Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

Biraz Daha Nostaljiye Dalış Yapalım Ne Dersiniz?

Konusu 'Nostalji' forumundadır ve SizinSesiniz tarafından 15 Aralık 2012 başlatılmıştır.

  1. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    [​IMG]
    eski sakızların tadı nerede? eskiden sakız çiğneme dişlerin çürür derlerdi. şimdi de yararlı... ama eski tadı kalmadı sakızların. eskiden rengarenk bir dünyası vardı sakızların. şimdiyse metal kutuda satılıyor... ilk gözağrılarındandı turbo. ne severdik içinden çıkan araba resimlerini.
    [​IMG]
    [​IMG]

    tipitip belkide herkesin sevgilisiydi. ne güzeldi eski sakızlar.

    [​IMG]
    Click here to view the original image of 614x812px.
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    eskiden toplardık bayrak resimli sakızları.

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    içinden harika yazılar çıkan aşk sakızı... yukarı da doğru tespitlerden birisi yer alıyor.


     
  2. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    Bunlardan Bazılarını bilmiyorum ama bilenleriniz vardır.

    Yoğurtcu
    [​IMG]

    Zerzevatcı

    [​IMG]

    Esanscı

    [​IMG]

    Macuncu

    [​IMG]

    El süpürgecisi

    [​IMG]

    Fırıldak satıcısı

    [​IMG]

    Arzulalci

    [​IMG]

    1950'li yıllardan: Ayı oynatıcısı

    [​IMG]


     
  3. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    Manuela

    TRT-3 ün 1991 yıllarında yayınladığı "Manuela" dizisini eskiler hatırlayacaktır. Dizi yayınlandığı sıralarda ben 3. sınıfa gidiyordum sanırım.Ama dizinin birkaç bölümünü çok iyi hatırlıyorum.Aklımda ne çok kalan ise, İsabe - Manuelanın Sarı ve uzun saçları ile şirin yüzü.Dizi de Manuelayı canlandıran Grecia Colmenares şu anda 48 yaşında ama yaşı ilerlemesi rağmen hala bakımlı, tabiiki yüz hatları gençliğindeki gibi değil ama saçları ve şirinliği aynı.


    Bu arada Manuela dizisinin eski bölümlerini aradım ama sadece latince videoları bulabildim.Bir tv kanalı eski pembe dizileri yayına koysa şimdikilerden daha çok izlenir gibime geliyor.




    [​IMG]


    Altın Kızlar

    Yönetmenliğini Terry Hughes'in yaptığı 1985 yılı televizyon dizisinde, emekliliği gelen ve sonrasında Miami'ye yerleşerek aynı evi paylaşan 4 kadının hikayesi anlatılıyor.


    [​IMG]


    Perihan Abla

    Türkiye'de dizi kültürünü başlatan 1988 yapımlı ve tüm seri boyunca TRT'de yayınlanmış Türk Tv tarihindeki öncü dizilerden birisidr. İki kardeşine bakmak zorunda olan Perihan Abla, onu deliler gibi Şakir ve onlarla aynı mahallede yaşayan farklı insanları anlatmaktadır. Dizi gösterildiği dönemde büyük ilgi görmüş ve Türk televizyon tarihindeki yerini almıştır.


    [​IMG]


    Susam Sokağı

    Bir mahalle ortamında geçen program, gerçek ve kukla karakterlerden oluşuyordu. Eğitici, öğretici ve eğlendirici öğeleriyle okul öncesi ve erken dönem okul çocukları için sevilen ve takip edilen bir program olmakla birlikte, o yıllarda bir kültür olmuş, aynı zamanda TRT klasikleri arasına girmiştir.


    [​IMG]


    Heidi

    İsviçre'li yazar Johanna Spyri'nin Heidi kitabının tamamının Heidi adı altında uyarlandığı çocuk çizgi filmi. Çizgi filmin Türkçe uyarlaması Türkiye'de ilk kez TRT'de yayınlandı. Çizgi filmde annesi ölen Heidi'yi teyzesi Alplerde yaşayan dedesinin yanına götürür. Küçük kız burada birçok serüven yaşar.


