Gaziantep Efsaneleri

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Suskun tarafından 13 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye

    [​IMG]
    Gaziantep Efsaneleri
    [​IMG]
    Gaziantep Kalesinin Yapılışına Dair Bir Efsane:​


    Halk arasında yaygın olarak anlatılan efsaneye göre kaleyi zengin bir kadın yaptırıyormuş. Bir gün sokağa çıkmış ve yolda kalabalık insan topluluğunun bir cenaze götürüşüne rastlamış. Yanındaki uşağına dönerek “bu nedir” diye sormuş. Uşak ise; “Efendim insanlar bir gün gelir ölürler, ölülerini de böyle tabut içinde taşıyarak mezarlığa götürür ve toprağa gömerler. Gördüğünüz tabutun içinde dün bizim gibi canlı olan bir insan cesedi var……” der. Bunun üzerine zengin kadın uşağıyla beraber geri döner ve kaleyi yapan ustaları yanına çağırarak; “ bırakın kale yarım kalsın, ben ölümü hiç düşünmezdim….” der. İşte bu efsaneye göre Gaziantep Kalesinin tarihi eski çağlara kadar uzanıp gidiyor. Ancak bu halk arasında anlatılan efsanede kesin bir tarih yoktur.


    [​IMG]
    Gaziantep Kalesinin Adına İlişkin Bir Efsane:​


    Esas adı Kala-i Füsus (Yüzük Kalesi) olan Gaziantep Kalesinin bu adı bir efsaneye dayanmaktadır. Bu efsaneye göre kaleyi, bölgenin sahibi olan bir kız yaptırıyormuş. Kalenin yapım masrafını karşılamak için çok kıymetli taşı olan yüzüğünü satmış. Bunun için kaleye, yüzük kalesi anlamında Kala-i Füsus adı verilmiştir.



    [​IMG]
    Antepli iki Kız Kardeşin Efsanesi​

    Gaziantep'in çamfıstığı ile kırmızı biberinin şöhreti yaygındır. Bir de efsanesi var, söylenir:
    Bir bahar günü, Antepli iki kız kardeş, bahçelerinde, tohum atıyor, çapa yapıyorlarmış. Hiç tanımadıkları yaşlı, yoksul bir derviş, bahçenin bir başında çalışan iki kız görmüş. Bunlardan büyüğüne yaklaşmış, karnını doyuracak bir parça yiyecek istemiş. Kız, dervişin eline kuru bir ekmekle, bir baş soğan tutuşturarak savmış:
    - Ektiğini biçesin, diyerek uzaklaşmış derviş.
    Bu defa ötekinin yanına gelerek, ondan da biraz yiyecek istemiş. Küçük kız:
    - Hoş geldin, sefa geldin. Konuk kısmetiyle gelir. Bu sabah helva yapmıştım, otur şuraya âfiyetle ye, diyerek onu karşılamış.
    Derviş helva çıkınını alarak:
    - Sağ ol kızım. Sen de ektiğini biç, diyerek ayrılıp gitmiş.
    Bir süre sonra, büyük kızın ektiği tohumlar yeşermiş, yeşil yeşil biber olmuş. Bunlar kuru ekmek gibi kuruyunca, soğan gibi kızarmış. Kırmızı biber olmuş. Küçük kızın tohumlarından da fıstık ağaçları boy vermiş. Antepliler ne ekmek gibi acı biberden vaz geçmişler, ne helva misali tatlı fıstıktan. İkisi de bölgede Antep'i temsil etmiş.

    Karagöz Camisinin adına dair Efsane​

    Gazi Antep’te bulunan bir cami bir zamanlar harabe hâlindedir. Koca Battal Ağa
    adıyla bilinen birisi, “Allahım, şu kara gözlü sürülerimden bana helâl kazanç ver de,
    camii yeniden yaptırayım.” diye dua eder. Duası kabul olunur ve cami yeniden yapılır.
    Caminin adı bu olaydan sonra Karagöz Camii olur


