Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Eski Türkçe dönemi ve Hakaniye lehçesi

Konusu 'Genel Türk Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 30 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.373
    Beğenileri:
    126
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    ESKİ TÜRKÇE DÖNEMİ VE HAKANİYE LEHÇESİ


    Hakaniye Lehçesi dendiği zaman akla Kaşgarlı Mahmut'un en çok beğendiği, öyle ki "Kaşgar dili","Kaşgar Türkçesi" olarak da adlandırılan, bir diğer şekilde "Karahanlı Türkçesi" (Karahanlıca)dilinin devirlerinden biri gelir.

    Kaşgarlı'nın şivelerle karşılaştırılırken "Türkçe" diye adlandırdığı Hakaniye lehçesi, ilk Türk yazı dilidir.Bu yazı dili devresinden gelen eserlerin büyük kısmı Uygur yazısı ile yazılmış olduğundan bu döneme Uygur dönemi(devri), bu yazı diline de Uygurca denilebilir.
    Fakat Türkoloji ve Türk dili öğretiminde Türkçe'nin bu ilk devresi için biz "Eski Türkçe" adlandırmasını yapıyoruz."Eski Türkçe" dönemini incelerken bu dönemin kapsadığı Hakaniye lehçesini ve özelliklerini de inceleyebiliyoruz...

    Türkçe'nin ilk devirlerinden olan Eski Türkçe devresi, dilimizin diğer evrelerindeki gelişmelerin kaynağıdır.Kısacası, Türkçemizin bütün şekillerinin kökenine inecek olursak Eski Türkçe dönemini incelemeliyiz.Türkçe'nin ana devresi ve temel yapıları bu dönemde temellenmiştir.

    Eski Türkçe döneminde Köktürk yazısı (6.-8. yy.),Uygur Türklerinin kullandığı Uygur Yazısı (8.-13. yy.) ve Müslüman olan Karahanlı Türklerinin Uygur yazısı ile birlikte Arap yazısını da kullanmaya başladıkları Karahanlıca (10.-13. yy.) dediğimiz birbirine çok yakın ağızlarda olan üç yazı dili meydana gelmiştir.Üç ayrı alfabe kullanılmış olmasına rağmen yazı geleneğimizin izleri üçünde de aynı özellikler gösterir.




    Harfler

    Bütün bu Türk dillerinde kullanılan harfler onsekizdir. Yazılışta yeri olmayan, fakat söylenişte gerekli bulunan kökten sayılmayan, yedi harf daha vardır. Türk dilleri bunlarsız olmaz. Bunlar;
    پ p ج c رۛ j ف f غ ğ ك g ڭ nğ harfleridir.

    Ünlüler

    Ünlüler Türk dilinin her döneminde olduğu gibi birincil olarak Karahanlı Türkçesi'nde de bulunur.
    Kalın ünlüler: а, ı, o, u
    İnce ünlüler: e, é, i, ö, ü

    Ünlü değişimleri

    e > i değişmesi


    Türk dilinin her döneminde görülen bu ses değişmesi Karahanlı metinlerinde de görülür.
    yi- < ye- "yemek yemek", yé- ye- "yemek" gibi.

    a > u değişmesi

    Aslında a olan sesin kendinden önceki hecede bulunan yuvarlak ünlü dolayısı ile u şekline almasıdır.
    kopar- > kopur- "yerden kaldırmak" gibi.

    e > ü değişmesi

    kökürçkün < kökürçken "güvercin" gibi.

    ü > i değişmesi

    min-di "bindi", min- < mün- "binmek", mün-üp "binip"

    Ünsüzler

    Karahanlı sahasında bugünkü yazı dili ile karşılaştırılınca bir kaç ünsüzün dışında, diğerlerinin kullanıldığı görülür. Bu ünsüzler şunlardır;
    b c ç d ḍ f g ğ h ḥ j k l m n ñ p r s ş t v w y z

    Gelecek zaman ekleri

    Karahanlı Türkçesinde gelecek zaman çekiminin -ġa ; -ge, -ġay ; -gey ve -ġu ; -gü ekleri ile yapıldığını görürüz. ol yag korgay; ol ewge bargay; ol manga kelgey; barġay men ve katıġlanġa men gibi asıl kelimeye yapılan ekler Çiğil, Yağma, Toxsı, Argu, yukarı Çin'e kadar Uygur dillerinde bir kuraldır.
    Eski Türkçede sıkça kullanılan -daçı ; -deçi, -taçı ; -teçi ekinin ise Karahanlı Türkçesinde çok az kullanılmıştır.
    Karahanlı Türkçesinde "yakın gelecek zaman" şeklinde ikinci bir gelecek zaman -ġalır ; -gelir, -galur ; -gelür gibi eklerden söz edilmektedir.
    Böyle eklerin örnekleri şöyledir:
    alġalır, atġalır, köngelir yetgelür, barġalır men... vb gibi.

