Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Karabağ Savaşı

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 11 Ocak 2012 başlatılmıştır.

        
  1. ZeyNoO

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    57.471
    Beğenileri:
    3.071
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Karabağ Savaşı

    Karabağ Savaşı (Şubat 1988 - Mayıs 1994), Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlı Dağlık Karabağ Özerk Oblastı'nın Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlanmasını isteyen[5] Ermeniler ile bunu kabul etmeyen Azeriler arasında başlayan ve Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra Azerbaycan Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti arasında çatışmaya dönüşen bir savaş.

    Savaş öncesinde ve etnik çatışmaların sıcak savaşa dönüşmesi sonrasında Sumqayıt Pogromu, Kirovabad Pogromu, Bakü Pogromu gibi pogromlar, Hocalı Katliamı ve Maragha Katliamı gibi katliamlar yaşanmıştır.

    Başlangıç

    Karabağ tartışması 1988-1989 yıllarında bölgede bazı kesimlerde yoğun nufusa sahip olan Ermenilerin bağımsızlık için referandum düzenleyip bağımsızlık kararı almasıyla başladı. İki toplum arasında meydana gelen karşılıklı çatışmalar ve sokak gösterileri Azerbaycan ile Ermenistan arasında büyük bir gerilim yaratmış ve yüzbinlerce kişi bu tartışmalar sonrasında yaşadığı topraklardan göç etme durumunda kalmıştır.

    Ermenistan'da yapılan ve yaklaşık 40.000 kişinin katıldığı gösteri sonrasıda Ermenistan'ın Karabağ'a saldırması çatışmaları sıcak savaşa dönüştürmüştür.

    Başlangıcından SSCB'nin dağılımasına kadar

    Askeran Çarpışması


    Karabağ Millî Konseyi Dağlık Karabağ'ın Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne verilmesi için talepte bulunmuştur. İki gün sonra, 22 Şubat 1988'de Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin yerel merkezlerini kuşatıp Hankendi'nde Azerilerin öldürüldüğüne dair bilgiyi isteyen ve yanıtı yetersiz bulan Azeri kalabalığı Dağlık Karabağ'a doğru yürümeye başlamıştır. Yetkililer yaklaşık bin polisiyle isyancıları bastırmış ve Askeran bölgesinde iki Azeri ölmüş ve 50 Ermeni köylü ve belirsiz sayıda Azeriler ve polisler yaralanmışlardır.

    Sumgayıt Pogromu

    Bir version üzere 27 Şubat 1988'de Azeriler'den oluşan grup hem sokaklarda hem de apartmanlarında Ermenilere saldırmıştır. Fakat son zamanlar tespit edilen araştırmalar gereyince gruplardahili özgürlük antlaşmalarını desteklemeyen ermenilere diğer ermeniler tarafından saldırı düzenlenmişti. Yağamaların yayılması ve polis memurların ilgisiz kalmasından dolayı durumu daha da kötüleştirmiştir [kaynak belirtilmeli]. SSCB Genel Savcılığı (Генеральный прокурор СССР)'nın açıklamasına göre, 26 Ermeni ve 6 Azeri olmak üzere toplam 32 kişi ölmüştür. Ancak görgü tanıkları çok büyük sayı aktarmaktadırlar. Birçoğu, 30 kişi değil, en azından 200 kişinin öldürüldüğünü savunmaktadır.

    Kirovabad Pogromu

    Diyer bir ermeni versionunca kasım 1988'de Kirovabad (bugünkü Gence) kentinde Azeriler tarafından işlenen ve Ermeni sakinlerini hedef alan pogrom yaşanmıştır. Fakat ölüm halları tespitlenememiştir.

    Kugark'ta katliam

    Arif Yunusof'un yazısına dayanarak Ekspress-khronika gazetesinin aktardığına göre, Kasım 1988'de Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin Kugark (Gugark / Գուգարք) kasabasında meydana gelen Azerilere yönelik katliam yaşanmış ve 21 Azeri öldürülmüş ve onlardan 15'i olaylar sırasında yakılmıştır. 12'si Barkan kasabasında yaşayan Azeriler idi.

    Bakü Katliamı

    13 - 20 Ocak 1990 tarihleri arasında Bakü'de Azeriler tarafından Ermeni sakinlerine yönelik pogrom gerçekleştirilmiştir. Bu olay sonucunda 48 kişi ya da 66 kişi öldürülmüştür.