    [​IMG]


    Dallas

    1978-1991 yılları arasında yayımlanan haftalık pembe dizi tarihinin uzun soluklu dizilerinden birisi. Ayrıca dünyanın en çok izlenen televizyon programı olarak Guiness Rekorlar kitabına da geçmiştir.


    [​IMG]


    Yakari

    1983 yılında çizgi romandan çizgi filme uyarlanan Yakari'de, Kızılderili bir çocuğun maceraları anlatılıyordu. Hayvanlarla konuşabilen Yakari'nin en iyi dostu kabilesindeki Rainbow adlı kızdır. Rainbow dışındaki dostları ise atı Little Thunder (Şimşek) ve gerektiğinde ona akıl verip yol gösteren kartalı Great Eagle'dır.


    [​IMG]


    He-Man

    1983 ile 1985 yılları arasında çekilen çizgi filmde He-Man ve arkadaşları, Eternia'yı ve Şato'sunun sırlarını İskeletor'un kötü emellerinden korumaya çalışır.


    [​IMG]


    Mavi Ay

    Eski model Maddie Hayes ile esprili dedektif David Addison'un maceralarını anlatan dizi ABC televizyonundan sonra Türkiye'de TRT1'de yayınlanmaya başladı.



    [​IMG]


    Muhteşem İkili

    İşte bu diziden sonra kuzenler birbirine isimleriyle değil "kuzen" diye seslenmeye başlamıştı! Bu dizide Yunanistan'dan kalkarak Şikago'da yaşayan kuzeni Larry'nin yanına taşınan Balki'nin maceraları anlatılırdı.



    [​IMG]


    Cosby Ailesi

    Amerikalı komedyen Bill Cosby'nin başrolünde oynadığı ve Doktor Cliff Huxtable ile ailesinin maceralarını anlatan dizi.


    [​IMG]


    Kara Şimşek

    Türkiye dahil dünyanın birçok ülkesinde de yayınlanarak popüler olmuş dizide kendi kendine hareket edebilebilen ve konuşabilen akıllı otomobil KITT ile sahibi Michael Knight'ın başından geçen olaylar işleniyor.


    [​IMG]


    Alf

    Tipik bir aile babası olan Willie Tanner'ın huzur dolu yaşamı, Melmac gezegeninden gelen uzaylı bir yaratığın, garajının çatısına düşmesiyle altüst olur. Evin çocuklarının ALF (Alien Life Form) adını verdiği bu yaratık, Tanner ailesiyle birlikte yaşamaya başlar.


    [​IMG]


    Köle İsaura

    Brezilya dizilerinin patlama yapmasına neden olan Köle İsaura'da; 1835 yılında Brezilya, Rio de Janerio'daki bir çiftlikte Kumandan Almedia'nın ve çiftlik yöneticisi Miguel'in kölesi olarak dünyaya gelen bir kölenin acı dolu hayatını anlatıyordu.


    [​IMG]


    A Takımı

    1983-1987 yılları arasında televizyonda gösterilen TV dizisidir. Dönemin en çok izlenen aksiyon dizilerinden biri olmuştur.


    [​IMG]


    Charles İş Başında

    80'li yılların en iyi gençlik dizilerinden biri "Charles İş Başında", üç çocuğa dadılık yapan 19 yaşındaki kolej öğrencisi Charles'ın serüvenlerine odaklanıyor.


    [​IMG]


    Bizim Ev

    Amerikan aile sitkomu tarzındaki dizi, San Fransisco'da üç kızıyla yaşayan dul Bob Saget ile karısının kardeşi John Stamos ile arkadaşı Dave Coulier'in aynı evde geçirdikleri yaşamı anlatmaktadır.


    [​IMG]


    Yalan Rüzgârı

    İzleyicileri ekrana kitleyen bir pembe dizi daha... Zengin Amerikalı ailelerin aşk, entrika ve hırs dolu hayatları etrafında gelişen sürükleyici olayları anlatıyordu.


    [​IMG]


    Hayalet Avcıları

    Dört çılgın bilim adamının maceralarını konu alan dizide tehlikeli hayaletler elektrik süpürgesi gibi bir cihazla hapsedilirdi.


    [​IMG]


    Kalimero

    "Ama haksızlık bu öyle değil mi?" sözüyle hatırladığımız minik civciv Kalimero, kafasında yarım yumurta kabuğuyla dolaşırdı.


