Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Diplomasi Nedir? Diplomasi Tarihi

Konusu 'Türkçe Sözlük' forumundadır ve Suskun tarafından 2 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.363
    Beğenileri:
    127
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye


    Diplomasi, uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü; yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı ile bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği anlamına gelen uluslararası ilişkiler terimidir.
    Diplomasi, politikayı uygulama vasıtasıdır. Dış politikaya bağımlıdır.
    Sözlükte;

    a. Antlaşmalar,
    b. Temsilciler,
    c. Temsilci mesleği,
    d. Dış görevlilerin topluluğu


    şeklinde dört anlamı içerir.

    Mecazi olarak, güç bir görüşmede gösterilen ustalık anlamına gelir. Oxford sözlüğünde, uluslararası ilişkilerin müzakerelerle yürütülmesi ve yönetilmesi yöntemi; diplomatın işi, denilmiştir. Alternatif tanımlara göre, Ambrose Bierce'den bir örnek:

    "Ülke için yurtsever yalan söyleme sanatı".

    Diplomasi, bir ülkenin başka ülkelerle ilişkilerinde, kendi konumunu korumaya ve iyileştirmeye çalışırken, öbür ülkelerle dostluğunu yürütebilme uğraşı ve sanatıdır. Diplomatların işi zorbalığa dayanan çözümleri önleyici, barışçı çözümler getirmeye çalışmaktır. Diplomasi, devletlerin varoluşu kadar eskidir. Bir ülkenin bir başka ülkede sürekli temsilci bulundurması 16. yüzyılda başladı. 14.-16. yüzyıllar arasında topraklarını genişletmek ve güçlerini artırmak için birbirleriyle sık sık savaşan ülkelerin kralları ya da imparatorları çıkarlarını korumak, özellikle de ticaretlerini kollamak için başka uluslarla çeşitli antlaşmalar yaptılar. Yöneticilerin bu antlaşmaları yapmak üzere öteki ülkelere gönderdikleri kişiler başka işlerle de uğraştılar ama asıl işleri diplomasiydi.

    Diplomasi Tarihi

    Eskiçağda devletlerarası kimi konuların görüşülmesi için ülkeden ülkeye elçiler gönderilirdi. Bu elçilerin ayrıcalıkları vardı ve yaşamları güvence altında sayılırdı. Ortaçağda devlet başkanlarının aracıya gerek duymadan, mektupla ilişki kurduklarını biliyoruz. O dönemin en örgütlü devleti olan Bizans'ın ise elçileri vardı. Bu elçiler göreve başlarken and içerlerdi. Örgütlü diplomasi ilk kez İtalya'da doğdu. Ortaçağda İtalya çok sayıda krallığa bölünmüştü. Venedik, Floransa, Cenova, Pisa (Piza), Roma ve Napoli gibi kentler bağımsız birer devlettiler. Çoğu zaman bu krallıklar ya birbirleriyle savaşıyor ya da aralarında çeşitli dostluk antlaşmaları yapıyorlardı. Bu yüzden diplomasiye gereksinim duyuluyordu. İtalyanların başka ülkelere gönderdikleri temsilcilere büyükelçi ya da elçi, bu kişilerin yabancı topraklarda oturdukları yerlere de elçilik deniyordu. Başlangıçta genellikle belli bir soruna çözüm bulmak üzere gönderilen elçiler, iş bitince ülkelerine geri dönüyorlardı. Bunların birçoğu casus gibi hareket ediyor ve kendi ülkelerine yarayacak değerli siyasal belgeleri çalmak, rüşvet vermek ve yalana başvurmaktan hiç de çekinmiyorlardı. Floran-salı bir diplomat olan Niccolo Machiavelli kendi deneyimlerinden yola çıkarak, döneminin diplomatik uygulamalarını 1513'te yazdığı Hükümdar (II Principe) adlı ilginç kitabında anlatmıştır.