    Şahıs emir kipleri

    Karahanlı devri Türkçesinde, birinci kişi emir kipinde -yın, -yin iken, ikinci kişi için -ğıl, -ğil kullanılmıştır.Bu devirde ikinci şahıs emir kipi, daha elverişli bir çevre bulmuş, yavaş yavaş şiir dilinde de yerleşmeye başlamıştır. Kutadgu Bilig bu konuda iyi bir kaynak oluşturur. yana aydı Odğurmış ayğıl manga.; bu iç söz tutğıl bütün çın kerek. Bu örneklerden de anlaşılacağı üzere bu emir kipi artık Karahanlı devrinin değişmez bir gramer kuralı olmuştur.

    İsim küçültme -qıña eki

    İlk kez Tonyukuk Yazıtında bir küçültme eki işleviyle geçen -qıña eki, Türkçenin tarihi gelişimi içinde ses yapısı ve işlevi itibariyle çok geniş bir kullanım alanına sahip olmuştur. Uygur döneminde - qıña eki, bünyesindeki nğ (ñ) sesinin ayrışmasıyla damak uyumuna bağlı olarak ekli şekilde n ağzında -qına; -kine,- kie; y ağzında -qıya, -qıa, -kiye şekillerini almıştır. Karahanlı Türkçesinde (n ve y li biçimleriyle) -qına; -qıya -kiye şeklinde kuvvetlendirme, küçültme ve sayı ifadeleri yapan isimden isim yapma eki olarak kullanılır: yerkiye, "yercik", erkiye"adamcağız", sözkiye "sözceğiz", qızqıya "kızcağız", oğulqıya"oğulcağız", azqına "azıcık", azqına"az, azıcık".










     
  2. Çağlayağmur

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    14.294
    Beğenileri:
    2.372
    Ödül Puanları:
    9.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Kutadgu Bilig
    *
    11. yüzyılın başlarında Balasagunda doğmuş olan Yusuf Has Hâcib, asil bir aileye mensuptur. Balasagunda yazmaya başladığı Kutadgu Bilig adlı kitabını 1069 yılında Kaşgarda tamamlayarak Karahanlı hakanlarından Tabgaç Buğra Hana sunmuştur.
    *
    Kutadgu Bilig, Hakaniye lehçesiyle yazılmış, didaktik bir eserdir.
    *
    Mutluluk veren bilgi anlamına gelmektedir.
    *
    İnsana her iki dünyada gerçekten kutlu olmak, mutlu yaşamak için gerekli yolu göstermeyi amaçlayan bu kitap, aruz vezni ile yazılmıştır.
    *
    Nazım şekli mesnevidir. Ayrıca içerisinde pek az miktarda dörtlük de vardır.
    *
    Edebiyatımızda aruz ölçüsünün kullanıldığı ilk eser olarak kabul edilmektedir.
    *
    Eserde adaleti, aklı, saadeti ve devleti temsil eden dört kahramanın çevresinde gelişen olaylarla yazar, devlet idaresinin ve sosyal düzenin nasıl olması gerektiğini anlatır.
    *
    Kutadgu Bilig, Karahanlılar çağının siyasi ve kültürel bakımdan önemli bir merhalesini temsil eder.
    *
    Kutadgu Bilig, alegorik bir münazara karakterindedir.
    *
    Münazaranın kahramanları dört kişiden ibaret olmakla beraber, genel olarak ağırlık noktalarını, iki kişi arasındaki konuşmalar oluşturur. (Küntoğdı: kanun; Aytoldı: saadet; Ögdülmiş: akıl; Odgurmış: akibet)
    *
    Kutadgu Bilig, dil özellikleriyle olduğu kadar düşünce derinliği ve zevk inceliğiyle de yeni bir çığır açan eserlerdendir.
    *
    Eserin temelinde kâmil insan kavramı yatmaktadır. Özellikle insanı geliştiren ve güçlendiren faziletler dikkati çeker: Bilgi edinmek, okumak, güzel yazmak, çeşitli bilimlere sahip olmak, sevilen milli sporlara ve maharetlere değer vermek başta gelir.
    *
    Bir yönü ile bir nasihatname niteliğinde olan Kutadgu Bilig, başka bir yönü ile de bir siyasetname karakterlerindendir.
    Divan-ı Lûgatit Türk
    *
    Karahanlılar döneminde yetişen ve ilk Türk dil bilgini olan Kaşgarlı Mahmutun doğum tarihi, kesin olmamakla birlikte 1025 olarak biliniyor.
    *
    10711077 arasında Bağdatta bulunan Mahmut, Türk kültürünün Araplara tanıtılmasında büyük rol oynamıştır.
    *
    Türk illerini adım adım dolaşan Kaşgarlı Mahmut, çalışmalarında Türkçeyi resmi dil olarak kabul eden Karahanlı Devletinden de büyük destek görmüştür. Türkçenin serpilip gelişmeye başladığı o dönemde, Mahmutla birlikte Balasagunlu Yusuf Has Hacib de Türk diline büyük hizmet etmiştir. Bu iki Türk âlimi, ortaya koydukları eserlerle, Türk dil birliğinin sağlanmasına önemli katkılarda bulunmuşlardır.