    [​IMG]


    Şirinler

    Şirinler, Şirin Köyü'nde yaşayan bir grup mavi yaratığın aralarındaki ilişkiyi ve peşlerindeki kötülük simsarı hain Gargamel'in elinden kurtulmaya çalışırken yaşadıklarını anlatıyordu.


    [​IMG]


    Varyemez Amca

    Varyemez Amca, Donald Duck'ın Ördekkent'te yaşayan zengin ve cimri amcasıydı. Çizgi filmdeki mucit, Varyemez Amca'nın "uğur parası"nı korumak için türlü aletler icat ederdi. Filmin kötü adamı işte bu uğur parasının peşindeydi.


    [​IMG]


    Ayı Yogi

    Bir grup arkadaşını yanına alıp garip bir gemi ile dolaşan, maceradan maceraya koşan şaşkın ayı "Ayı Yogi", başına bin türlü iş açar, panik içinde sağa sola koşuştururdu.



    [​IMG]


    Şeker Kız Candy

    Bebekken yetimhaneye bırakılan Candy çok zengin bir aile tarafından evlatlık alınır. Candy'nin tek hayali aşık olduğu "tepedeki prens"i tekrar görebilmektir.


    [​IMG]


    inja Kaplumbağalar

    Japon Sensei Splinter, dört kaplumbağası ile yeraltında saklanırken Shredder'ın mutasyon ışınlarına maruz kalınca kendisi fareye kaplumbağalar da birer savaşçıya dönüşüyorlardı. Rönesans sanatçılarının isimlerini taşıyan kaplumbağalar her bölümde Shredder'la savaşıyorlardı.



    [​IMG]


    Miki Fare

    Dünyanın en meşhur faresi Miki Fare, Pluto isminde bir köpekle birlikte yaşardı. Sevgilisi ise kafasında kocaman kurdelesi olan Mini idi. Donald ve Gufi en iyi arkadaşlarıydı, beraber maceradan maceraya koşar, bin türlü kılığa girerlerdi.


    [​IMG]


    Tazmanya Canavarı

    Gerçek bir canavardı. Ne var ne yok yer, ortalığı silip süpürürdü.



    [​IMG]


    Uzay Yolu

    İnsanların galakside diğer bilinçli canlılarla birleşerek Birleşik Gezegenler Federasyonu'nu kurdukları, hayali bir 3. Dünya Savaşı sonrası bir geleceği tasvir ediyordu. Dizide Kaptan Kirk'ün kumandasındaki Atılgan Yıldız Gemisi'nin mürettabatı ve onların "daha önce hiç kimsenin gitmediği yerlere cesurca gitmek" olan 5 yıllık görevinin hikâyeleri anlatılıyordu.


    [​IMG]


    Kaynanalar

    Anadolu'dan İstanbul'a göç eden Nuri Kantar ve ailesinin büyükşehrin kurallarına ayak uydururken kendi geleneklerinden uzak kalmama çabasını anlatan bu efsane dizi, 30 yıl boyunca televizyon ekranlarında gösterilmişti.


    [​IMG]


    Mork ve Mindy

    Dizinin başkahramanı Mork, mizah anlayışı yüzünden gezegenine uyum sağlayamayan ve Ork gezegeninden Dünya'ya gönderilen bir uzaylıydı. Görevi ise dünyalıları inceleyip telepatik olarak lideri Orson'a rapor vermekti. Mork'un evinde kaldığı Mindy ise ona Dünya'nın adetlerine alışması konusunda yardımcı olur.


    [​IMG]


    Tatlı Cadı

    Genç ve güzel cadı Samantha, evlenince cadılığı bırakacağına dair ölümlü kocası Darrin'a söz verir. Ancak tatlı cadımız, ailesinin yüzleştiği problemleri de sihirle çözmekten kendini alamaz. Samantha'nın evliliğini onaylamayan annesi Endora ise sürekli bu mutlu çifti ayırmanın peşindedir. Meraklı komşuları Stephens ailesinin evindeki sihirli olaylara yakından tanık oluyor ancak gördüklerini bir türlü ıspatlıyamıyordu.