    Kara Ocak

    Etnik gruplar arasındaki çekişme iki ülkenin nüfusunun, Azerbaycan'daki Ermenileri Ermenistan'a ve Ermenistan'daki Azerileri Azerbaycan'a dönmeye zorlamıştır.[18] Ocak 1989'da Dağlık Karabağ'ın durumunun Moskova'daki merkezi hükûmetin geçici olarak bölgeyi kontrol altına almasına kadar büyümüş ve bu hareketi çok sayıda Ermeni tarafından memnuniyetle karşılanmıştır.[19] 1989 yazın Azerbaycan Halk Cephesi önderleri ve her zaman artan destekçileri, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni Ermenistan'a karşı demiryolu ve hava ablukasını uygulamaya zorlamaya başarmış ve kargo ve malların %85'inin demiryolu vasıtasılya ulaştıran Ermenistan'ın ekonomisini felce uğratmışlardır (SSCB'nin geri kalan yerlerden Nahçıvan da kesilmiş oldu). Ermenistan'a giden demiryolu servislerin engellenmesi kısmen Ermeni militanların Ermenistan'a giren Azeri tren ekiplerine saldırması yüzünden olmuştur. Daha sonra tren ekipleri Ermenistan'a gitmeyi reddetmeye başlamışlardır.

    Ocak 1990'da Bakü'de Ermenilere ve onlarin Karabagdaki tecavüzlerine sessiz kalan Sovyetler birligine karşı halk itirazları yapılmıştır, bunun üzerine Gorbaçov olağanüstü hal ilan etmek ve düzeni geri getirmek için MVD birliğini göndermiştir. Birlikte bazı kaynaklarca ermeni kökenli askerler çoğunluk teşkil ediyorlardı. Sokağa çıkma yasağı belirlenmiş ve askerler ile kabaran Azerbaycan Halk Cephesi arasında çatışmalar yagın olmuştur. Bir olayda Bakü'de binlerle Azeri ve 8 MVD askeri öldürülmüştür. Yine ermenilerce bir iddiaya göreyse bu süre içinde Azerbaycan Komünist Partisi, kentteki Ermeni nüfusunu korumaktan ziyade partiyi iktidarda tutmayı düşünüp MVD askerlerini göndermeyi gecikmiştir, fakat şehirde bir yerli devlet silahlı birliyinin bulunmadığı da bilinmektedir. Aynı zamanda "Kara Ocak" (Qara Yanvar) olarak anılan olaylar, Azerbaycan ile Rusya arasındaki ilişikileri belirlemiştir. Aralık 1988'de çatışma Kirovabad ve Nahçıvan dahil olmak üzere Azerbaycan'ın diğer kentlere de yayılmıştır. Orda Sovyet Ordusu, Ermenilere yönelik saldırlarını durdurmaya çalıştığı zaman 7 kişi (4'ü asker) öldürülmüş ve yüzlerce kişi yaralanmıştır.

    Koltso Harekâtı

    30 Nisan - 15 Mayıs 1991'de Sovyetler Birliği MVD (Министерство внутренних делve / İçişleri Bakanlığı) ve Savunma Bakanlığı (Министерство обороны), Dağlık Karabağ Özerk Oblastının Şaumyan ilinde Koltso Harekâtı (Rusça: Операция Кoльцo / anlamı: "Halka Harekâtı") kod adı altında MVD birlikleri ve OMON (Отряд милиции особого назначения / Özel amaçlı polis ekibi) ekiplerini kullanıp ve resmî olarak bir "pasaport kontrol işlemi" gerekçesini göstererek, Dağlık Karabağ'daki yasadışı[24] Ermeni milis müfrezelerini silahsızlandırmayı amaçlamışlardır.

    Ancak, belirtilen amaçlarına aykırı bir şekilde, Sovyet askerleri (Sovyet 4. Ordusuna bağlı 23. Motorize Piyade Tümeni) ve ağırlıklı olarak Azerilerin bulunduğu OMON ve ordu birlikleri, Şaumyan'daki Ermenilerle meskûn 24 köyü zorla boşaltırmıştır.

