Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Ege Bölgesi

Konusu 'Türkiye Coğrafyası' forumundadır ve Suskun tarafından 25 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye


    [​IMG]


    Türkiye'nin batısında yer alan Ege Bölgesi, kuzeyde Edremit Körfezi kıyılarından güneyde Köyceğiz'e kadar uzanır.

    Bu bölgemizin Ege Denizi kıyıları çok girintili çıkıntılıdır.

    FABRİKALARI
    Çimento, tuğla-kiremit, sabun, yağ, boya, un, konserve, sigara, dokuma, bira, şeker, rafineri ve çeşitli besin maddeleri fabrikaları vardır.

    TARIM ÜRÜNLERİ
    Buğday, arpa gibi tahıllar, tütün, haşhaş, pamuk gibi tarım ürünleriyle her çeşit sebze ve meyve yetiştirilir. Hayvancılık bölgede yaygındır.

    NEHİRLERİ

    Gediz, Büyük Menderes, Küçük Menderes önemli akarsularıdır.

    GÖLLERİ

    Bafa ve Marmara Gölü bölgenin önemli gölleridir.

    LİMANLARI

    İzmir, Bodrum, Marmaris.

    DAĞLARI

    Babadağ, Aydın ve Demirci dağları.

    OVALARI


    Aydın, Manisa ve Akhisar ovaları.

    [​IMG]
    ŞEHİRLERİ

    Aydın, Afyon, Denizli, İzmir, Kütahya, Manisa, Muğla, Uşak

    TURİZM

    İzmir, Bergama ve Efes dolaylarındaki eski eserleri ve Ege kıyıları doğal güzellikleriyle ünlüdür.

    Yurdumuza tatil amacıyla giden turistlerin büyük bölümü bu bölgede tatillerini geçirirler.

    Coğrafya
    Ege Denizi'nin yerinde eskiden Ege karası bulunmaktaydı. Bu kara parçasının çökmesi sonucunda bugünkü adalar ve yarımadalar meydana geldi. Bölge dağları kıyıya dik uzandığı için kıyı girintili-çıkıntılı olan Enine Kıyı Tipidir. Kıyıda birçok körfez, koy, yarımada ve buruna rastlanır. Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük, Gökova başlıca körfezleridir. Reşadiye, Bozburun, Dilek ve İzmir - Karaburun başlıca yarımadalarıdır. Ege kıyıları girintili-çıkıntılı olduğu için Ege Bölgesi Türkiye'nin en uzun karadenızden sonra ikinci kıyı şeridine sahip bölgesidir.
    [​IMG]
    Sınırları
    Ege Bölgesi sınırları içinde yer alan iller şunlardır:

    İzmir
    Denizli
    Manisa
    Aydın
    Kütahya
    Afyonkarahisar
    Uşak
    Muğla
    Kıyı şeridi Çanakkale'de Ayvacık'dan başlayıp, Marmaris'e kadar uzanır.

    Ovalar

    Ege Bölümü'nde horstlar arasında kalan grabenler birer alüvyon ovasıdır. Bunlar Bakırçay, Gediz, Büyük ve Küçük Menderes grabenleridir. Bu grabenler fiziksel bir haritada yeşil renk ile gösterilir. Gediz ağzında Menemen Delta ovası, Büyük Menderes ağzında Balat Delta ovası oluşmuştur.

    Akarsular
    Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderesin nehirleri başlıca akarsularıdır. İç kısımlarda Susurluk ve Sakarya nehirlerine ait kollar da bulunmaktadır.Akarsular Graben ovaları üzerinde akışını sürdürmektedir.Graben ovalarında eğim az olduğu için akarsular sık sık yatak değiştirerek menderesli vadi oluştururlar.

    Göller
    Bölge sınırları içindeki başlıca göller Bafa gölü (Çamiçi),Marmara, Işıklı,Simav, Serçin ve Azap gölleridir.

    Nüfus ve Toplumsal Yapı
    Ülkemiz nüfusunun 1/8 kadarı Ege Bölgesi'nde yaşamaktadır.Bu nüfusun yarıdan fazlası(%62,2) kentlerdedir.Ege Bölgesi'nin ortalama nüfus yoğunluğu ise Türkiye ortalamasının üzerindedir.Nüfus yoğunluğu açısından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırada bulunur.Ege Bölümü'ndeki ovalar üzerinde fazla olan nüfus yoğunluğu, İç Batı Anadolu Bölümü'nde ve Menteşe Yöresi'nde azalır.

    Nüfus bakımından Ege Bölgesi'ndeki illerin sırası şöyledir:

    İzmir = 992,617,76
    Manisa = 991,625,63
    Aydın = 163,635,10
    Denizli = 163,635,09
    Muğla = 162,699,99
    Afyonkarahisar = 701,600
    Kütahya = 584,000
    Uşak = 499,999
    Merkezi nüfus bakımından sıralama şöyledir (2008 sonuçları):

    İzmir :3.160.000
    Denizli :487.000
    Manisa :275.900
    Kütahya :209.000
    Aydın :174.000
    Uşak :173.000
    Afyonkr :163.000
    Muğla :57.000
    * Veriler 2007 yılı nüfus sayımı sonuçlarıdır.

    Ekonomi ve Yerleşim

    Tarım
    Ege Bölgesi’nde nüfusun çoğunluğu iklim toprak koşulları ve ulaşım kolaylıklarının da elverişliliğiyle geçimini tarımdan sağlar. Ege bölümünde Akdeniz iklimine uygun bazı bitkiler (zeytin, üzüm vb.) ağır basar. Ege bölümünden, İçbatı Anadolu bölümüne geçildikçe, tarımın niteliği değişir; tahıl ekimi artar ve hayvancılık geçimde daha önemli yer tutar. Tahıl ekiminde buğday başta gelir, onu arpa ve mısır izler. Buğday özellikle Afyon ve Denizli’de üretilir bu illeri İzmir, Aydın ve Muğla izler. Arpa ise Afyon ve Manisa illerinde, mısırın da başlıca ekim alanı Manisa’dır. Pirinç ekimine ovalarda az miktarda yer verilir. Bölgede yaş ve kuru sebze üretimine de önem verilir. İklim koşulları uygun olduğu için, turfanda sebze (domates, fasulye vb.) yetiştirilerek öbür bölgelere yollanır. Soğan ve patates ekimi yaygındır; baklagillerden en çok nohut ekilir. Kavun ve karpuz üretimi de yaygın biçimde yapılmaktadır.

    Bölgede yetiştirilen sanayi bitkileri arasında tütün, pamuk, susam, keten ve şekerpancarı baş sıralarda yer alır. Edremit Körfezi kıyıları yağ zeytini üretimi kesir ağaç sayısı bakımından başta gelir bakımından önemlidir. Üzüm bağlarına da bölgenin her yerinde rastlanır. Üzüm ayrıca şarap ve pekmez yapımında da kullanılır. Kuru üzüm İzmir yöresinde, kış soğuna dayanamayan incir ise kıyı kesimlerde yetişir. Ülkemizdeki incir ağaçlarının yaklaşık olarak %81’i Ege Bölgesi’ndedir. Turunçgiller bölgenin özellikle güney kesiminde yetişir; Bodrum’da mandalina; Aydın ve Nazilli arasında portakal yetişir.

    Hayvancılık
    Ege bölgesinde hayvancılık çok gelişmemiştir. Üstelik yakın dönemde otlakların daralması nedeniyle, hayvan sayısında azalma gözlenmektedir. Kıyı kesimde daha çok kıl keçisi, tiftik keçisi ve koyun, iç kesimlerde sığır ve manda besiciliği yaygındır. Balıkçılık ise eski önemini kaybetmiştir özellikle İzmir Körfezi’nin sularını pis olmasından dolayı. Yine eski önemini yitirmiş olmakla birlikte Bodrum kıyılarında sünger avcılığı yapılmaktadır.Aynı zamanda Ege Bölgesi'nde kümes hayvancılığı ve arıcılık da yapılmaktadır.

