Birleşik Krallık -İngiltere

Konusu 'Ülkeler Tarihi' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 24 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO

    ZeyNoO ٠•●♥ YumuşacıK YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Top Poster Of Month

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    53.915
    Beğenileri:
    1.292
    Ödül Puanları:
    8.830
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


    Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı, (İngilizce: United Kingdom of Great Britain and Northern Ireland), Avrupa'nın batısında, coğrafi olarak Büyük Britanya Adasının tamamını, İrlanda Adası'nın kuzey kısmını ve bazı diğer Britanya Adalarını kapsayan ülke Ülkenin ismi, gerek ülke içinde, gerekse uluslararası camiada genellikle Birleşik Krallık (İngilizce: United Kingdom) olarak kullanılır. Büyük Britanya (İngilizce: Great Britain) sözcüğü de zaman zaman Birleşik Krallık anlamında kullanılır. Birleşik Krallığın kurucu unsurlarından oluşmuş, en gelişmiş ve kalabalık ülkesi olan İngiltere'nin ismi ise birçok yabancı medya kuruluşunda ve zaman zaman da resmi kanallarda Birleşik Krallık yerine kullanılır. Ülkenin vatandaşları için kullanılan resmi tanımlama Britanyalıdır (İngilizce: British). Bununla birlikte İngiliz sözcüğü de uluslararası camiada yaygın olarak kullanılır.

    Birleşik Krallık dört devletten meydana gelir: Galler, İngiltere, İskoçya ve Kuzey İrlanda. Bu devletlerin, İrlanda Adası'ndaki Kuzey İrlanda hariç, hepsi Büyük Britanya adasındadır. Bunların haricinde krallığa ait irili ufaklı bir çok ada vardır. Wight Adası, Lundy, Scilly Adaları, Anglesey ve Hebrid Adaları, Orkney Adaları ve Shetland Adaları bunlardan bazılarıdır.

    Man Adası ve Manş Adaları (Jersey, Guernsey, Alderney ve Sark) coğrafi olarak krallığa bağlı olsa da, resmi açıdan özel statüleri vardır. Resmi olarak krallığın parçası sayılmazlar, ancak monarka bağımlıdırlar (İngilizce: Dependencies of the Crown). Bu adalar Avrupa Birliği'ne dahil değildirler.

    Birleşik Krallık, Britanya İmparatorluğu döneminde kapsadığı çok geniş coğrafya nedeniyle "güneş batmayan imparatorluk" olarak anılmıştır.


    Birleşik Krallık'ın en eski halklarını Keltler oluşturmaktadır. MÖ 55 - MS 410 yılları arasında Britanya adaları Roma İmparatorluğuna bağlı Britannia eyaletini oluşturuyorlardı. 5. yüzyılda bölge Hristiyanlığın etkisi altına girdi. Aynı yıllarda Germen bir halk olan Anglosaksonlar büyük kitleler halinde adaya göç ettiler. 1066-1154 yılları arasında gene bir Germen ırkı olan Normanlar adayı ele geçirdiler. İngilizler bu Germen ırklarının devamını oluşturmaktadırlar. İskoçlar, Galliler ve İrlandalılar ise Keltlerin devamıdır.

    Birleşik Krallığın eski hükümdarlarından olan VIII. Edward kendi isteği ile tahttan feragat eden ilk Birleşik Krallık hükümdarıdır.

    Britanya İmparatorluğu
    [​IMG]
    I. Elizabeth​

    Tudor Hanedanı Döneminde İngiltere Krallığı güçlenerek İskoçya'yı geride bıraktı. İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth 1588 yılında Avrupa'nın en güçlü donanması olan İspanyol Armada'sını yenilgiye uğratarak Britanya İmparatorluğunun temellerini attı. 17. yüzyılda giderek güçlenen İngiltere Kuzey Amerika'da koloniler kurdu. 1707 yılında İngiltere ve İskoçya birleşerek Büyük Britanya Krallığını kurdular. 1800 yılında da bu birliğe İrlanda'yı da katarak Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı kuruldu. 1837- 1901 yılları arasında hüküm süren I. Victoria döneminde Birleşik Krallık, "üzerinde güneş batmayan" Britanya İmparatorluğunu kurdu. 1921'e gelindiğinde bu imparatorluk Hindistan, Kuzey Amerika, Orta Doğu, Avustralya ve Afrika dahil 36,6 milyon km² lik bir alanı kapsıyor, 458 milyon kişilik bir nüfusa hükmediyordu ve nüfus bakımından dünyanın dörtte biri Britanya'nın egemenliği altında yaşıyordu.

    20. yüzyıl
    [​IMG]
    Britanya İmparatorluğu​


    20. yüzyılda bu imparatorluk yavaş yavaş çözülmeye başladı. 1922 yılında İrlanda bağımsızlığını kazandı. 1947 yılında Hindistan ve Pakistan bağımsız ülkeler haline geldiler. 1948 yılında Birleşik Krallık Filistin'den geri çekildi. Bunu 20. yüzyıl boyunca sayısız ülkeler izledi. 1997 yılında Hong Kong'un bağımsızlığı kazanması Birleşik Krallığın sömürge imparatorluğunun en son parçası olarak görülebilir. Birleşik Krallık'ın eski sömürgeleri günümüzde İngiliz Milletler Topluluğu çatısı altında ekonomik ve siyasi işbirliği yapmaktadırlar. Birleşik Krallık süper güç olma sıfatını ABD'ye kaptırmış olmakla birlikte dünyanın en güçlü ülkeleri arasında yerini korumaktadır. Birleşik Krallık Avro Alanı dışında kalmakla birlikte Avrupa Birliği'nin en önemli ülkeleri arasında yer almaktadır.

    Devlet yapısı

    Resmi devlet başkanı:
    Kral veya kraliçe. Bölgeli serbest seçimler, parlamenter demokrasi.

    Yürütme gücü: Başbakan önderliğindeki hükümet.

    Nüfus: 60,2 milyon kişi. Nüfusun %85'i İngiltere'de yaşamaktadır.