    SSCB'nin dağılmasından sonra

    Hocalı Katliamı


    25 Şubat 1992'de Hocalı kentinde, "Memorial" İnsan Hakları Savunma Merkezi[25] ve İnsan Hakları İzleme Örgütü'ne göre[26] [27] Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ordusuna bağlı 366. Motorize Piyade Alayı'ın desteğindeki Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından Azeri siviller öldürülmüşlerdir. 10 bin nüfuslu Hocalı'da olaylar sırasında yaklaşık 3.000 Azeri bulunmaktaydı. Saldırıda ölenler hakkında verilen resmi rakam 613 kişi olmakla birlikte, katledilen toplam Azeri sayısının 1.300 kişi olduğu söylenmektedir (Zaman qazetesi). Saldırılar sırasında Hocalı'da yaşayan Ahıska Türkleri de evlerinde yakılarak öldürülmüştür. Kadın, çocuk ve yaşlılar da dahil olmak üzere siviller katledilmiştir. Katliamın ilk gecesinde sekiz aile bütün fertleriyle öldürülmüş, 700'den fazla çocuk anne ya da babasını kaybetmiştir. Yaralılar ise 1.000'in üzerindedir. Katliama tanık olan bir gazeteci, yaşananları şu şekilde aktarmaktadır:

    “Dağlık Karabağ'ın Hocalı kentinin düşüşünü bir gün boyunca yaşadım. Görüntülerle belgeledim ve video çekimleriyle bir günde 1.300 Azerbaycan Türk'ünün Ermeni çetecilerce öldürülüşünü bütün dünyaya duyurdum. Hocalı katliamı anlatılamaz bir vahşetti. Azerbaycan yönetimi ve Cumhurbaşkanı Ayaz Mütellibov, olayı dört gün boyunca kamuoyundan gizlemeye çalıştılar. Bütün Azerbaycan şok olmuştu. Ermeni bıçaklarından, kurşunlarından kurtulmayı başaranlar; kadınlar, çocuklar, ihtiyarlar karlı dağlarda tipi altında Agdam'a gelmeyi başardıklarında çoğunun ayakları donmuştu. Bazılarının ayakları ise kangrenden dolayı kesilmişti. Ermeniler vahşetin her türlüsünü sanki ibret olsun, örnek olsun diye yapmışlardı. İhtiyar dedelerin, yaşlı anaların yüzleri jiletlerle doğranmış, genç kadınların göğüsleri peynir gibi kesilmiş, bebeklerin kafa derileri yüzülmüştü. Hocalı ile Agdam arasındaki 12 kilometrelik orman boyunca cesetler dizilmişti.”

    Ağdaban'a saldırı

    Turan ve AssA-İrade'nin Azerbaycan Savunma Bakanlığı'na dayanarak yaptığı açıklamaya göre, 8 nisan 1992'de Kelbecer Rayonu'nun Ağdaban köyüne yönelik düzenlenen saldırıda en az 21 sivil ölmüş ve yaklaşık 60 kişi yaralanmıştır. Diğer bir kaynağa göre ise Ermenistan güçlerinin yaptığı saldırılarda 99 sivilin öldürüldüğü ve 140 sivilin ise yaralandığı söylenmektedir.

    Maragha Katliamı

    10 Nisan 1992 tarihinde Terter rayonu'nun Maragha köyü Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri tarafından saldırılmış ve Ermeni siviller öldürülmüştür. Zararlarını gözeten ve görgü tanıklarıyla röportaj yapan Caroline Cox'a göre, Azerbaycanlı askerler yaklaşık 45 köylünün başını kesmiş ve köyü yakıp yağmalamışlardır. Ve yaklaşık 100 Maragha'lı bayan ve çocuğu kaçırmışlardır.

    Tehran Görüşmesi

    7 Mayıs'ta İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani, Levon Ter-Petrosyan ve Yakup Mamedov'u Tehran'a davet etmiş ve 8 Mayıs'ta görüşmüş ve barış anlaşmasının temel ilkeleri belirten communiqué'yi imzalamışlardır.