    ALİ NACAR CAMİİ’NİN YAPILIŞINA DAİR EFSANE​



    Asıl işi nacarlık (marangozluk) olan Ali ismindeki bir zat, bir Cami yaptırmak istediğini o günün ileri gelen alimlerine giderek;-Ben bir cami yaptırmak istiyorum der. Alimler ;-Caminin cemaatinin çok, sevabının fazla olmasını istiyorsan elindeki paranın helal olması lazım” derler. Bunun üzerine Ali usta düşünür taşınır ve bir kütüğün içini oyarak bunun içine cami yaptırmak istediği parasını koyar ve kütüğün ağzını sıkıca kapatır. Daha sonra bu kütüğü –bugün hala caminin yanı başında akmakta olan- Alleben deresine bırakır ve;- Eğer bu para helal ise gelir beni bulur der.Ali Ustanın Alleben’e bıraktığı -içi para dolu- kütük bu günkü Oğuzeli mevkiine ulaştığında, tarlasında işiyle meşgul olan bir köylü tarafından bulunur. Köylü kütüğü Allebenden çıkarır ve: -Bu kütükten çok güzel bir saban olur. Der. Ve bizim Nacar Ali Ustanın atölyesinin yolunu tutar. Bu kütükten kendisine saban yapmasını ister. Ali Usta kütüğü görünce, kendisinin suya bıraktığı kütük olduğunu anlar. O çiftçiye ;-Şuradan istediğin sabanı al, götür der ve kendisine o kütükten bir saban yapacağını söyler. Ali Usta anlar ki parası helal paradır. Bunun üzerine cami yapımına hemen başlar. Zorlu çalışmalar sonunda, caminin tavan yapım aşamasına gelinir. Tavanın bir kısmı yapılır, son aşamaya gelindiğinde Nacar Ali Ustanın parası biter. Parası bittiği için “Ya Rabbi ben ne yapacağım, nasıl tamamlayacağım bu mabedi” diye düşünür. Yatsı namazını kıldıktan sonra bu düşüncelerle uykuya dalar. Sabah namazı için kalktığında caminin kapısı önünde 10 tane deve –yüküyle beraber- bağlanmış, “BUNLAR ALİNACAR CAMİSİNE VAKIFTIR” yazısını görür. Develer satılıp caminin eksik kalan bölümleri tamamlanır ve Alinacar Cami bu şekilde ibadete açılır.


    [​IMG]

    Dülük baba Efsanesi

    Yavuz Sultan Selim Mısır seferine giderken şimidiki Dülük köyü yakınlarında bir derviş yolunu keser ve Padişah'a:
    -Sana müjdelerim ki şu ayın şu gününde Mısır'ı alacaksın.Haydi yolun bahtın gibi açık olsun, der.
    Padişah meraklanır ve dervişe kim olduğunu sorar ve şu cavabı alır:
    -Fani alemin bir yolcusuyum.Menzilime ulaştım.Hak'a tapılandım,beni sorma sen yoluna devam et.
    Yavuz gerçekten de dervişin dediği zamanda Mısır'ı alır.Dönüşte elini öpmek için uğradığında dervişin öldüğünü görür.Ona bir türbe yaptırır.

    [​IMG]
    Hacı Ayşe Hanım Efsanesi​

    Hacı Ayşe hanım çevrede sevilen sayılan bir kişidir.İkinci kez hacca gitmesi için durumu yoktur.Üç gece üst üste rüyasında bir ses ona "Ya Hacı Ayşe gel gel " diye seslenmektedir.Yeterli parası olmadığı halde yola çıkar.Mekke'ye gidip hacı olur,ama dönecek parası kalmaz.Medine'ye gider.Peygamberimizin sandukasının bulunduğu yerdeki parmaklıklara dayanıp ağlamaya başlar "Ya Resulallah sen çağırdın ben de geldim,nasıl getirdinse öyle gönder" diye sızlanmaktadır.
    Peygamberin sandukası sarsılır ve Ayşe çok korkar,konuk olduğu eve gider,beklemeye koyulur.Bir kaç gün sonra dellallar Padişah'ın Antepli hacıları parasız göndereceğini duyurur.Böylece dileği yerine gelir ve memleketine döner.


