVAT - Yine ne anladın, ne beslemesi canım?
    KARAGÖZ - Ne anlaması var mı? "Kirli kafeste keklik aldım." demedin mi?
    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Bir arkadaşım, çalıştığı gazetenin çocuk sayfasına
    her hafta bizim de girmemizi istedi. Kabul ettim.
    KARAGÖZ - Karagöz mü oynatacağız?
    HACİVAT - Hah hah hah!... Gazetenin içinde Karagöz oynatılır mı? Sohbet yapacağız...
    KARAGÖZ - Akşam yemeği için mi?
    HACİVAT - Allah Allah, yine aklın yemeklere gitti.
    KARAGÖZ - "Sulu et yapacağız." Dedin ya!..
    HACİVAT - Sulu et olur mu? Sohbet... Yani perdede yaptığımız gibi konuşacağız. Söylediklerimizi gazeteye yazacaklar. Çocuklar da okuyup eğlenecek, bizi daha çok sevecekler.
    KARAGÖZ - Ne zaman konuşacağız Hacı Cavcav?...
    HACİVAT - Canım işte konuşuyoruz ya!
    KARAGÖZ - Söylediklerimizi neden kimse yazmıyor?
    HACİVAT - Efendim, cebimde küçük bir ses kayıt aleti var. Bu kutu konuştuklarımızı aldı. Ben kaseti hemen matbaaya yetiştireyim de yazıya çevirip çocuk sayfasına koysunlar. Haydi hoşça kal Karagöz'üm! (Gider.)
    KARAGÖZ - Güle güle!... (Söylenir.) Aklım ermedi. Seslerimiz kutudan çıkınca havaya karışıp kaybolursa ne olacak?... (Gider.)
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]

    hacivat karagöz kısa diyalogları
    Hacivat :-Gel benim gönlümün hasılı!
    Karagöz (pencereden)-Gelemem burnumun mayasılı!
    Hacivat :-Gel benim Serv-i bülendim!
    Karagöz:-Gelemem sümüklü efendim!
    Hacivat :-Gel benim gönlümün eğlencesi!
    Karagöz:-Gelemem kokmuş çarşı işkembesi!
    Hacivat :-Gel benim avare gezenim!
    Karagöz:-Atlarsam beynini ezerim!
    Hacivat :-Gel benim canımın canı!
    Karagöz:-Hoş geldin sefa geldin fındık sıçanı!
    Hacivat :-Merhaba lapa tenceresi!
    Karagöz:-Hoş geldin hela penceresi!

    [​IMG]

    Hacivat :-Eh bana da okursun artık!
    Karagöz:-Okurum.
    Hacivat :-Nasıl okursun?
    Karagöz:-Sülalene okurum!
    Hacivat :-Aç bakayım ellerini.
    Karagöz:-Açtım.
    Hacivat :-Ah benim Hacivat'ım.
    Karagöz:-Ah benim Hacamatcım
    Hacivat :-Dikkat et! Ah benim Hacivat'ım
    Karagöz:-Ah benim Hacivat'ım
    Hacivat :-Nur içinde yatasın.
    Karagöz:-Nuri ile Yatasın
    Hacivat :-Hangi Nuri?
    Karagöz:-Çingene Nuri!
    Hacivat :-Nur içinde yatasın!
    Karagöz:-Nur içinde yatasın.
    Hacivat :-Rahmet okunsun canına!
    Karagöz:-Ahmet okusun canına!
    Hacivat :-Ne yapıyorsun?
    Karagöz: -Sen öyle dedin!
    Hacivat :-Rahmet okunsun canına.
    Karagöz:-Rahmet okunsun canına!
    Hacivat : -Toprağı da bol bol olsun.
    Karagöz:-Toprağın da bom bok olsun!

    [​IMG]

    Hacivat :-Ben böyle mala-yani sözlerden hoşlanmam.
    Karagöz:-Ben de manav yani den hoşlanmam.
    Hacivat :-İstifadeli söz söylemeli.
    Karagöz:-İstifan ağa ile hesap mı görmeli?