    Şuşa Muharebesi

    Ermeni kuvvetlerinin Karabağ savaşı'ında kazandıkları ilk kayda değer askeri zaferdir. Şuşa kasabası'nın ele geçirilmesi aynı zamanda Stepanakert'in ele geçirilmesinin tek yolduydu. Ağırlıklı olarak dağlık alanlardan oluşan Şuşa'nın ele geçirilmesi için oluşturulan komando birliğinin başındaki Arkadi Ter-Tadevosyan farklı stratejiler uyguladı. Buna göre özellikle diaspora kanadından savaşa katılan aralarında Taşnak mensuplarınında bulunduğu Ermeni gönüllü alaylarının sık ve aralıklarla daha önce seçilmiş Azeri noktalarına saldırılar planlandı. Nitekim kısa bir süre sonra çözülmeye başlayan Azeri kuvvetlerine karşı 8 Mayıs 1992'de yaklaşık 1.000 kişilik birlikten oluşan Ermeni kuvvetlerinin Şuşa harekatı gerçekleşti. Ağır toplarla karşılık vermeye çalışan Azeri birliklerine karşı yaklaşık 2 gün süren çatışmalardan sonra Şuşa tamamen Ermeni birliklerinin kontrolüne geçti.

    1992 Haziran-Temmuz taarruzları

    1 Haziran 1992'de Ebulfez Elçibey Azerbaycan Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı seçilmiş ve Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri taarruzu başlatmıştır. Azerbaycan Ordusu 12 Haziran'da Asgeran (Şaumyan), 7 Temmuz'da Akdere (Mardakert)'yi geri almıştır.

    Mardakert ve Martuni taarruzları

    Saldırı 27 Haziran'da, Melkonian savaşçıların karşı koymaya çalıştıkları Jardar köyünün yakınlarına doğru başlatıldı. Tanksavar mermileri Azerilerin zırhlarını yok etti ve müfrezelerin istilaya karşı koymalarını sağladı. Sıcak çatışma bölgelerinde manevra alanı kısıtlı olduğunda ve savunucuların bu araçları kolaylıkla vurduğu hassas hedeflerde zırhlı araçların hazır bulunmasının faydasız olduğu kanıtlandı. İlerleyen günlerde ve haftalarda Azeriler tarafından birkaç saldırı daha yapıldı. Bu saldırıların hepsi savuşturuldu ve Melkonyan'ların örgütlenmesi ve liderliği itibar kazandı. Sonraki saldırılar her iki taraftan da yüzlerce daha fazla erkek ve zırhlı araç içeriyordu. Herbir tarafta da çok sayıda zayiat olmasına rağmen, Azerilerin ölü ve yaralıları Ermenilerinkinden çok daha fazlaydı.

    Kelbecer Muharebesi

    Şubat 1993'te Ermeni güçleri Şaumyan'ı geri almış ve Elçibey askerî başarısızlığından dolayı Süret Hüseynov'u hükûmetinden kovmuştur. Yerli Ermeni güçleri 27 Mart - 5 Nisan arasında Kelbecer Rayonu ele geçirmiştir. Bu saldırı üzerine Nisan 30'da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 822 sayılı kararını alıp Ermeni güçlerinin Kelebecer ve son dönemde işgal edilen bölgelerden geri çekilmesi için uyarda bulunmuştur.

    1993 Yaz taarruzları

    4 Haziran'da Gence'de Süret Hüseynov Elçibey'e karşı isyanı başlatınca 15 Haziran'da Heydar Aliyev Azerbaycan Meclisi sözcüsü olmuş ve 18 Haziran'da Elçibey Bakü'den kaçmıştır. 24 Haziran'da Aliyev'e cumhurbaşkanının olağanüstü yetkisi verilmiş ve Süret Hüseynov başbakanlığına getirilmiştir. Azerbaycan'ın siyasî karışıklığı felâket getiren askerî mağlubiyete yol açmıştır. Ermeni güçleri, 28 Haziran'da Mardakert'ı, 23 Temmuz'da Ağdam'i ele geçirmiştir. Bu saldırı üzerine Temmuz 29'da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 853 sayılı kararını alıp Ağdam ve son dönemde işgal edilen bölgelerin gaspından dolayı kınamış ve Ermeni güçlerinin Ağdam ve son dönemde işgal edilen bölgelerden geri çekilmesi için uyarda bulunmuştur. Fakat Ermeni güçleri 23 Ağustos'ta Füzuli, 26 Ağustos'ta Cebrail, 31 Eylül'de Kubatlı'yı ele geçirmişlerdir.

