Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Hint Dinleri: Hinduizm, Budizm, Caynizm, Sihizm

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve Suskun tarafından 20 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.428
    Beğenileri:
    121
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Hint Dinleri
    Hinduizm
    Budizm
    Caynizm
    Sihizm

    HİNDUİZM


    Dünyanın bugün yaşayan en eski dinlerinden biridir. Hindistan halkının büyük
    çoğunluğunun bağlı olduğu bir dindir. Kim tarafından kurulduğu tam olarak bilinmemektedir.

    Etnik bir dindir. Hinduların etnik kültürel birikimlerini ve onların yaşam tarzlarını
    yansıtır. Tüm Hinduların orta kabul ettiği bir inanç sitemi de bulunmamaktadır. Dinden
    çıkmak, küfre girmek gibi durumlar bu din için söz konusu değildir. Kurumsal bir din
    olmadığı için, herkes kendi bildiği ve onayladığı şekliyle inançlarını devam ettirirler.
    İnekler, hayatın kaynağı olarak kabul edildiğinden kutsallıkları bulunmaktadır. Kast
    denilen sınıfsal ayrımcılık bulunmaktadır. Hintliler, Ganj nehrini kutsal kabul ederler.
    Zaman zaman bu nehirde yıkanırlar. Ölen bir kimsenin cesedini de yakıp küllerini Ganj
    nehrine dökerler.

    Hint toplumu çeşitli sınıflara ayrılmaktadır. Kast sistemi denilen bu sınıfsal ayrım,
    Hint inançlarına dayanmaktadır. Bu inançlara göre kastlar, yaratıcı tanrı kabul edilen
    Brahma’nın vücudundan yaratılmıştır.
    Kast sistemi dört sınıftan oluşur:
    a- Brahmanlar : Rahipler ve aydınlar sınıfı
    b- Kşatriyalar : Hükümdar sülalesi ve askerler sınıfı
    c- Vaisyalar : Tüccar, esnaf ve çiftçi sınıfı
    d- Sudralar : İşçi ve sanatkarlar sınıfı

    Doğan her kişi, kast sisteminde yer alan dört sınıftan birine bağlı olarak doğar. İlk
    üç sınıfta olanlar, işçi ve sanatkârların sınıfından daha itibarlıdır. Sudralar, diğerlerine
    hizmet etmekle mükelleftirler. Sadece aynı kasttan olanlar sofrada birlikte yemek yiyebilir,
    kendi aralarında evlenebilirler. Kast sistemi, günümüzde eskiden olduğu gibi katı bir
    şekilde uygulanmamaktadır. Yarı laik olan Hindistan devleti, kast sistemini tamamen
    ortadan kaldırmamıştır.

    Hinduizmde hem tek tanrıcılık hem de üçlü tanrı anlayışı bulunmaktadır. Üçlü
    tanrı anlayışına göre; Brahma-yaratıcı tanrı, Vişnu-koruyucu tanrı, Şiva ise yok edici
    tanrı olarak kabul edilmektedir. Tanrıya ibadet her yerde ve dilediğin zamanda
    yapılabilir. İbadet ve ayinlerine belirli bir şekli ve sistemi yoktur. Ancak, yine de
    Hinduların büyük çoğunluğu ibadetlerini sabah, öğle ve akşam vakitlerini günde 3 defa
    olmak üzere yaparlar. Hinduizm’de tanrıya kurban kesmek önemlidir. Kurban kesmekle,
    tanrı ile iletişimin sağlandığına inanırlar. Hinduizm’in çok geniş kutsal kitap koleksiyonu
    vardır. Kutsal Kitapları Vedalar (İlahi Bilgiler) kitabıdır.

    Vedalar ise dört bölümden oluşur:

    a- Rigveda: Vedaların en önemlisidir. Şükür dilek ve kutsama tarzındaki dualarla
    tanrılara saygı için yazılmış ilahilerden oluşur.
    b- Samaveda: Bir tür melodiler vedasıdır. Kurban kesme törenlerinde rahipler
    tarafından okunan çeşitli ilahiler bulunmaktadır.
    c- Yajuvedrda: Kurban keserken alçak sesle okunan sözlerden ve dualardan oluşmaktadır.
    d- Atharvaveda: Mistik ve evrenle ilgili bilgileri, çeşitli büyüler ile ilgili duaları
    içermektedir.