    [​IMG]

    Hacivat :-Hukuk?
    Karagöz:-Guguk!
    Hacivat :-Servet-i fenni?
    Karagöz:-Servet efendi!
    Hacivat :-İlm-i riyaziye
    Karagöz:-Otur piyaz ye!
    Hacivat :-Cebir!
    Karagöz:-Bak işte ben cebre gelemem birader!

    [​IMG]

    Hacivat :-Madem isimlerimizi değiştirdik, şimdi makam ile ezberleyelim.
    Karagöz:-Hadi ezberleyelim.
    Hacivat :-Meeeeeersin Karagöz!!
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Mersin mersin Karagöz!
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Ne yersin Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Annen ne yer Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Baban ne yer Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat
    Hacivat :-Çoluk çocuk Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat
    Hacivat :-Halan ne yer Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat
    Hacivat :-Sülalen ne yer Karagöz
    Karagöz:-Süpürge .....ha ne? Vay terbiyesiz........(vurur)

    [​IMG]

    Hacivat :-Bana bak Karagöz yıllardır Küşteri meydanındayız, hiç aklıma gelip sormadım senin adın var mı?
    Karagöz:-Benim ne atım var, ne katırım.
    Hacivat :-Yahu onu sormuyorum, ismin nedir onu soruyorum.
    Karagöz:-Sen afyonu fazla kaçırmışsın birader, yahu benim adım Karagöz değil mi?.
    Hacivat :-Canım o lakap.
    Karagöz:-Şimdi geliyor tokat!
    Hacivat :-Dinle: Bir çocuk dünyaya gelir.
    Karagöz:-Gelir!.
    Hacivat :-Ziya yı görür.
    Karagöz:-O benim işime gelmez.
    Hacivat :-Niye o?.
    Karagöz:-Borcum var.
    Hacivat :-Kime?
    Karagöz:-Bakkal Ziya'ya.
    Hacivat :-Hay külhani, ebe göbeğini keser, yıkarlar tuzlarlar.
    Karagöz:-Buzdolabına atarlar.
    Hacivat :-Niye?
    Karagöz:-Kokmasın diye.
    Hacivat :-Sararlar sarmalarlar, kundak yaparlar.
    Karagöz:-Altına da kibrit yakarlar, pufffffff!
    Hacivat :-Ne yapıyorsun?
    Karagöz:-Sen söyledin.
    Hacivat :-Akşam üstü ezan vakti, çocuğun babası kulağına bir şey söyler, Baban da sana da söyledi mi?
    Karagöz:-Söyledi.
    Hacivat :-Ne dedi bakiyim?
    Karagöz:-Gittiğin yerde açıkgözlük yap dedi.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    hacivaz: ooo selam karagöz
    karagöz: selam hacivaz
    hacivaz: hadi gel gidelim
    karagöz: nereye yaw
    hacivaz: ziyarete
    karagöz: kimin ziyarete
    hacivaz: ebemin ziyarete
    karagöz: hadi gidelim
    hacivaz: ya anlamadınmı
    karagöz: anladım
    hacivaz: ne anladın
    karagöz: ebene gitcez
    hacivaz: bensenle dalga geçiyom
    karagöz: ne dalgası
    hacivaz: bidiğin dalga tövbe tövbe
    karagöz: tövbe nedemek?
    hacivaz: günahlarımız siliniyor
    karagöz: kim siliyor söyle onun kıçından vururum
    hacivaz: ebem silyor
    karagöz: eben nerde
    hacivaz: burnunun diminde duruyor
    karagöz: benim burnumun diminde ne işi var
    hacivaz: burnunun dimide oturuyor
    karagöz: neden burnumun dibinde oturuyor
    hacivaz: çamaşır yıkıyor
    karagöz: benim çamaşırlarımıda yıkasın
    hacivaz: benim sinirimi bozma
    karagöz: sinirin buzulmazbozulursa ben düzeltirim
    hacivaz: şimdi senin burnunu kırıcam sonra nasıl düzelceni göteririm
    karagöz: götter hani
    hacivaz: sokat atcam şimdi
    karagöz: nasıl atılıyor
    hacivaz: al sana sokat
    karagöz: ak hacivaz napsın sen niye sokat attın be
    hacivaz: sinirimi bozdun
    karagöz: siniri düzeltiriz ya
    karagöz: sokat atmana gerek yok beb kaçtım ak anam canım acıdı
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Hacivat ve Karagöz Düeti