    Yeraltı Kaynakları
    Ege Bölgesi yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir; ama madenlerin birçoğu İlkçağ’dan beri işletildiğinden, tükenmiştir. Bölgede yaygın olan linyit yatakları, Kütahya ve Soma yörelerinde toplanmıştır. Kütahya yöresindeki linyitlerin işletilmesi Kütahya-Balıkesir demiryolunun yapılmasıyla kolaylaşmıştır. İşletilen yataklardan biri Değirmisaz havzasıdır; Tunçbilek bölgesindeki yataklarsa daha önemlidir. Soma’dan da oldukça iyi nitelikli linyit kömürü çıkarılmaktadır. Demire katılarak çelik elde etmeye yarayan krom, Kütahya ve Balıkesir arasındaki yataklardan Çardı’da çıkarılırken, günümüzde bu ocak tükendiği için bırakılmış, onun yerine Dağardı ve Dursunbey dolaylarındaki ocaklar işletilmeye açılmıştır. Bölgedeki çok sayıda demir yatağının başlıcaları Edremit yöresinde, Ayvalık’ın güneyinde ve Simav çevresinde yer alır; Selçuk, Uşak ve Tire’de zımpara yatakları işletilir. Ayrıca çeşitli mermer, civa, bor, manganez yatakları vardır. Türkiye’nin en önemli maden suyu Afyon dolaylarında Kızılay tarafından işletilmekte İzmir’in Çamaltı tuzlalarından da Türkiye’nin toplam tuz ürünün 3/5’ü elde edilmektedir.

    Sanayi Etkinlikleri
    Ege Bölgesi Türkiye’de Marmara Bölgesi’nden sonra ikinci sırada yer alır. Özellikle İzmir’de toplanmış olan başlıca sanayi kolları arasında dokumacılık, makine ve madeni eşya yapımı, besin sanayisi (un, makarna, konserve fabrikaları), tütün işletmeciliği sayılabilir. Pamuklu, dokumacılık, İzmir’in yanı sıra Aydın, Nazilli, Denizli, ve Uşak’ta gelişmiştir. Yağ sanayisi tesisleri özellikle Edremit-Ayvalık yöresinde, şeker fabrikaları Uşak, Kütahya ve Afyon’da yer alır. Uşak, Kula, Gördes ve Simav’da halıcılık gelişmiştir.

    Ulaşım
    Ege Bölgesi ulaşım bakımından Türkiye’nin işlek bölgelerindendir. Doğu-batı doğrultulu vadi olukları, karayollarının iç kesimlere kadar ulaşmasına olanak verir. Bölge çeşitli demiryolu hatlarıyla öbür bölgelere bağlanır. (Ülkemizde ilk demiryolu hattı olan İzmir-Aydın hattı, 1856’da Ege Bölgesi’nde hizmete girmiştir). Karayolları ve demiryolları, İçbatı Anadolu’da Afyon ve Kütahya’da düğümlenir. Denizyolları açısından İzmir limanı (ticaret etkinlikleri bu limanda toplanmıştır) dışında önemli liman yoktur. Turizm bakımındansa Bodrum, Kuşadası, Güllük, Datça ve Marmaris limanları önemlidir. İzmir düzenli hava seferleriyle de İstanbul ve Ankara’yla bağlantı kurmaktadır.

    Sanayi
    Sanayi bakımından Marmara Bölgesi'nden sonra ikinci sırada gelir. Bölümler arasında gelişmişlik ve sanayi oranı bakımından büyük farklılık vardır. Asıl Ege Bölümü sanayi bakımından daha gelişmiştir. Zaten bölgenin en büyük ve gelişmiş kenti İzmir de bu bölümde yer alır. İzmir sanayisi, fuarı, ve ihracat limanı ile önemli bir kentimizdir. İzmir’de Aliağa Petrol Rafinerisi de bulunmaktadır. İzmir'de otomotiv, madeni eşya, kimya, seramik, dokuma, çimento, sigara ve zeytinyağı, Edremit ve Ayvalık'ta zeytinyağı, Aydın, Denizli ve Manisa'da dokuma, Uşak'ta şeker, dokuma ve deri, Afyonkarahisar'da şeker, çimento, kâğıt ve mermer, Uşak, Gördes, Kula, Demirci ve Simav'da halıcılık sektörleri vardır.

    Yerleşme Özellikleri, Ticareti ve Turizmi [değiştir]Ege Bölgesi'ndeki kentler, çoğunlukla ana yolların geçtiği oluklar ve verimli ovaların kenarlarında yer alır; kıyı kesiminde ise körfezlerin kenarlarında bulunur.Kırsal yerleşmeler, genellikle ovalardaki akarsu kenarlarında ve vadi içlerinde görülür.

    İzmir Türkiye'nin en büyük tarım ürünleri ihracat limanıdır.

    Turizm
    Ege Bölgesi, Marmara Bölgesi'nden sonra turizm geliri en fazla ikinci bölgedir. Akdeniz ikliminin görüldüğü kıyılar deniz turizmi açısından zengindir. Bunlardan Çeşme, Kuşadası, Didim, Bodrum, Marmaris en ünlüleridir. Bölgede İlkçağ uygarlıklarından ve Türk Devletleri'nden kalan tarihi eserlerde turistlerin ilgisini çeken yerlerdir. Bu tarihi yerler İzmir'deki Efes ve Bergama, Milet, Muğla'da Bodrum Kalesi ve Halikarnas Müzesi, Kütahya'da ki Frig Vadisidir. Seferihisar’daki Teos Antik Kenti, Karagöl ve Sığacık Kalesi'dir. Ulubey-Eşme (Uşak) civarlarında derin vadilerle çevrili dünyanın 2. büyük kanyonları bulunmaktadır. Aydın-Kuşadası her yıl turist vardır. Ve en çok sevilen Aydın Kuşadasındadır.

    Bölge turizminde Pamukkale önemli yer tutar.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Adaları

    Ege Denizinde irili ufaklı 2.000'den çok ada vardır. Bazıları çok yakı*nında oldukları Anadolu Yarımadası'nin bir parçası gibi gözüken bu adaların birkaçı dışında hemen hemen hepsi Yunanistan sınır*ları içindedir. Türkiye sınırları içindeki başlı*ca adalar ise, Çanakkale Boğazı açıklarındaki Gökçeada ile Bozcaada'dır. Ege Adalarının toplam yüzölçümü 23.000 knr'yi bulur.

    Adalar, Ege Denizi'nin oluşması sırasında çöken kara kütlesinin su yüzeyinde kalan en yüksek kesimleridir. Önem*li bir deprem kuşağı üstünde bulunan bu adalarda zaman zaman yersarsıntıları olur.

    Çoğu kıta sahanlıkları üstünde yer alan ve Ege Denizi'ne serpiştirilmiş gibi görünen Ege Adaları coğrafi açıdan kendi aralarında bazı gruplar oluşturur. Bu gruplar ile bunları oluşturan başlıca adalar şunlardır:
    Trakya Denizi Grubu, Taşoz (Thâsos), Semadirek (Samothrâke) ve Limni (Limnos) adaları; Doğu Ege Grubu, Midilli (Lesbos), Sakız (Khfos), İkaria ve Sisam (Sâmos) adaları;
    Kuzey Sporatlar, Sköpelos ve Skyros adaları; Kykladlar (Siklatlar), Melos (Milos), Pâros, Naksos (Nâxos), Santorin (Thera) ve Eğriboz (Evvoia) adaları; Saronlar, Salamis, Aiaina, Pöros ve Hydra adaları; Oniki Ada, Leros, Kalimnos, İstanköy (Kos) ve Rodos adaları; Girit. Bu adalardan Eğriboz bir köprüyle Yunanistan'a bağlıdır. Sisam ve İkaria ile birlikte Oniki Ada'ya Güney Sporatlar da denir.

    Güneyde Reşadiye ve Mora (Pelopon-nesos) yarımadaları arasında bir yay biçimin*de dizilen Rodos, Kerpe (Karpatos), Kasos. Girit, Cerigotto (Andikithira) ve Cerigo (Çu*ha) adaları Ege Denizi ile Akdeniz arasında sınır oluşturur.


    Adalar, Ege Denizi'nde egemen olan Ak*deniz ikliminin etkisi altındadır. Kuzeyden güneye doğru esen sürekli rüzgârlar adaların yüksek kesimlerinde doğal bitki örtüsünün gelişmesini önler. Denizden esen rüzgârların taşıdığı tuz parçacıklarından etkilenen bu kesimler bitkilerin yaşayabileceği elverişli bir ortam değildir. Rodos ile kuzeydeki bazı adalarda ormanlara ve ağaç topluluklarına rastlanırsa da Ege Adaları'nin büyük çoğun*luğu kayalık ve kıraçtır. Büyük adaların alçak kesimleri maki ve zeytinliklerle kaplıdır. Gü*neydeki adaların bazı kesimlerinde turunçgil*ler yetişir.

    Ege Adaları'nin en büyüğü olan ve Akde*niz ile Ege Denizi arasında yer alan Girit'in yüzölçümü 8.261 knr'dir. Ege'deki ilk uygar*lıklardan birinin beşiği olduğu bilinen Girit'te ilk yerleşim yerlerinin günümüzden 7-8 bin yıl önce kurulduğu sanılmaktadır. Ege Denizi'nin Kykladlar ile Girit arasındaki güney kesimi Girit Denizi adıyla da anılır.

