Renk Seçimi
+ + + + + + + + + + + + + + X

61 - Trabzon

Konusu 'İl İl Türkiye' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 8 Ocak 2007 başlatılmıştır.

        
  1. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    21.668
    Beğenileri:
    2.594
    Ödül Puanları:
    9.580
    Cinsiyet:
    Bay
    [​IMG]
    [​IMG]
    [​IMG]


    Yüzölçümü : 4.685 km²
    Nüfus : 795.849 (1990)
    İl Trafik No : 61
    [​IMG]

    Trabzon, Karadeniz Bölgesi'nin Doğu Karadeniz bölümünde yer alan Trabzon ilinin merkezi olan bir şehirdir.Karadeniz sahili ile Zigana dağları arasında yer almakta olup yüzüölçümü açısından az bir alan kaplamasına karşın nüfus ve ekonomi açısından Samsun'dan sonra Karadenizin en büyük 2. ilidir. Batısında Giresun'a bağlı Eynesil ilçesi, güneyinde Gümüşhane'ye bağlı Torul ilçesi, doğusunda da Rize'ye bağlı İkizdere ve Kalkandere ilçeleri, kuzeyi Karadeniz ile çevrili antik çağ'dan beri varlığı bilinen il ve il merkezinin adıdır.

    Trabzon gezilecek yerler, Trabzon turizm


    Roma İmparatorluğu ve Osmanlı döneminde eyalet merkezi olmuş, Ortaçağ'da bir Rum imparatorluğuna başkentlik yapmış kent doğal güzelliklerinin yanısıra pek çok tarihi yapıyı barındırmaktadır. Bunların en önemlileri:

    Manastırlar: Sümela Manastırı, Ayasofya müzesi,Kaymaklı Manastırı(Amenapırgiç Ermeni Kilisesi), Kızlar (Panagia Theoskepastos) Manastırı, Gregorios Peristera (Hızır İlyas)Manastırı, Kızlar (Panagia Kerameste) Manastırı, Vazelon Manastırı,Kustul, Hagaios Savas (Maşatlık) Kaya Kiliseleri


    Kiliseler ve Camiler: Hagia Anna (Küçük Ayvasil), Sotha (St. John)K, Hagios Theodoros, Hagios Konstantinos, Hagios Khristophoras, Hagios Kiryaki, Santa Maria, Hagios Mikhail, Panagia Tzita, Fatih (Panagia Khrysokephalos), Yeni Cuma (Hagios Eugenios), Nakip (Hagios Andreas Kilisesi), Hüsnü Köktuğ (Hagios Eleutherios), İskender Paşa Camii, Semerciler, Çarşı Camii, Gülbahar Hatun Camii


    Konaklar: Trabzon Müzesi, Atatürk Köşkü,Memiş Ağa Konağı (Sürmene), Çakıroğlu İsmail Ağa Konağı (Of), Çakıroğlu Hasan Ağa Konağı, Sarımollaoğlu Topal Mustafa Evi (Araklı)




    Trabzon Toplum ve kültür

    Trabzon Halkı: Rum ya da Osmanlı/Türk olsun, yaylacılık teknikleri, yaşam tarzı, köy mimarisi ve folklorik açıdan Anadolu köylüsünden net çizgilerle ayrılmakta ve Kafkasya halklarıyla Laz, Lezgi, Megrel, Mağharul-Dağıstan Avarlar'ı, Oset, Gürcü, Abhaz vs.) benzerlik göstermektedir. Şalpazarı, Ağasar vadisinde yaşayan Çepni türkmenleri bölgeye 13-14. yüzyıllar arasında yerleşmiş olup Dede Korkut masallarında bahsi geçen folklorik birikime ve Trabzon'un diğer yörelerinden kolayca ayrılabilen Türkmen dialektine sahiptirler. Bölgede Ermeni varlığı eskiye dayanmakla birlikte önemsenecek miktarda değildir. Gökbilgin'in Trabzon Tahrir Defterleri üzerine çalışmasında görüleceği gibi 1515 yılında kent merkezinde 774 Rum ve 179 Müslüman evine karşın sadece 15 Ermeni evi olduğu kayıtlıdır.

    Giyim Kuşam: Osmanlı döneminde Samsun ile Batum arasında geleneksel giyim (Laz kıyafeti olarak da bilinir) şöyledir
    * Erkek: Başta iki ucu üzerinden sarık gibi dolanarak uzun kulaklı bir düğümle bağlanan ve kukula adı verilen siyah başlık. Üstte beyaz mintan ve üzerine siyah aba yelek. Altta bacak arası körüklü bacak kısmı dar zipka adı verilen siyah şalvar.
    * Kadın (köylü): İçte kamis adı verilen yakasız Trabzon bezinden gömlek, başta keşan peştemal, alltta etek veya üçetek elbise (zibun)bele bağlanan ve rengi yöreden yöreye değişen peştemal (fota. Üstte fermene veya kadife adı verilen yelek.
    * Kadın (şehirli, kasabalı): Başta tepelik, Tapla, Koursi, hotoz adı verilen gümüş ya da altın sırmalı yuvarlak tepelik. İçte kamis, üzerine zibun (üçetek) belde peştemal, lahor veya trablus.
    Kültürel Yaşam
    Trabzon ilinde tiyatro etkinlikleri Trabzon Belediye Tiyatrosu ve Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından yürütülmektedir.Halk eğitim merkezlerinde amatörce tiyatro, müzik ve halk oyunları çalışmaları yapılmaktadır. Müzik alanında çalışmalar yapan Devlet Klasik Türk Müziği Topluluğu'nun yanısıra karikatür ve resim çalışmaları Belediye Sergi Salonu'nda sergilenmektedir.Trabzon sinema yönünden de oldukça zengindir.Şehirde Royal, Lara, Cinemini ve AFM sinemaları bulunmaktadır.

    Mutfak: Samsun Batum arasında yeralan bölge mutfağının ayırıcı temel besinleri karalahana, mısır ve hamsi olup, bu üçlünün çorbasından ekmeğine dek sayısız kombinasyonu bulunmaktadır.
    [​IMG]
    Trabzon Ulaşım bilgileri ve Haritaları
    Antik Çağdan itibaren Trabzon kenti, özellikle Roma İmparatoru Hadrianus'un yaptırdığı limandan sonra denizcilik açısından önemli bir merkez olmuş, cumhuriyet döneminde de yakın zamana dek denizyolları ulaşım ve ticarette önemini korumuştur. Karadeniz sahil yolu ve yapımı tamamlanmak üzere olan otoban yolunun hizmete açılması ile Samsun ile Sarp sınır kapısı arasında yolculuğun kalitesi artarak ağırlık karayollarına geçmiştir. Trabzon il merkezinden başlayarak, Zigana geçidi üzerinden Gümüşhane'ye oradan Kop geçidini aşarak Erzurum'a bağlanan yol ise eski önemini kaybetmiştir.
    Trabzon'dan Rize-Artvin-Gümüşhane-Erzurum ve Giresun-Ordu-Samsun istikameti olmak üzere üç karayolu ağı vardır. Kent merkezine uzaklığı 1.5 km. olan otobüs terminaline ulaşım taksi dolmuşlarla yapılmaktadıTrabzon Havaalanı bölgenin en yoğun havaalanıdır. Şehir Merkezine Uzaklığı 2 km. dir. Kent merkezinden Havaalanına Taksi veya dolmuşlarla ulaşım sağlanabilir.
     
  2. YoRuMSuZ

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    21.668
    Beğenileri:
    2.594
    Ödül Puanları:
    9.580
    Cinsiyet:
    Bay
    [​IMG]
    Trabzon ilinin ilçeleri; Akçaabat, Araklı, Arsin, Beşikdözü, Çarşıbaşı, Çaykara, Dernekpazarı, Düzköy, Hayrat, Köprübaşı, Maçka, Of, Sürmene, Şalpazarı, Tonya, Vakfıkebir ve Yomra'dır.

    Akçaabat : Trabzon'un 13 km batısında ve deniz kenarında kurulmuş bir ilçedir. Tabii plajları ile ilin önemli kıyı ilçelerinden birisidir. Mersin Köyü ve Akçakale kamping alanlarının yanı sıra Sera Gölü önemli turistik yerlerden biridir.

    Çaykara : Trabzon'un güney doğusunda ve 76 km mesafede bulunan ilçe Uzungöl Turizm Merkezi ile ünlüdür.

    Maçka : Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde Trabzon'a 30 km uzaklıkta doğal güzellikleri yanı sıra Altındere Milli Parkı'nın ve Sumela Manastırı'nın bulunduğu turistik bir ilçedir.

    Düzköy : Trabzon'a 40 km mesafede bulunan ilçe Çalköy Mağarasıyla turistik bir ilçe konumundadır.