    Ülkenin yazılı anayasası yoktur.

    Kraliyet ailesi
    [​IMG]
    Kraliçe II.Elizabeth​

    Monark:
    Kraliçe II. Elizabeth.
    Monark, resmi olarak aynı zamanda İngiliz Milletler Topluluğu'na bağlı (Kanada ve Avustralya'yı da içeren) bazı ülkelerin de devlet başkanıdır.
    Kraliçenin eşi: Prens Philip.
    Taht vârisleri: Prens Charles, ondan sonra onun en büyük oğlu Prens William, ondan sonra Prens Henry.
    Elizabeth ve Philip'in diğer çocukları: Prenses Anne, Prens Andrew, Prens Edward.
    Kraliçenin annesi Elizabeth Bowes-Lyon 30 Mart 2002 tarihinde vefat etmiştir.

    Birleşik Krallık'ta hükümdarlık, cinsiyet farkı gözetmeksizin, sadece kan bağı ile ebeveynlerden çocuklara geçer. Evlilik yolu ile kral veya kraliçe olunamaz. Mevcut kraliçenin eşi, Prens Philip'tir.

    Yasama gücü

    Dünyanın en eskilerinden olan parlamento, iki bölümden oluşur: üyeleri (en çok) beşer yıllık dönemler için seçilen Avam Kamarası (House of Commons) ve eskiden çoğunluğunu soyluların oluşturduğu ve uyeligin babadan oğula geçtiği ama şimdi genellikle hükümet ve Kraliçe tarafından tayin ile hayat boyu üyelik yapılan Lordlar Kamarası (House of Lords). 2001'den beri Lordlar Kamarası'na üyeliğin çağdaşlaştırılması için bir reform çalışması yapılmaktadir ama hala da yeni sistem ortaya çıkmamıştır . Parlementer Monarşik bir yönetim yapısına sahip olan Birleşik Krallık'ta hükümetin başında Başbakan ve devletin başında Kraliçe bulunur. Kraliçenin sembolik devlet başkanlığı konumuna karşın yasama görevi parlamentoya aittir.

    İngiltere Parlamenter rejimin doğduğu ve halen uygulandığı bir ülkedir ve buradaki parlamenter rejime “Westminster Modeli” adı da verilmektedir. İngiltere’de uygulanan bu modelde yasama gücü halkın temsilcilerinin oluşturduğu yasama organında vücut bulur. Bu güc başka hiçbir kurum tarafından paylaşılamaz. Üstelik, serbest ve hakça seçimlerle temsilcilikleri tescil olunmuş bulunan milletvekilleri halk adına siyasal karar alma yetkisine meşru olarak sahip olan tek heyettir. Çünkü, egemen olan iradeyi temsil yetkisi meşru olarak tescil edilmiş olanlar onlardır. Halk (seçmenler) bu gücü onlara seçildikleri yasal süre boyunca kullanmak üzere devir ve teslim ettiğini seçim işlemiyle tescil etmiş bulunmaktadır. Dolayısıyla, halkın (seçmenin) temsilcisi konumunda bulunan parlamento (uygulamada alt-meclis konumundaki Avam Kamarası üyeleri) her türlü konuda meşru otoriteye dayalı karar alma yetkisine sahiptirler. Onlar, ancak seçim döneminde halka siyasal kararları dolayısıyla hesap verirler. Halk (seçmen) bunları onaylamıyorsa, onlara oy vermemek suretiyle tercihini belirtir. Bu kararların kaldırılması veya yerine yeni kararların alınması bir dönem sonra seçilecek olan temsilcilerin görevidir. Bu uygulamada halkın siyasal sistemin yönetimine doğrudan doğruya bir etkisi yoktur; halk kararları ancak dolaylı olarak etkiler.

    [​IMG]
    Birleşik Krallık bayrağının oluşumu
    [​IMG]
    Britanya Adaları

    İngiltere’deki parlamenter rejim uygulamasında dikkati çeken başlıca özellikleri de sıralamakta yarar bulunmaktadır:

    • Yasama organı iki meclisli olup alt meclis siyasal egemenliğin kullanıcısı durumundadır.

    • Parti hükümeti esastır; ve yürütme gücünü kullanan başbakan ve bakanlar kurulu, aynı zamanda yasamayla kaynaşmıştır ve onu etkisi altında tutar.

    • Bu rejim iki partili bir parti sistemine dayalı olarak çalışır.

    • Sağ-sol ayırımı sosyal sınıf esasına dayalı tek bir boyuttan ibaret bir yalınlık içerir.

    • Seçim sistemi dar bölge ve çoğunluk esasına göre düzenlenmiştir.

    • Merkezi ve üniter bir yönetim sistemi egemendir. Yazılı olmayan, hatta bazı düşünürlere göre mevcut olmayan, bir anayasaya göre, tamamen yasama egemenliğine ve münhasıran temsili olan bir demokrasi anlayışına göre yönetim Westminster sisteminin esaslarını içerir.
    [​IMG]
    İngiliz Milletler Topluluğu üyesi devletler.
    Westminster modeli demokraside parti sisteminin bir başka özelliği ise tek boyutlu olmasıdır. Politik partileri birbirinden ayıran şey sağ ve sol yelpaze uyarınca sosyo-ekonomik politikaların ne olacağı hususudur. Örneğin İngiltere’de işçi partisi ortanın solundaki tercihleri muhafazakar parti ise ortanın sağındaki tercihleri simgeler. Politik partilerin sosyo-ekonomik politikalarına göre farklılaşmasının temelinde etnik, dinsel ve benzeri konulardaki görüş ayrılıklarının politik bir öneme haiz olmayacak bir mahiyete sahip olmaları yatmaktadır.

    Yasalar çıkarılırken önce Avam Kamarası'nda ele alınır ardından Lordlar Kamarasında da ele alınır ve Kraliçenin onayı ile yürürlüğe konulur. Westminster modeli bir demokrasinin tipik seçim sistemi çoğunlukçu sistemdir. Bu sistem uyarınca çoğunluk oylarını alan veya eğer bir çoğunluk yoksa en çok oyu alan adayın seçimi kazanması söz konusudur. Çoğunlukçu seçim sistemi bir anlamda Anglo-Sakson dünyanın demokrasi anlayışının bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir.