    Ege Adaları'nda yaşayan halk geçimini ta*rım, balıkçılık ve turizmden sağlar. Adalarda*ki tarıma elverişli alanlarda daha çok tahıl, sebze, üzüm, incir ve zeytin üreticiliği yapılır. Daha çok küçükbaş hayvan yetiştirilen ada*larda arıcılık da yaygındır. İşletilmekte olan linyit, bakır, demir ve mermer yataklarının yanı sıra bazı küçük sanayi kuruluşları da var*dır. Önemli ekonomik etkinliklerden biri de balıkçılıktır. Ege Adaları birbirlerine ve Yu*nanistan'a, Gökçeada ve Bozcaada ise Türki*ye'ye düzenli gemi seferleri ile bağlanmıştır. Bazılarına uçak seferleri de yapılmaktadır.

    Adalarda yaşayan halk, gereksinmesi olan birçok tüketim maddesini dışarıdan getirmek zorundadır. Bu güçlükler yüzünden eskiden halkın bir bölümü Yunanistan'a göç etmişti. Ama turizm gelirlerinin yüksek olması ve ulaşım olanaklarının artması sonucu adalarda yaşayan halk bu gereksinmeleri karşılama konusunda günümüzde pek zorluk çekme*mektedir.

    Parlak güneşli ve uzun süren sıcak yaz mevsimiyle, plajları, birçok tarihsel kalıntısı ve gelişmiş ulaşım olanaklarıyla Ege Adaları, özellikle güneş özlemi duyan Kuzey Avrupa ülkelerinden her yıl çok sayıda insanı kendine çeker. Turizme elverişli adalarda otel, pansi*yon, lokanta ve eğlence yerlerinden oluşan çok sayıda dinlenme ve hizmet tesisleri kurul*muştur. Buna bağlı olarak ülkemizin Ege De*nizi kıyıları ile Ege Adaları arasında turist gi*diş gelişi artmakta ve turistik amaçlı deniz ta*şımacılığı da gelişmektedir.

    Temel Britannica
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    [​IMG]

    Ege Bölgesi maden kaynakları

    Ege Bölgesi maden kaynakları bakımından zengin olan bölgelerimizden biridir. Linyit üretiminde Türkiye'de ilk sırada yer almaktadır. Bölgede bölümlere göre çıkarılan madenler :


    Kıyı Ege Bölümü :
    İzmir,Aydın,Muğla : Zımpara taşı
    İzmir ve Ödemiş : Civa
    Menteşe Yöresi : Krom
    Soma ve Yatağan: Linyit
    Çamaltı tuzlası : Tuz
    Denizli (Sarayköy ): Jeotermal enerji
    İç Batı Anadolu Bölümü :
    Linyit : Tavşanlı,Tunçbilek,Se yitömer,Değirmisaz
    Krom,Mangenez : Kütahya ve çevresi
    Mermer : Afyon
    Bor minarelleri : Emet,Sındırgı
    Linyit: Türkiye’de en fazla linyitin çıkarıldığı ve en kaliteli linyitlerin bulunduğu bölgemizdir. Linyit yatakları fazla olduğu için termik santraller de fazladır.

    Bölgede Linyit; Manisa(Soma), Aydın, Muğla (Yatağan ), Kütahya (Tavşanlı,Tunçbilek, Seyit Ömer, Değirmisaz) ve Denizli çevresinde çıkarılmaktadır.

    Demir: Edremit (Kaz dağı) çevresinde çıkarılır.
    Bor Mineralleri: Kütahya-Emet
    Civa: İzmir (Ödemiş-Karaburun-Çeşme), Uşak (Eşme)
    Tuz: İzmir-Çamaltı Tuzlası
    Mermer: Afyon, Kütahya, Manisa çevresi
    Krom: Kütahya, Muğla çevresi.
    Zımparataşı: İzmir-Aydın-Muğla çevresi
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Bölgesi Akarsuları

    Bakırçay, Gediz, Büyük Menderes ve Küçük Menderes nehirleri başlıca akarsularıdır. Bunlar Ege Denizi'ne dökülürler. İç kısımlarda Susurluk ve Sakarya nehirlerine ait kollar da bulunmaktadır.

    Akarsular Graben ovaları üzerinde akışını sürdürmektedir.Graben ovalarında eğim az olduğu için akarsular sık sık yatak değiştirerek menderesli vadi oluştururlar. Akarsuların yatak eğimi az olduğu için hidroelektrik potansiyelleri de azdır.

    Bakırçay
    Gediz Nehri
    Büyük Menderes Nehri
    Küçük Menderes Nehri
    Susurluk Nehri'nin kolları
    * Sakarya Nehri'nin kolları



    Ege Bölgesi Barajları

    Adıgüzel Barajı, Denizli'de, Büyük Menderes Nehri üzerinde, sulama, enerji ve taşkın kontrolü amacıyla 1976-1989 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır

    Afşar Barajı, Manisa ilinde, Alaşehir Çayı üzerinde, sulama ve taşkın kontrolü amacı ile 1973-1977 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Düzağaç Akdeğirmen Barajı, Afyon'da, Akarçay üzerinde, sulama amacıyla 1998-2008 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Akgedik Barajı, Muğla'da, Sarıçay üzerinde, sulama amacıyla 1995 yılında inşasına başlanan bir barajdır.

    Akköprü Barajı, Muğla'da, Dalaman Çayı üzerinde, sulama, enerji ve taşkın kontrolü amacıyla yapımına 1995 yılında başlanan ve 2008 yılında bitirilmesi planlanan bir barajdır.

    Alaçatı Barajı, İzmir'de, Hırsızdere üzerinde, içme suyu üretmek amacıyla 1994 -1997 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Balçova Barajı, İzmir'in metropol ilçelerinden Balçova'da, Ilıca Deresi üzerinde, içme suyu temini amacı ile 1970-1980 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Bayır Barajı, Muğla'da, Sırainler Deresi üzerinde, sulama amacıyla 1998 yılında inşasına başlanan bir barajdır.

    Beşkarış Barajı, Kütahya'da, Kokar Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1994-2002 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Beydağ Barajı, İzmir'de, Küçük Menderes Nehri üzerinde, sulama amacıyla 1994-2007 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Buldan Barajı, Denizli ilinde, Derbent Çayı üzerinde, sulama amacı ile 1962-1967 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Cindere Barajı, Denizli'de, Büyük Menderes Nehri üzerinde, sulama ve enerji üretmek amacıyla 1995-2007 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Çaltıkoru Barajı, İzmir'de, İlyas Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1996-2002 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Çavdarhisar Barajı, Kütahya'da, Bedir Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1985-1990 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Çine Barajı, Aydın'da, Çine Çayı üzerinde, sulama, enerji ve taşkın kontrolü amacıyla 1995 yılında yapımına başlanan ve 2010 yılında tamamlanması planlanan bir barajdır.

    Demirköprü Barajı, Manisa (il)'inde, Gediz Nehri üzerinde, sulama, taşkın kontrolü ve enerji üretimi amacıyla 1954 - 1960 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Enne Barajı, Kütahya (il)'inde, Dereboğazı Çayı üzerinde, içme suyutemini amacı ile 1969 - 1972 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Geyik Barajı, Muğla'nın Milas ilçesinde Sarıçay üzerinde, içme suyu temini amacıyla 1986-1988 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Gökpınar Barajı, Denizli'de, Gökpınar Deresi üzerinde, sulama ve içme suyu üretmek amacıyla 1995-2002 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Gölmarmara Barajı, Manisa'da, Kum Çayı üzerinde, sulama ve taşkın önleme amacıyla 1944 yılında yapılmıştır.

    Gördes Barajı, Manisa'da, Gördes Çayı üzerinde, sulama ve içme suyu temini amacıyla 1998-2004 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Güzelhisar Barajı, İzmir (il)'inin Aliağa ilçesinde, Güzelhisar Çayı üzerinde, içme-kullanma ve özellikle de Aliağa Rafinerisine sanayi suyu temini amacı ile 1975-1981 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Işıklı Gölü Barajı, Denizli'de, 1950-1953 yılları arasında Işıklı Gölü çevresinin setlenerek bir su rezarvuarı haline getirilmesiyle oluşturulmuş bir barajdır.

    İkizdere Barajı, Aydın'da, İkizdere Çayı üzerinde, sulama ve içme suyu temini amacıyla 1999 yılında inşasına başlanan bir barajdır.

    Karacasu Barajı, Aydın'da, Dandalaz Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1998 yılında inşasına başlanan bir barajdır.