    Araklı

    Arsin

    Beşikdözü

    Çarşıbaşı

    Dernekpazarı

    Hayrat

    Köprübaşı

    Of

    Sürmene

    Şalpazarı

    Tonya

    Vakfıkebir

    Yomra
     
  3. kelebek

    kelebek -ütopik- Vip Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.841
    Beğenileri:
    52
    Ödül Puanları:
    4.480
    [​IMG] [​IMG] [​IMG]





    [​IMG]

    Trabzon Ayasofya Müzesi

    Trabzon'un Yenimahalle semtinde bulunan tarihi müzedir.
    İstanbul'un Latinler tarafından işgal edilmesinden sonra kaçan ve Trabzon'da 1204 yılında yeni bir devlet kuran Komnenos ailesinden Kral I.Manuel (1238-1263) tarafından 1250-1260 yılları arasında yaptırılan ve bir manastır kilisesi olan Ayasofya adı "Kutsal Bilgelik" anlamına gelir.
    Geç Bizans Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan yapı kare-haç planlı olup yüksek bir kubbeye sahiptir. Kuzey batı ve güneyinde revaklı üç kirişi bulunmaktadır. Yapı ana kubbenin üzerine değişik tonozlarla örtülmüş ve çatıya farklı yükseltiler verilerek kiremitle örtülmüştür.
    Üstün bir işçiliğin görüldüğü taş plastiklerde Hristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslamSelçuklu sanatının da etkileri görülmektedir. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler taş işlemelerindeki özellikleri taşımaktadır.


    Binanın en görkemli cephesi güneyidir. Burada Adem'le Havva'nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmıştır.


    Güney cephesindeki kemerin kilittaşı üzerinde Trabzon'da 257 yıl hüküm süren Komnenosların sembolü olan tekbaşlı kartal motifi bulunmaktadır.
    Kubbede ana tasvir İsa'nın tanrısal yönünü aksettiren pantacrator İsa'dır. Bunun altında bir kitabe kuşağı daha altta ise melekler frizi bulunur. Pencere aralarında oniki havari tasvir edilmiştir. Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yer almaktadır. İsa'nın doğumu vaftizi çarmıha gerilişi kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiştir.
    Fatih Sultan Mehmed'in 1461 yılında Trabzon'u fethiyle camiye çevrilmiş ve vakıf eser olmuştur. 1868 yılında Bursa'lı Rıza Efendi'nin teşvikleriyle yeni baştan onarılmıştır.


    I. Dünya Savaşı yıllarında Ruslar tarafından işgal edilen Ayasofya askeri karargah hastane depo ve savaştan sonra yine cami olarak kullanılmıştır. 1958-1962 yılları arasında Edinburgh Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliği ile restore edilerek 1964 yılında müzeye çevrilmiştir.
     
  4. kelebek

    kelebek -ütopik- Vip Üye

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.841
    Beğenileri:
    52
    Ödül Puanları:
    4.480
    ÇAYELİ RAŞOT KÖYÜ MAHALLİ KELİMELER
    Derleyen: İslam Bilgin


    A
    Abril : Nisan
    Abula : Abla
    Aclanmak : Acıkmak
    Açanki : Ne zamanki
    Ahpon : Hayvan gübresi
    Afalamak : Kazmak
    Afkurmak: Havlamak
    Ağanus etmek: Inlemek
    Alaf : Yeşil bitkilerden oluşan hayvan yemi
    Alay : Düğün günü, gelini damadın evine getiren grup
    Anceli-Kunceli : Tahta revalli
    Ander : Fena, kötü
    Ander kalmak: Koturum olmak
    Anderpali : Çukur açmak için kullanılan kazık
    Anteri : Entari
    Ağğ: kapıları kilitlemek için kullanılan demir parçası
    Aşamol: Bir Tur Ot
    Apandi : Bir tür lokum
    Apos : Ağzı bozulmuş aletlerin düzeltilmesi
    Aposkal : Yapılması gereken iş payı
    Apsimati : Cansız, beyaz kıvılcım.
    Ara kesmek : Söz kesmek
    Aşhana : Hol
    Aşude : Bir türlü sütlü yemek
    Ateşluk : Geleneksel evlerde ateş yakılan kısım
    Atiçi : Henüz çiçek açan salatalık
    Atkı : Yaşlı kadınların kullandığı büyük başörtü
    Aykırılamak : Yan tarafa doğru gitmek
    Atiça : Ateş böceği
    Avli : Avlu
    Azina : Irmak kenarlarında bulunan ekilebilir arazi
    Açal: Öküzün Küçüğü
    Afkur:Köpeğin Havlaması
    Agiş:-Maşa


    B - 20

    Bağlamak : Güveyi büyüleme, iktidarsız bırakma
    Ballı lobya : Soya fasulyesi
    Başini bağlamak: Evlendirmek
    Başluk : Başlık
    Başukari : Yukarıya doğru
    Bayyışağa : Aşağıya doğru
    Becit: Acele, ivedi
    Belkim : Belki
    Bet : Çirkin
    Beyinmek : Büyümek
    Bebuk:-Bebeklerin Ağlama Hazırlığı
    Binam : Yavrum
    Bive : Dul
    Boğalmak : Bunalmak
    Bohça çıkmak:Gelinin, damat tarafına bohça hediyesi
    Boğanmak : Susamak
    Bozger : Ağaçlık
    Buldur : Geçen sene
    Bukma muncurlarını : Mızmızlanma
    Bulme : Oda
    Buzakluk : İnek rahmi
    Boğun: bügün

    C

    Cağ : Örgü şişi
    Cağle / Çağlı : Bit
    Cavramak : Gayret etmek
    Caris Olmak : Rahatsız olmak
    Cazı : Kocakarı kılığında, çocuk düşmanı yaratık.
    Çapona---------- menteşe
    Çaydağ --------- Kabak Vb Şeylere Yapılan Sergi
    Celep : Kavurma yapmak için satın alınan inek
    Ciniviz : Zeki, hareketli çocuk
    Circiri : Toprakta yaşayan bir tür ceviz ezmesi
    Cizlavet lastigi: Eskiden giyilen bir tür lastik ayakkabi
    Coco : Kumda oynanan çocuk oyunu
    Cug--------------- Bir tür Küçük Kazan
    Çafi---------------Çay


    Ç

    Çafladi : İnce odun parçası
    Çafılamak : Tırnakla kazımak, bahane aramak
    Çafi : Çatallı
    Cafili kürek: Gubre atmaya yarayan catalli kurek.
    Çağana : Yengeç
    Çağan : Mısır ayıklamak
    Çağra: Bicak bilemeye yarar kolla cevrilen düzenek
    Çağra cevirmek: Hileli işler yapmak.
    Çağraya sarilmak: Başı belada olmak
    Çağumi : Salkım
    Çakal yağmuru : Güneşli havlarda aniden yağmaya başlayan kısa süreli yağmur
    Çakçaka : Modyeliden dökülen mıısır tanelerini deremen taşına ileten ahşap oluk
    Çakuma: Örümcek ağı
    Çali : Odun dalları
    Çambi : Mısır rokopi ve şokalilerinden örülen, genellikle iskemlelerde kullanılan hasır türü örgü
    Çamçaka: Geveze
    Çamı : Saç örgüsü
    Çatara : Uygunsuz, yaramaz kişi
    Çatmak : Görmek, rastlamak
    Çapari : Oltaya çok kanca takılarak yapılan bir tür balık avlama aracı
    Çapika : Ağzı geniş, minci ve yağ gibi malzemelerin konulduğu kıl desti (Rumca)
    Çapli : Dizi
    Çapula : Kullanılmış ayakkabı
    Çarapali:: At kuyruğu telinden yapilan ozellikle kışın kullanilan küçük bir tür kuş kapanı
    Çaravoş: Cekirge, balik yemi
    Çarık : Hasılsız deriden yapılan bir tür ayakkabı
    Çaşutluk Etmek : Fesatlık etmek (Uygurca)
    Çeğel : Çakıllı yer
    Çelefudi:Yarılmış odundan elle ayrılabilen küçük parça, kıymık
    Çeli : Kurumuş mısır sapları
    Çepli : Kıymık, küçük ağaç veya taş parçası
    Çerik : Çam kalas