    Westminster modeli demokrasinin önemli unsurlarından birisi de meclis egemenliği ilkesidir. Yine İngiltere örneğine bakılacak olursa parlamentonun gücü açık bir şekilde görülebilir. İngiltere’de parlamentoyu denetleyecek bir organ yoktur. Hukuki açıdan yasama gücüne konulmuş hiçbir sınır yoktur. Parlamento anayasal nitelikli kuralları da aynı adi yasalar gibi koyar veya kaldırır. Parlamentonun dikkate aldığı tek etken kamuoyudur. Öte yandan İngiltere’de parlamentonun gücünü sınırlandırma işlevini görebilecek yazılı bir anayasanın olmaması kamuoyunun önemini daha da arttırmıştır. Bu bağlamda Westminster modeli demokrasinin temelinde özgür bir kamuoyu ve bu kamuoyuna duyarlı olmayı içerisinde barındıran bir politik kültürün olduğu söylenebilir. Bu politik kültür nedeniyledir ki İngiltere’de muhalefetin iktidarın baskı veya zorbalığından korkmasına gerek yoktur. Herhangi bir hukuki ve kurumsal güvence olmamasına karşın İngiliz halkındaki özgürlük duygusu en büyük güvencedir.

    Anayasal kurallar geregi basbakan ve bakanlar kurulu Lordlar ve Avam Kamarasi dışında tutulur. 20 yüzyılın başında Avam Kamarası üstünlüğü açıkça kurulmuştur. 1909 yılında çıkarılan Halkın bütçesi yasa tasarısı ile mal sahiplerinin aleyhinde vergilendirme sistemi çıkarılmak istenmiştir. Lordlar Kamarası genelde mal sahibi aristrokratlardan olustugu icin bu yasayi reddetmistir. Bu yasanin popülerligi ve lordlar kamarasinin popülerligini yitirmesi sonucu 1910 da liberal parti genel secimleri kazanmistir ve basbakan Herbert Henry Asquith yeni yasalari gecirmek icin kraldan lordlar Kamarasina yeni liberal soylular atanmasini onermis ve bunun sonucu Lordlar kamarasi yeni vergi yasasini kabul etmistir. Her iki kamarada oturumlari grup baskani tarafindan yürütülür. Lordlar kamarasinda grup baskani Lord Şansölesi tarafından yönetilir. Şayet Lord şansölesi oturuma katılamıyorsa kendi grubundan yerine birini vekil tayin edebilir veya kraliyette birini tayin edebilir.

    Avam kamarası kendi grup başkanını seçme hakkına sahiptir. Genelde bir başkan ve 3 vekil seçilir. Lord şansölesin grup başkanı olarak etkisi azdır ve gücü Avam Kamarası grup başkanının gücü ile ters orantılıdır.

    Kararlar genelde açık oylama ile yapılır. Avam Kamarası başkanının kararları iptal etme yönünde beyanı olabilecekken, Lord şansölesi böyle bir yaptırımı yoktur. Oylamalar Lobide olur ve oyunu kullanan kâtipler tarafından belirlenir. Avam Kamarası başkanının genelde partiler üstü bağımsız olması beklenir.

    Genel seçimleri yeni meclis yasama dönemi takip eder. Başbakan şayet meclis desteğini yitirirse istifa eder veya meclisi sona erdirerek yeniden seçime gider. Seçime gitmek bazende Başbakanın partisinin politik zaferine inanıldığı zaman da erken seçim şeklinde olur. İlk zamanlar parlamento döneminin belirli sınırı yoktu. 1694 Triennial Yasası ile maksimum 3 yıla indirilmiştir. Sık sık yapılan seçimlerin getirdiği rahatsızlık sonucu 1716 Septennial yasası ile maksimum 7 yıla çıkarılmıştır ve 1911 de tekrar 5 yılla sınırlandırılmıştır. İkinci dünya savaşı 10 yıllık geçici savaş dönemi hariç 10 yıl kalmıştır. Genelde nadiren maksimum 5 yıllık süre beklenir, süre dolmadan meclis çözülerek seçime gidilir. Mesela 1997 yılında 56. hükümet meclisi 4 yıl sonunda dağıtarak seçime gitmiştir. Önceleri kralın ölümü ile Parlamento otomatikmen fes edilirdi. 1867 Halk Kanunu ile kralın ölümü Parlamento dönemini etkilememektedir.

    Parlamento dönemini bitmesi sonucu Avam Kamarası vekilleri genel seçimle yeniden seçilir. Lordlar Kamarası bu seçimden etkilenmez. Şuanki Parlamento 54. parlamento dönemidir. Diğer deyişle, 1801 tarihli Büyük Britanya Birleşik Krallık formasyonunda bugüne geçen Parlamento dönemi 54 tanedir. Daha önceki parlamento İngiltere veya Büyük Britanya diye adlandırılırdı. Kanunlar yalnızca Birleşik Krallık Meclisi alabilir. İskoçya Kanunu dolayısıyla kanunlar bazen İskoçya da uygulanmaz veya benzer İskoç Kanunu ile yer değiştirirdi. 1999 yılından itibaren İskoç Parlamentosu yetkili yasama merci olmuştur.

    Taslak halindeki yasalara kanun tasarısı denir ve her vekil tarafından sunulur, bununla birlikte genelde taht bakanı tarafından sunulur. Bakan tarafından sunulan yasalara Hükümet Tasarısı ve vekillerin sunduğuna ise Özel Vekil Tasarısı denir. Diğer bir sınıflamada ise genel toplumu ilgilendirenlerine Toplum Tasarası, özel bir grubu veya bireyleri ilgilendirenlerine Özel Tasarı ve özel tasarının halkı ilgilendiren istisnalarının olduğu tasarılarsa Karma Tasarı diye adlandırılır.