    Kavakdere Barajı, İzmir'de, Kavak Deresi üzerinde, sulama amacıyla 1994-2002 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Kayaboğazı Barajı Kütahya'da, Kocaçay üzerinde, sulama ve taşkın kontrolü amacıyla 1976-1987 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Kemer Barajı (Bozdoğan Barajı da denmektedir.), Aydın ili Bozdoğan ilçesi sınırları içinde, Akçay üzerinde sulama, taşkın kontrolü ve enerji üretimi amacıyla 1954-1958 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır. 25 Eylül 1958'de hizmete girmiştir.



    Kestel Barajı, İzmir'de, Kestel Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1983-1988 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.


    Kureyşler Barajı, Kütahya'da, Kureyşler Çayı üzerinde, sulama amacıyla 1993-2001 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.


    Küçükler Barajı, Uşak'ta, Gavural Deresi üzerinde, sulama amacıyla 1996-2001 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

    Marmaris Barajı
    Mumcular Barajı
    Örenler Barajı
    Seferihisar Barajı
    Selevir Barajı
    Sevişler Barajı
    Seyitler Barajı
    Söğüt Barajı
    Tahtalı Barajı
    Topçam Barajı, Aydın
    Ürkmez Barajı
    Yaylakavak Barajı
    Yenidere Barajı
    Yortanlı Barajı
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Bölgesi Dağları

    DAĞLARI: Bölgenin kıyı kesiminde kırıklı dağlar vardır Dağlar kıyıya dik olarak uzanır Bunlar kaz, Yunt, Boz, Aydın ve Menteşe Dağlarıdır Batı Anadolu’da ise Emir, Murat ve Sandıklı dağları bulunur
    Ege Bölgesi Dağları Ovaları vb. Bilgiler OVALARI: Ülkemizde çöküntü (Graben) ovalarının en fazla görüldüğü bölgemizdir Büyük Menderes, Küçük Menderes, Gediz ve Bakırçay ovaları bu ovalardandır
    Ayrıca kıyıda Menemen ve Balat delta ovaları vardır




    Ege Bölgesi Gölleri

    Ege Denizi’nin yerinde eskiden Egeid karası bulunmaktaydı. Bu kara parçasının çökmesi sonucunda bugünkü adalar ve yarımadalar meydana geldi. Bölge dağları kıyıya dik uzandığı için kıyı girintili-çıkıntılı olan Enine Kıyı Tipidir. Kıyıda birçok körfez, koy, yarımada ve buruna rastlanır. Edremit, Çandarlı, İzmir, Kuşadası, Güllük, Gökova başlıca körfezleridir. Reşadiye, Bozburun, Dilek ve İzmir – Karaburun başlıca yarımadalarıdır. Ege kıyıları girintili-çıkıntılı olduğu için Ege Bölgesi Türkiye’nin en uzun kıyı şeridine sahip bölgesidir.



    Ege Bölgesi Maden Kaynakları
    Ege Bölgesinin Maden Rezervleri


    MADENLER ve SANAYİ: Ege Bölgesi maden kaynakları bakımından zengin olan bölgelerimizden biridir. Linyit üretiminde Türkiye'de ilk sırada yer almaktadır. Bölgede bölümlere göre çıkarılan madenler

    Kıyı Ege Bölümü : İzmir,Aydın,Muğla : Zımpara taşı
    İzmir ve Ödemiş : Civa
    Menteşe Yöresi : Krom
    Soma ve Yatağan: Linyit
    Çamaltı tuzlası : Tuz
    Denizli (Sarayköy ): Jeotermal enerji

    İç Batı Anadolu Bölümü :
    Linyit : Tavşanlı,Tunçbilek,Seyitömer,Değirmisaz
    Krom,Mangenez : Kütahya ve çevresi
    Mermer : Afyon
    Bor minarelleri : Emet,Sındırgı





    Ege Bölgesi Dağları Ovaları


    Havran, Dikili, Çandarlı, Seferihisar, Kuşadası, Mandalya körfezi kıyıları ovaları
    Menemen Delta ovası, Büyük Menderes ağzında Balat Delta ovası oluşmuştur.
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Bölgesi Mutfağından Seçkin Örnekler


    MİYANE ÇORBASI

    Malzeme:
    3 çorba kaşığı sade yağ, 2 su bardağı un, su.
    Yapılışı:
    Sade yağı kızdırılarak içine un katılır. Karıştırılarak kavrulur. Az peMbeleşince üzerine sıcak su karıştıra karıştıra dökülür. Bir taşım kaynayınca indirilir.



    TOP TARHANA

    Bir tencereye et, biraz tuz, mevsimine göre iki üç kuru veya taze biber ve böğrülce, su, tarhana konup 2 -2.5 saat kaynatılır. Eti pişince diğerleri de pişmiş demektir. İndirilir, ılık olarak yenir.



    KARMA KATMA

    Malzeme:
    1 kg. Patlıcan, 3 kaşık katı yağ, 3 baş soğan, 3 kaşık salça, 3 adet domates, tuz, bulgur.
    Yapılışı:
    Patlıcanlar soyularak doğranır, bir tencerede yağla soğan kavrulur, domates ilave edilerek de kavrulur , üzerine doğranmış patlıcanlar konur. Tuz ve az su ilavesiyle kaynatılır. Biraz kaynadıktan sonra su ve biraza bulgur ilave edilir. Bir iki taşım daha kaynatılır ve indirilir.

    ET KÖFTESİ

    Malzeme:
    750 gr. Koyun kıyması, 2 Adet soğan (rendelenmiş), 100 gr. Ekmek içi, 2 adet yumurta, 1 çorba kaşığı karabiber, tuz, 4 çorba kaşığı tereyağı veya sıvıyağ, 1 su bardağı un
    Yapılışı:
    Kıyma, soğan, ekmek içi, karabiber, tuz, yumurta katılarak hep beraber yoğurulur, sonra hamur küçük yassı köftecikler haline getirilir. Una bulandıktan sonra kızdırlmış yağda kızartılır.

    SURA


    Kuzunun kaburga kısmı alınır. Kemikle et arasına (pirinç, üzüm, ince doğranmış ciğer, karabiberden mütekkil ) iç doldurulur. Dikilir. Büyükçe bir tencere içinde suda haşlanır. Kaynarken şişle birkaç yerinden patlamaması için delinir. eti pişince içte pişmiş demektir. Çıkarılır. Suyu süzüldükten sonra yağda kızartılır. Tencerede ki suyu et suyu olarak kullanılır.

    KULAK AŞI

    Hamur açılır, 4 köşe küçük kesilir, içine peynir veya kıyma konur. Muskalama kapatılır. Kaynar suda pişirilir. Üstüne yağ dökülür. Yoğurt da katıldığı olur.



    EGE PİLAVI

    1 tavuk
    4 su bardağı pirinç
    1 kaşık yağ
    10 ince çubuk makarna
    100 gram badem, yeşil fıstık
    8 bardak su
    Yeteri kadar tuz.

    Tavuk haşlanır. Bir kenara konur, bir kap içinde üç kaşık yağda bir parmak boğumunda küçük küçük kesilmiş makarna kızartılır, bir kenara çıkarılır, haşlanmış, soğuyup temizlenmiş badem ve fıstılar yağda kızartılır, buna kızarmış makarna, etler piş-mezden bir saat evvel sıcak tuzlu suda ıslanmış dört beş kez kırılmadan yıkanmış pirinç kaynar suya katılır; tuz, biber, fıstıklar ve küçük parçalarda kesilmiş tavuk hep beraber hafif ateşte pişirilir; suyunu çektikten sonra kıvılcım üzerine alınır, üzerine geri kalan yağ dökülür, yarım saat dinlendirildikten sonra karıştırılarak servis edilir.




    MARMARİS PİLÂVI

    1/2 kilo pirinç ve tavuk suyuyla bir pilâv pişirmeli. Pilâv pişerken bir tavaya 4 çorba kaşığı zeytinyağıyle 1 çorba kaşığı sadeyağ koymalı. Yağ kızmaya başlayınca rendelenmiş bir küçük baş soğan katmalı ve tahta kaşıkla karıştırarak soğanı kavurmalı. Soğan pembeleşmeden buna rendelenmiş havuçla ince ince doğranmış bir sap kerevizi katmalı.
    Sebzeler kavrulunca ince ince doğranmış iri bir kemiğin iliğini, kıyılmış tavuk karaciğeriyle yüreğini ve katısını katmalı. On dakika da bunları kavurduktan sonra 2 çorba kaşığı tuzsuz natürel domates salçası katmalı. Salça iyice pişinceye kadar tavayı ateşte tutmalı. Gerekirse bir fincan sıcak tavuk suyu katmalı. Tavayı ateşten indirmeden iki dakika önce tuzunu ve biberini serpip, kaşıkla birkaç defa karıştırmalı. Demlendirilen pilâvı servis tabağına boşaltınca üstüne salçayı dökmeli, bir - iki defa harmanladıktan sonra servis yapmalı.