    Çeşan : Başa bağlanan geniş ve çubuk desenli bir tür peştamal
    Çaşot : Elçi, aracı kadın
    Çıkma : Kız ve erkek tarafının gönderdikleri hediye
    Çıpa : Arı iğnesi. Çocuk göbeği
    Çırpıntı : Çalı ve odunun küçük parçaları
    Çirmulis etmek : Kıvranmak
    Çıtarı : Horoz ibiği
    Çiçi : Yaranın sulanması
    Çiçili : Solucan. Zayıf ince kız.
    Çikli: Oyun oynamak için demir çember
    Çilbur : Ana malzemesi süt olan bir tür yemek
    Çile : Bezi enine göre ayarlayan bir ölçü
    Çilimbura : Ateşböceği
    Çiliğani : Kavurma
    Çili pumburi : Ateş böceği
    Çimidi : Beyin, beynin dağılmış şekli
    Çina : İbik
    Çırapi: Kötü, hain, belalı (kadın)
    Çirata : Çırahta
    Çirozlamak: buruşmak, ozelligini kaybetmek.
    Çisenti : İnce yağmur
    Çişon : Sarmaşık
    Çiten : Yaprak taşınan delikli sepet
    Çiya: Ates kivilcimi
    Çori Kesmek: Derenin suyunu baska bir yere akitarak, balik avlamak.
    Çuban : Çıban
    Çufan: Filiz, surgun
    Çufan vermek: Surgun, filiz vermek
    Çuğni kokmak: Yanik kokmak, (ozellikle bez esya yanmasi)
    Çuk: (Çocuk dilinde) pipi
    Çulek : Tahta yoğurt ve pekmez kabı
    Çume : Fındıkla yapılan bir tür tatlı yiyecek
    Çumur : Mısır unu, yağ ve çökelekle yapılan yemek
    Çunçuri : Bir tür sinek
    Çupi : Çubuk
    Çupyas : İnceden ağırma, sızı.
    Çuruk ayi: Temmuz
    Çuyis etmek: Agirmak, sizlamak,


    D

    Da : Anlamı güçlendirmek için kullanılan ek.
    Dandaniça : Sözünde durmayan, dönek, daldan dala atlayan bir kuş
    Dardar etmek dır dır etmek
    Darlanmak : Sıkılmak
    Darnı : Çatıkat
    Davli : Odun parçası
    Deremen : Değirmen
    Devren : Köprü
    Deyine : Diye
    Didali : zayif, celimsiz, bakimsiz bebek
    Donevira: büyük kazan türü şeyleri ateşin üstüne götüren o su veya içinde ne varsa ağır olduğundan tekrar donevira denilen ağaçtan yapma vinçle kazan ateşten geri alınır
    Dimari : Ham meyve
    Dizluk : Uzun erkek donu
    Doğdi : Kalın odun parçası
    Dolama: Irin
    Dolaylık : Belden aşağıya sarılan peştamal
    Dondarci : Düğünlerde yemeği yöneten kişi
    Duğunçi : Düğüncü
    Duvrani : Yağ ve ayran yapmak için kulklanılan tekerlekli küp yayık
    Düzenci : Gelini hazırlayan bayan
    Dereni: ahşap evlerin kiremitle oturma odalarının arasındaki ot kurutma veya depolama yeri
    Do --------------Erkek


    E
    Ebi : Öbür
    Ebirini: Otekini
    Ecinli : Cinli, perili
    Eğratluk : İmece
    Elcan : Yabancı
    Elçi : Evlenmede aracılık eden kişi
    Elişmek : Sataşmak
    Encami : Acemi
    Entari : Fistan
    Enuk : Domuz yavrusu
    Eserli : Perili, cinli
    Eskemi : İskemle
    Eşadi : İnsan süretinde yapılan korkuluk
    Eşkin : Filiz, sürgün
    Etekluk : Etek
    Evlek : Ark
    Eyicene : İyicene, dikkatlice
    Edikum --------- Hayvanların Üzerine Yatması İçin Toplanan Yaprakların Depolandığı Yer
    Ereti --------------Bir Tur Bitki

    F

    Falamidi: Sandık çekmecesi
    Fanila : Kollu atlet
    Farfatara (fafatura) : Kelebek
    Farfaratis : Çırpınma, çarpıntı
    Feli : Kabak dilimi
    Feretiko : Rize bezi
    Fitne: Yavru Balık
    Fitra: Mısır fidesi
    Fitruka : İyi giyimli kız, yerden biten kestane filiz
    Felombur --------Bir Tur Ağaç
    Flanbur : Ihlamur
    Foli : Ufak toprak çukur
    Frahti : Kalın kestane tahtası
    Fufudi : Sivilce
    Furnesi : Kavrulmuş mısırdan yapılan un
    Furtuna : Fırtına
    Fuska (Likapa) : Böğürtlen
    Fuşki : Taze gübre
    Fuzuli: Boşu boşuna
    Ferahti----------- Çit

    G

    Gada / Gadanı Almak : Çare olmak, avutmak
    Gaganis Etmek : Tavuğun gıgıklaması
    Geceluk : Gecelik
    Gerdel : İneğe verilen yemin konulduğu tahta kap
    Geyme : Kılıf, özellikle yastık kılıfı
    Ganguli Guçça : Tahta revalli
    Gogona: Kagittan bir tür küçuk uçurtma
    Gatneri-----------Büyük Kazan
    Gegma--------- Büyük Gügüm
    Gelembur-------Kazan,Gugum Vb Şeylerin Ateşte Isıtılmak İçin Asılan Zincir
    Gerdel-----------İneklere Su Ve Yiyecek Verilen Kap
    Geroç----------- Dal Çekmeye Yarayan Kanca
    Getoğ----------- Bir Tur Kazan
    Golf pantul : Paçası dize kadar dar, üstü bol pantalon
    Gömüğü sevilmek : İçi güzel olmak
    Gömük: Kemik
    Göreslenmek : Göresi gelmek
    Gözun harhalisi : Goz yuvarlagi
    Gugum : Güğüm
    Güçükayı : Şubat
    Gic -------------Arının İğnesi
    Goc------------- Tahtadan Yapılan İskemle
    Gotol -------------Lahana`nın Gövdesi
    Gudal ------------Yemekleri Karıştırmaya Yarayan Odun
    Gugum----------- Su Isıtmak İçin Kullanılan

    Ğ

    Ğanca : Kene
    Ğarğaris etmek : Bağırıp çağırmak
    Ğaros olmak : İşe yaramaz hale gelmek
    Ğaviçi: Iyice, yamuk yumuk olmuş metal eşya
    Ğavroz : Bebek lazımlığı
    Ğezep : Bela
    Ğiçi/Ğiti:(Cocuk dilinde, kotu, fena, pis şey)
    Ğoncoğot---------- Yanan Odunun Kor Olması
    Ğülag-------------- Biçilen Otları Kuruması İçin Dizilen Ağaç
    Ğincik: Damak
    Ğinzili : Damak
    Ğizar: Bicki makinesi, buyuk testere
    Ğorğorina : Bir tür kuş
    Ğovroş : Kaya balığı
    Ğoy : Üvey, ğoyana
    Ğumeti : Bir tür sebze
    Ğarçi--------------Fasulyelerin Çıkması İçin Dikile Sırık
    Ğerğiz ------------- kavurmanın küçücük parçaları
    Ğerik---------------Büyük Kazma
    Ğoğol--------------- otlardan oluşan tozlar


    H
    Haböyle : Böyle
    Habu : Bu
    Habura : Burası
    Haçan (haçanki) : Mademki (Uygurca)
    Halaçı : Dolu
    Haloti : Balgam
    Hamlahus : Mısır
    Hane : Neredesin?
    Hapsi : Hamsi
    Hapsikoli : Bir tür hamsi yemeği
    Hamdospara : Böğürtlen
    Hapalamak : Karıştırmak
    Harçı : Sırık
    Harhali etmek : Kabuğundan ayırmak
    Hark : Ark
    Haşindi : Şimdi
    Haşlak : Olumsuz, aptal adam
    Haşli : Çok sıcak
    Haşuli : Ana malzemesi mısır unu olan bir türlü yemek
    Hatyaluk : Çöplük
    Havli : Havlu
    Havu : Şu
    Hayat : Giriş, hol
    Hayın : Çok şiddetli, iyi
    Hedik : Dallardan yapılan kar ayakkabısı
    Heleke: Ruhsal hastaliklarin iyilesmesi icin hocaya okutmaya gidilen bir yer
    Helepi : Kabak çekirdeği
    Hemayil: Üçgen yada dörtgen biçimli gümüş zincir kap
    Hemence : Bir çeşit bez çanta
    Hep : Hap
    Horkur--------------Halanın Kocası
    Hepli : Siyah üzümün kabuğu
    Hepten gitmek : Hasta olmak
    Herik : İnce ve uzun kazma
    Herişte : Ana melzemesi süt olan bir tür yemek
    Hesa Yesa Helesa : Bir ağırlığı veya kayığı çekerken birlik ve beraberliği sağlamak için söylenir
    Heseğten : Sahiden
    Hılça : Taneli taze mısır
    Hızan : Cimri
    Hirli : İyi değil.
    Hişir olmak : Değerini yitirecek kadar bollaşmak
    Hobur : Hortlak
    Hohol : Çöp, toz
    Hoholis (Hohol) : Karma karışık
    Hohori : Baykuş
    Hohovis etmek : Çömelerek oturma
    Hokelenmek : Öfkelenmek
    Hopeçi : Kurutulmuş suı kabağı
    Hopi : Tanesiz, olgunlaşmamış mısır koçanı
    Hosti : Kor
    Hoşeti : Kuru mısır yaprağı
    Hova(ya) gelmek: Hemen, acele gelmek.
    Hovini almak : Hevesini almak
    Hozan : Ot olmayan yer
    Hukelenmek : Çok kızmak
    Humra : Kan çıbanı, şiş
    Hutupis : Yolmak, Koparma
    Hutuli : Yavrum, evladım
    Hutumi : Gırtlak, boğaz
    Hüsyana : Aralık
    Horkurar------------Halanın Kocası