    Şeyh Fethullah Efsanesi​
    Şeyh Fethullah halk arasında çok sevilen ve sayılan biridir.Hz.Ebubekir soyundan geldiğine inanılmaktadır.G.Antep'te yaptırdığı hamam ve cami kutsal sayılır.Türbesi adak yeridir.
    Şeyh fethullah'ın karısı bir gün hamama gider ama fakir oldukları için kendisine hiç te iyi davranılmaz.Buna çok üzülen kadın bunu kocasına anlatır.Şeyh kadına gidip kuyudan bir kova su çekmesini söyler.Kadın denileni yapar,kovanın altın dolu olduğunu görür.Şeyh kovayı boşaltıp bir kova daha çekmesini söyler.Bu kez kuyudan bir kova akrep ve çiyan çıkar,bunu da boşaltmasını isteyen Şeyh:"eğer dünya malı altına rağbet etseydin,bu akrep ve çiyanlar senin içindi." Bundan sonra kadın kuyudan çektiği suyla yıkanır.
    Karısının gördüğü davranıştan çok üzülen şeyh bir hamam ve cami yaptırmaya karar verir.İşe girişilir.Çevrede yoksul bir dervişin bu işi nasıl yapacağı konuşulur,Şeyh bir taşa üfler ve taş altın olur.
    İşçilere gündeliklerini postunun altından çıkarıp verir.Kötü niyetli kişiler bu altınları almak isteyince postun altında bir siyah yılanla karşılaşır.Cami bitirilir ustalardan biri Mekke yolunda bir siyah taş gördüğünü ve taşın camiye dikilirse iyi olacağını söyler.Ertesi gün kara taşın istenen yere dikilmiş olduğunu görür.
    Şeyh Fethullah hamam bittikten sonra yedi yıl bir mumla hamamı ısıtır.Karısına kötü davranan hamamın sahipleri durumu gözlemeye kalkınca mum söner ve hamam diğer hamamlar gibi ısıtılmaya başlar.


    Gaziantep surlarına ilişkin Efsane​

    Antep'in fethinden sonra şehirden ayrılan Hz.Ömer'in görevlendirdiği komutanı,Hz.Ömer'e kentin surlarla çevrilmesini söyler.Hz.Ömer:
    -Antep Surla çevrilmiştir.Komutan bir şey anlayamaz ve sorar:
    -Nasıl ey Emir-el Müminin?
    Hz.Ömer şöyle der:
    -Antep çevresinde surlarımız vardır.Beş arkadaşımızı burada şehit verdik.Sait ibni Vakkas,Ökkeş,Karaçomak,Pir Sefa,Davudu Ejder bu yörenin manevi bekçileridir.Allah şehitlerimizin mezarını düşmana çiğnetmeyecektir.
    Yörede şehrin bu şehitlerce korunduğuna ve düşman tarafından çiğnenmeyeceğine inanılır.


    GAZİANTEP EFSANELERİNDE ŞEKİL DEĞİŞTİRME MOTİFİ ÜZERİNE


    Gaziantep efsaneleri üzerinde bugüne kadar herhangi bir bilimsel çalışma yapılmamıştır. Gaziantep gibi halk kültürü ve edebiyatı bakımından oldukça zengin olan bir bölgede , halk edebiyatının en önemli türlerinden biri olan efsaneler , bazı değerli araştırmacılar tarafından derlenerek yazıya geçirilmiş olmakla birlikte, bunlar üzerinde bilimsel bir çalışma yapılmamış olması önemli bir eksikliktir. Gaziantep efsaneleri üzerine yapmakta olduğum çalışmaların bölgeye dikkat çekerek yapılacak çalışmalara bir kapı açacağı ümidi ve dileğindeyim.

    Efsanelerde en önemli motiflerden olan şekil değiştirme, efsane kahramanının taşa, herhangi bir hayvana veya herhangi bir tabiat varlığına dönüşmesi şeklinde gerçekleşir. Gaziantep efsanelerinde şekil değiştirme bir kaç değişik sebeple olmaktadır:

    A. Cezalandırma:
    Efsane kahramanı veya kahramanları işledikleri bir suçtan veya günahtan ötürü cezalandırılma amacıyla Tanrı tarafından taşa veya herhangi bir hayvana dönüştürülürler.

    B. Beddua:
    Efsane kahramanları herhangi bir kişinin bedduası üzerine taşa dönüşebilir.

    C. Keramet:
    Efsane kahramanı keramet sahibi olup istediği zaman hayvana dönüşebilmektedir.

    D. Utanma, güç durumdan kurtulma, dilek:
    Efsane kahramanı utanılacak bir durumdan veya güç durumdan kurtulmak için ikili ya da tek dilek diler. Dileği sonucunda şekil değiştirir.