    EGE PALAMUT HAŞLAMASI

    Palamudu yuvarlak dilimlere doğramalı. Sonra bunu, içinde dilim dilim doğranmış limon, havuç, kereviz yaprağı, maydanoz bulunan bir kaba oturtmalı. Tuzunu ve biberini de serptikten sonra gereği kadar su koyup kabı ateşe oturtmalı ve balıkları onbeş dakika kadar kuvvetli ateşte kaynatmalı. Sonra balık dilimlerini kaptan çıkarıp derilerini çıkarmalı ve sıcak bir yerde tutulan servis tabağına yerleştirmeli.
    Beri yanda bir avuç maydanozu ince ince doğramalı. Bir diş sarımsağı havanda dövmeli. İki koşeronu küçük küçük doğramalı. Dört ançüez filetosunu ezmeli. Sonra bunları yarım bardak zeytinyağı ve yarım limonun suyuyla birlikte iyice karıştırmalı ve bir salça kâsesine koymalı. Servis tabağının çevresini limon dilimleriyle süsledikten sonra servis tabağını yanında salça kâsesi olduğu halde sofraya çıkarmalı.

    Kıyma Kavurmalı Patates Köftesi

    Mazemeler:

    1 su bardağı ince bulgur
    2 adet orta boy patates
    1 çorba kaşığı biber salçası
    4 adet taze soğan
    8-10 dal maydanoz
    Yarım tatlı kaşığı tuz
    4 çorba kaşığı zeytinyağı

    Kıyma kavurması için:

    250 gr orta yağlı dana kıyması
    1 adet küçük kuru soğan
    3 çorba kaşığı sıvı yağ
    Yarım tatlı kaşığı tuz

    Yapılışı:

    Önce kavurma hazırlanır. İnce kıyılmış kuru soğan sıvı yağda pembeleştirilir, üzerine kıyma eklenir. Kıyma suyunu salıp çekene kadar kavrulunca tuz eklenir. Birkaç defa daha çevrilir, ateşten alınır. Yoğurma kabına ince bulgur ve 1 su bardağı ılık su konur. 10 dakika kabarması için beklenir. Daha sonra üzerine haşlanmış, ezilmiş patates, salça ve tuz eklenir. Salçanın rengi malzemeye çıkana kadar yoğrulur. İçine zeytinyağı,ince kıyılmış taze soğan ve maydanoz katılır, yoğrulur. Köfte harcından ceviz kadar parçalar alınır, çiğ köfte gibi şekillendirilir. Servis yapılacağı zaman servis tabağının kenarına 1 çorba kaşığı kıyma kavurması konur. Yanına birkaç adet köfte bırakılır




    Ege Bölgesi Yetişen Meyve ve Sebzeler


    Tarım

    Kıyı kesimindeki Ege Bölümü’nde verimli tarım topraklarının bulunması ve Akdeniz ikliminin etkisi nedeniyle, ekonomik değeri yüksek olan ihraç ürünleri yetiştirilir. Bu bölümde tarımda makine kullanımı yaygındır. İntansif (modern) tarım yöntemleri uygulanır. Tarımsal nüfus yoğunluğu fazla olan bu bölümde seracılık da yaygındır. İç Batı Anadolu Bölümü’nde iklimin karasallaşması ve sulamanın yaygın olmaması, tarımsal ürün çeşitliliğini azaltır. Kıyıda yetiştirilen ürünler bu bölümde yetiştirilemez.



    Ege Bölgesi Tarım Ürünleri
    Asıl Ege Bölümü’nün Başlıca Tarım Ürünleri


    Tütün : Türkiye tütün üretiminin % 50’sini bu bölge karşılar. Tüm kıyı ovalarında ekimi yapılan ve yurt dışına ihraç edilen tütün en çok Bakırçay Ovası’nda yetiştirilir.

    Zeytin : Akdeniz ikliminin tanıtıcı kültür bitkisi olan zeytin en çok Ege Bölgesi’nde yetiştirilir. Türkiye üretiminin % 48’ini Ege Bölgesi sağlar. Edremit – Ayvalık Yöresi başta olmak üzere tüm kıyı kesiminde ve yer yer 100 km içerilere kadar zeytin yetiştirilir.

    Üzüm : Türkiye’de üzüm üretiminin % 40’ını sağlayan bölge 1. sırada yer alır. Kurutularak ihraç edilen çekirdeksiz üzümün tamamını Ege Bölgesi üretir. Başta Gediz Ovası olmak üzere Büyük ve Küçük Menderes ovalarında yetiştirilir.

    İncir : Kış ılıklığı isteyen ve Akdeniz iklimine uyumlu olan incirin %82’si bu bölgede yetiştirilir. Büyük Menderes, Küçük Menderes ve Gediz ovalarında incir üretimi yoğunlaşır. Kurutularak yurt dışına ihraç edilen incirin en çok yetiştirildiği yer ise Aydın’dır.

    Pamuk : Akdeniz iklimine uyumlu olduğundan kıyı ovalarında ekimi yapılır. Büyük Menderes ve Gediz ovalarında üretimi yoğunlaşır. Türkiye üretiminin % 42’sini sağlayan Ege Bölgesi üretimde ilk sırayı alır.

    Turunçgiller : Akdeniz iklimine uyumlu olan ve kış ılıklığı isteyen turunçgil üretimi, İzmir’in güneyindeki kıyı ovalarında yapılrı. Türkiye üretiminin %10’unu sağlayan bölge, Akdeniz Bölgesi’nden sonra 2. sırayı alır.

    Pirinç : Çöküntü ovalarında ekimi yoğunlaşır.

    Sebze : Bölgenin sebze üretiminde önemli bir yeri vardır. Domates, biber, patlıcan, patates, salata, kereviz, pırasa, başlıcalarıdır.

    Meyve : Bölge kendine özgü meyve üretimi ile diğer bölgelerden ayrılır. İncir, turunçgil ve üzümün yanı sıra elma ve kiraz üretimi de önem taşır.

    İç Batı Anadolu Bölümü’nün Başlıca Tarım Ürünleri

    Haşhaş : Tohumundan yağ ve kozasından morfin yapımında kullanılan afyon sakızının elde edildiği bir bitkidir. Bu nedenle ekimi devlet kontrolünde yapılır. Türkiye üretiminin %90’ını Ege Bölgesi karşılar. Afyonkarahisar çevresinde ekimi yoğunlaşır.

    Tahıllar : Bölgede üretilen tahıl ülke üretiminin % 10’a yakın bölümünü karşılar. Tahıllardan buğday ve arpa, Afyon, Kütahya, Denizli ve Uşak’ta üretilir.

    Şekerpancarı : Önemli bir endüstri bitkisi olan şekerpancarı Afyon, Kütahya ve Denizli’de üretilir.

    Ayçiçeği : Denizel etkilerin sokulmadığı İç Batı Anadolu’da sulanabilen alanlarda yetişir.

    Baklagiller : Uşak, bölgede nohut üretiminin en fazla yapıldığı yerdir.
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Bölgesi Yöresel Oyunları
    [​IMG]
    ZEYBEK
    Batı Anadolu Efesi.

    Zeybek Hakkında Genel Bilgiler

    Ege denilince akla Zeybek gelir. Mert, cesur, atılgan, mazluma dost, haksızlığa düşman olarak tanınırlar. Türk köylüsünün tipik bir örneğidir. Kurtuluş savaşında gösterdikleri başarılar ünlerine ün katmıştır. Bugün Zeybeklik tarihi bir anı olarak yaşatılmaktadır
    Zeybek oyunları mertlik, yiğitlik ve gururun simgesidir. Sonsuz kahramanlık öykülerini içerir ve oldukça gösterişli ve etkileyicidir. Şahin ve kartalın hareketlerinden esinlenerek sert ve cesur bir tavırla oynanır. Kolların koltuk altlarına kadar çekilip daha sonra kaldırılması, ayak çekerken başın biraz öne eğilmesi, otururken göğe doğru keskin bir bakış atılması hep kartaldan esinlenmelerdir..

    Bölgenin oyun türü Zeybektir. Batı Anadolu'nun hemen hemen her, yerinde ''Zeybek'' türündeki oyunlar,*görülür. Afyon, Antalya, Isparta, Burdur, Sakarya çizgisinin batı tarafında kalan illerimizde bu tür oyunun büyük etkileri vardır.

    Genel de oyunları ikiye ayırmak mümkündür.
    1-Ağır Zeybekler
    2- Kıvrak Zeybekler (yürük).