    I -İ
    İkamak : Yıkamak
    Ikılmak : Yıkılmak
    İlamur : Ihlamur
    İlan : Yılan
    İpranmak : Eskimek, yırtılmak
    İpratmak : Yırtmak, eskitmek
    Keregin--------------- Dayı Karısı

    İrize : Osmanlı Dönemi'nde Rize'nin adı
    İslemi : Büyük bakır güğüm
    İspinoz : Bir tür kuş
    İstavrit : Eylül
    İşlitavali : Hamsi pilavı
    İşmar etmek : Baş, kaş, göz ve elle işaret etmek
    Kiti Kuzu
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    K

    Ka :Yakınlık, sevgi ifade eden kelime sonuna gelen ek. Dayıka, Fatuka (Fatma), Aşuka (Ayse) gibi
    Kaçata : Alın
    Kaful : Dikenlik
    Kağle : Bit
    Kakaçi : Koyun pisliği
    Kaleçi : Boncuk
    Kalemidi: Iplik yapmaya yarayan bir tür alet
    Kambi : Taze çay filizi
    Kanaviça: Bir tür ince dokuma
    Kanci : Dilim
    Kandala : Tıpa, musluk
    Kapiluk İstemek : Gelin eve girmeden erkek tarfından bir şey istenmesi
    Kapoçi : Çıbanın su toplamış hali
    Karakış : Aralık
    Karamış: Kara yemiş
    Karkalaçi : Derelerin denize taşıdığı odun
    Karnali : El sepeti
    Kartof: Patates
    Kartuli : Baca kurumu
    Kasapetra : Sert toprak
    Kastaniça : Beyaz kabak
    Kataça : Alın
    Katatori : Kapı eşiği
    Katsafurç : Duman
    Katson : Koçan
    Kavara : Yellenmek
    Kavurinti : Turşu kavurması
    Kaybana : İstenmeyen bir şey
    Kebre : Gübre
    Kemane vurmak : Önem vermemek
    Kenef:: Hela, tuvalet
    Kerbeluk : Gübrelerin toplandığı yer
    Kehkür : Kepçe
    Kerbeluk : Gübrelik
    Kerezayı : Haziran
    Keşan : Başa sarılan peştamal
    Kevi : Sağlam
    Kevret : Yatak
    Kılavlamak : Aleti ince bilemek
    Kız çekmek : Kız kaçırmak
    Kindi : İkindi
    Kirkluk : Kırk yaşından sonra doğan çocuk
    Koça : Merediven basamağı, mantar, siğil
    Koçan :Çay alımyeri cüzdanı, şokalisi alınmamış mısır
    Koçira : Tutumlu kadın
    Kofi : Sağır kişi
    Kohlidi : Sümüklü böcek
    Koleti : Bir tür pide
    Kolistavra : Kertenkele
    Koliva : Suda pişmiş mısır
    Koma : Set
    Komar : Fundalık alanlarda yetişen bir tür ağaç
    Kompi : Patates
    Komri (kunduri) : İskemle
    Komsilamak : Dedikodusunu etmek
    Kondari: Sepet yapiminda kullanilan findik çubukları
    Kongoş Çarık : İneklerin diz derilerinden yapılan basit ve kaba bir ayakkabı
    Konişuk : Mukavele, konuşulan şey
    Kontra : Eskiden zenginlerin giyebildiği topuksuz bayan ayakkabısı
    Kopali : Çamaşır tokmağı
    Kopça : Düğme
    Kopeli : Evlilik dışı çocuk
    Korbakor : Sevilmeyen kişileri kınamak için kullanılır
    Korkata : Kalın öğütülmüş mısır unu
    Korkızan : Korkak
    Korop : Dam, baraka
    Koso : Kuluçkaya yatan tavuk
    Kot : Ölçü birimi, 5 kilo
    Kot kafa : Aptal
    Koti : Lahana gövdesi
    Kotila : Ense
    Kotori: Silindir biçimli kalın kaka
    Kovermek: Birakmak, koyuvermek
    Köz: Kor halindeki kucuk parça (ateşte)
    Kuka : İplik yumağı
    Kukari : Ucu çatallı değnek
    Kukuçi : Küçük, güzel, minyon tipli
    Kukula : Yün örme başlık
    Kukulaçi: Bir armut türü
    Kukuli : Sivri külah, dağ doruğu, tepe
    Kukuma kuşu: Guguk kuşu
    Kukuta : Çay tohumu
    Kulumika : Kılçığı çıkarılmış hamsi üzerine yumurta kırlarak yapılan yemek
    Kuma : Aynı erkekle evli kadınların birbirine göre adı
    Kumri : Tomurcuk, genç kız
    Kumuli : Yığın, tepe
    Kumuşi : Kestanenin dikenli dış kabuğu
    Kunci: Keten bitkisi kuru govdesi
    Kupas: Ters
    Kupli : Kurdeleyle boğaza takılan bir reşat altın değerinde ki altın süsü eşyası
    Kuplika : Hıçkırık
    Kupsi : Taze fasulyenin uçları
    Kurdeşen: Bir tur isilik hastaligi
    Kurna: Asbest su borusu
    Kuşluk zamani: Kuşların ötmeye başladığı sabah vakti
    Kurseli : Mısır fidanı gövdesi
    Kutali : Lahana vurmaya yarayan çamdan mikser.
    Kutalis : Yedek oyuncu (Yunanca)
    Kutni : İpekli veya pamuklu entari
    Kutuçi : Kuş gagası
    Kutuni : Mısırın danesiz gövdesi
    Kuvari : Ham incir, makat
    Kuviça / Kuvitsa : Küçük küfe
    Kuyis (ğarğaris) : Bağırmak çağırmak
    Kuzina : Daha çok ekmek ve yemek pişrmek amacıyla kullanılan bir tür soba
    Külünk : Ucu sivri kazma
    Küpbaş: Koca kafali
    Küspe: Bir cesit hayvan yemi

    L

    Lağus / Lazut: Mısır
    Lahmi /Lahmikoli: İneklere çeşitli yeşilliklerden pişirilerek verilen yemek
    Lahmi Kafa : Aptal
    Landara landara gezmek: Avare avare dolasmak
    Langona : Bir tür zararsız yılan yılan
    Lapara gibi adam : Ciddi olmayan, döneklik edebilen
    Lapi : Aptal
    Lekur : Uzun
    Lenger : Yayvan, kenarları geniş bakır sahan
    Lenguri : Uzun boylu, hantal adam
    Lepe: Sigara kutusu kağıtlarından oynanan oyunda tasin kağıda vurmasi
    Lezgi : Derbeder insan
    Likapa : Ormanda yetişen, siyah, ince taneli bir yemiş
    Likapi : Bir cins armut
    Likmen : Şişesiz yanan küçük idare lambası
    Limas etmek : Havanın yuymuşamasi
    Lina yapmak : Çamaşır asmak için ağaç germek
    Litropi : Yazın en sıcak zamanı 22 Temmuz
    Liver : Tabanca
    Livor : Yabani yemiş veren bir bitki
    Lobiya : Fasulye
    Loha : Kor ateş
    Longoş : Kaba herif
    Luluçi olmuş : Islanmış, suya doymuş
    Lumbika : El feneri
    Latkah-------------- Evlerin Önünde Çamaşır Vb Şeyleri Asmak İçin Çakılan Oval Ağaç

    M

    Mamuli : Diken meyvesi
    Minci : Çökelek
    Miti : Burun
    Mizmici : Çok titiz
    Mokol : Tarlada büyük ateş
    Moli: Pişen yemekte oluşan topak
    Momolika : Bir tür kır meyvesi
    Momoli : Böcek
    Mudara : Kalitesiz, sakat
    Muh : Çivi
    Muhlama : Mısır unu muhallebisi
    Muncur : Dudak
    Murmuris etmek : Fiskos etmek
    Muti: Yumusak huylu
    Merağaug(Likapa)(Ligarba)---------------- Bir Orman
    Meyvesi
    Meson Bağı--------------- Ahşap Evlerin En Kalın Yük
    Taşıyıcı Ağacı
    Mesur ------------------- İneklerin Yemeklerini Yediği Yer
    Minci--------------- Çokolek
    Mabeyin : Yan oda
    Malez : İneğe verilen yem
    Manca : Kazan yemekleri veya çorba
    Maran : Yaylalarda ve mezrada yazın kullanılan ahşap yığma tek katlı ev
    Maraz : Ruhi hastalık
    Marko : Erkek kedi
    Maroslamak : Fidelerin veya yaprakların solması
    Masti : Dişi kedi
    Matahcara : Tohumluk torbası
    Mavizer : Tüfek
    Megereme : Meğer
    Metika : Çelik çomak çubuğu
    Momoli : Böcek
    Moğ--------------------- Ot
    Moluş --------------- Ağacın Yapraklarını Ufalama
    Morkurar --------------Teyzenin Kocası
    Morkur-----------------Teyze