    Hacivat-Baboli,naber nasıldır işin?
    Karagöz-Hayra değil senin bu gidişin
    Hacivat-Aman Karagözüm large ol biraz
    Karagöz-Sükut dur, keza olmadan maraz
    Hacivat-Cancan,kızma çağ milenyum çağı
    Karagöz-Bağlayın şunu koparmış bağı
    Hacivat-Her şey değişmek de ağır ağır
    Karagöz-Sus,bunamışsın sen bunak sağır
    Hacivat-Moruk,değiş şu eski kafayı
    Karagöz-Yavaş, atıyor tepemin yayı
    Hacivat-Karagözüm,bak biraz kendine
    Karagöz-Bak işine,bak kendi derdine
    Hacivat-Bak,ben artık metroseksüelim
    Karagöz-İstersen bir de etek giyelim
    Hacivat-Yanlış anladın sen Karagözüm
    Karagöz-Sus lan serseri,değişmez özüm
    Hacivat-Yani bakımlılık bağlamında
    Karagöz-Hay, baykuşlar öte bağlarında
    Hacivat-Kuzum bugün ne kadar da terssin
    Karagöz-Konuşma fazla kafayı yersin
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    KARAGÖZ İLE HACİVAT

    Karagöz’e Mısır’daki amcasından bir sandık altın miras kalır. Bunun üzerine Karagöz yakın arkadaşı Hacivat ile beraber bir ticaret gemisine binip Mısır’a giderler. Miras işlemlerini hallettikten sonra yine bir ticaret gemisine binip geri dönerler. Ama Marmara Denizi’nde kürekçilerin isyanı sırasında su alan gemiden yolcular kayıklara binerek kurtulurlar. Karagöz ile Hacivat altın dolu sandıkla Mudanya kıyılarına, bindikleri kayıkla ulaşırlar ama sahilde konuşmaya daldıklarından iskeleye iyi bağlamadıkları kayık dalgalara kapılır ve gözden kaybolur. Daha sonra bir at arabasına binerler ve Bursa’daki evlerine dönerler. Bırak bir sandık altını ceplerindeki para da bitmiştir. İş bulup çalışarak para kazanmaları gereklidir ama nasıl bir iş? Onlar aralarında bu konuyu konuşurken tatlı bir sohbete dalarlar. Giderek sohbet koyulaşır, şakalaşmalar artar.

    Karagöz: “ Sence nasıl bir iş tutayım Hacivat. Ama tutacağım iş de az emek harcayıp çok para kazanayım. “

    Hacivat: “ Öyle iş olmaz Karagözüm. Ne demek az emek çok yemek. Az emek az yemek. “

    Karagöz: “ Sen de amma yaptın be Hacıcavcav. Bana az yemek vere vere açlığa mı alıştıracaksın. Biraz insaflı olsan da tabağımı dolmayla doldursan. Pek severim dolmanın yanına köfteyi, ondan sonra pilavı ve şamtatlıyı. “

    Hacivat: “ Bu kadar yeter mi Karagözüm? İstersen nohuttan, musakkadan, makarnadan ve cacıktan da alsan.”