    Başka ülkelerde sürekli elçilikler kuran ilk ülkenin Venedik Cumhuriyeti olduğu söylenir. Oysa, daha eski tarihli bir kayıtta Milano dükünün Cenova'da sürekli bir elçi bulundurduğu belirtilmiştir. 16. yüzyıl süresince, bağımsız İtalyan devletlerinden birçoğunda iki özel hükümet görevi geliştirildi. Bunlardan ilki siyasal konularla ilgili diplomatik görevlerdi. Öbürü de ticareti denetleyerek ülke yöneticisine rapor hazırlayan danışmanlık göreviydi. Bu iki görevin gelişimi, devletlerarasında daha yakın ilişkilerin kurulmasını sağladı. Bugünkü uluslararası hukukun temellerinin böylece atılmış olduğu da söylenebilir.

    Eski Türk yazıtlarından ve Çin belgelerinden anlaşıldığına göre Türkler ile Çin İmparatorluğu arasında diplomatik ilişkiler vardı. Oğuz boylarının Mezopotamya'ya indikleri sırada Gazne Hükümdarı Mesut ile Selçuklu beylerinin görüşmeleri de diplomasi belgeleri arasında sayılır. Osmanlı Devleti güçlü olduğu dönemlerde sınırlardaki ve devletlerarasındaki anlaşmazlıkları gidermek için elçi gönderirdi. 1454'te Venedik, 1530'da Avusturya, 1532'de Fransa, 1583'te İngiltere İstanbul'da sürekli elçilikler kurdular.

    Diplomatlar 1815 Viyana Kongresi'nde bir araya gelen büyük devletler diplomatik temsilcileri üç gruba ayırmaya karar verdi:

    Devlet başkanlarına gönderilen büyükelçiler ve papalık elçileri;

    Orta elçiler ve öteki temsilciler;

    Gönderildikleri ülkede sürekli yaşayan maslahatgüzarlar.

    Bu diplomatik sınıflandırma bazı değişikliklerle günümüzde de geçerlidir.

    Diplomasinin Bugünü

    Büyükelçi, bir devlet başkanının yabancı bir ülkedeki temsilcisidir. Büyükelçiler siyasal açıdan en önemli diplomatlardır. Çağdaş iletişim araçları elçilere kendi ülke hükümetleri ile doğrudan ilişki kurabilme olanağını yaratmıştır. Böylece büyükelçiler önemli konularda karar almadan ya da tasarılar yapmadan önce devlet başkanları ile görüşebilmektedir-ler. Bugün ülke halkları, başka ülkelerle diplomatik ilişkilerin nasıl yürüdüğü konusunda 19. yüzyıla göre daha fazla bilgi sahibidir. Gene de, güvenlik nedenleriyle bazı konuların halktan gizlenmesi gerekebilmektedir. Konsolosluklar, bir devletin yabancı bir ülkede bulunan yurttaşlarının kişisel ve ticari sorunlarıyla ilgilenir.
    Birçok ülkede, üst düzeydeki görevlerin dışındaki tüm diplomatik görevler, üstün başarı gerektiren devlet sınavlarını geçenlere verilir. Birçok genç kadın ve erkek için diplomatik görev alanı çok çekicidir.

    Diplomatların Hakları

    4 Eylül 1984'te Türkiye'nin de imzaladığı 1961 Viyana Sözleşmesi'ne göre, uluslar savaş halinde olmadıkları sürece, diplomatik temsilciler görevde bulundukları ülkede bazı ayrıcalıklara ve haklara sahiptir. Bu haklara diplomatik dokunulmazlık denir. Diplomatik görevlilerin ve ailelerinin haberleşme özgürlüğü vardır. Kişi dokunulmazlığı kapsamında tutuklanamaz ve gözaltına alınamazlar. Yaşadıkları ve çalıştıkları binalara girilemez; arşivlerine el konulması söz konusu olamaz. Bir diplomatın görevde bulunduğu sürece, yargı ve gümrük bağışıklığı vardır. Ama, şiddete dayalı bir suç işlerse ya da bulunduğu ülkeye karşı kötü niyetli eylemlerde bulunursa ülkeyi terk etmesi istenebilir. Eğer ülkesiyle savaş çıkarsa kendisine hiçbir zarar gelmeksizin geri dönmesine izin verilir.
     

Sayfayı Paylaş