    Şekil değiştirme motifine bağlı Gaziantep efsanelerini üç gurupta toplamak mümkündür:

    A.
    Taş kesilme motifinin bulunduğu efsaneler.

    B. Bir hayvana dönüşme motifinin bulunduğu efsaneler

    C. Bir tabiat varlığına dönüşme motifinin bulunduğu efsaneler.

    A-TAŞ KESİLME MOTİFİNE BAĞLI EFSANELER


    Şekil değiştirme motifinin yer aldığı efsanelerde taş kesilme motifi önemli yer tutar. Bu tip efsanelerde efsane kahramanı ya da kahramanları bir suç ya da günah sebebiyle Tanrı tarafından cezalandırılarak veya bedduaya uğrayarak taşa dönüştürülürler. Bu, bazen bir dilek sonucu da gerçekleşebilir. Değirmenli Dede(l) adlı efsanede efsane kahramanı cezalandırılarak taşa dönüştürülür. Efsanenin motifleri şöyledir;

    1- Değirmenli Dede'nin değirmeninin yanındaki pınarın suyu kutsaldır.

    2- Pınann suyunun kutsal olduğuna inanmayan bir kadın davarlarıyla ve kirli eşyalarıyla suya girer.

    3- Kadın, dedenin bedduasına uğrar, davarları ve eşyasıyla beraber taş olur.

    4- Değirmenin suyu kurur, dede ortadan kaybolur.

    Anadolu' nün pek çok yerinde rastladığımız kutsal suya saygısızlık sebebiyle cezalandırma motifini burada da görmekteyiz.

    Bir başka cezalandırma sebebine bağlı taş kesilme motifini Sözünde Durmayan Çoban (2) adlı efsanede görüyoruz. Efsanenin motifleri şöyledir:


    1- Taşlık ve kayalık bir yerde sürüsüyle beraber yolunu şaşıran çoban, kendilerini susuzluktan kurtarırsa Allah'a 7 kurban adadığını söyler.

    2- Dilek kabul olur ve bir dereden su kaynamaya başlar.

    3- Çoban 7 tane bit öldürerek "İşte sana 7 tane kurban" diyerek Tanrı ile alay eder.

    4-Bu saygısızlığı üzerine Tanrı, çobanı sürüsüyle beraber taş eder.

    Bir çok bölgede benzerlerini gördüğümüz bu efsanede de sözünde durmamak ve Tanrı ile alay etmek sebebiyle taş kesilme motifini görmekteyiz.

    Nizip'in batısında bulunan Taşbaş(3) denilen tepede bulunan ve insan siluetini andıran taşlar için şu efsane anlatılır:

    1- Odun toplamak için bir tepeye çıkan yedi kız kardeş, kendilerine doğru gelen kötü niyetli yedi atlıdan korkarlar.

    2- Kızlar, atlıların taş edilmeleri için Allah'a dua ederler.

    3- Kızların duası kabul olur ve atlılar taş olurlar.

    Bu efsanede, kötü niyetli olan kişiler, savunmasız kişilerin bedduası üzerine taşa dönüşmektedirler. Kötü niyetli insanlardan kurtulmak için yapılan dua üzerine taşa dönüşme motifinin bulunduğu bir başka efsane de Nizip Eren Köyü'ndeki Aşık Taşı(4) için anlatılan efsanedir:

    1- Evlenmelerine aileleri tarafından izin verilmeyen iki genç kaçarlar.

    2- Fırat'ın kıyısından karşıya geçerlerken kızın ailesi yetişir.

    3- Delikanlı taş olmaları için dua eder.

    4- Delikanlı ve kız bulundukları yerlerde taşa dönüşürler.

    Nizip'e bağlı kale Meydanı Köyü'nde Fırat'ın kıyısında Aşığın Başı (5 ) denilen bir yer vardır. Burada kıyıda bulunan kaya parçası için şu efsane anlatılmaktadır:


    1- Birbirini seven iki genç, kızın ailesi evlenmelerine izin vermediği için kaçmaya karar verirler.

    2- Fırat'ın kıyısına indiklerinde kızın ailesi yakalar ve kızlarını alırlar, oğlan yüzerek karşı kıyıya geçer.

    3- Oğlan taş olmayı diler ve Fırat'ın diğer tarafında taş olur.

    Nizip'ten tespit edilmiş olan yukarıdaki ilk iki efsanede zor durumdan kurtulmak için taşa dönüşmeyi görüyoruz Böyle bir durum üçüncü efsanede de sezilmektedir. Ancak, Taşbaş efsanesinde kötü niyetliler taşa dönüşmektedirler, Burada bir beddua söz konusudur. Aşık Taşı efsanesi ile Aşığın Başı efsanesinde efsane kahramanları zor durumdan kurtulmak için taşa dönüştürülmelerini dilerler. Âşığın Başı efsanesinde de bir anlamda zor durumdan kurtulmanın söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.