    [​IMG]


    Aşk Gemisi

    Aşk Gemisi, misafirlerini tropik denizlerde rüya gibi seyahatlere çıkartan sosyetik bir gezi gemisiydi. Beyazlar içindeki kaptan Stubing, süper doktor ve tüm ekip çok canayakındı, yolcuların her derdine deva olmaya çalışırlardı. Her bölümde yolcuların başına birşey gelir, bir polisiye olay, yarım kalmış aşk macerası, küskünlük vb problemler ortaya çıkar ve seyahat süresi içinde ekibimiz olayı çözerdi.


     
  4. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    Murat 124'ün İlk Çıktıgı Zamanlar

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]

    [​IMG]


     
  5. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    Süper Mario
    [​IMG]

    Süper Baba
    [​IMG]

    Tek Kanallı Dönem
    [​IMG]




    Atom Karınca
    [​IMG]

    Casio Saat
    [​IMG]

    Taso
    [​IMG]

    Vhs Kaset
    [​IMG]

    Misket
    [​IMG]

    Siyah Önlük
    [​IMG]

    Walkman
    [​IMG]


     
  6. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
  7. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    [​IMG]
    Gramofon vardı


    Gramofon (eski Yunanca fone, "ses" ve grammein, "yazmak") veya fonograf kelimelerinden kaynaklanıyor. Bu makine ile ses ve müzik kayıtı veya dinleme olanakları bulunmaktadır. Ilk patenti , 29 Eylül 1887 Alman bilim adamı Emil Berliner tarafından alındı.

    Gramofon bir yuvarlak ince taş plak ile, fonograf ise bir silindir ile çalışır. Fonografı ilk tasarlayanlardan biri ünlü Thomas Alva Edison dir. İlk müzik çalar kutusu. Günümüzde hala dinlenmektedir.

    Plaklar üzerine tespit edilmiş olan esasları tekrarlamaya yarayan alet. Gramafon iki bölümden ibarettir: Plâk ve makine.

    Plâk, gomalaka ve mumlu maddelerle (son yıllarda plâstik maddelerle) yapılan bir disktir.İki yüzünde helezon şeklinde oyuklar vardır. Bu oyuklar, girintili çıkıntılıdır, özel olarak yapılmış olan gramafon iğnesi, bu oyuklar arasında dolaşırken, meydana gelen titreşimler, plâğa alınan sesin tekrar duyulmasını sağlar.

    Makine, plâğın devamlı olarak ve aynı hızda dönmesini sağlayan bir motor ile, sesi yansıtan bir bölümden ibarettir. Motor, zemberek ya da elektrikle çalıştırılabilir. Her iki şekilde de dakikada ortalama olarak 78 devir yapılır. Elektrikle çalışan gramafonlara pikap adı verilir.

    İğne, plâk üzerinde dolandıkça, oyukların girinti ve çıkıntısına göre meydana gelen titreşimler, iğnenin bağlı bulunduğu diyagrama yansır, ses titreşimleri, diyagram ve ses kutusu yardımı ile büyütülerek aksettirilmiş olur.

    Gramafon 1877 yılında Edison tarafından icat edilmiş olan fonografın geliştirilmiş şeklidir.

    Plâk nasıl doldurulur?

    Balmumundan yapılmış düz ve daire biçimli kalıplar, gramafona benzeyen bir makineye konur. Bu makine, balmumundan kalıbı, belli bir hızla döndürür. Kalıbın üzerine bir iğne konmuştur. Bu iğ ne bir diyaframa bağlıdır.

    Makinenin karşısında yapılan bir konuşma ya da söylenen bir şarkı, havayı titreştirir, hava da diyagramda titreşimler meydana getirir. Bunun sonucu olarak, diyagrama bağlı olan iğnede de titreşmeler olur. iğne, titreşerek, dönmekte olan balmumu kalıbı üzerinde, titreşme durumuma göre inişli çıkışlı çizgiler çizer. Böylece, bir kalıp elde edilmiş olunur. Bu kalıptan nikel kalıplar çıkarılır. Sonra da bu nikel kalıptan, bildiğimiz gramafon plâkları çoğaltılır.

    İlk müzik çalar kutusu. Günümüzde hala dinlenmektedir.