    N

    Nabedil olasın : Yok olasın
    Nacak : Et dogramaya yarar kucuk balta
    Nağmisa : Gelin
    Nanuris etmek : Ninni etmek
    Nasaka : Yeni yumurtlamaya başlayan tavuk
    Nayla : Serender
    Nemise : Güzel

    O - Ö

    Oğura gelmek :İneklerin cinsel istek duyması
    Ohtovi : Ekim
    Ola : Ulan
    Ondortli : Bir tür tabanca
    Orsidi : Yörede yetişen bir tür ağaç
    Ovalı : Erzurumlu, arka memleketli


    P

    Peçi : Cilt. "O paçi, o kızara peçilarun"
    Peçibaş : Kabakbaş, saçı dökülmüş
    Pepeçura : Üzümden yapılan muhalebi kıvamında tatlı
    Peşe kaçmak : Kızın erkeğe kaçması
    Peşuk : Beşik
    Petima : Toprak basamak
    Piçak : Bıçak
    Pif kokmak : Kötü kokmak
    Piftoli: Sevimli, yaramaz cocuk(şakalaşırken söylenir)
    Pitemi : Yarım metrelik bir ölçü birimi
    Pleki : Mısır ekmeği pişirmek işin kullanılan taş
    Podosi : Naylanın direğine konan ağaç tekerlek
    Pontul : Pantolon
    Pormo : Erken olgunlaşan sebze ve ekin
    Portağala: Yeni doğurmuş inek sütünden yapılır
    Pulama: Un karıştırılarak yapılan hayvan yemeği
    Puli : Civciv
    Pumburi : At sineği
    Purtuli : Kesik veya yırtık eski bez parçaları
    Paçğa -----------------Dağda Veya Meralarda Biçilen Çimenin Kurutulduğu Ev
    Paçi --------------------Kız
    Poçuş ----------------- Bebeğin Emeklemesi

    Paçariş etmek : Mani olmak, sıkıştırmak
    Paçi : Küçük kız. Büyük kızlara şaka için denir.
    Pafuli : Patlamış mısır. Güzel tombul kız
    Pağsa : Kulübe
    Palariş : Cin çarpması
    Pali : İneğin bağlandığı kazık, iskamle ayağı
    Paluze : Ana malzemesi süt olan bir tür tatlı
    Paluze gibi uşak: Yakışıklı, beyaz tenli erkek cocuk
    Pambuk : Pamuk
    Panti : İneğin ot yediği bölme
    Papur : Vapur
    Pardi : Çakal, sesi uğursuz sayılır
    Pasmanika : Patlamış mısır
    Pati : Küçük tahta, mezar patisi, kedi köpek ayağı
    Patiçi olmak : Yassılaşmak
    Patoma : Ahırdaki tahta döşeme
    Patos: Yassı, dümdüz
    Patoslamak: Dümdüz etmek, yassı hale getirmek
    Patuli patuli yağmak: Tane tane kar yağışı
    Peçare : Çit
    Por--------------------- Büyük Sinek

    R

    Rahna : Örümcek
    Rahna ketani : Orumcek agi
    Rohtiko : Vurma lahana içine mısır ekmeği doğranır ve bu şekilde ısıtılır. Tereyağı ile tatlandırılır.
    Roka : Mısırın kabuklu hali
    Rokopi : Mısır fidelerinin seyreltilmesi

    S
    Sahan : Bakır tabak
    Sami : Mısır yaprağından örülen ip
    Saruk : Sarık
    Sebi : Bebek
    Seftika : Pazıdan yapılan sirkeli turşu
    Seğiretmek : Firlayip koşmak
    Seke: Ahsap karyola
    Sepetbaş : İçi boş kafalı
    Sığna : Yara izi
    Sığran : Isırgan otu
    Sumari / sumarluk: Geç kalan. Son çocuk
    Sumsuk : Hayvanın çenesi
    Sumuş : Parmak boyunda ölçüm birimi
    Surtika : Küçük kuş
    Suser: Kilit
    Sutli : Bir çeşit sütlaç
    Sürecek :Yazı sürmek için kalem gibi yontulan sopa

    Ş


    Şelbet : Şerbet
    Şepidi : Bir tür sinek
    Şinakiça: Yaprakları oğuşturulduğunda köpüren bir tür otsu bitki
    Şokali : Mısır koçanı yaprakları
    Şurus etmek: Islık çalmak
    Şerat--------------------Minci`nin Artakalan Suyu
    Şib--------------------- Kabakların Veya Karpuzun Asması
    Şokal ------------------Mısırın Yaprakları
    Tağra-----------------Karadeniz`de Kullanılan Bir Tur Kesici Alet

    Şağnoma: Fazla güneş almayan, bitki yetişmeyen yer
    Şali: Salya ( cocuklar icin kullanilir)
    Şalaka: Ustu basi kirlenmis, temiz kalmayan çocuk
    Şaloti (haloti) : Ağızdan akan salya
    Şaravaz : Alttan delikli ahşap tekne, üzümün suyunun çıkarılmasında kullanılır
    Şarba : Eşarp
    Sacayak ------------ Yanan Ateşin Üstüne Konarak Onun Üstünde Kazan,Tencere Vb Şeylerin Isıtılması

    T
    Tağra : Ufak balta
    Tapuş----------------Toprağı Ufalama
    Tahra : Burnu kıvrık, sapı uzun küçük balta
    Taka : Küçük yelkenli
    Taktaka : Su ile çalışan bir çocuk oyuncağı. Çıkardığı sersten dolayı bu isim verilmiştir.
    Tami : Aynı bitkiden bir kaç tanesinin bir arada bulunması. Çay, fındık tamisi
    Taraba : Tahta perde
    Tarhuli : Tarla kenarlarında yetişen bir sebze
    Tatuli : Ayak
    Tavali : Ana malzemesi taze fasulye olan, kavrularak pişirilen bir tür yemek
    Tavara : Gece gelip insanların ağzına kapatan bir tür hayalet, beceriksiz adam
    Tavli : Şişman, semiz
    Temeçi : Kaburga kemiği
    Tentene : Dantel
    Tepes kupas : Tepe taklak
    Teretelli : Üzüm toplama sepeti
    Termaş : Yaramaz
    Terme : Yara
    Termoni : Pekmez, fasulye, korkoto ve mısırla birlikte pişirilen bir yemek
    Teşik: Yun eğirmeye yarayan bir tur çubuk
    Tiken : Diken
    Tikoça oyunu : Sek sek oyunu
    Tirmata : Ekmek kırıntısı
    Tohli : Yeni doğmuş erkek sığır
    Toli: Toprakta kucuk delikli cukur
    Toliye düşmek: Tuzağa düşmek
    Tomari : Yemeği yapılan bir tür yabani bitki
    Tomoni : Ot yığını
    Troni : Sallanan koltuk
    Turmuli : Ekmek kırıntısı

    U

    Uğrak : Uğranılan yer, durak
    Ula / Ola : Bir sesleniş şekli. Ula Hasan !
    Uskuçi : Taneleri alınmış mısır
    Usti Dönmek : Başı dönmek
    Uşak : Erkek çocuk
    Uya : Oya
    Uyma gitmek : Delikanlıya kaçmak
    Uzumayı : Kasım

    V

    Varangelen : Bir tür teleferik
    Varakula : Büyük çekiç
    Viça : Çalı
    Virka : Dişli kürek
    Vareg---------------- Küçük Tavuk
    Vehdik--------------- Zıplamak
    Vrasti : Kediye yemek verilen çanak
    Vu : Şaşırma ifadesi
    Vurzula vurmak: Felç gelmek (beddua edilirken soylenir) Vurzula vursun suratuna..!