    Tasarılar değişik evrelerde gelişirler.İlk evre genelde formalite içeren ilk okuma evresidir. Sonraki evre İkinci Okuma evresidirki burada tasarı içeriği tartışılır. İkinci Okuma evresi sonunda parlamento tarafından oylamaya yapılabilme ve oylama sonucu parlamento tarafından reddedilme ihtimali vardır. Bununla beraber Hükümet tasarıları çok ender olarak reddedilir. En son 2005 yılında vuku bulmuştur) İkinci Okuma evresi sonrası tasarı ilgili yasa komitesine gönderilir. Lordlar kamarasında Büyük Komite veya Tüm Kamaralar Komitesi kullanılır. Burada tartışmaya sebep vermeyecek şekilde öyel prosedürden geçirilir. Avam Kamarasında ise 50 - 60 kişiden oluşan Süreklilik Komitesinde ele alınır. Tüm Kamaralar Komitesi ise önemli yasa tasarılarında kullanılır. Komiteler tasarıları madde madde inceler ve gerekirse yeniden düşünülmesi için tasarıyı kendi değişiklik önerisi ile geri gönderir. Kamaralardaki grup başkanlarının hangi değişiklik önerisini görüşüleceğine karar yetkisi vardır.

    Kamarada tasarı yeniden gözden geçirildikten sonra Üçüncü Okuma evresine geçilir. Avam kamarasında başka bir degişiklik istemi olmazsa Üçüncü Okuma evresinin bitirildiği ilan edilerek lordlar kamarasına sunulur. Lordlar Kamarasında da oylama sonucu tasarı kanunlaşır. Her hangi kamaranın birinde oluşacak anlaşmazlık çözülmezse yasa tasarısı kanunlaşamaz.

    1911 Parlamento Kanunu sonucu Lordlar Kamarasının yasa tasarısılarını reddetme gücü önemli ölçüde kısıtlanmıştır ve bu kısıtlamalar 1949 yılında dahada artırılmıştır.Buna göre şayet avam Kamarası yasa tasarısını ike kere kabul etmiş ve Lordlar kamarası her ikisinde reddederek geri göndermişse Krallığa Lordlar Kamarasının reddine bakılmazsızın onaya gönderilir. Her iki durumda da tasarı Avam kamarasında sonlandırılmadan önce en az bir takvim ayı bekletilir. Yalnız ulusal vergi ve halk fonlarını içeren Para Tasarılar Avam Kamarası grup başkanları tarafından sunulur ve Lordlar Kamarası onaylamada bir aydan fazla sürerse alt kamara direk olarak Krallığa onaya gönderir. Yasa Tasarısında son evre Krallık Uzlaşı Evresidir. Krallığın onayı sonucu yasa tasarısı kanunlaşır. Modern anayasal monarşi ile yönetilen ülkelerde olduğu gibi Krallık genelde hep onay verir. Son yasa tasarısı iptali 1708 de Militanların İskoçya'ya yerleştirilmesi ile ilgili yasa tasarısıdır.

    Sonuç olarak her yasa tasarısı Parlamentonun üç birleşiminden geçerek kanun olur. Tüm yasalar teorik olaraktan Lordlar kamarası ve Avam kamarası kabulu ile Krallıkta onaylandıktan sonra kanunlaşır.

    Siyasi ve yönetimsel bölgeler
    [​IMG][/IMG]
    Birleşik Kralık Haritası​


    Geleneksel ve tarihsel olarak Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda kontluklera bölünmüştür (Sözlük anlamıyla county kontluk demektir ve tekil county, çoğul counties alarak anılır).

    Bu yerel bölümler hala törensel olarak devam ettirilmektedir. Her törensel kontluk (ceremomial county) icin, Kraliçe, (daha önce yetki ve görevleri sadece geleneklere bağlı iken 1998'de çıkarılan bir kanunla kanunsal yetkileri ve görevleri açıkça belirtilen) bir Krallık Temsilcisi Lord (Lord-Lieutenant) ve bazı törensel kontluklar içinse de bunların ek olarak bir "Yüksek Şerif (County High Sheriff) tayin etmektedir. Bu kişiler yerel resmi törenlerde kraliçe temsilcisi olarak protokol başında bulunmaktadırlar.

    Ama 1960lı yıllardan itibaren yerel yönetim düzeni, zaman zaman yapılan büyük değişikliklerle çok karmaşık ve heterojen bir şekil almıştır.

    Bugün Birleşik Krallık İngiltere, İskoçya, Galler Ülkesi ve Kuzey İrlanda adı altında dört ülkeden kuruludur. Yerel yönetim her ülkede ayrı şekildedir.

    Asıl İngiltere ülkesi için uzun dönem stratejik yörel konularda özel güçlere sahip bir seçilmiş meclis veya hükümet bulunmamaktadır. 1990'li yıllarda asıl İngiltere idari bakımdan dokuz hükümet idari bölgesi' (Government Office Regions)'a bölünmüştü. Bir zamanlar bu 9 idari bölgenin her biri için seçilmiş birer bölgesel meclis ve idare kurulması planlanmış idi. Ama yapılan bir deneme referendum sonucu öngörülen Kuzey Doğu İgiltere Bölge İdare Meclisi tasarısı bölge halkı tarafından ret edildi ve bunun sonucu olarak bu yaklaşımdan "şimdilik kaydiyla" vazgeçilmişti. 2010 yılında iktidara gelen koalisyon hükümeti ise bu "hükümet idari bölgesi" dairelerini lahvetti ve bunların yerine bölge içinde bulunan yerel idare birimlerinin temsilcilerinden oluşan birer konsey ve onlara idari destek sağlayan küçük sekreterlikler oluşturmaya başladi.