    [​IMG]
    Gramofon Fabrikası



    [​IMG]


    [​IMG]

     
  8. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    3 Hürel


    Bir efsanenin öyküsü

    Yaratıcılığın gücüne inanmış üç kardeş... Onur, Haldun, Feridun Hürel... Kısaca 3 Hürel...

    Henüz ilk gençlik yıllarında içlerine, yüreklerinin gizli kalmış kuytularına, bir kor gibi düşen sanat ateşinin dürtüsüyle inanılmaz serüvenlerle dolu bir yolculuğa çıktılar.

    Sanat, onların yaşam nedeni, yaşama bakış açılarıydı. Duygularını, ancak sanat yoluyla en iyi biçimde iletebilir, paylaşabilirlerdi... Bir başka söze gerek yoktu.

    Müzik dünyasının, onları bir mıknatıs gibi çeken labirentlerinde engellerle, yokluklarla, çaresizliklerle boğuştular.

    Serüvenlerinde yalnızdılar... Piyasanın aşina jargonundan soyutlanmış tavırlarıyla, sadece kendi duygularının pusulasında müzik ürettiler. Hiç kimseyi, hiçbir şeyi taklit etmediler. İlkelerinden asla ödün vermediler.

    Farklı sanat dallarında eğitim görerek, sadece müzikte değil, sanatın diğer ifade biçimlerinde de uğraş verdiler. Beceri ve matematiksel boyutundan çok, sanatın yaratıcılığı ve felsefesi üzerinde yoğunlaştılar.

    "Durduk yerde icat çıkarma", "Eski köye yeni adet getirme" sözleriyle büyütülmüş kuşaklara inat, hep icatçı oldular... Yepyeni ve kendilerine özgü bir "ses" yarattılar. Anadolu'nun eşsiz zenginlikteki kaynaklarından beslendiler. Araştırmalar, denemeler, sentezler yaptılar.

    Yeni enstrümanlar icat ettiler.

    Türkiye'de, gerçek anlamda ilk grup müziğinin yaratıcısı oldular...

    Türkiye'nin ilk altın LP ödülü dahil, birçok ödül kazandılar. Çeşitli kuruluşlar tarafından üst üste, en iyi grup seçildiler.

    Kalıcı, ölümsüz melodilere imza attılar.

    Yaşama gri, biraz da karamsar bir pencereden bakan şarkılarıyla; hüznü vazgeçilmez bir ifade biçimi sayan, biraz üzgün, biraz buruk, biraz kırgın, biraz da kızgın ama ille de kulaklarında, delikleri çok küçük bir süzgeç bulunduran gerçek müzik sever kitlelerin ruhlarında asılı kaldılar...

    Her taşın altından çıkmadılar. Olur olmaz yerlerde boy göstermediler. günün deyişiyle "medyatik" olmadılar. İsimlerini, imajlarını hep korudular. 40 yıldır süregelen sanat yaşamlarında biraz gizli, özel yaşamlarında hep gizemli kaldılar...

    Bir efsane oldular...

    Kardeş sevgisini, bağlılığını yansıttılar. Kültüre ve eğitime bir numaralı önceliği verdiler. Eğitimcilikleriyle ve yazdıkları kitaplarla genç kuşaklara yol gösterdiler. Onlara örnek oldular. Kaybolan değerleri hatırlattılar. Kaybolmaya yüztutmuş olanlara sahip çıkmanın önemini öğrettiler.



    [​IMG]


    [​IMG]


    [​IMG]


    Click here to view the original image of 620x876px.
    [​IMG]



    [​IMG]
    [​IMG]


     
  9. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    [​IMG]



    Erkin Koray





    Erkin Koray,(24 Haziran 1941,Beykoz, İstanbul) Türk müzisyen.Anadolu Rock türünün kurucu üyelerinden ve elektro bağlamanın mucidi.
    Arabesk'den hard rock'a kadar geniş bir yelpazede özgün eserler vermiş olmakla birlikte rock müzisyeni kimliği daha belirgindir.
    Özgün çalışmaları, doğu ve batı müziklerinin nasıl sentezlenebileceği konusunda birçok müzisyene yol göstermiştir. Cemalim, Köprüden Geçti Gelin gibi çalışmaları ile Türk halk müziği, Nihansın Dideden, Kıskanırım gibi parçalar ile Türk sanat müziği eserlerini yorumlayarak Türk Rock müzik tarzının en önemli öncülerinden biri olmuştur.
    Şaşkın (Ala Ain Moulayiteen) (Dabke), Estarabim, Çöpçüler, Fesuphanallah gibi geniş kitlelerin beğenisini kazanan Arabesk-rock parçaların yanında, Mesafeler, Yağmur gibi psychedelic rock'a uzanan ve Krallar gibi metal müzik olarak nitelendirilebilen birçok önemli çalışmaya imza atmıştır. 1960´larin sonuna dogru, bağlamanın sesini müzik yapilan mekânlarda daha çok duyurmak ve rock müziğinde de kullanabilmek için elektro bağlamayı icat etti.