    Hinduizme göre hayatın dört amacı vardır. Bunlar; dürüstlük, helal kazanç, mutluluk
    ve kurtuluştur. Hindu yaşamında her şeyin bir kutsallığı bulunmaktadır. O yüzden
    yaşamlarının her şeyi dindir, inançlardır, ibadetlerdir. Evlilik, erkek çocuk edinmek için
    yapılan dini bir törendir.

    Hinduizm’i açıklayan bazı terimler ve açıklamalar:


    Karma: Hinduizm’de merkezi bir öneme sahip olan karma, kişinin kaderini
    belirleyen iş ve amellere denir. Sebep-sonuç kanunudur. İnsanlar mutlak olgunluğa
    ulaşıncaya kadar, dünyaya defalarca gelirler.

    Tenasüh (Reenkarnasyon):
    Tenasüh, ölen kişinin ruhunun bir bedenden diğerine
    geçmesi geçmesidir. Buna ruh göçü de denir. Reenkarnasyon ise, ruh göçü olmaksızın
    kişinin yeniden bedenleşmesi, yani dünyaya gelmesi olayıdır. Tenasüh, karmanın
    zorunlu bir sonucudur.

    Yoga ve Yogizm:
    Beden ile ruh, duygu ile sezgi arasında bir bütünlük ve uyum
    sağlamak, doğaüstü güçlerle temas kurmak amacıyla yapılan dini egzersizlerdir.


    BUDİZM

    Budizm, Hindistan’dan Moğolistan’a, Tibet’ten Japon adalarına kadar uzanan
    geniş bir coğrafyada etkin olan bir dindir. Evrensel yapısı ve misyoner karakteri
    nedeniyle özellikle son yıllarda batı ülkelerinde hızla yayılmaya başlamıştır.

    Budizm, Buda tarafından kurulan bir dindir. Buda’nın asıl adı Siddhartha’dır. MÖ.
    563-483 yılları arasında yaşadığı bilinmektedir. Sarayda yetişip, büyümesine rağmen,
    halkla iç içe olan Buda, toplumsal hayatın saray hayatından farklı olduğunu görünce,
    sarayı terk edip doğada yaşamaya başladı. 35 yaşlarında iken bir incir ağacının altında,
    ölümü, varlıkları ve evreni düşünürken zihni aydınlandı. Kendisini halkına karşı
    doğruları ve gerçekleri anlatmakla görevli gören Buda, ülkesinin çeşitli bölgelerini
    dolaşarak görüşlerini halka aktarmıştır. Buda’nın öğretileri onun ölümünden sonra
    Budistler tarafından yazılıp derlenmiştir. Budizmin bu kutsal metinlerine Tipitaka
    (Üç Sepet) adı verilmektedir.

    Budizm’de belirli bir ibadet yoktur. Ancak Budizmin evrensel bir din olmasından
    sonra budanın heykellerine, anılarına, altında aydınlığa kavuştuğu yabani incir ağacına
    (Bodhi ağacına) önem verme ve Buda’ya dua edip bazı dileklerde bulunma geleneği
    başlamıştır.

    Budizmin inanç esasları üç cevher olarak adlandırılır. Bunlar, “Buda’ya sığınırım,
    Dhamma’ya sığınırım, Sangha’ya sığınırım.” dua cümleleridir. Belirgin bir tanrı inancı
    olmamasına rağmen, bir kurtarıcının geleceğine inanılır. Budizm’de asıl amaç;
    Nirvana’ya ulaşmaktır. Nirvana ise; ihtiyarlıktan, ölümden, dünya çilelerinden, arzu ve
    ihtiraslardan kurtulup yüceliğe ve huzura ermektir. Bir kimsenin Nirvana’ya
    ulaşabilmesi için “sekiz dilimli yol” ilkelerine uyması gerekmektedir.

    Bu ilkeler;
    - Yalan söylememek, yalan yere yemin etmemek, dedikodu yapmamak, iftira
    etmemeyi içeren “doğru söz prensibi”,
    - Hırsızlık yapmamak, içki içmemek, uyuşturucu madde kullanmamak, canlı
    öldürmemek, varlıklara zarar vermeme konularını kapsayan “doğru iş prensibi”,
    - Geçimini sağlamada doğruluktan ayrılmamak, kendine yetecek kadar kazanç elde
    edip, başkalarının da kazanmasını istemeyi içeren “doğru geçim prensibi”,
    - Ölçülü konuşmak, her aklına geleni söylememek, düşüncesini bir noktada
    toplayıp, kötü sözden ölçülü konuşmakla uzak durmak “doğru düşünme prensibi”,
    - Evrenin ve varlıkların gerçek niteliklerini kavramak “doğru anlama prensibi”,
    - Yapılan her davranış ve söylenen her sözün farkında olmak, iyi düşünüp doğru
    kararlar vermek “doğru yargı prensibi”,
    - Zihni, arzu ve isteklerden, kötülük ve zulüm gibi düşüncelerden arındırmak “doğru
    düşünme prensibi”,