    Karagöz: “ Onları sen ye Hacıcavcav. Benim istediklerimden ikişer porsiyon olsaydı, o yemeklerden birazı sabaha kalsaydı, ne güzel olurdu. “

    Hacivat: “ Tamam Karagözüm, bu istediklerin olur olmasına da, çok çalışırsan, çok kazanırsan, bu yemeklerden yersin. “

    Karagöz: “ Ahh. Ah. Keşke kayığı iyi bağlasaydık ve altınlar kaybolmasaydı. Altınları bozdurur bozdurur harcar, yer içerdik. Keyifli bir hayat sürerdik. “

    Yazan: Serdar Yıldırım

     
  8. Çağlayağmur

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    14.303
    Beğenileri:
    2.401
    Ödül Puanları:
    9.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır. Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “

    Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “
    Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “
    Karagöz: “ Hı?..”
    Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “
    Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “
    Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “
    Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “
    Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “

    Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır.
    Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “
    Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “
    Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “
    Karagöz: “ Yirmi, otuz. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Karagöz: “ Elli, altmış. “
    Hacivat: “ Çık, çık. “
    Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “
    Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.”
    Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “
    Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “
    Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar.
     
  9. Çağlayağmur

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    14.303
    Beğenileri:
    2.401
    Ödül Puanları:
    9.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    HACİVAT -Hoş geldin sevgili Karagöz'üm!

    KARAGÖZ - Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!

    HACİVAT - Nereden gelip nereye gidiyorsun bakalım?

    KARAGÖZ - Bir yere gittiğim yok da oğlumla kaç saattir okuma-yazma çalıştık... Biraz gezeyim dedim.

    HACİVAT - Tabii iyi yaptın efendim kafan balon olmuştur.

    KARAGÖZ -Hay hay kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım.

    HACİVAT - Hemen yanlış anlama yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir.

    KARAGÖZ - Kafam pişti de soğutmaya çıktım.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin! Neyse çalışmalar iyi gidiyor mu?

    KARAGÖZ - Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın...

    HACİVAT - Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay...

    KARAGÖZ - Şey okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak?

    HACİVAT - Bak meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak...

    KARAGÖZ - Yerine kimse bakmayacak mı?

    HACİVAT - Kimin yerine Karagöz'üm?...

    KARAGÖZ -"Artık müdüre lüzum kalmayacak..." dedin ya!

    HACİVAT - Efendim müdür değil mühür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu?

    KARAGÖZ - Öyle söylesene köftehor!

    HACİVAT - Pekâlâ mektup yazmasını biliyor musun?

    KARAGÖZ - Biliyorum Hacı Cavcav çok kolay!...

    HACİVAT - Aferin demek bilgini o kadar ilerlettin? O halde söyle bakalım mektup nasıl yazılır?

    KARAGÖZ - Oğlum "Hazır Mektuplar" diye bir kitap getirmiş... Onun içinden seçip seçip yazılır.

    HACİVAT - Allah iyiliğini versin" desene oğlun da senin kafada yetişiyor. Hiç kitaptan kopya edilerek mektup yazılır mı?

    KARAGÖZ - Niye yazılmasın? Bir yere yazdım oldu.

    HACİVAT - Pekâlâ cevap geldi mi?

    KARAGÖZ - Cevap gelmedi mektubun kendisi geri geldi.

    HACİVAT - Neyse... O zaman seninle biraz mektup üzerine konuşalım. Örnek ister misin?

    KARAGÖZ - Parasız olursa isterim Hacı Cavcav! Pişirip akşama yeriz.

    HACİVAT - Yine ne anladın mektup pişirilip yenir mi?

    KARAGÖZ - Köftehor "Ördek ister misin?" dedin ya!...

    HACİVAT - Aklın yine başka yerlere gitti. Sen şimdi beni iyi dinle! Bir defa tarihsiz mektup olmaz.

    KARAGÖZ - Anladım talihsiz mektup olmaz.

    HACİVAT - Talih değil tarih!... Yani mektup kâğıdının üst-sağ köşesine o günün tarihi yazılır.

    KARAGÖZ - Hay hay yazılır!

    HACİVAT - Mektubu kime göndereceksin Karagöz'üm?

    KARAGÖZ - Yabancıya gitmesin kendime gönderirim. Hem de çabuk gelir.

    HACİVAT - Saçmalama insan kendine mektup göndermez. Diyelim ki babana yazacaksın!

    KARAGÖZ - Pataklarım ha! Babam mezarda postacı mektubu ona nasıl verecek?