    [​IMG]




    [​IMG]




    [​IMG]






    [​IMG]Erkin Koray Şarkıları - Erkin Koray Albümler


    Erkin Koray :: [ Akrebin Gözleri ] :
    Erkin Koray :: [ Anlamadım ] :
    Erkin Koray :: [ Arapsaçı ] :
    Erkin Koray :: [ Aşk Oyunu ] :
    Erkin Koray :: [ Aşka İnanmıyorum ] :
    Erkin Koray :: [ Aşkımız Bitecek ] :
    Erkin Koray :: [ Bir Gün Geçti ] :
    Erkin Koray :: [ Çöpçüler ] :
    Erkin Koray :: [ Deli Kadın ] :
    Erkin Koray :: [ Estarabim ] :
    Erkin Koray :: [ Fesupanallah ] :
    Erkin Koray :: [ Gönül Salıncağı ] :
    Erkin Koray :: [ Güldür Beni ] :
    Erkin Koray :: [ Gün Ola Harman Ola ] :
    Erkin Koray :: [ Hayat Bir Teselli ] :
    Erkin Koray :: [ İnan Ki ] :
    Erkin Koray :: [ Karlı Dağlar ] :
    Erkin Koray :: [ Kızları Da Alın Askere ] :
    Erkin Koray :: [ Şaşkın ] :
    Erkin Koray :: [ Senden Ayrı ] :
    Erkin Koray :: [ Seni Her Gördüğümde ]

    Erkin Koray :: [ Silinmeyen Hatıralar ] :
    Erkin Koray :: [ Tamam Artık ] :
    Erkin Koray :: [ Tek Başına ] :
    Erkin Koray :: [ Tımbıllı ] :
    Erkin Koray :: [ Uzat Serçe Parmağını ] :
    Erkin Koray :: [ Yalnızlar Rıhtımı ] ::


     
  10. SizinSesiniz

    SizinSesiniz ~~ Son Kez ~~ Özel üye

    Katılım:
    16 Kasım 2012
    Mesajlar:
    1.634
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    1.230
    Meslek:
    Yazar - Gazeteci
    Yer:
    Hayaller Kentinden
    [​IMG]

    Bir zamanlar MOGOLLAR vardı...


    ( çok şükür hala varlar)



    1967'de 5 genç müzisyen çalıştıkları gruplarda yaptıkları müziğin kendi yapmak istedikleri müzik olmadığını düşünmektedirler beraber bir grup oluşturmaya karar verirler. Moğollar ismi ile çalışmaya başlarlar.



    İlk 45'likleri "Eastern Love/Artık çok geç" , Şubat 68'de çıkar. Bu plağın hemen ardından"Mektup/Lazy John"u yapan grup, Haziranda Altın Mikrofon yarışmasına katılır ve "Ilgaz" ile üçüncü olur. Bu başarı ve ardından çıkan 45'lik Moğollar adının daha çok insan tarafından duyulmasını sağlar. Konserler verirler. İlginç konserlerdir bunlar; örneğin, Diskotek dergisi tarafından 3 Nisan 1968'de İstanbul Fitaş sineması'nda düzenlenen, Haramiler ve Kaygısızların da katıldığı konsere "silindir şapkaları, uzun siyah frakları ile üç keman bir viyolonsel ve bir trompet eşliğinde" çıkar Moğollar elemanları.



