Burdur Efsaneleri ( Tüm Burdur Efsaneleri )

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve Suskun tarafından 10 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    102
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye

    [​IMG]
    Burdur Efsaneleri

    [​IMG]



    Rengini topraktan,
    Gökyüzünden ve sudan
    Alan doğa harikası
    Güzeller güzeli bir göldür
    Dünyanın ikinci temiz suyu,
    Mars ile örtüşür toprak yapısı
    Türkiye’nin ikinci derin gölü Salda
    Yaşıyor dipdiri efsânede, masalda…

    Kahveci Osman Usta şöyle diyor;

    Yağmurla karışık fırtınalı bir gündü,
    Gün değil sanki, göklerin bizim gölle
    Bizim gölle yaptığı, oynaştığı düğündü
    Düğümdü belki de bilemedik,
    Bilemedik sığındık bir kuytuya
    Kuytudan korkularla bakıyorduk Salda’ya...

    Salda’ya göklerin yedinci katından yağmur durmaksızın
    Durmaksızın o kadar uzun zaman yağdı
    Yağdı..
    …..Yağdı…
    ………Yağdı ha yağdı…
    Yağdı tepelerden aşağıya, oluştu seller
    Seller ki önüne katıp her şeyi
    Her şeyi alıp, sürükleyip getirmişti,
    Getirmişti kökünden söküp ağaçları,
    Ağaçlar, kütükler, taşlar, kayalar, ne varsa
    Ne varsa yamaçlardan ortasına gölün
    Gölün en karanlık noktasına çekiyordu,
    Çekiyordu, yutuyordu her şeyi girdap,

    Girdap bu işte, bu yüzden hep
    Hep gölün ortası karanlıktır zaten,
    Zaten kimse bilmez Salda’nın
    Salda’ nın yuttukları gider nereye? Çıkmaz,
    Çıkamaz asla dışarı bir daha…

    *

    Gölün kıyısında su ateş,
    Hamam suyu sanki
    Fakat ilerledikçe
    Tam tersi buz kesmede
    …..Söylenen o ki,
    ……….İki adım soğuk,
    ………….İki adım sıcak…
    Bazı gecelerde uğultuyla göl kıyısı
    Uyanır, uyumaz; kıvranır sabaha kadar
    Ortada insan eseri ne bir yapı, ne bir makine,
    Yok… Yok ki yok…
    Çok yüksekden çağıl çağıl akan bir şelale
    Uğuldayan bir ses, uyutmaz ki göğü, yeri
    Neyin nesidir bu, uyandırır seherleri…

    *

    Dev sazan balıklarından bahseder kimi
    Kimisi “bir adam boyunda” der ekler
    Duyan çok ama dev sazanları
    Görene de henüz rastlanmadı,
    Koyu maviden bu yana
    Bu yana asla gelmezler,
    Yakalamak için
    Açılmak gerek
    Sandalla
    Salda’ya…

    Basmamış Mars’a insan ayağı,
    Aynen öyle anlatırlar işte:

    İnmemiş, inememiş,
    ……..Dalamamış Salda’ya
    …………Dipte geçit vermez ağaç kökleri
    ……………Yüzlerce metre aşağıda
    ………………Ve kutup soğuğu buz
    Su canlı, su diri, su aşk
    Öylesine şahane…
    ……………Su var suyun içinde
    …………………Sulara efsâne…
    Mustafa Ceylan

    [​IMG]
    TEKELİOĞLU EFSANESİ

    Yiğit Tekelioğlu, Burdur Beylerinden birinin güzel kızına gönlünü kaptırır. kızı ister:
    - Biz, başıbozuk zeybek takımına kız vermeyiz, gitsin kismetini baska yerden arasın, derler.
    Bu sözler, Burdur yaylalarının korkusuz mert zeybeği Tekelioğlu’nun gururunu incitir, gönlünü yaralar. Üstelik bey kızı da kendisini sevmektedir. Bu umutsuz aşk, böyle sürüp giderken, bir haber ulaşır Tekelioğlu’na. Bey kızı, komşu beylerden birine verilmiş, Burdur’da anlı - şanlı düğünler yapılmakta. Tekelioğlu canevinden vurulur. Üç-beş arkadaşıyla birlikte, düğün alayının geçecegi yolda pusu kurar. Alay, bulunduğu yere yaklaşır yaklaşmaz, yayından fırlayan ok gibi, atına atlar, kalabalığa dalar, gelini atından alır, terkisine bindirerek dört nal sürer. şaşkına dönen alayın koruyucuları az sonra Tekelioğlu’nun peşine düşerler. Burdur gölü yakınlarında yaman bir çarpışma olur. Tekelioğlu’nun adamları birer birer yakalanırlar. Tekelioğlu bakar ki kurtuluş yok, önü göl, ardı beyin adamlarıyla sarılmış, terkisindeki geline seslenir:
    - Kurtulus umudu kalmadı. İn aşağı canını kurtar.

    kız cevap verir:

    - Tanrı bana bir can verdi, onu da sana adadım. Beni senden ölüm ayırır ancak.

    Tekelioğlu ısrar eder, kız kararından dönmez. Çaresiz kalan Tekelioğlu, bunun üzerine sürer atını göle. Burdur gölü, sessizce çeker bağrına onları. Az sonra, gölün köpüklü suları üzerinde bir telli duvak görünür. Başka şey görünmez.

    Bu acı olay, yıllarca unutulmaz. Yürek yakan bir oyun havası, Tekelioğlu Zeybek Havası’ adıyla, düğünlerde dile gelir.

    Tekelioğlu seslenir:

    Alt yanım deniz de üst yanım balkan
    Kır atın üstünde şavkıyor kalkan
    Namert olsun beyler ölümden korkan
    Tekelioğlu diye ünüm var benim.
    Al-yesil kuşanmış ince beline
    Kıymayın ağalar telli geline
    Atımı dehledim Burdur gölüne
    Tanrı’ya verecek canım var benim.
    Her sabah dikilir bir sırlı gömlek
    Ak üstüne al al benli şafaktan
    Sabah kapı kapı haber vererek
    Geçer adım adım her bir sokaktan.
    ‘Göl’ ince kıvraktır, ‘gül’ katmer, katme
    Üzümler asmadan lezzeti emer.
    Genç kızda bir çift göz yemyeşil güler,
    Yemyeşil gözleri yeşil topraktan…

Sayfayı Paylaş

Gelen aramalar...

  1. burdur efsanesi

    ,
  2. burdurun efsanesi