    1993 Güz taarruzları

    Eylül ayın başında Moskova'da Haydar Aliyev ve Robert Koçaryan gizlice görüşmüşlerdir. 14 Ekim'de Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 874 sayılı kararını alıp Ermeni güçlerin işgal edilen bölgelerden geri çekilmesine dair takvimi ayrıntlı bir şekilde belirtmiştir. Fakat Ekim ayın sonlarında Ermeni güçleri tekrar ilerlemeye başlamış ve Zengilan, Goradiz kasabasını ele gerçirmişlerdir. Bu saldırıları üzerine 12 Kasım'da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 884 sayılı kararını alıp Ermenileri kınamıştır.

    1993-1994 Kış taarruzları

    Aralık 1993'te Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri Karabağ'ın bütün cephelerinde insan dalgası hücum taktiğiyle sürpriz baskın düzenlemiştir. İlk aşamada cephenin kuzey ve güneyde Ermeni mevkileri ezmiştir. Fakat iki aylık kış taarruzu başarısız olmuş ve taarruz sırasında Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri, 5.000 - 8.000 askeri kaybetmiştir.

    Türkiye ve İran'ın diplomatik müdahaleleri

    Ermeni kuvvetlerinin Nahçıvan'a ilerlemesi üzerine Türkiye başbakanı Tansu Çiller Ermeniler'i buraya saldırmamaları konusunda uyarmıştır. Ermenistan sınırına binlerce TSK'ya mensup asker yığılmıştır.

    İran taraflar arasında arabuluculuk yaparak çatışmaların 7 Mayıs 1992'de geçici olarak sona ermesini sağlamıştır. Ermeniler'in ilerlemeyi sürdürmesiyle 18 Mayıs'ta İran'ın arabuluculuk faaliyetleri tamamen çökmüştür.

    Ateşkes

    Aralık 1993'te Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri'nin başlattığı kış taaruzlarının askerki başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra dönemin Azerbaycan Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev diplomatik kanalları kullanarak barış koşullarını aramaya başlamıştır. 4 - 5 Mayıs 1994'ta Bağımsız Devletler Topluluğu Parlamentolararası Meclisi, Rusya Federasyonu Federal Meclisi ve Dışişleri Bakanlığı'nın inisiyatifleri ve Kırgızistan Cumhuriyeti Konseyi'nin evsahipliğiyle müzakereler düzenlendi. Bu görüşmeler sonrasında 16 Mayıs 1994'te Moskova'da Azerbaycan Cumhuriyeti ve Ermenistan Cumhuriyeti'nin savunma bakanları ile Dağlık Karabağ Savunma Ordusu başkumandanı ateşkes anlaşmasını imzalamışlardır.

    Askerî güçler

    1993 - 1994 yılları arasında çatışmaya dahil edilen insan gücü ve askerî araçları tahminen şöyledir:

    Taraf Askerî personel Top Tank Zırhlı personel taşıyıcı Zırhlı muharebe aracı Savaş uçağı
    Dağlık Karabağ 20.000 16 13 120 N/A N/A
    Ermenistan 20.000 170 160 240 200 N/A
    Azerbaycan 42.000 330 280 360 480 170

    Savaşın bazı dönemlerinde Şamil Basayev liderliğindeki Çeçen isyancıları ve Afganistanlı mucahitleri[1] de Azerbaycan Cumhuriyeti'nin safında savaşmışlardır.

    Göç

    1994 yılına kadar süren savaşda 800.000-1.055.407 Azeri Ermenistan ve işgal edilen bölgeden Dağlık Karabağ dışındaki Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarına, 230.000 Ermeni ise Azerbaycan Cumhuriyeti'nden büyük kısımda Ermenistan Cumhuriyeti ve kısmen Dağlık Karabağ'a göç etmek zorunda kaldı.

    Ateşkes sonrası çatışmalar

    1994 yılında Ermenistan ile Azerbaycan arasında imzalanan ateşkes anlaşmasından sonra farklı çaplarda karşılıklı bir çok saldırı gerçekleşti. Bunlardan en büyüğü 2008 yılında Ermenistan'da yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden hemen sonra Martakert'te meydana geldi. Ermenistan Dişişleri Bakanlığının açıkalamasına göre Azerbaycan güçleri meydana gelen iç karışıklığı fırsat olarak görüp ağır toplar kullanarak Martakert bölgesine gece operasyonu düzenledi. Ermenistan Savunma Bakanlığı gece yarısı açıklama yaparak Martakert bölgesinin sınır hattının 3-4 saatliğine Azerbaycan kontrolüne geçtiğini açıklarken devam eden çatışmalar sonrasında bölgede kontrolünün tekrar sağlandığını açıkladı. Buna karşılık Azerbaycan Savunma Bakanlığı ise ülke ajanslarına verdiği bilgide Ermenistan'da gerçekleşen seçimler sonrasında gündem değiştirmeye çalışan Ermeni tarafının Azeri sınır bölgesine belli aralıklarla saldırılar gerçekleştirdiğini açıkladı.