    Ancak Halikarnas Balıkçısına göre oyun oynanışı bakımından 3 ayrılır.
    1-Meydanı dolaşıp elleri havaya kaldırma
    2- Üzüm salkımı koparıp diz üstüne düşerek sepete koyma
    3- Sepetteki üzümü ezerek şarap suyu çıkarma.
    [​IMG]
    Halk Müziği: Yörenin ritmik özelliği, dokuz zamanlı oluşudur. Divan, bağlama, tambura, cura, üçtelli, zurna, sipsi, kaval, zillimaşa, davul, kaşık, kabak kemane.

    [​IMG]
    Yörede kadınların oynadığı oyunlara ''Kadın Zey*bek'', erkeklerin oynadığı oyunlara ''Erkek Zeybek" denil*mektedir. Kadınların oynadığı oyunlar erkeklerin oynadığı oyunlara göre daha yürüktür. Erkek oyunlarının yöredeki bir diğer adı da "Ağır Zeybek" tir. Ege nin bir çok yerinde oynanan bu tür oyunların en ağırlarına İzmir, Aydın, Muğla, Manisa illerinde rastlamak mümkündür. Zeybek oyunlarının diğer oyunlara (Bar, Halay, Horon v.b.) göre en büyük özelliği tek olarak serbest oynanmasıdır. Toplu olarak oynanan Zeybek oyunlarında oyuncular arasında müzik ve ritim hariç hiçbir bağ bulunmaz. Oyunu oynayan kişi hiçbir kurala bağlı kalmadan tamamen içinden geldiği gibi oynar.Zeybek oyunları toplu olarak oynandığında, yöresel olarak daire formu kullanılır.
     
  8. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Bölgesinin Şivesi
    Kıyı Ege Şivesi
    Denizli Şivesi

    KIYI EGE ŞİVESİ


    1) -sevgili babaannem sokakta güneşin altında oynayıp terleyen kuzenime kızmaktadır:

    -demingkden ben sene kölgelerde oyna dimedim mi?
    - .....
    -geberdirin çocuk seni
    - .....
    -git önkü yüzünü yuuka gel. sırtındakini de değiştir.koş baken!!!!

    2) önkü tası horaya go = şu tabagı oraya götür
    hangırıya goycem teeze ? (Hangi yere koyacağım teyze..)
    Hönkürüye gıı.. (Oraya işte..)
    needip goyyonuz (ne yapıyorsunuz? )

    3) Otobus yolculugunda kendinden cok su istenen denizlili bir muavinin;

    'sayin yolculaamiz duz mu yaladingiz? hareme kadar su yok gaari'

    4) senin oğlan hangi bölümü kazandı?
    tıpa kazandı

    5) al bunu götüvecesen götürüve götüvemicesen götüvecek vaa…
    Bu paraya götüreceksen götürgötürmeyeceksen götürecekler var.

    6) nerem deding ? : hasta birisinin şikayetinin ne olduğunu sormak için kullanılır.

    örnek:

    kişi a: nerem deding bizim gıız?

    kişi b: sooma gareee öskürü öskürü bitmediii. soonuda hurama hööle bi ağrı girdi. kıpırdeyemeyyon. tokturu gitçen hindi…

    7)hööle bi yürüyüp gelive biyo irahmat yaaiyosa semsiyeni de alive-


    8) gülü gülü deezem (güle güle teyzem)

    dedigi de bir arkadas tarafindan test edilip onaylanmistir

    9) 'sıranızı geçin'
    -denizli anafartalar lisesi müdürünün öğrencileri hizaya sokmak için söylediği emir cümlesi

    10) bu yorelerde pazar yerinde dolasmak da cok keyiflidir. yasli teyzecikleri opmemek icin zor tutar bazen insan kendini. ortalikta bir saat dolasip diyaloglari dinlemek bile meditasyon etkisi yapabilir.

    ornek:
    - domat dativeecenmi iki gilo.
    - dattim dattim. aha suracikta. aliveecen mi?
    - alcem de tobayi aciveecen mi?
    - accem de parami cikariveemedim bi dakka bekleyiveecen mi?
    - bekleyiveririm nolcekki...
    seklinde uzar gider.
    bir sure ortalikta dolastiktan sonra 'beni bak' denilmesi normal gelmeye bile baslayabilir. ..

    11)Denizli'de iki kadın pazarda karşılaşırsa

    -ne buuuu neree gidik gidesiiin??
    -çocuklaaa döndeeme (dondurma) isteepturuu ne zımandıı..

    12) - biyol ötüvee çil horozum (bir kere öter misin çil horozum?
    'dinelmek' vardır (ayakta) durmak anlamında:
    - bizimoğlan orda dinelme de beni bi çay yap. (arkadaşım/çocuğ um ayakta durma da bana bir çay koy.)

    gahpeerif (kahpe + herif) sık kullanılan bir küfürdür. gahpecik gahpenin doğurduu gahpe garı gaşlı (kahpe karı kaşlı) gibi türevleri mevcuttur. denizli şivesi ortamda denizlililerle fazla bulunulduğu vakit dillere pelesenk olmakta dilin ayarı kaçabilmektedir

    14) eşsiz bir şivedir. gapçık ağızlı diye bir kavram vardır misal. beni bırakın hala ne olduğunu anlayabilmiş bir nene dede yoktur. bu şivenin özü komedi üzerine kurulu gibidir sanki. misal dedeniz size küfreder ama belki anlayamadığınızdan belki de söylediği şeyin komikliğinden dedenize kızamazsınız bile.
    -dede neden bu böyle?
    -sus bakem gapçıkaazlı!
    -o ne demek dede?
    -höyt höyt edip durma bakem gömüveğcem şimcik depçiğine
    işte böyle. bu ve bunun gibi kendine ait söylenişi son derece komik ama ne anlama geldiği tam bir muamma olan kelimeler içerir bu şive

    15)Mersindeyiz Denizlili bir hemşehrimiz ögretmen..Sınıfta gürültü yapan bir öğrenciye bağırır
    -Kızdırmeyin beneşindi sene tahtaya kaldırırsıfıra bascen.
     
  9. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Yöresi Şiirleri

    Aydın (Ege Bölgesi)

    Benim kaderim aydinda dogmak
    benim kaderim aydinli olmak!
    Efetorunu efekizi derler bana
    gel gösteregim zeybek oynamasini sana!
    Kim bilir belkide ormanci gelir karsimiza
    biz iki genc yanyana
    belkide kavga ederiz ormanciyla
    ama sonu ölüm olmaz korkma
    olsa olsa incir yeriz onunla!
    Bilirsin degilmi inciri
    ondan sonra bide zeytini
    off anam off ye ye doymazsin
    bide ekmegi zeytinyagina bamarsin
    mcdonaldsden bürger kingdende kacarsin!
    Kusadasi hep denizdir
    marmarisi daha bi güzeldir
    bunu tüm turistler bile bilir
    iste burasi türkiyenin egesidir!
    Tarlalarimiz biber doludur
    her yerinde baska bi sebze bulunur
    hele meyvesi mandalina karpuz kavun
    koparir keser yersin yudum yudum!
    Bizim egenin insanlari bambaskadir
    hepsi, ister kadini ister erkegi dert dinler
    kardeslerine care vermeden gecmezler
    egeliler vatandaslarini severler
    ac kalana yardim eli verirler
    sokakta kalan yavrulara isik gösterirler
    her derde care bilirler!
    Egenin daha neleri var neleri
    anlata anlata bitmez bile efeleri
    YUSUF PASADAN, YÖRÜK ALI EFE´ye kadar
    bileklerinden kan damlar
    yinede savasmasini birakmazlar
    iste bunlarda egeliler aydinlilar!
    Düsmanlik yoktur egede
    komsularimiz kardeslerimiz vardir heryerde
    egeli oldu onlarda bizimle
    türk kürt yunan ne fark eder
    onlarda bunu bilirler!
    Iste egeyi anlattim sana parca parca
    tam anlatsam yetmez bu sayfa!