    İlk solo konserlerini ise 19 Ekim 1968'de İstanbul Fitaş Sineması'nda verirler. Yabancı şarkıların yanı sıra kendi bestelerini de seslendiren Moğollar, konserlerinde büyük ilgi görür. Ünleri İstanbul dışına çıkar, Anadolu'ya ulaşır. Aynı tarihlerde dördüncü plaklarını çıkaran Moğollar 1968'i tanınmış bir grup olarak kapatır. Moğollar , 1969 yılını, neredeyse tüm Türkiye yi kapsayan büyük bir turneyle geçirir. Bu turne sırasında yaşadıkları onların müziğinde önemli bir değişime neden olur. Turne öncesinde İstanbul'da verdikleri konserlerde kimi türkü düzenlemeleri ve halk müziği sazlarını kullanmaları ilgi görür, fakat bu turne Moğollar ' ın Anadoluyu yakından tanımalarını sağlar, bu da onların tarzlarının daha belirginleşmesini gerçekleştirir. Ve Moğollar bu tarza bir isim verirler : Anadolu Pop. Bu adı ilk telaffuz eden Taner Öngür'dür 1970'de Hey dergisine bu adı seçmelerinin nedenini ve amaçlarını açıklayacaktır:"...ispatlamak istediğimiz, halk müziğimizin çok sesli bir ruha sahip olması. Ayrıca folklorumuzdaki dinamizm'in pop müziğin dinamiğine yakın olması...Geri kalmış popüler müziğimizin ileri teknik ve zengin folklorumuzla birleşmesiyle bir kişilik kazanması...." Moğollar, bu açıklamayı yaptıkları tarihlerde, Anadolu Pop'un yalnızca düzenlemelerden ibaret olmadığını ve bu tarzda beste de yapılabileceğini kanıtlamak için bir 45'lik çıkarırlar "Dağ ve çocuk/İmece" her iki parça da yerli melodi ve ritimlerden yola çıkılarak yapılmış bestelerdir, büyük ilgi görür. Böylece Moğollar , Anadolu Pop'un yaratıcıları, "Dağ ve çocuk" ta bestelenmiş ilk Anadolu Pop hit'i olarak tarihteki yerini alır.
    Temmuz 1970'te bir eleman değişikliği daha yaşanır, Aziz Azmet gruptan ayrılıp solo çalışmaya başlar ve o sıralarda yeni isim yapmaya başlayan Üç Hürel ile bir süre çalışır.




    1970 ağustos sonunda, Moğollar Paris'e gider. Paris'te Moğollar , CBS firması ile üç yıllık bir anlaşma imzalar ve bir 45'lik "Behind the dark/Hitchin" yaparlar, ayrıca "Guild international du disque"isimli bir plak şirketine bir albüm yaparlar. Bu albüm "Danses et Rythmes de la Turquie-d'Hier d'Aujourd'hui"1971 yılında "Academie Charles Cros" büyük plak ödülünü alır. Bu arada Moğollar Paris'te o tarihlerde Belçikada yaşamakta olan Barış Manço ile karşılaşırlar ve onunla çalışmaya başlarlar. Kurdukları birlikteliğe "Manchomongol"adını verirler. Barış Manço, bu konuda Hey dergisine şunları söyler o tarihlerde : "Artık biz bir bütünüz. Ne ben Moğollar 'ın şarkıcısıyım, ne de onlar benim grubum.Yepyeni bir grup olduk. Adımız MançoMongol. Kafaca anlaşan, aynı fikir seviyesine gelmiş olan bizler, yaptıklarımızın daha iyi olması için, sesimizi bütün dünyaya kuvvetlice duyurabilmek için, başbaşa vermenin zamanı geldiğini anladık. Ancak bu böyle olmaz. Birlikte Türkiyeye dönen Barış Manço ve Moğollar , dört ay değişik yörelerde konserler verdikten sonra ayrılır. Geriye beraber yaptıkları iki 45'lik plak kalır. Bu arada Moğollar 'ın Paris'te doldurdukları albüm Mart 1971'de Academie Charles Cross ödülünü alır. Türkiyede büyük yankısı olur bu ödülün. Örneğin Hürriyet gazetesi tam sayfa olarak duyurur bu haberi " Moğollar 'ın davul ve zurna ile doldurduğu plak Akademi armağanı aldı." Aynı tarihlerde, yine Paris'te CBS firmasından çıkan 45'lik "Behind the dark/Hitchin" şöyle sunulur dinleyiciye : "Pikabınızın kolunu plağın üstüne koyup dinlemeye başladığınız anda Doğu'dan gelen bir grubun varlığını anlayacaksınız. Moğollar , bir çeşit 'sitar' olan bağlama'yı pop müziğine iyi uygulamaları ile dikkati çekiyor. Öğütleyebileceğimiz tek şey, yalnızca Türklerin bildiği bu ritmin akışına, sihirine kendinizi bırakmanız." Barış Manço'dan ayrıldıktan sonra tekrar Paris'e dönen Moğollar, bu kez Engin Yörükoğlu'nu orada bırakarak Türkiye'ye döner.Yörükoğlu ani bir kararla, 31 Temmuz 1971'de Dominique Meraud ile evlenerek Paris'e yerleşir. Bu beklenmedik ayrılık Mavi Işıklar'ın davulcusu Ayzer Danga ile telafi edilmeye çalışılır, bir sene bu format'ta gider."Alageyik destanı/Moğol halayı" 45'liği bu dönemde yapılır. Bu arada Selda ile bir 45'lik yapar Moğollar. Eylül 1972'de ilginç bir olay yaşanır : Cem Karaca ile çalışan Kardaşlar, Ersen ile çalışan Moğollar solistlerini değişirler. Cem Karaca ve Moğollar güçlü bir birliktelik oluşturmuş ve uzun sürecek bir dostluğun temeli atılmış olur.