    - Başarılamayacak ya da sonunda pişman olunacak işleri yapmaya kalkışmamak,
    niyetini temiz tutmak “doğru niyet prensibi”,

    Budizm, MÖ.VI. yüzyılda, Hinduizmin çok tanrıcılığına, Brahman denilen din
    adamlarının otoritelerine ve kast sistemine bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Dini
    anlayış ve uygulama bakımından Japonya’ya özgü Zen Budizmi ile Tibet’e özgü Tibet
    Budizmi arasında birçok farklar bulunmaktadır. Budizm, Hinayana ve Mahayana iki
    ana mezhebe sahiptir. Tanrı kavramına karşı kayıtsız oluşları nedeniyle diğer dinlerden
    ayrılırlar. Mutlak güç sahibi, ezeli ve ebedi yaratıcı bir tanrının varlığını kesinlikle
    kabul etmezler. Onlara göre her şey değişmeye ve yok olmaya mahkûmdur. Budizmin
    varlığını inkar ettiği ikinci olgu ise ruhtur. Bu nedenle, ruh göçüne inanmazlar.





    CAYNİZM


    Hindistan ‘da yaklaşık M.Ö.4 yüzyılda ortaya çıkan dini akımlardan biridir.
    Hindistan’daki dört büyük dinden biridir. Kurucusu Mahavira (M.Ö. 599 - 527)
    Benares’te doğmuş, otuz yaşına gelince ailesini terk ederek rahiplik elbisesini giymiş
    ve kendini dünyadan soyutlamıştır. Caynizm daha çok asiller ve halk arasında
    yayılmıştır. Mahavira 72 yaşında Bihar’da ölünceye kadar doktrinini vaaz yöntemiyle
    yaymış ve onun ölümü Caynist takvimin başlangıcı sayılmıştır.
    Caynacılık Hindistan’ın Kasi ve Kosola‘ ya kadar yayılım gösterdikten sonra M.Ö. 2
    yüzyılda batı ve güneye yayılmaya başlamıştır. Caynacılığın ortaya çıkışından başlayan
    görülen bölünmeler MS.80 ‘de iki ayrı grubun doğmasıyla sonuçlandı. Bunlar Şvetambaralar
    (Beyaz Giyinenler) ve Digambaralar (Göğü Giyinenler- Çıplaklar-) Digambaralar kadının
    kurtuluşunun imkânsızlığına inanıyorlardı.

    Mahavira ile Buda aynı çağ ve memlekette yaşamışlar, benzeri inanç ve öğretileri
    yaymışlardır. Mahavira tanrı fikri üzerinde durmamakla beraber bazı Caynistler
    tanrının varlığına inanırlar. Tapınaklarında tanrı heykelleri vardır. Caynacılığın amacı
    insanı varoluştan gelen acılardan ve karma ‘ya bağlı yeniden doğuştan kurtarmaktır.

    Cayna ahlakı üç temel ilkeye dayanır. Bunlar; Doğru görüş, doğru bilgi, doğru
    davranıştır.
    Caynaların başlıca ahlaki prensipleri öldürmemek, yalan söylememek,
    hiçbir şekilde çalmamak, olabildiğince cinsel ilişkiden uzak kalmak şeklinde
    özetlenebilir. Dürüst ve sade bir hayat sürmeği prensip edinen, Caynistler içki içmezler.
    Caynizme inananlar, ancak kendi dinlerine uyanların ölümsüzlüğüne inanırlar. Onlara
    göre evren ebedidir, yaratılmamıştır. Cennet ve cehennem vardır. Ayinleri rahip ve rahibeler
    idare eder. Gösterişli mabetleri vardır. Kutsal kitapları “Agamalar” dır.