    Ege`nin İncisi

    Ege`nin incisi derler ben Ege Deniziyim,
    Gözünüzde parlayan bir Ege güzeliyim.
    Aşklar fısıldayan dalgalar serinletir,
    Egeliler sevgiyle sesime kulak verir.
    Duydunuz biliyorum Egelilerim beni,
    Hasretle beklediniz tertemiz denizimi.
    Temizlerseniz içimi, koklarsınız nefesimi,
    Nefesimin o tertemiz serinliğini.
    Kıyılara güzellikler katarak başlayın,
    Plajlarımda yaşasın mutlu aşıkların,
    Sonsuz mutluluklarla coşkuya kucak açın,
    Hatıralarınızda güzelliklerimi sizlerde yaşayın


    Ege’nin ela kıyıları

    Oysa dokunsa bir kız
    Bu taraftan
    Dökülür meyveleri karşı kıyıya
    İncir kuşu devşirdiği incirleri
    Taşır da ada vadilerine
    Bölüşür Yunan çocuklarıyla

    Söyler şiirleri, içli şarkıları
    Ritsos ile Theodorakis
    Livaneli
    Uçurur kardeşlik türkülerini
    Hüzünlü, üzgün sulara

    Ege’nin ela tepeleridir yüreğim

    İki kıyının güzel çocukları
    Tutunup da el ele
    Karşılıklı oynayın çelikçomakları
    Gelir de Sirtaki ve Zeybek
    Köprü olur aranıza

    Ege’nin ela kıyılarında
    El ele yaşar sonbahar anıları


    Ege

    Güneşin battığı
    Sevdamı
    Egeye yazdığım
    Yerdeyim
    Zeytin dalıyla
    Tac yaptığım
    Tütün sarısı
    Kokan saçlarına
    Beyaz gülsün
    Hierada
    Mavi sularında
    Gözlerim
    Atar yüreğim
    Akçayda
    Biter nefesim
    Gökovada
    Egeliyim güzelim
    Adam gibi
    Candan severim
    İstesin aşkım
    Bodrumda yanarım
    Küllerimle Mendereste
    Gedizdeyim
    Egedeyim


    Ah Ege'm

    Ege'nin dağlarında dağlandım
    Ege'nin bağlarında bağlandım
    Ben gençliğimde Ege'me bağlandım
    Beşik kertmesiyle o yâre bağlandım

    Hasrettim yıllarca, Ege'me ve Egelime
    Ben ne çok özledim Ege'mi ve Egelimi
    Hasretleriyle közledim yıllarca ciğerimi
    İstenirse canımı veririm Ege ve Egelime

    Ege'nin dağlarındaki yeşil zeytin çok acı mı acı
    Ölüm Allah'ın emri, ayrılık hasreti ondan da acı
    Egeli Leyla'dır benim dermansız derdimin ilâcı
    Ah Egeli, başkaları acımadı, bari sen olsun acı

    Ah Egelim, Egelim seninle ne edelim
    Gel de seninle biraz muhabbet edelim
    Ege'nin bağlarının yaprağı sararmış, güz mü geldi
    Gözüm seğriyor acep senin başına bir hal mi geldi

    Ege'nin ovaları olmuş bembeyaz acep kar mı yağdı
    Bugün kulağım çok çınladı, acep beni o yâr mı andı
    Görenler sanki kızgın çölde gezen bir Mecnun sandı
    Yüreğim, yıllarca Leyla'nın hasretiyle kor gibi yandı

    Şu hayat yolunda düşe kalka yürürken çektim çok acı
    Çoğu zaman, anam oldu, evdeki benden de çileli bacı
    Dost ve akrabalar oldular zor günümde birer yabancı
    Dünya han, kullar hancı, acep ne vakit biter, bu sancı

    Şair der aslen Egeliyim ama Ege'ye ve Egeliye hasretim
    Sadece Ege'ye hasret olsam neyse Egelime de hasretim
    Gelse de yaz yeşillense Ege'min yeşil bağları bahçeleri
    Kavuşursak Egelimle o an yeşillenir, gönlümün bağları

    Dağlarında lâle sümbül açar, papatya kokar ovalarında
    Kuşlar, kelebekler, arılar uçar, bağları ve bahçelerinde
    Cemreler düşer, nazlı gelin gibi akan çay ve nehirlerine
    Eğer kavuşsam Leyla'ma, o an cemreler düşer nehrime

    Hor görmeyin dostlar, Ege'm ile Ege'lime olan ilgime
    Ben gençliğimi bıraktım, Ege'min bağ ve bahçelerinde
    Ben gönlümü kaptırdım, o Ege'nin bağ ve bahçelerinde
    Tâ ezelden beri, hayranımdır Ege'm ve Egeli sevdiğime


    Ege Parmaklar

    Deniz parmaklaşıyor
    Sülünleşiyor
    Çalıyor, çalıyor toprağın ses tellerini
    Bir ses...
    Şaşırıyor insan, parmaklar mı tel
    Yoksa yeşil teller mi parmak.

    Dupduru, pırıl pırıl bir mavimsi
    Mavi bir el, ipince parmaklar
    Dokunsan güzelleşirsin
    Ölmezleşirsin öpsen o parmakları
    Öylesine derin mavi o
    Öylesine ılık baygınlık.

    Foça'nın Ege'sinde parmaktı mavi el
    Ama değil hiç değil insan parmakları
    Renk musikisiyle
    Yürüyor insan gözlerine
    Bakıyor, sarkıyor insan bakışlarından
    Habersiz ama hepsi gözlerindeki Ege'den.

    Okşadım denizin parmaklarını
    Ölümsüzlüktü, yaşatan
    Yeşillerden de bakmak isteğindeydi
    Değiştirecekti çiçeklerin tüm renklerini
    Ama ne yazık ki
    Yüreklerindeki Ege'yi bulamayan kör insan parmaklar
    Onun yeşillikteki ruhunu öldürmek için
    Tüm kıyılarda yeşillik bekliyordu.

    İbrahim Zeki Burdurlu
     
  10. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Ege Bölgesi El Sanatları
    Keçecilik:

    Eskiden insan gücü ile hamamda pişirilerek yapılan keçe, bugün makinalarda pişirilerek yapılmaktadır. Yapılan keçeye, yapan ve yaptıran kişilerin adları yazılmakta, keçelerin üzerine mavi, kırmızı, yeşil renklerden oluşan motif ve şekiller işlenmektedir. Demiryolu, göbek, yıldız, tavan, ay yıldız Afyon keçelerinin üzerine işlenen motiflerden bazılarıdır. Keçe çeşitlerinin bazıları şunlardır: Kepenek, nakışlı keçe, bebe keçesi, belleme, fes, mevlevi zikkesi, yelek, at keçesi, seccade. Geçim kaynağı keçecilik olan keçelerini eski usül ile yapan keçeci esnafı bu mesleğini “Keçeciler Çarşısı’nda sürdürmektedir.

    Koşumculuk:

    Afyon’un kökü çok eskilere dayanan el sanatlarından biridir. Atların arabaya koşulması için gerekli olan amut, paldım, dizgin, şeker, ok kayışı, sırım gibi deri ürünlerinin yapımı ile uğraşan bir el sanatı dalıdır. Afyon’daki koşumcular, kasaplardan aldıkları manda(camız) derilerini şapladıktan sonra, kayış haline getirmekte ve daha sonra koşum eşyalarını yapmaktadır. Koşumların üzerine dökümden yapılmış saçak ve püsküller süs için konulmaktadır. Koşumculuğa olan ilgi bugün yok denecek kadar azdır.

    At Arabacılığı:

    Koşumculuğa paralel olarak gelişmiş el sanatıdır. Şehirdeki çeşitli atölyelerden son derece sağlam ve özenle boyanarak, manzara resimleriyle süslü arabaları yapılmaktadır. Çevre illerde satışı yapılan at arabaları, yaylı tatar arabası, fayton olmak üzere çeşitli biçimlerde üretilmektedir. Yaylı arabalar genellikle tek atlı olarak yapılmakta ve tekerleklerine lastik kaplanmaktadır. Arabanın önünde ve arkasında sarsıntıyı önlemek amacıyla yaylar bulunmaktadır. Yaylı arabanın üzerine yapan kişinin adının yazılması gelenektir. Tatar arabası çift atlı olarak yapılır. Kasa dingil üzerine oturur ve tekerlekleri demirle kaplıdır. Bu yüzden çok sarsıcıdırlar. Faytonlar ise geçmiş zamanların lüks taşıt araçları olduğundan, alabildiğine süslü, ince, zarif ve hafiftirler. Çift atlıdır. Üzerine körüklü bir kaplama ile dilendiğinde açılabilecek bir şekilde yapılır. Boyadan başka pirinç çakma düğmelerle de süsleme zenginleştirilir.

    Demircilik ve Bakırcılık:

    Eskiden çok önemli olmalarına rağmen bugün özelliklerini yitirmiş olan el sanatıdır. Endüstrileşme bu iki el sanatını büyük ölçüde etkilemiştir. Afyon’daki demirciler başlıca gecenez kapı zinciri, toka, fırdöndü, kaşağı, kullap, frank ve törpüsü, gem, hıltar, düğme gibi pek çok eşya yaparlar. Bakırcılarında üzerinde en çok çalıştığı eşyalar güğüm, kazan, tabak, tencere gibi çeşitlidir.