    Londra Büyükşehri (Greater London) bölgesi için özel bir kanuna göre halk tarafından seçilmiş bir Belediye Başkanı ve özel bir "Büyükşehir Meclisi" (London Assembly) vardır. Londra Büyükşehir bölgesi 19 daha küçük Londra-tipi beldeye (London boroughs) bölünmüştür. Bu Londra-tipi beldelerden birisi eski tarihsel Londra Şehri (City of London)'dir. Diğer biri ise Kraliçe'nin Londra içindeki "Buckhingham Sarayı", başbakanın ikametgahı olan "10 Downing Street", parlamento ve merkezi hükümetinin önemli bakanlıklarının binalarınin içinde bulunduğu Westminster Şehri'dir.

    Asıl İngiltere'nin diğer bölgeleri iki değişik türlü yerel yönetimle idare edilmektedir.

    Tek-seviyeli (unitary) yerel yönetim birimleri daha çok şehirsel alanlarda bulunmakta ve Avrupa'nın diğer ülkelerinde bulunan belediye idarelerine benzemektedirler. Bu tek-katlı yerel idarelerinin adları çok değişiktir: şehir (city), belde (borough), kraliyet beldesi (royal borough) veya alt-bölge (district). Bu tek-katlı idarelerin başında belediye başkanları (mayor) bulunmaktadır. Genellikle belediye başkanı törensel bir görev olup seçimle gelen idare meclisinin başkanı bu görevi yüklenmektedir. Ama son yıllarda bazı yerel yönetim birimleri için belediye başkanları doğrudan doğruya seçimle gelmeye başlamış ve daha büyük güçlerle görevlendirilmişlerdir.

    İki-seviyeli (binary) yerel yönetimlerinde ise üst seviye olarak shire county adı verilen "kontluk" idareleri bulunmakta ve bunların altında ikinci seviye olarak alt-yerel-bölge ("district" veya "borough") idareleri vardır. İki-seviyeli (binary) idare sisteminde her iki seviyenin yetkileri ve yüklendikleri görevler değişik olup genel olarak 1972'de hazırlanıp 1974'de yürürlüğe giren "1972 Yerel İdare Reforum Kanunu" adli özel bir kanun ile tayin edilmiştir.

    Örneğin Kuzey-Batı İngiltere bölgesinde merkezi Preston'da bulunan Lancashire Kontluğu iki-seviyeli (binary) sistem ile idare edilmektedir. Bu yerel idarenin üst seviyesinde Lancashire County Meclisi vardır ve altında 12 alt-yerel-bölge ("district" veya "borough") bulunmaktadır. Ama "Lancashire Torensel Kontlugu" bu iki-seviyeli "Lancashire Kontlugu"'nu icine aldigi gibi "Blackpool Borough" ve "Burnley ile Darwen Borough" tek-seviyeli yerel idarelerini de icinde bulundurmaktadir.

    Asıl İngiltere ülkesinin yerel yönetiminde 1972de yapılan reform kanununa göre de iki-seviyeli olup üst seviyede büyükşehir "Metropoliten Kontluk" (Metropolitan County) ıdaresi ve ikinci seiyede "metropoliten-yerel-idare-bölgesleri" bulunmaktaydı. Bu tip iki-seviyeli yerel idareler Londra Büyükşehri [Greater London], Birmingham'ı içeren West Midlands, Greater Manchester, Liverpool'u içeren Merseyside, Sheffield'i içeren South Yorkshire ve Leeds'i içeren West Yorkshire ıdı. Ama butip yerel idarelerinin üst seviyelerinin hepsi Muhafazakar Partili Thatcher hükümeti tarafından lahvedilmişlerdir. Bu "Metropoliten Kontluk"'ların altında bulunan "metropolite0-yerel-idare-bölgeleri" ise "tek-seviyeli-metropoliten-yerel-idare-bölgesi" olarak idare edilmeye başlanmıştır. Ancak 1998'de İşçi Partisi yine Londra Büyükşehir Assemblesi ve Belediye Başkanlığı ile "Büyük Londra" yörel idaresini yenilemiştir.

    Galler Ülkesi (Wales) idaresi için en üst katta Cardiff'de bulunan, bir seçimle meydana gelen, sınırlı yasal ve idari güçler ve yetkiler verilmiş Galler Meclisi (National Assembly of Wales), bir hükümet ve ülke idaresi bulunmaktadır. Ancak bu idare için yasal ve uygulayıcı güçler çok kısıntılıdır. Galler Ülkesi yerel yönetimi 22 tane tek-seviyeli yerel idareye bölünmüştür. Bunlardan 9'una kontluk (county), 10'una kontluk beldesi (county borough) ve 3'üne şehir adı verilmektedir.

    İskoçya idaresi için en üst katta seçimle meydana gelen yasal güç olarak İskoçya Parlamentosu (Scottish Parliament) ve idari güç olarak İskoçya Hükümeti (Scottish Executive) bulunmaktadır. Bunlar Edinburgh'da bulunmakta ve İskoçya krallık sarayı olan "Holyroyd Sarayı"'na atıfla, kısa olarak Holyroyd olarak da anılmaktadır. Yerel yönetim İskoçya'da 9 alt-yerel-bölgesi (Council areas) ve üç adalar bölgesinden (Outer Islands, Orkney ve Shetland) oluşur.

    Kuzey İrlanda için zaman zaman güçleri geri alınan ve Stormont adı verilen, seçimle gelen, yasal gücü olan bir Meclis ve Kuzey İrlanda hükümeti bulunmaktadır. Yerel yönetim olarak 26 komüniteye (community) ayrılmıştır.

    Para


    Para birimi: İngiliz Sterlini (GBP). Bir sterlin 100 peniden oluşur (İng: tekil penny, çoğul pence). Para biriminde onluk sistem 1971'de uygulamaya konulmuştur. Bu tarihten önce bir sterlin 20 şilinden, bir şilin ise 12 peniden oluşuyordu, yani, bir sterlin 240 peniden oluşuyordu.