    Caynalar “ahimsa” ilkesine dayanarak zanaatla ilgilenmediklerinden çoğu tüccar
    ve zengindir. Bütün insanların çeşitliliğine inanan Caynalar, Budistlerin tersine
    herkesle yemek yerler. Hindularınki kadar katı olmayan mesleklere bağlı bir kast
    sistemini benimsemişlerdir. Günümüz de sayısı yaklaşık 4.000.000 olan Caynizm
    taraftarlarının, büyük çoğunluğu Hindistan ‘da yaşamasına karşılık Avrupa’dan
    Amerika’ya hatta Avustralya’ya kadar Caynist topluluklara ve ibadet yerlerine rastlamak
    mümkündür.



    SİHİZM

    Sihizm, MS. XVI. Yüzyılda Hindistan’da kurulmuştur. Kurucusunun adı Guru
    Nanak’tır. Buda ve Vardhamana gibi Hinduizmin yozlaşmasından memnun olmayan
    Nanak, sonraları İslam dini ile tanışmış ve tevhit gibi bazı prensipleri Hindu inançları
    ile harmanlayarak yeni bir din kurmuştur. Taraftarlarına sih denir.
    Sihizm her yerde, her zaman var olan ve sonsuz özelliklere sahip tek bir Tanrı’ya
    inanç üzerine kuruludur, bunu savunur. Bu özellik kutsal kitap Guru Granth Sahib’de
    çeşitli kereler tekrarlanmıştır. Sihler tanrıya herhangi bir cinsiyet atfetmezler ve
    tanrının insan formu alabileceğine de inanmazlar. Ayrıca tüm insanlar da din, ırk veya
    cinsiyet ayrımı yapılmaksızın eşit görülürler. Herkes tanrı Waheguru’nun kız ve erkek
    evlatlarıdırlar. Sihler tüm yaratıkların, özellikle de insanların, haklarını korumak ve
    onların hakları için savaşmak zorundadırlar.

    Sihler reenkarnasyona inanırlar. Tüm yaratıkların, öldükten sonra farklı vücutlara
    geçen bir ruha sahip olduğuna inanılır. Bu ruh göçü bağımsızlığa, özgürlüğe ulaşılana
    kadar devam eder.

    Sih dini kurtuluşun tek yolu olarak görülmez; diğer dinlerden insanlar da kurtuluşa
    erebilirler. Her Sih’in yenmekle yükümlü olduğu Beş Şeytan veya Beş Kötülük
    bulunur. Bunlar; ego-benlik, öfke, hırs, maddi bağlılık ve şehvettir. Sih’in itaat etmesi
    gereken ve yukarıdaki beş kötülükle savaşırken kullanacağı beş erdem: memnuniyet,
    hayırseverlik, şefkat, olumlu tutum ve tevazudur.

    Sihizmin bazı inançları şu şekildedir:
    - Eşitlik:
    Tanrı katında tüm insanlar eşittir.
    - Tanrı’nın ruhu: Tüm yaratıklar Tanrı’nın ruhlarını sahiptirler, bu nedenle de uygun
    şekilde saygı görmelidirler.
    - Kişisel hak: Her kişinin yaşama hakkı vardır.
    - Davranışlar: Kurtuluş kişinin hareketleri, davranışları doğrultusunda edinilebilir;
    iyi işler, Tanrı’nın hatırlanması vb.
    - Aile hayatı yaşamak: Bir aile olarak yaşanması teşvik edilir.
    - Paylaşım: Kutsal metine göre tüm Sihlerin kazançlarının en azından %10’unu
    hayatlarının %10’u ile birlikte, diğer insanlara yardım etmekle ve tanrı hizmetinde
    bulunmakla değerlendirmeleler.
    - Tanrı’nın takdirini kabullenmek: Mutlu olaylarla kötü olayları aynı şekilde
    görebilecek şekilde kişiliği geliştirmek, Tanrı’nın takdir ettiği hertürlü olayı (iyi
    veya kötü) kabullenebilmek.
    Çoğu Sih, Pencap kökenlidir ve Hindistan’ın Pencap eyaletinde yaşar. Yine de Sih
    topluluğu 100’den fazla ulusta ve dünyadaki her kıtada varlığını sürdürür. Sih erkekler
    ve bazı Sih kadınlar, uzun saçlarını kapayan şekilde sürekli olarak türban takmalarından
    tanınabilirler.

    Bugün dünyada yaklaşık 23 milyon Sih yaşamaktadır ve bu Sihizmi dünyanın en
    büyük beşinci dini yapmaktadır. Yaklaşık 20 milyon Sih Hindistan’da, bunun da büyük
    bir kısmı Pencap eyaletinde yaşar.
     

Sayfayı Paylaş