    Gaziantep ile Şanlı Urfa illerinin sınırlarını Fırat nehri oluşturur. Bu efsanenin geçtiği yer, Şanlı Urfa'mn bir iki yıla kadar GAP projesi nedeniyle baraj suyu altında kalacak olan ilçesi Halfeti'dir. Ancak ilçe Fırat'ın iki yanına kurulmuş olup, batısında kalan kısım Gaziantep'e, doğusunda kalan kısım ise Şanlı Urfa'ya bağlıdır. Efsanedeki delikanlı Fırat'ın Şanlı Urfa'da kalan kısmandın Halfeti'den, Kale Meydanı tarafına geçmektedir. Efsaneye konu olan taş da Gaziantep'e bağlı Nizip ilçesinin sınarlan içerisinde kalmaktadır. Görüldüğü gibi efsanelerin sınırları ile illerin; hatta ülkelerin sınırları bir hayli farklıdır. Bu yüzden Gaziantep'teki halk anlatmaları ile Kahraman Maraş ve bilhassa Şanlı Urfa'ya mahsus olanlar arasında önemli benzerlikler vardır.

    Gaziantep'ten tespit edilmiş olan taş kesilme motifine yer veren efsaneler, Türkiye'nin diğer yerlerinde görülen aynı konudaki diğer efsanelerle paralellikler göstermektedir. Gaziantep'te Sözünde Durmayan Çoban efsanesinde anlatılan adağını yerine getirmeyerek Tanrıya yedi tane bit kurban eden çobanın, Ağrı'nın Taş olan Çoban (6) efsanesindeki adağını yerine getirmeyip yedi tane bit kurban eden çobanla, Erzurum-Çat'ta Ejder ve Çoban (7) efsanesindeki ejderden kurtulduktan sonra adağını yerine getirmeyip yedi tane bit öldüren çobandan pek farkı yoktur. Yurdun uzak köşeleri arasındaki bu benzerlik gösteriyor ki efsaneler her ne kadar mekana bağlı ise de dolaşarak yeni mekanlara yakışabilmektedirler. Yukarıda Nizip'ten tespit edilmiş olduğunu belirttiğim iki sevgilinin anlaşarak kaçması motifinin bulunduğu efsaneler de, taş kesilme motifine yer veren efsanelerin genel olara en fazla rastlamlanlarındandır.


    B. BİR HAYVANA DÖNÜŞMEK SURETİYLE ŞEKİL DEĞİŞTİRME


    Gaziantep'te bazı hayvanların türeyişleri, biçimleri ve hususiyetleri ile ilgili olarak anlatılan halk anlatmalarında hayvana dönüşmek suretiyle şekil değiştirme motifinin bulunduğunu görmekteyiz. Zor durumdan kurtulma dileği ya da cezalandırma amacıyla gördüğümüz şekil değişiklikleri, insandan ayıya, kuşa, kekliğe, kaplumbağaya ve şempanzeye dönüşmek şeklinde gerçekleşmektedir. Bu tür efsanelere geçmeden önce motifleri bakımından farklı özellikler arz eden Bir Güvercin Avı(8) adlı efsaneyi ayrıca incelemek istiyorum. Efsane şöyledir:

    1- Avcının biri bir ağaçtaki güvercini vurmak için üç defa nişan alır.

    2- Her seferinde ağaçtaki güvercin insan olarak şekillendiğinden vazgeçer.

    3-Hayal gördüğünü zannederek dördüncü defada tetiği çeker,ancak hemen bayılır.

    4- Avcıya nefes etmesi için Gazali 'ye götürürler.

    5- Yolda ayılan adamı karşısında gören Gazali, göğsünü açarak, "Bak beni ne hale koydun," der.

    Gaziantep'te avcılar güvercinleri avlamaz, onları Gazali'nin koruduğuna inanırlarmış. Gazali'nin Gaziantep'te yaşamış olduğuna dair gerek yazılı kaynaklarda, gerekse halk arasında bilgi ve rivayetler mevcuttur. Türbesinin de Antep kalesinin burçlarının birinin içinde kapıya inen yolun hemen başladığı yerde bulunduğu söylenmektedir. Kayacık Semtinde Gazali sokağı, Yazıcık semtinde vaktiyle bulunan Hamam Gazal ve benzeri bilgiler de Gazali'nin Gaziantep'te yaşadığı rivayetini kuvvetlendirmektedir.