    Bir süre sonra Cahit Berkay Fransa'ya gider orada Engin Yörükoğlu ile buluşur, yanlarına katılan çeşitli müzisyenlerle Moğollar adı altında iki albüm ve bir 45'lik yaparlar. 1974 sonu ile 1976 yılları arasında Cahit Berkay ve Engin Yörükoğlunun sürdürdüğü Moğollar 1976'da çalışmalarına son verir, bu dönemden kalan en önemli albüm, Fransa'da RCA firmasından çıkan "Hitit Sun" Türkiyede "Düm - Tek" tir bu albümde Cahit Berkay'ın enstrümental besteleri Anadolu Pop'tan jazz rock'a doğru yönelmeyi işaretlemektedir. 1976'dan sonra yalnızca bireysel çalışmalarını sürdürür 'çekirdek' Moğollar elemanları. Cahit Berkay, filim müzikleri yapar aradaki yıllarda.'90'larda, Cem Karaca ve Uğur Dikmen'le Rock kumpanyası adlı grubu kurar, birlikte iki albüm yaparlar. Engin Yörükoğlu, Fransada çeşitli jazz grupları kurar, sonraları İstanbul'da Jazz Stop isimli bir kulüp açarak orada çalmaya başlar. Taner Öngür ise Dostlar ve Cem Karaca Dervişhan'da çalışır bir süre. Daha sonra Almanya'ya yerleşir. 1992'de Türkiye'ye döner, "Alarm" isimli ilk ve tek solo albümünü çıkartır. 1992'de bir televizyon programında dinlediği Moğollar 'dan etkilenen Leman dergisi çizerlerinden Kaan Ertem, " Moğollar tekrar bir araya gelsin" çağrısıyla bir imza kampanyası açar .4000'den fazla imza toplanır bu kampanya dahilinde.Cahit Berkay, Taner Öngür ve Engin Yörükoğlu arada bir bir araya gelip bu konuyu görüşürler, yeniden Moğollar’ı kurmak konusunda tereddütleri vardır, ancak kampanya'ya gelen mektuplar onlara cesaret verir.Yanlarına genç bir müzisyen Serhat Ersöz'ü alarak, 31 Mayıs 1993'te İstanbul Cemal Reşit Rey konser salonunda verdikleri muhteşem bir konserle geri dönerler. 1994'te "Moğollar94" , 1996'da "Dört Renk" , 1998'de "30.yıl" 2000'de " 1968 -2000" 2004’de “Yürüdü Durmadan “albümlerini çıkarırlar.


    Ve yıl 2008 Moğolların 40. yılı Gruba Emrah Karaca' yı dahil ederek 40 yıllık müzik serüvenlerine devam etmekteler …





    [​IMG]

    [​IMG]

    Cahit Berkay


    [​IMG]


     

Sayfayı Paylaş