    Yemencilik: Afyon yemenilerinin en büyük özelliği, kısa ve uzun yüzlü olarak dikilmesi, dikilip içinin dışına çevrilmesi ve kıyısından çevrilmesidir. (Dikilmesidir) İyi yapılmış yemen normal koşullarda yaz kış iki yıl giyilebilmektedir.

    Kilimcilik:

    Emirdağ köylerinde kilim ve zilinin yanı sıra çuval, gelin harharı, seccade, terki heybesi, yastık, cicim gibi eşyalar dokunmaktadır. Bu dokumalarda kullanılan motiflere verilen benzetme adlar ve belirli anlatıma dayalı kompozisyonlar adeta kilimlerin dilidir. Gelin parmağı, kız farı, kız yanağı, turna katrı, seher kuşlu, kirli yanışlı, koç boynuzu, aman kız, eli belinde, yıldız, zülüf, yaryare küstü, çapraz Emirdağ kilimlerinde kullanılan bazı motiflerin adlarıdır. Dokunan kilim ve benzeri eşyaların yünleri yine Türkmen kadınlarınca eğrilir ve kök boya ile boyanır. Basit tezgahlarda dokunan Türkmen Kilimleri benzersiz el sanatı ürünleri arasındadır. Son yıllarda kök boya ile üretime başlayan Afyon-Bayat-Dinar-Sincanlı-Hocalar İlçeleri Sosyal Yardımlaşma Kurumları ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Emirdağ Meslek Yüksek Okulu Halı-Kilim Bölümü talebi karşılamada zorluk çekmektedir. Bilhassa Bayat ilçesinde dokunan kilimlerin ünü yurt dışına uzanmıştır.

    Hasır ve Boyra Örücülüğü:

    İlçemiz Yakasinek kasabası ve Taşköprü’de bazı yaşlı kişilerce hasır ve boyra örücülüğü yapılmaktadır.Hasır, daha çok Akşehir ve Eber göllerinde yetişen Kındıra adı verilen bir çeşit su bitkisinin işlenerek basit tezgahlarda dokunması ile halı ve kilim altlarına serilerek kullanılır. Boyra(kamış hasırı) Akşehir ve Eber göllerinde yetişen kamışın işlenmesinden sonra tezgahında örülerek, ahşap evlerin tavan kısımlarında üzerine atılacak talaş ve toprakların içlerine sızmasını önlemek için kullanıldığı gibi çeşitli yerlerde dekorasyon ve kamufle malzemesi olarak da kullanılmaktadır. Ancak, gelişen teknolojik yenilikler yukarıda anlattığımız hasır ve boyraya karşı olan ilginin azalmasına sebep olmuştur.

    Mermercilik:

    Mermerler klasik billurlardan oluşmuş taşlardır. Bunlar kalkerlerin ve bazende dalomitik sıcaklı ve basınç etkisiyle değişikliğe(metamorfizm) uğraması sonunda meydana gelmişlerdir. Mermerlerin bileşimi kalsiyum karbonat ve pek azda kalsiyum ve magnezyum karbonattır.

    Tarihi çok eskilere M.Ö.313 yılına rastlayan mermer ocakları Afyon’a 25 km. uzaklıkta bulunan İscehisar ilçesinde yoğunluk kazanmıştır. Miladi tarihlerde kullanılan bu mermer ocakları hala işletilmektedir. Eskiden ilkel metotlarla parçalanan taşlar, bugün modern araçlarla (elmas tellerle) kesilerek bloklar halinde çıkarılarak zaiyat önlenmiştir.

    Antik çağlarda da çıkartılan mermerlerin; karayolu ile Efes antik kentine, oradan da gemiler ile Roma’ya taşındığı; Vatikan ve Roma’da bir çok yapıda kullanıldığı ve bu mermerlerin İscehisar’dan gittiği belgelenmiştir.

    Mermercilik son yıllarda farkına varılmaya çalışılan, gelişen ülkemizde kullanım alışkanlığı ve yaygınlığı artan konumdadır.

    Türk mermerinin içte ve dışta tanınmasıyla mimaride estetik ve tabi malzeme olarak kıymeti kavranmıştır. Turistik tesislerde çevre tanzimi, şehirlerde peyzaj mimari, anıt ve süslemecilikte kullanımıyla estetik kazandırmaktadır. Mermer yekpare kullanıldığı gibi bakır, alüminyum, metal, ahşap, çini, mozaik ve çelikle kullanımı sonucunda değişik şekilde de kullanıldığı yere otantik görünüş sağlamaktadır. Turizm sanayini etkilemekte ve aynı paralelde gelişmektedir.

    Hediyelik eşya ve el sanatlarında ocak, lavabo, mutfak tezgahı, masa ve masa üstü sehpa(yuvarlak, oval, elips, dikdörtgen, kare asimetrik) , süs ve büro malzemesi, satranç takımı, abajur, aplik, avize, saksı, vazo, metalli ve metalsiz sigara küllüğü, şekerlik, fincan, likör takımı, çerçeveler, kurnalar ve daha çok çeşitli eşyalar üstün kabiliyetli ustalar eliyle şaheserler yapılmaktadır.

    Afyon mermerinin tane çapları, damarları ve görünüşleri de yer yer değişiktir. Bu farklara göre taşlara beyaz, pamuk beyaz, beyaz sarı, pembe sarı, gri, menekşe, kaplanpostu, güvercin göğsü ve gök mermer gibi adlar verilmiştir. Bunlar arsında en çok işlenen cinsler Afyon kremi, Afyon sarısı, Afyon sumakisi, Afyon dumankiri, Afyon bulgurlusu ve kaplan postu çeşitleridir. Bacasız sanayi olarak adlandırılan mermer işlemeciliği her geçen gün gelişmekte, mermer sanayii dallarına bilinçli bir şekilde yatırım yapılmakta ve artık beyaz altının değeri daha iyi anlaşılmaktadır.

    Halıcılık:

    Seccade, yastık, heybe, torba, Kur’anlık gibi eşyalar dokunmaktadır. Son yıllarda kooperatifçiler ve Sümerbank aracılığı ile Isparta tipi halı dokumacılığı gelişmiştir. Halkın dokuduğu halılarda kilim motifleri hakimdir. Ticari amaçlı halılar ise halıcıların verdikleri desenle işlenmektedir. Dazkırı, Dinar, Sandıklı ve Şuhut ilçelerinde halıcılık bir aile ekonomisi haline gelmiş, gelir kaynağı olmuştur. Dazkırı bölgesinde özel sektöre ait yapağıdan başlayarak, halı dokunması dahil tüm evleri otantik ortam içinde gösteren halı satış reyonları turistlerin büyük ilgisini çekmektedir.

    Örgücülük:

    İnsanların koyun yününü en ilkel biçimde kullandıkları çalışma alanı olan örgücülük de Afyon’da yaygın el sanatlarından biridir. Koyun yününü kirman, tarak, şiş, iğ gibi basit araçlar kullanılarak çorap, eldiven, kazak, içlik gibi eşyalar haline getirilir. Örülecek erkek çorabı olduğu zaman çoğunlukla düz örgü yada kendinden motifli örgü çeşitleri kullanılır. Çoraplar diz yüksekliğinde örülür. Kadın çorapları ise nakışlı olur. Renk renk motifler ve nakışlar zengin ve güzeldir. Çoraplar beş şişle örülür.

    Dantel ve Oyalar:

    Kadınların boş zamanlarını değerlendirmek amacıyla yaptıkları, süslemeye yönelik el sanatı ürünleridir. Danteller beyaz veya krem ip kullanılarak örülür. Motifler halinde tek tek örülüp birleştirilen veya bir bütün olarak örülen danteller, çarşaf, yastık, sandık örtüsü gibi eşyaların kenarlarına geçirildiği gibi, su takımı, oda takımı, sehpa örtüsü, karyola takımı, masa örtüsü olarak da yapılmaktadır. Bamyalar, yelpaze, örümcek, laleler, demiryolu, kaz bacağı, elti eltiye küstü, kaynana yumruğu, dantellerde kullanılan sayısız örneklerden bazılarıdır.

    Oyalar; tığ, iğne, mekik, firkete gibi araçlarla örülür. Çok gösterişlidir. Renkli ipliklerle bazıları boncuklar ve pullar kullanılarak yapılan oyalar, tülbent ve yazma kenarlarına geçirilir. Oyalarda kullanılan örneklerden bazılarının adları şöyledir. Sarhoş bacağı, bülüç gözleri, karanfil, bademler, ortancalı, günlük oya, pul oya gibi.
    Danteller ve oyalar kızların vazgeçilmez çeyiz eşyalarındandır. Afyon’da kız çocuklarının çeyizleri beşikteyken hazırlanmaya başlanır.
     

Sayfayı Paylaş