    Birleşik Krallık Avrupa Birliği'nin üyesi olsa da, kendi para birimini korumaktadır. İşçi Partisi'nden olan mevcut başbakan Gordon Brown, Avro'nun kendi ülkesinde de para birimi olarak kabul edilmesine destek vermektedir.
  2. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    İngiltere ikliminin İngiliz kültürüne etkisi

    Birleşik Krallık; Atlas Okyanusu Manş Denizi İrlanda Denizi ve Kuzey Denizi ile çevrili bir ada ülkesi olmasının sonucunda ülkenin en iç kısımlarına kadar giren deniz etkisi iklimi belirleyen en önemli faktör olmuştur. İngiltere'de ılıman ve nemli okyanus iklimi hakimdir. Her mevsim yağış görülür. Ülkenin batı kesimi doğu kesimine göre daha fazla yağış almaktadır. Ayrıca yüksek kesimler de alçak kesimlere göre daha fazla yağış almaktadır. Yıllık ortalama yağış 1000 mm'dir. Bu rakam kuzey ve batı kesiminde 1600 mm doğu ve güney kesiminde ise 800 mm'dir. Yağışın en fazla olduğu aylar Eylül Ekim KasımAralıkOcaktır. İlkbahar yılın en güzel zamanıdır. Ancak İskoçya'da ilkbahar bile yağışlıdır.



    Kış ayları kuzeyde İskoçya ve batıda Galler'de ülkenin güney ve doğu kesimlerine göre son derece soğuk ve sert geçmektedir. Sık sık kar yağışı görülmektedir. Aralık ve Şubat en şiddetli soğukların ve yağışların görüldüğü aylardır. Kar yağdığı zaman aynı Türkiye'de olduğu gibi ülkede bir kaos yaşanmaktadır. Ulaşım güçleşmekte hatta bazen imkansızlaşmaktadır. Böyle durumlarda halk tedbir almadığı için devleti suçlamaktadır. Hava sıcaklıkları kış gecelerinde 0'ın altına düşerken gündüz dondurucu soğuklar görülmemektedir. Kış aylarında ortalama sıcaklık 4oC'dir.



    Kış mevsiminin en sevimsiz yanlarından bir tanesi de kara sis bulutları ve buzlu yollardır. Bu iki faktör de araba kullanmayı işkence haline getirmektedir. Ancak eskiye nazaran bu sis bulutlarında biraz azalma olmuştur. Bu da İngiltere'de hava kirliliğinin azalmasının sonucudur. Yazın en sıcak olan bölgeler güney kesimleri ve iç kesimlerdir. (sıcaklıkları 26o C ile 30o C arasında değişmektedir). Ortalama sıcaklıklar da 15oC ile 180C arasında değişmektedir. Sonbaharda sabahın erken saatlerinde başlayan sis öğle saatlerine kadar etkisini korumaktadır. Sonbaharın ilk zamanları özellikle İskoçya'da son derece ılıktır. Ülkede ortalama hava sıcaklıkları kışın 40C ilkbaharda 90C yazın 160C ve sonbaharda 100C'dir.


    İngiltere'de iklimin en kötü yanı her mevsim görülen yağışlar ve gökyüzünün sürekli gri rengidir. İngilizler bu iklime alışmışlardır. Sonuçta tüm yaşamları bu ülkede geçmiştir. Fakat İngiltere'ye giden Türklerin bu iklime alışması biraz zaman alacaktır. Akdeniz ikliminden sonra kuzeyin sisli havası Türklerin oldukça içini karartacaktır. İngiltere'de kış mevsimi SAD yani mevsim hastalığı denilen bir hastalığa yol açmaktadır. Karanlık ve kasvetli hava insanlarda stres depresyon halsizlik bitkinlik olarak kendini göstermektedir. Ancak geçmiş yıllara göre İngiltere'de iklim her sene biraz daha yumuşamakta ve ılımanlaşmaktadır. Bu da ilerki yıllarda kasvetli kışların son bulacağına dair bir gösterge olabilir mi? Bunu da zaman gösterecektir.
    Yukarıda da bahsedildiği gibi 1659 yılından beri İngiliz iklimi giderek yumuşamaktadır. Örneğin son yıllarda tüm zamanların en kuru yazları yaşanmıştır. Şimdi biraz da İngiltere'nin yağmurlarından bahsedelim. Yağmurlar ve İngiltere ayrılmaz bir ikilidir. Son on yılda İngiltere'de pek çok fırtına ve sel yaşanmıştır. Bunların en büyükleri 1987 ve 1990 yıllarında meydana gelmiş ve büyük kayıplara sebep olmuşlardır. İngiltere'de nadıren kasırgalar görülür. İngiltere'de iklimin giderek yumuşaması ve ılımanlaşması ile ilgili bilim adamları bunun buzulların erimesi veya sadece geçici bir değişme olduğu fikirlerini yürütüyorlar. Çünkü dünyanın pek çok yerinde bu tür durumlar söz konusu. Eğer bu durum devam ederse önümüzdeki yıllarda hava sıcaklıklarının oldukça yükseleceği tahmin ediliyor.


    İngilizlerin en çok dalga geçtiği konulardan bir tanesi de genelde insanlara kaçamak bilgiler veren hava durumu tahminleridir. Bazen bir bölge için hem güneşli olacak hem de yağış olacak dendiği bile olmaktadır.
  3. jeriko

    jeriko Özel Üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.317
    Beğenileri:
    26
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)

    İngilizlerin niye somurtkan ve soğuk oldukları belli.
  4. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    İngiltere Gelenek ve Görenekleri

    Her ülkenin farklı gelenek ve görenekleri vardır. İngiltere'de buna dahildir. İngiltere'de her konuda olduğu gibi Gelenekler ve davranışlar sosyal sınıflara göre farklılık göstermektedir. Ancak çok fazla aristokrat bir ortamda değilseniz bu konuda endişelenmenize gerek yok. İngiltere'de en çok önem verilen davranış biçimleri ; nezaket iyi hal ve tavırlar başkalarını da düşünmektir. İngilizler genelde sosyal ilişkilerde fazla resmi değildirler. Bu yüzden de kendinizi çok fazla kasmanıza gerek yok. Çok cüretkar davranışlarda bulunmadıkça insanları şaşırtmayacaksınız. Ancak bazı ortamlarda tam tersine cüretkar insanlar daha fazla ilgi çeker. Ve hatta cüretkarlığınız sizin daha popüler bir kimse olmanıza bile yol açabilir. Ancak bunun için bulunduğunuz ortamı unutmamanız gerekiyor. Komşu evdeki teyzeye çay saatine gittiğinizde partideymiş gibi davranırsanız insanlar sizden pek hoşlanmayacaklardır. İşte aşağıda bir kaç İngiliz geleneği örneği vermeye çalıştık.