    Bu efsaneden anlaşıldığına göre Gazali, istediği zaman insan, istediği zaman güvercin kılığına girebilmektedir. Bu efsanedeki şekil değiştirme motifinde bir süreklilik yoktur. Halbuki efsanelerdeki şekil değiştirme motifinde süreklilik vardır. Efsane bu yönüyle masal motifi taşımaktadır. Masallardaki şekil değiştirme motifinde süreklilik bulunmaz. Masal kahramanı diyelim ki kuşa dönüşebiliyorsa kimi zaman kuş, kimi zaman insan olarak karşımıza çıkabilir. Veya hangi şekle dönüşebiliyorsa dilediğinde insan olarak ortaya çıkabilir. Bu şekildeki şekil değiştirme motifi tespit ettiğim bir çok Gaziantep masalında da mevcuttu.

    Şekil değiştirme motifinin bulunduğu diğer efsanelerdeki şekil değiştirme sebebi bu efsanede görülmez; burada bir keramet söz konusudur. Şekil değiştirme, bir din büyüğünün kerameti olarak gerçekleşmektedir. Efsane kahramanının keramet sebebiyle dilediği kılığa girebildiği bir başka Gaziantep efsanesi de bir başka ermiş kişi için , Hacı baba için anlatılan efsanedir. Gaziantep halkının adak ve ziyaret yeri olarak da gittiği, Hacı Baba semtinde bir türbesi bulunan Hacı Baba (9) ile ilgili efsaneye göre de Hacı Baba çirkin, üstü başı yırtık bir kişi iken bir pencerede görerek aşık olduğu kızın kendisiyle alay etmesi üzerine keramet göstererek, önce kentin sönen ışıklarını ağzından çıkan bir kıvılcımla yakar, sonra da silkinerek çok yakışıklı bir delikanlıya dönüşür.

    Gaziantep'te hayvanlar için anlatılan efsanelerde görülen şekil değiştirme şu sebeplerle gerçekleşmektedir:

    A. Kötü huylar (yalan ve hile)

    B. Utanılacak veya güç bir durumdan kurtulma.

    A Kötü Huylar

    Bu efsanelerde efsanedeki hayvan vaktiyle insandır ve kötü bir davranışı üzerine hayvana dönüştürülerek cezalandırılır. Biçim ve özelliğinde o kötü huyunu çağrıştıracak bir hususiyet taşır.
  2. KarhaN

    KarhaN Usta

    Katılım:
    23 Şubat 2012
    Mesajlar:
    382
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    630
    İşte harika bir şehir. Hem tarihi ile hem de bugünüyle, mutlaka görülmesi gereken nadide şehirlerimizden biri.
    Yemek kültürleri kuşaktan kuşağa aktarılarak dillerde ve damaklarda zaten başlı başına bir efsane olmuştur ve olmaya devam edecektir : )
    Yukarı da yazılanlarla beraber daha da farklı bir gözle baktım Gaziantep'e..
    Ellerinize sağlık.
  3. Kayıtsız Üye

    Kayıtsız Üye Ziyaretçi

    Gaziantep efsanelerinin bazıları Gaziantep ile ilgili değil
  4. Kayıtsız Üye

    Kayıtsız Üye Ziyaretçi

    Hepsi çok güzel.
    Kısacası müthiş
  5. elifayal

    elifayal Üye

    Katılım:
    24 Ocak 2014
    Mesajlar:
    10
    Beğenileri:
    0
    Ödül Puanları:
    20
    çok güzel paylaşımlar teşekkürler

Sayfayı Paylaş

Konu Etiketleri...

  1. gaziantep yöresine ait halk hikayeleri

    ,
  2. gaziantep halk hikayeleri

    ,
  3. gaziantep yöresine ait hikayeler

    ,
  4. karamezar google.halfeti,
  5. karamezer google.halfeti,
  6. gaziantep yöresine ait halk hikayeleri kısa,
  7. gaziantep yöresine ait halk hikayesi,
  8. gaziantepe ait halk hikayeleri,
  9. gaziantep hikayeleri,
  10. gaziantep yöresine ait bir türkünün hikayesi