    Y

    Yaba: Ya bak. (Bak ne oldu !)
    Yane : Ne sandın?
    Yalağuz : Yalnız
    Yamsilama : Taklit etme
    Yangaz : Yaramaz
    Yaşik : Kasa
    Yaşmak: Bir tur kenari suslu bas ortusu
    Yegi: Eskiden alinan baslik (parasi)
    Yeni Yetne : Genç, delikanlı
    Yenlik : Hafif
    Yeniyıl : Ocak
    Yirmak : Irmak
    Yolluk : Kilim
    Yukisi gelmek : Uykusu gelmek
    Yuklamak: Uyumak
    Yükli : Gebe kadın

    Z

    Zatiberi : Zaten, eskiden beri
    Zibarmak: Şimarmak
    Zibartmak: Fena halde, vucudu kizarincaya kadar dovmek (cocuklar icin soylenir)
    Zımilaçi : Sık dikenlik.
    Zoli : Kemiğin içindeki kemik iliği
    Zotozot : İnadım inat
    Zuzuli : Üzüm tanesi

     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Trabzon GELENEK-GÖRENEKLERİ
    DOĞUM

    Doğumdan ölüme kadar kültürümüzün bütün renklerini görebildiğimiz yöremizde her anlamlı günün bir geleneği ve adeti vardır. Mesela hamile kadına çok iş yaptırılmaz. Ağır yük taşıttırılmaz, doğum yapan geline hediyeler alınır, komşuları yemek getirir, çocuğun kundağına para konur, altın takılır, iki lohusa kadın basmasın diye kırkı çıkana kadar birbirini ziyaret etmez. Mevlit okutulur, dualar edilir çocuğun da annenin de sağlık ve sıhhati temennisinde bulunulur. Biraz da erkek çocuğu oldu mu sevinç daha fazla olurdu. Ama günümüzde bu anlayış ta artık ortadan kalkmaktadır.
    SÜNNET
    Erkek çocukları yaşı çok geciktirilmeden sünnet ettirilir. Tek yaşlarda sünnet ettirilmesine özen gösterilir. Eskiden eli çantalı sünnetçiler köylerde dolaşıp çocukları sünnet ederlerdi. Çocuklar da bunları gördüklerinde canlarının yanacağını anlayınca kaçarlardı. Şimdi sağlık mensuplarına sünnet ettirilmekte. Çoğunlukta da çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından toplu sünnet törenleri düzenlenmektedir. Çalgılı sünnet törenleri olabildiği gibi mevlitli sünnet törenleri de yapılmaktadır. Sünnet öncesi çocuklar gezdirilerek gönülleri hoş edilir, sünnet sonrası aile yakınları konu komşu çocuklara para, altın veya çeşitli hediyeler verilir. Yemekler yenir, "İnşallah evlilik mürivetini de görürsünüz" diye anne ve babaya iyi dileklerde bulunulur.
    DÜĞÜN
    Çoğu zaman gençler birbirini ya düğünde, ya yaylada, ya bir şenlikte ya da çarşı pazarda görür ve "gönlüne düşürür". Aile büyükleri devreye giren yengeler görücü olur. Kız da, oğlan da beğenilme aşamasında birbirini tanımaya çalışır. Ama en son söz aile büyüklerinindir. Kararı aile meclisi toplanır verir. Ama ailenin "rıza"sı kimi zaman tam değildir. Karar olumsuzdur. Birbirlerini seviyorsa gençler, ortaya bölgemizde halen geçerli olan "kız kaçırma" olayı çıkar. Evlenecek olan gençler birbirlerini ne kadar sevse de son sözü aile büyükleri söyler. Kız istemek için ailenin büyükleri, annesi, babası, ağabeyi, ablası, akrabalarından amcası, dayısı veya bir başka büyüğü kızın evine gider. Ön konuşmalar ve genel sohbetlerden sonra laf bir şekilde esas konuya getirilir ve kızın ailesinden "Allah'ın emri peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz" denir. Kız tarafı da hemen tamam demez. "Nasipse, kısmetse, bakalım bir düşünüp karar verelim" deyip, işi ağırdan alarak kendini "naza çeker". Erkek tarafı "he, tamam, olur" cevabını alabilmek için kız tarafının kapısını biraz aşındırmak zorunda kalır. Kız tarafı sonunda razı olunca "söz kesilir." Bir küçük bahşiş sonunda kızın nüfus kağıdı ailenin o andaki en büyüğüne işlemeli mendile veya özenle hazırlanmış bir zarfın içene koyularak verilir. Hayırlısı olsun temennisiyle kız tarafının ikramlar yendikten sonra evden ayrılınır. Söz kesme olayından sonra sıra "nişan"a gelmiştir. Nişanda kız ve erkek tarafı karşılıklı olarak birbirlerine gelin ve damat adayına hediyeler alır. Bu arada düğün tarihi için karar verilir. Yeni evlilere alınacak eşyanın kim tarafından ne alınacağına karar verilir. Düğün zamanı gelince "ağırlık görme" ye gidilir.
    Cuma günü, kızın çeyizi oğlan evine götürülerek yerleştirilir. Komşular düğüne davet edilir. Cumartesi gününün gecesi kız evinde yapılan ve sabaha yakın sona eren şenliğe ise "kına gecesi" denir. Eskiden kına gecesi Çarşamba günü akşamı yapılır, Perşembe günü, düğün olur. Cuma günü de "Cumalık" yapılırdı. Kına gecesi, kadınlar ve genç kızlar gelin evine toplanmaya başlarlar. Bu gecede, kadınlar ve genç kızlar gelin evine toplanmaya başlarlar. Çeşitli çalgılar çalınmak ve oyunlar oynanmak suretiyle eğlenilir ve kız ağlatılır. Gelini ağlatmak için kızlar maniler, türküler ve ilahiler söylerler.
    Düğün günü (Perşembe veya Pazar) erkek tarafı kalabalık bir grup halinde öğleye doğru, tabanca - tüfek ata ata, yaya ve atlı olarak gelin evine gidilir. Hemen kızı alıp dönmek isterler. Ancak kız tarafı misafirlere yemek ikram ederler. Yemekten sonra, kızın bir erkek kardeşi, o da yoksa dayısı, erkek tarafından bahşiş alır ve kızı ata bindirilir. Yine silah atıla atıla erkek evine doğru yollanılır. Eve varıldığı zaman kız attan indirilerek evin içine alınır. Daha sonra erkekler ve kadınlar ayrı ayrı yerlerde düğüne devam ettirirler. Düğün şenliklerinde horon tepmek vazgeçilmez bir adettir. Akşam olunca gelin ve güvey yan yana durdurularak her ikisine de şerbet ikram edilir. Daha sonra köyün hocası getirilerek dini nikahları kıyılır. Gelin evinden en son kızın çok yakını olan iki kadın ayrılınca düğün bitmiş olur.
    Ertesi gün ise Cumalık yapılır. Kadınlar çeşitli oyunlar oynarlar ve geline hediyeler verirler. Düğünden bir hafta sonra ise, erkek tarafı kız evine "yedi" ye gider. Damat büyüklerin elini öper, sini ve sofraya davet edilir. Sofrada önüne, üstü kapalı üç tabak koyulur, birinde yumurta, birinde sütlaç ve birinde de su vardır. Damattan yumurtayı bulması beklenir. Geç saate kadar kızın babasının evinde kalınıp, güzelce ağırlandıktan sonra geriye dönülür. Günümüzde bu adetlerin büyük bir kısmı "salon düğünleri" nedeniyle yaşatılmaz olmakla birlikte, köylerimizde geleneksel düğün törenlerine rastlamaktayız.
    ÖLÜM
    Düğünler kadar da ölümler de hayatın bir parçasıdır. Sevinçte bir olan halkımız hüzünde de beraberdir. Mahalle veya köy camiinde selalar okunur. Kent merkezinde belediye hoparlöründen ilan yapılır. Ölen kişinin ailesinin kimliği tanıtılır. Ölü evine akşamdan taziyeye gidilir. Evde sabaha kadar ölünün yakınları ile birlikte oturulur. Sabahleyin defin hazırlıkları başlar. Bu arada civar komşular ölü evine yiyecek getirir. Üzüntülü olan aile bireylerine katkıda bulunulur. Cenaze eş, dost ve komşular tarafından kaldırıldıktan sonra evde Kur'an-ı Kerim okutulur. Başsağlığı dilekleri kabul edilir. Kırk mevlidi, ölünün kırkıncı gününde yapılır. Mezarlar bakımlı ve düzgün tutulmaya çalışılır. Bilhassa dini bayramlarda olmak üzere mezarlar sık sık ziyaret edilerek dualar, Kur'an-ı Kerim okunur.
    YÖRESEL YEMEKLER:​


    Mısır Çorbası, Lahana Çorbası, Etli Lahana Sarması, Kara Lahana Yemeği, Trabzon Döneri, Hamsili Pilav, Hamsi Kuşu, Hamsili Kaygana, Kuymak, Akçaabat Köftesi, Trabzon Peynirlisi, Trabzon Burmalısı

    HAMSİ:
    Geleneksel yöre mutfağı hamsiden yapılan yemeklerin çoğunlukta olduğu bir mutfaktır. Karadeniz'de hamsinin mkültürel bir önemi vardır. Ayrıca dünyada ilk kez adına türkü yazılan balık türüdür

    PİDE:
    Kıymalı ve peynirlsi yapılan ünlü Trabzon Pidesi özellikle kış aylarında hafta sonu kahvaltılarının değişmeyen yiyeceği arasındadır

    VAKFIKEBİR EKMEĞİ:
    Taş fırında pişirilen Vakfıkebir Ekmeği uzun süre taze kalışı ve büyüklüğü ile ünlü bir Trabzon Ekmeğidir.