    . İngiltere'de alışveriş yaptığınızda kasaya veya birine para öderken mutlaka parayı kasiyerin eline verin. Türkiye'deki gibi parayı tezgaha bırakmak çok büyük saygısızlık olarak görülür.

    . İngiltere'de birisiyle tanıştırılırken tanıştıran kişinin sözü bitmeden asla söze karışmayın.

    . İş dünyasında ise bir kişiye sadece ön adı ile seslenmek oldukça kötü bir davranıştır. Doğru olan soyadlarının başına Bay Bayan Doktor Profesör gibi unvanlarının eklenmesi ve bu şekilde hitap edilmeleridir. Bir Şövalye ile tanıştırıldığınızda kendisi size ünvanı adı ve soyadı şeklinde takdim edilir; Sir John Ferguson gibi. Kendisine yazı veya konuşma yolu ile hitap ederken ise Sir Ferguson olarak hitap etmeniz gerekir Sir John demek yanlıştır ve bunu kullanmayın. Eğer eşi ile tanıştırıldıysanız burada da bayanın adını hiç bir zaman kullanmayın her zaman Lady Ferguson olarak hitap etmeniz gerekir.

    . Tokalaşma İngiltere'nin her yerinde standart bir selamlaşma aracıdır. Bir bayan ile tokalaşacağınız zaman ise her zaman önce

    . İş dünyasında hediye değişimi pek görülen bir olay değildir çok özel olaylar karşısında yapılır ve İngilizler'in bu yönde beklentileri olmadığı gibi günlük hayatlarındada böyle bir alışkanlıkları yoktur. Eğer hediye vermek sizin için bir onurlandırma yöntemi ise hediyeyi zevkli ve mütevazi bir fiyattan seçin ki bu herhangi bir şeklide rüşvet olarak algılanmasın. Hediye yerine arkadaşlarınızı yemeğe veya tiyatroya davet etmeniz daha kabul gören bir davranıştır. İngilizler genel olarak resmi ve muhafazakar insanlardır. Duygusal veya abartı tarzdaki fiziksel hareketlerden hoşlanmazlar ; bunun yerine sakin ve kontrollü duygulardan ve hareketlerden hoşlanırlar.

    . Resmi davetlerde erkeklerden bayanların elini öpmeleri beklenir. Ancak resmi olmayan davetlerde sıcak tokalaşmalar daha uygun olacaktır. Arkadaşlar arasında kadınlarla erkekler yanaktan öpüşebilir. Ancak iki yanağı da öpmelisiniz. Genelde erkekler hemcinsleriyle yanak yanağa öpüşmezler. İngiltere'de bu gay'lik (eşcinsellik) olarak algılanır.

    . İngiltere'de yemeğe davetliyseniz eliniz boş gitmeniz doğru olmaz. Küçük bir hediye ***ürmelisiniz. Çiçek olabilir çikolata olabilir yada bir şişe şarap olabilir. Çiçek seçimi konusunda biraz tereddüde düşebilirsiniz. Ne de olsa karanfillerin kötü şans getirdiğine inanılır. Krizantemler cenazeler içindir. Güller ise sevgiliye ***ürülür. Belki yapma çiçek buketlerini tercih etmelisiniz. Ya da küçük sevimli bir aranjman ***ürebilirsiniz. Şarap da problem olabilir eğer İngiltere'de nerede iyi şarap satıldığını bilmiyorsanız veya şarap markaları konusunda bir fikriniz yoksa berbat bir şarap satın alıp ev sahibine rezil olabilirsiniz. Eğer ucuz bir İtalyan şarabı alırsanız sizin cimri olduğunuzu düşüneceklerdir. Her ne kadar misafirlerin getirdiği her şey açılıp ikram edilse de ev sahibi muhtemelen ucuz İtalyan şarabını servis yapmayacaktır. Eğer bir kaç günlüğüne bir İngiliz'in evinde kalıyorsanız ayrılırken sizin için yaptıklarına teşekkür etmek amacıyla ona küçük bir hediye verebilirsiniz.

    . Eğer evinizde parti veriyorsanız komşularınızı da davet etmek son derece nezaketli bir davranış olacaktır. Ancak elbette ki sizin yaş grubunuzdalarsa.

    . Eğer resmi bir davete katılacaksanız giyim konusuna dikkat etmelisiniz. Genelde resmi davetlerde davetiye de kıyafet belirtilmektedir Örneğin tuvalet mi giyilmesi gerektiği veya erkekler için smokin mi giyilmesi gerektiği. Eğer bir düğüne davetliyseniz düğünün yapılacağı yere göre giyinin ki orada sırıtmayın. Basit sade bir düğüne Hollywood yıldızları gibi giderseniz alay konusu olabilirsiniz. Cenazelerde ise koyu renk giyinmeniz uygun olacaktır.

    . İngiltere'de bir diğer özen gösterilmesi gereken konu da dakikliktir. Özellikle de davetlere geç katılmanız özellikle de yemek davetlerine affedilmez bir davranış olacaktır. Aynı şekilde düğünlere de geç katılmak hoş bir davranış değildir. Akşam yemeği davetleri genelde 20:00 ile 20:30 arasında gidilmelidir. Bu da demek oluyor ki 20.00 de orda olunur. Aperitif bir içki alınır. 20:30'da ise yemeğe başlanır. Yemek davetine geç katılan bir kişi ölümlerden ölüm beğensin diyoruz başka bir şey demiyoruz. Böyle bir nezaketsizlikte bulunabilmek için gerçekten de çok geçerli bir mazeretiniz olması gerekir. Örneğin evinizde yangın filan çıkmış olması gerekir. Yemek esnasında çatal bıçakları karıştırırsanız paniğe kapılmayın sadece karşınızdaki hangilerini kullanıyorsa sizde onları kullanın. Eğer o da yanlış çatal bıçağı kullanıyorsa şansınıza küsün deriz. İkinizi de ayıplayacaklardır. Aslında çatal bıçak kullanmak neden hep bu kadar büyütülür ki? Dıştan içe doğru gitmeniz yeterlidir. Çatal bıçak kursu almış olmanız gerekmez.