    Zararlar

    Azerbaycan Cumhuriyeti


    Toplam uzunluğu 25 bin km olan otomobil yolu, toplam uzunluğu 3984 m olan 160 köprü, 14,5 bin km uzunluğunda elektrik hattı, 2500 elektrik trafosu, 2 bin km gaz boru hattı, 160 su deposu, 34-ten fazla gaz dağıtım istasyonu tahrip edilmiştir.[47]. Toplam 140 bin öğrenci kapasiteli olan 600 okul,53 bin öğrenciye hizmet veren 65 meslek lisesi,2 yüksek öğrenim kurumu yok edilmiştir. 700 kadar sağlık ocağı,bu bağlamda 800 yataklı hastane,poliklinikler,doğum evleri,eczane binaları,acil yardım hastanleri dağıtılmıştır.Sağlık hizmetlerine verilen zarar toplam 1,2 milyar dolara yakındır. Bülbül'ün müzikolog ve ressam Mir Möhsün Nevvab'ın hatıra müzeleri talan edilmiştir. Hocalı'daki "Dairevi Mabet" (1356-1357) ve "Türbe" (14.yüzyıl)nin akibeti belli değildir. Azerbaycan Cumhuriyeti toplam 22 milyar dolar meblağında zarara uğramıştır.

    Dağlık Karabağ Cumhuriyeti

    Dağlık Karabağ m.ö. IV asırdan itibaren kadim Alban devletinin bir parçası olmuş ermeni tarihçiler tarafından m.ö. II yüz yılda Ermen devleti tarafından ermeni topraklarına katıldığı iddia edilmektedir. Fakat tamamen dağlık bir bölge olan arazinin fethi mümkün görülmemektedir diyer bir tarafdan Ermen devletinin Azerbaycan/Atropaten topraklarına saldırdığı tarihçilerce bilinmektedir. Mümkün ki, m.s. II yüz yılda Arşakiler sülalesinden bir kesim Karabağ bölgesinde vassal bir devlet kurmuştur. Çünki sonrakı asırlarda Karabağ kaynaklarda Artsah/Arsak diye isimlenmektedir. Fakat tabi günümüz ermenileri bu ismi kendilerininki diye tanımlamaktalar ve Karabağın ermeni toprağı olmasının en büyük isbatı diye görmekteler. Yine II yüzyıldan itibaren bazı kesintilerle Arsak Arşakileri Albanya hakimiyyetine gelmekteler. Onların bu hakimiyyeti VI yüz yıla kadar sürüyor. Karabağda hakimiyyete Girdmandan olan mihrani ve yahut maranlı Sasanilerle akrabalığı olan bir sülale geçiyor. Arşaklılar/Arşakilerden sonra maranlılar Albanya Hakimiyyetine geçiyor. Bu bir daha Karabağla kuzey Azerbaycanın sık bağlılığını Albanya devleti ile Karabağ ilişkilerinin kadimliyini ve bütünlüyün göstermekdedir. Yine kendince kaynakları sebep gösteren ermeni topluluğu 1988-lerden başlayan katliamlar serisi sonucu Karabağın işgalinden sonra 1994 yılında kendi cumhuriyyetlerini ilan ediyorlar. Bu daha çok bir politik gidişat diye deyerlendirilmektedir. Son zamanlar Sarkisyanın dahi ifade etdiyi üzere arazide askeri birlikler hüküm sürmekde bu sebepden dolayı cumhuriyyet yalnız Azerbaycan diyil diyer devletler tarafından dahi tanınmamıştır.

    Son durum

    Daha sonra imzalanan ateşkes antlaşmasıyla günümüze kadar süren barış görüşmeleri başlamış oldu. Günümüzde Dağlık Karabağ ve çevresindeki 7 il Ermeni işgali altındadır ve bölgeyi Dağlık Karabağ Cumhuriyeti adında de facto bağımsız tanınmayan devlet yönetmektedir.
     

Sayfayı Paylaş