    AKÇAABAT KÖFTESİ:
    Hazırlanışı itibarıyle farklı bir lezzet sunan Akçaabat köftesinin mahalli yemekler arasında özel bir yeri vardır.
    YÖRESEL GİYİM:

    "Yüzyıllar boyunca Anadolu'nun Ünye'den Hopa'ya kadar uzanan Karadeniz yalısı halkının gemicilik ile geçinenleri ile yalı boyu gerisindeki dağlı köylülerin kendilerine has bir kılık ve kıyafeti ola gelmişti; baştan ayağa kapkara gayetle tipik bir giyim kuşam olup "Laz Kıyafeti" diye anılagelmiştir. XVI. Ve XVII. Yüzyıllarda korsan ve dağ haydudu kılığı iken giderek o yalının bütün gemicileri ile dağ köylülerinin sırtında görülmüştür. Başa, üstlüğe bağlanmayan müstakil kara bir kukuleta geçirilir; "Başlık", "Kara Puşu" veya "Kukula" isimleri ile anılır; bu kukuletanın gayetle uzun iki ucu, kukuletanın üstünden sarık gibi dolanarak uzun kulaklı bir düğümle bağlanır; o düğüm kulakları kukuletaya, başlığa kendine has bir manzara verir. Sırta, gömlek ve mintan üstüne bir kara cebken giyilir; bu cebkene "Yelek" de denilir; uzun kollu olup kolların üst kısmı dar, alt kısmı geniş, hatta bazan yırtmaçlı olup yenler bilek üstüne kolayca kıvrılır. Cebkenin göğsünde bazan sağlı sollu iki fişeklik-ceb yapılır. Kışın cebkenin altına ve mintanın üstüne omuzdan ilikli kara bir zıbın-yelek giyilir; cebkenin önü bu zıbın-yelek üstüne kavuşuk kapanır. Bacaklara "Zıbka" denilen kara bir potur giyilir, buna "Laz Poturu", "Laz Donu" da denilir; Zıbka bir iç donu üstüne giyilir ve iç donu gibi bele uçkur ile bağlanır; kalçadan ayak bileğine kadar bacağa sımsıkı yapışır, fakat ağı körüklüdür; yüze yakın kırma ile yapılan bu körüklü ağ, zıbka giymiş kimsenin bacaklarına, tamamen çıplak bir insanın bacak hareketindeki mutlak serbestiliğini temin eder; zıbkalı bir gemici veya dağlı dilediği gibi koşar, zıplar, atlar, tırmanır. Bele karaya boyanmış hafif bir pamuk kuşak sarılır; kuşağın üstüne geniş bir meşin kemer bağlar; bu kemerin, gümüşden yapılmış yaprakcıklar, dilcikler halinde sarkıtılmış bir sıra süsü vardır. Hallice olanlar beş altı kolan halinde uzun bir gümüş saat kösteği takarlar; boyundan geçme bu uzun kösteğin ucundaki iri bir koyun saati kuşakda muhafaza edilir. Gemiciler yazın daima yalın ayak olurlarr, karaya çıkar iken ayaklarına Çapula denilen, kendilerine mahsus ayakkabılarını giyerler; kışın ayağa yün çorap giyilir. Dağlılar ise kış ve yaz ayaklarına "Salenk" giyerler, Salenk hem mest hem çizme, Çapula gibi bu yalı halkına mahsus bir ayakkabıdır. Başlık-Kukula, Zıbın-Yelek, Cebken-Yelek ve Zıbka kara çuhadan, bazan kalın ve yüzü parlak saten-bezden yapılır; ve hepsi yine kara şeridden zırhlarla süslenir."

    HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:
    KEMENÇE:

    Ağaçtan yapılan üç telli ve yaylı bi müzik aletidir. Kemençe üzerinde nota yerlerini belirleyen ve parmakların kapak tahtasına değmesini önleyen "Kravat" bulunur.Kemençenin telleri çeliktir ve yayı bir demet at kuyruğundan oluşur.Oldukça ritmik bir çalış şekline sahiptir.

    HORON:Hareketli,kıvrak,canlı bir oyun olan horonda insan vücudunun tüm organları hareket eder. Kemençe eşliğinde oynanır ve denizin dalgasını,yağmurun yağışını,doğa ile mücadeleyi sembolize eder.Çeşitleri şunlardır:
    Düz Horon :
    Genellikle kadınlar tarafından davul zurna, kemençe eşliğinde oynanır.
    Akçaabat Sallaması :
    Genellikle davul, zurna eşliğinde Akçaabat yöresinde oynanır, erkek oyunudur. Sıksara'ya geçiş öncesi bir oyundur. Ağır bir yapıya sahiptir, giderek hızlanır.
    Sıksara :
    Trabzon halkının karakteristik yapısını simgeleyen en önemli horon türlerimizdendir. Atak, canlı vücudun bütün bölümlerinin harekete geçtiği kıvrak ve sanat gücü yüksek bir oyundur. Kemençe ile ve davul, zurna ile de oynanabilir.
    Kız Horonu :
    Düz horondur. Hareketleri basittir. Türkü eşliğinde de oynanır. Atma türküleri meşhurdur. Oyun esnasında söylenen türküler bu oyunu ilginç kılar. Kemençe ile oynanır.
    Sürmene Sallaması :
    Özgün ve hareketli bir oyundur. Kemençe ile oynanır. Davul ve zurna ile de oynanır. Özellikle Sürmene'de oynanan bu oyunun özel figürleri zevkle izlenir.
    Bıçak Oyunu :
    İki kişi tarafından bıçakla oynanır. Müzik ve ritm sıksaraya çok benzer. Karşılıklı bir savaşı, mücadeleyi andıran figürleri vardır. Oyuncuların ellerindeki bıçakları çok iyi kullanmaları gerekir, yoksa oyunun heyecanı içinde birbirlerini yaralayabilirler.
    Vaybeni :
    Genellikle Çaykara ve çevresindeki köylerde oynanır. Türküye dayalı oyundur. Atışmalı türkülerin söylendiği horonda bir tarafın söyleyecek sözü kalmayana dek devam eder.
    NELERİ İLE ÜNLÜ:

    Sümela Manastırı, Atatürk Köşkü, Uzungöl, Zağanos Köprüsü, Hamsiköy Sütlacı, Kadırga Yaylası, Trabzon Bileziği, Akçaabat Köftesi, Boztepe, Beton Helva ve Vakfıkebir Odun Ekmeği, Ayasofya Müzesi, Horon, Kisarna ( Bengisu ) Madensuyu, Sultan Murat Yaylası, Kızlar Manastırı
    İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
    "Trapezus" sözcüğünden gelir. Anlamı dörtköşe'dir.
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    Trabzon -Rize yöresi yerel terimler sözlüğü
    A

    Abanges: Beceriksiz, akılsız
    Abli: Yelkeni yukarıda tutmak için kayığın serenine bağlanan ip
    Abohomis etmek: [Y,-apo ön eki –den uzağa anlamında] Lazut yapraklarını (humi) sıyırıp çıkarmak
    Abomolis: Zorlukla, son anda [Y,-apo öa eki ve Yunanca molis zorlukla]
    Abore: zayıf, takatsiz, halsiz [Y, fakir]
    Aboşimas: Ekili tarlanın yağmurdan zarar görmesi [Y]
    Aboşkevaris: Çevreyi toplama [Y]
    Abraş : İri yarı biçimsiz, çiçek hastalığına tutulmuş insanlara denilir
    Absimon: Ateş
    Absimat : Kıvılcım [R]
    Absimisa . Ateş böceği [R]
    Abstamlis: Düşürmek [R]
    Abuskal: İnsanın kendine iş edindiği şey
    Adoha: İri, büyük
    Afana: Bereketsiz, verimsiz, harap
    Afgurmak: Havlamak, edepsizce konuşmak
    Aftoz :Yar, sevgili, canan, maşuka
    Agitmek : ürmek, alıp ürmek
    Agos: Doğru yol, yol, doğruyu bulmak [E]
    Ağirlık : Gelinlik, Gelin için yapılan eşya ve takı
    Ağrem: Ekilmemiş tarla, yabani, ıssız [Y,ayrio vahşi]
    Ağremilo : Yaban elması
    Ağrembela: Yaban üzümü
    Ağu : Zehir
    Ahan : İşte ( Ahana, ahaniya şeklinde kullanılır)
    Ahbun, Afgun : İnek gübresi [E, gübre]
    Ahriyan: Kötü yürekli, pis, zalim
    Akamat: Verimsiz, boş, tembel
    Akarina: Suyun akması, akım yönü
    Alaf : Yulaf [A,hayvan yemi]
    Alahta: İneklerin yediği büyük yapraklı ot türü
    Alaşa : Haşarı, yaramaz çocuk
    Alaşa, Şimula: Horon oynarken söylenen çömel kalk komutu
    Alata : Ç ağacı
    Alaturbiya: Denize girmenin sağlığa yararlı olduğunu inanılan gün [İ]
    Alikonda : Deniz anası
    Alobos: Dalganın köpüğü
    Aloşo: Buğday sütlacı
    Ambeliza: Çiçek veren bir asma [Y, bağ, asma]
    Ameş: Korkak, saf
    Ana babula : Ana baba günü, mahşer
    Anagodos: Keder, sıkıntı [R]
    Analislatmak: Açmak, gevşetmek [Y]
    Anapa pahlasu: Sürmene’de bir fasülye türü
    Ander: Metruk, cansız, işe yaramayan, çirkin,
    Ander gaybana : Yok olasica, Allah Belanı versin
    Aner galmak: Yok olmak, ölüden arta kalmak
    Andi: Bez dokuma tezgahı (Rize'de de)
    Andırhana : Koca yemiş, sarı bir meyva
    Andon: Uygunsuz kadın, aşifte
    Angona : Bölgeye özgü gri renkli bir kör yılan [Y, angos, yılan]
    Angros etmek: Uyuşmak [R]