    . Evinizde çalışan işçilere servis yapmak gibi bir zorunluluğumuz yoktur. Genelde biz Türkler bitmez tükenmez misafirperverliğimizle badana boya yapanlara evde tadilat yapanlara gün boyu çay börek tepsilerini taşır dururuz. İngiltere'de bu kadar çırpınmanıza gerek yoktur. Ancak çok yoruldukları zamanlarda bir fincan çay ve bisküvi yeterlidir.

    . Eğer son derece resmi bir yere davetliyseniz örneğin bir devlet daveti olabilir kraliyet ailesinin daveti olabilir. Böyle bir durum söz konusu olursa İngiliz görgü kuraların harfi harfine öğrenmenizi tavsiye ederiz. Debrett'in Etiquette and Modern Manners" ( Görgü Kuralları ve Modern Davranışlar) isimli kitabını veya "Correct Form" ( Doğru biçimler) u okumanızı öneririz. Correct form konuşma dili ve yazı dilinde geçerli olan tüm kuralları ayrıntılı bir biçimde anlatmaktadır. Kraliçe Elizabeth'e Liz dememeniz veya başpiskoposa mektup yazarken nasıl hitap etmeniz gerektiği gibi pek çok konuya değinilmiştir.

    BAHŞİŞ

    İngiltere'de bahşiş bırakıp bırakmamak sizin kişisel tercihinize kalmıştır. Eğer size iyi bir şekilde hizmet verildiğini düşünüyorsanız elbette ki bahşiş bırakabilirsiniz. İngiltere'de restoranlarda garsonlara bahşiş bırakmak bir gelenektir. Tabi servis ücreti hesaba dahil edilmişse o zaman bırakmanız gerekmez.

    Restoranlarda hesabının %10-15'i kadar bahşiş bırakmak uygundur. İngiltere'de otel görevlilerine bahşiş bırakmanız gerekmez. Ancak siz bırakmak isterseniz bavullarınızı taşıyan kişiye 1 sterlin bırakmanız yeterli olacaktır. Otelde bahşiş bırakıp bırakmamak biraz da kaldığınız otele göre değişebilir. Yıldızlı bir otelde kalıyorsanız elbette ki görevliler sizden bahşiş bekleyeceklerdir. Ancak şehrin arka sokaklarında bir otelde genelde bahşiş bırakanlar görülmez. Ayrıca kuaförlerde umumi tuvaletlerde ve otoparklarda da bahşiş bırakabilirsiniz.

    İngilizler genelde bahşiş bırakmayı sevmeyen bir millettir. Bahşiş yerine faturalarda servis ücreti kısmını görmeyi tercih ederler. Pek çok restoran sahibi de garsonlara kazanacakları bahşişleri de hesaba katarak düşük maaşlar vermektedirler. Bir garsona bahşiş bırakmazsanız elbette ki açlıktan ölmez. Ancak düşük maaşıyla geçimini sağlamak zorunda kalacaktır. Pek çok faturada "Servis dahil değildir" yazabilir. Bu garsonlarımıza bahşiş bırakın demenin kibar bir yoludur. Servis ücreti dahildir yazdığında da zannetmeyin ki bu ücretin tamamı gerçekten garsonların cebine gidiyor. Bu restoran sahiplerinin fiyatları biraz daha şişirebilmek için uyguladıkları en klasik yöntemdir.
    Eğer fatura da servis ücreti dahildir veya dahil değildir diye belirtilmemişse sormakta tereddüt etmeyin. Barmenlere bahşiş verilmesi yaygın değildir. Ancak ona bir içki ısmarlayabilirsiniz. Ancak eğer içecekler barda değil de masada servis ediliyorsa bahşiş bırakmanız doğru bir davranış olacaktır.
  5. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.446
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye

    1500'lü yıllarda İngiltere
    1500'lü yıllarda İngiltere'de hayatın nasıl olduğunu biliyor musunuz? Bu yazıyı okuduğunuzda, o yıllarda İngiltere'de yaşananlar sizleri şaşkına çevirecek.

    Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün, 1500'lerde İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:


    İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu. Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı.

    Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.

    Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti.

    Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak da bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki 'banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın' (Don't throw the baby out with the bathwater) deyimi buradan gelmektedir.

    Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu.

    Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu.

    Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce'deki 'kedi-köpek yağıyor' (It's raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.

    Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu.

    Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.

    Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini, topraktan başka bir şeyden yapılmıştı. "Toprak kadar fakir" (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır.

    Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı.

    Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı 'thresh hold' (saman tutan; Türkçesi "eşik") idi.

    Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu.

    Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu.

    Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu.

    'Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük' (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur.

    Bazen domuz eti buluyorlar, o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı.

    Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna 'yağ çiğnemek' (chew the fat) adı veriliyordu.

    Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu.

    Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bunda sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.

    Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu.

    Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu.

    Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor, aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna 'uyanma' nöbeti deniyordu.

    İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir 'kemik evi'ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti (graveyard shift) denirdi.
    Bazıları zil sayesinde kurtulur (saved by the bell) bazıları da 'ölü zilci' (dead ringer) olurdu.

    İlginç bir kaç bilgi daha:
    Ortaçağ'da Avrupa'daki rahibelerin yüz ve ellerinden başka yerlerini yıkamaları kesin olarak yasaklanmıştı. Kastilya Kraliçesi İsabella bile 50 yıldan fazla süren hayatı boyunca iki kez banyo yapmıştı.

Sayfayı Paylaş

Konu Etiketleri...

  1. ingiltereyi simgeleyen harfler