    HACİVAT - Allah Allah... Pekâlâ mektubu bana yazıyorsun nasıl başlarsan?

    KARAGÖZ - "Keçi suratlı Hacı Cavcav çabuk yanıma gel canım seni pataklamak istiyor!" diye yazarım.

    HACİVAT - Efendim olur mu? "Çok sevgili arkadaşım Hacivat Çelebi Beyefendi" diye yazılır.

    KARAGÖZ - Ben sana öyle yazamam çok istiyorsan otur kendin yaz!

    HACİVAT - Pekâlâ bana yazma! Oğluna yazıyorsun "Çok sevgili oğlum!" diye başlarsın.

    KARAGÖZ - Gerisini biliyorum. Mektup bitince zarfa koyar üstüne de adres yazarım.

    HACİVAT - Aferin Karagöz'üm sonra?...

    KARAGÖZ - Sonra da oğluma telefon edip mektubu okurum.

    HACİVAT - Yine sinirlerim oynamaya başladı.
     
  10. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]

    Hacivat :-Ben böyle mala-yani sözlerden hoşlanmam.
    Karagöz:-Ben de manav yani den hoşlanmam.
    Hacivat :-İstifadeli söz söylemeli.
    Karagöz:-İstifan ağa ile hesap mı görmeli?

    [​IMG]

    Hacivat :-Hukuk?
    Karagöz:-Guguk!
    Hacivat :-Servet-i fenni?
    Karagöz:-Servet efendi!
    Hacivat :-İlm-i riyaziye
    Karagöz:-Otur piyaz ye!
    Hacivat :-Cebir!
    Karagöz:-Bak işte ben cebre gelemem birader!

    [​IMG]

    Hacivat :-Madem isimlerimizi değiştirdik, şimdi makam ile ezberleyelim.
    Karagöz:-Hadi ezberleyelim.
    Hacivat :-Meeeeeersin Karagöz!!
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Mersin mersin Karagöz!
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Ne yersin Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Annen ne yer Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat!
    Hacivat :-Baban ne yer Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat
    Hacivat :-Çoluk çocuk Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat
    Hacivat :-Halan ne yer Karagöz?
    Karagöz:-Süpürge sapı Hacivat
    Hacivat :-Sülalen ne yer Karagöz
    Karagöz:-Süpürge .....ha ne? Vay terbiyesiz........(vurur)

    [​IMG]

    Hacivat :-Bana bak Karagöz yıllardır Küşteri meydanındayız, hiç aklıma gelip sormadım senin adın var mı?
    Karagöz:-Benim ne atım var, ne katırım.
    Hacivat :-Yahu onu sormuyorum, ismin nedir onu soruyorum.
    Karagöz:-Sen afyonu fazla kaçırmışsın birader, yahu benim adım Karagöz değil mi?.
    Hacivat :-Canım o lakap.
    Karagöz:-Şimdi geliyor tokat!
    Hacivat :-Dinle: Bir çocuk dünyaya gelir.
    Karagöz:-Gelir!.
    Hacivat :-Ziya yı görür.
    Karagöz:-O benim işime gelmez.
    Hacivat :-Niye o?.
    Karagöz:-Borcum var.
    Hacivat :-Kime?
    Karagöz:-Bakkal Ziya'ya.
    Hacivat :-Hay külhani, ebe göbeğini keser, yıkarlar tuzlarlar.
    Karagöz:-Buzdolabına atarlar.
    Hacivat :-Niye?
    Karagöz:-Kokmasın diye.
    Hacivat :-Sararlar sarmalarlar, kundak yaparlar.
    Karagöz:-Altına da kibrit yakarlar, pufffffff!
    Hacivat :-Ne yapıyorsun?
    Karagöz:-Sen söyledin.
    Hacivat :-Akşam üstü ezan vakti, çocuğun babası kulağına bir şey söyler, Baban da sana da söyledi mi?
    Karagöz:-Söyledi.
    Hacivat :-Ne dedi bakiyim?
    Karagöz:-Gittiğin yerde açıkgözlük yap dedi.
     

Sayfayı Paylaş