    Kaşgarlı Mahmut, ayrıca Türkçeyi Araplara öğretmek amacıyla Kitâb-ı Cevâhirün-Nahvi Lûgatit-Türk adlı gramer kitabını yazmıştır.
    *
    Kaşgarlı Mahmut, ömrünün sonlarına doğru tekrar memleketi Kaşgara dönmüş, tahminen 1090′da burada vefat etmiştir.
    *
    Kaşgarlı Mahmutun ünlü eserinin tam adı Kitab-ı Divan-ı Lûgatit-Türktür.
    *
    Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin Arapça kadar zengin bir dil olduğunu göstermek amacıyla yazılmıştır.
    *
    Ebul Kasım Abdullaha sunulmuştur.
    *
    Kitap için çok kısa bir tanım yapmak gerekirse; Ansiklopedik Sözlük denmesi uygun olur.
    *
    Orijinalinin nerede olduğu bilinmiyor. Bugün elimizde bulunan Şamlı Mehmed bin Ebu Bekirin, 1266 yılında kopya ettiği bir nüshası vardır. Bu nüsha, İstanbul Fatihteki Millet Kütüphânesindedir.
    *
    Aynı zamanda filolog, etnograf ve ilk Türk haritacısı olan Kaşgarlı Mahmut, Divanü Lûgatit-Türk adlı eserinde; yaşadığı devirdeki Türk illerinin ve boylarının kullandığı ağızları tespit etmiştir.
    *
    Oğuz Türklerinin 24 boyu ile ilgili şemayı da verdiği Divânında Türk dilinin grameri yanında, Türk yer adları, Türk damgaları ve Türk topluluklarını da etraflı şekilde anlatmıştır.
    *
    Divanü Lugatit-Türk; bir sözlük olmakla birlikte, Türk milletinin yüceliğini de anlatan bir âbide eserdir.
    *
    Sekiz bölümden oluşur. Kitapta yaklaşık 8.000 kelime vardır.
    *
    Kelimelerin anlamlarının iyi anlaşılması için deyimlerden, atasözlerinden ve şiirlerden, örnekler verilmiştir. Bu yönüyle eser, bir kültür hazinesi değerine kavuşturulmuştur.
    *
    Eserde yer alan harita ise, Türk Dünyası ile ilgili olarak yayınlanan ilk haritadır.
    *
    Divanü Lûgatit-Türk, Türkçenin ilk sözlüğü ve dilbilgisi kitabıdır.
    *
    Türk boyları ve coğrafyası ile Türklerin örf ve gelenekleri üzerine önemli bilgiler vermektedir.
    *
    Hakaniye lehçesi ile yazılmıştır.
    Atabetül-Hakayık
    *
    12. yüzyılda Edip Ahmet tarafından aruz vezni kullanılarak dörtlüklerle yazılmıştır.
    *
    Didaktik bir eserdir. Eserin adı hakikatler basamağı anlamına gelmektedir.
    *
    Eser Sipehsalar Mehmet Beye sunulmuştur. Hakaniye Türkçesiyle yazılmış olan bu eserde, bilginin faydası, cehaletin zararları, cömertlik, cimrilik, iyi ve kötü huylar anlatılarak halka yararlı olmak hedeflenmiştir.
    *
    Hakaniye lehçesiyle yazılmış olan eserin dili biraz ağırdır. Eserde Arapça ve Farsça kelimelere rastlanır.
    *
    Dörtlükler manilerdeki gibi aaxa şeklinde kafiyelenmiştir.
    *
    Edip Ahmetin, bu eseri yazarken Kutadgu Biligden etkilendiği bilinmektedir.
    Divan-ı Hikmet
    *
    XII. yüzyılda Orta Asyada hikmetleriyle büyük bir şöhret kazanmıştır.
    *
    Ahmet Yesevî, Türk tasavvuf edebiyatının ilk büyük ismidir. Şiirleriyle bütün Türk ülkelerinde derin izler bırakmıştır.
    *
    Divan-ı Hikmetteki şiirler, sade bir dille yazılmış, öğretici mahiyette manzumelerdir.
    *
    Ahmet Yesevi, şiirlerini daha çok 12′li hece vezniyle ve dörtlükler halinde, Hakaniye lehçesiyle yazmıştır.
    *
    Divan-ı Hikmet, dini, tasavvufi ve öğretici bir eserdir. Eserin yazılma amacı, halka İslamiyeti hikmetli bir şekilde öğretmektir.
    *
    Dörtlüklerin her birine hikmet adı verilmiş ve bu hikmetler Orta Asya ve Anadoluda yayılarak halkı derinden etkilemiştir.
    *
    Yesevilik tarikatının da kurcusu olan Ahmet Yesevi daha sonra Anadoluda kurulan pek çok tarikata kaynak olmuştur.
    *
    Orta Asya ve Türk boylarının bulunduğu bölgelerde yüzyıllarca sevilerek okunan Bakırgan Kitabının yazarı olan Süleyman Ata da, Ahmet Yesevinin halifelerinden biridir. Onun eseri de dini, tasavvufi ve öğretici şiirlerden oluşmaktadır.
     

Sayfayı Paylaş