    Ankmak : Bahsetmek, anmak
    Aniç: Bit yumurtası
    Anuk: Nane kokulu bitki
    Ankli: Çok zayıf [R]
    Antrigoz etmek: Suyu aşlamak [Y, anti, karşıt; krios, soğuk]
    Anzorat : Rakı
    Anuk: Dağ nanesi [E,F,A]
    Aposkal: Yarım bırakılmış iş, iş yeri [Y, aposholisis, meslek]
    Apotrak :Yabani yerlerde yetişen eşek dikeni
    Apsumati: Mangaldaki kül [R]
    Arasta : Pazar yeri
    Araccin : Takke
    Ar etmek: Utanmak [A]
    Arey: Tamam, yeterli
    Argosup: Bakır, bakırdan yapılmış kazan [R, halgosup; Y halkos, bakır]
    April : Nisan ayı [Y]
    Arahana : Örümcek
    Ar etmek : Utanmak
    Aşağa vurmak : Düşmek
    Aruk : Zayıf, cılız
    Arkuri : Bir şeyin tersiniiltizam etmek
    Astos : Tembel adam
    Aşkar : Lekesiz, ayan, aşikar
    Aşşebar : Keser
    Atma türki: Karşılıklı mani söylemek
    Ateşluk : Evin içinde ateş yakılan yer, ocak, şömine
    Atlamak : Mısır kocanıv.s ayıklamak, mısır fidelerini seyreklemek
    Avanak : zavallı
    Avara: işsiz [F, avare]
    Avat: Yemişleri hayvanlara yedirilen bir yabani bitki [R]
    Avroş: Taş, döşeme, tuzak [R]
    Avu: Zehir
    Ayan : Havanın berraklığı
    Ayazma: Kusal su, şifalı su
    Ayeser: Ağustos ayı
    Aynali tüfek: Dürbünlü tüfek [F]
    Ayorit: Kasım ayı [R]
    Azder: Ejderha, Sürmene’de Azdehar[F]

    B

    Babiza: Çömlek, Sürmene’de babica
    Babulhana: Karmakarışık eşyaları intizamsız, keşmekei içindeki yer
    Bada: Saman [F]
    Badama : Köy evlerinin ön taraflarındaki küçük sofa
    Badila : El sepeti
    Badilas : Karın yoğun şekilde yağışı
    Bağa: Bana [T]
    Bagorya : Yengeç
    Bakraç : Süt mayalanan kap
    Balak: Ayı yavrusu [T]
    Balalos:Aptal, deli [Y, palavos]
    Bali : Hayvanların ahırda bağlandığı yer
    Balike : Sevgili kardeşim
    Bandi, Panti: Ahırda ineğin otlarının konulduğu yer
    Baragame, Baragami: Sürmene’de ocak yanı, parakami [Y, para, yakın;haminos ocak]
    Bardo, Pardi: Dişi çakal [R]
    Barenim, Paronim: Lakap, Takma ad [Y, paromin]
    Barhana: Kervan
    Baromana, Paromana: Doğum yapmış kadına ürülen yemekler, dadı [Y, para, yakın; mana, dadı]
    Batoma, Patoma, Patima: Döşeme, zemin, basamak [Y,patoma, döşeme]
    Bebes : Çarığın içine konulan bez parçaları
    Bedeliza, Pedeliza: Kelebek [Y, petalouda]
    Bedeliza elması: Bir elma türü
    Beplasen: İsyan etmek, kabullenmemek [R]
    Bestar: Gelişme bozukluğu olan çocuk [R]
    Beşko, Peşko: Küçük yuvarlak soba [Rusça peş soba, - ka Rumca küçültme eki]
    Bet: Çirkin
    Bevi : Erkek
    Beyuk: Büyük
    Bezircanaş : Mısır ekmeği kırıntılarından yağ ve peynirle yapılan bir yemek
    Bibil: Fasülye filizi, filiz, çocuk penisi
    Biçinayı : Ekim
    Bihamal : Her halükarda, hemen
    Bilama : Az, biraz
    Bileki, Pileki: Mısır ekmeği pişirmeye yarıyan taş, düz zemin [Y, düz zemin]
    Bilobo: Yavrum [R]
    Biron, Piron: Çatal
    Bişe : Biraz, az miktarda [A]
    Bitemi, Pithemi: Bir karış, uzunluk ölçüsü
    Bobos: Yabani hayvan, öcü, çocukları korkutmak için kullanılan kelime
    Bodur, Potur: Kadınların iş yaparken giydikleri pantolon

    Bolaki: Belki, keşke
    Buba: Baba
    Buldur : Geçen sene
    Buli, Puli: Sevgili, yavru, kuş [Y,pouli]
    Bumbur: Yabani arı cinsi
    Buzak : Buzağı
    Büyük traz: Dokuz taş oyunu [R, triz,üçüncü]

    C

    Cahana, Zahana : Yengeç
    Cağ: Çorap örmek için kullanılan şişler [E]
    Came: Cami [A]
    Capula : Ayakkabı
    Caleps : Sürmene’de Fındığın içini çıkarmak, kabuğunu soymak, kanzilis etmek
    Cameş : Manda
    Cangalak : Dangalak
    Cazi: Cadı [F]
    Cauklamak : Tırmalamak
    Cecim: Sürmene’de yere serilen yünlü dokuma
    Celeb : Hayvan satın alıp kesen kasap
    Celepter : Kervan başı
    Cibur : Ufak tefek
    Cicil : Solucan
    Cicoz: Üç taş oyunu
    Cimlin: Serçe [R, zimlin]

    Cincilis: Kaymak, toprağın kayması [R, cincilis]
    Cinya : Sürmene’de sümük
    Civrik : İplik makarası
    Cubuş : Meyve koçanı
    Cicuk : civciv, tavuk yavrusu [F]
    Cucul : Erkek çocuk penisi, Lili
    Cuğri : Armut koçanı
    Culuf : Fındığı saran yeşil koçan
    Cuhumbal : Kılıksız
    Cumur : Mısır ekmeğinden Trabzon yağıyla yapılan yapılan yemek
    Y- Yunanca R- Pontos Rumcası, T- Türkçe, F- Farsça, E - Ermenice, L- Lazca

    Ç

    Çablama : Dama enliğine konan tahta
    Çaça : Bir tür küçük balık
    Çahçapuris : Çocuğa şiddetle bağırmak
    Çağa : Henüz bir yaşına girmemiş çocuk
    Çahra : Çırnık ( Rize'de de)
    Çakmaklı: eski tip tüfek
    Çapana : Kapı menteşesi ( Rize'de de)
    Çapar : Bir nevi sandal
    Çapıta : Büyük sandal
    Çapli : Hamsi şişte
    Çapula: Kaliteli deriden yapılan çarık türü
    Çaput: Bez parçası
    Çarçel : Serander döşemesi
    Çaşut : Casus
    Çatlankavuk: Kavrulmuş mısır
    Çaygara: İçinde küçük taşlar, kumlar bulunan toprak
    Çarık : İnek derisi kurutularak yapılan bir çeş ayakkabı
    Çaygara : Kaynak, Dere kenarında kaynayan su
    Çaynik : Çaydanlık
    Çeli : Mısır, karalahana v.s. sapı
    Çepel : Yağmurlu, çamurlu
    Çepni: Giresun ve Trabzon’un Ağasar yöresinde yaşıyan Türkmen aşireti
    Çepni koyuni: Yöreye Çepnilerin getirdiği uzun kuyruklu koyun
    Çir : Baba
    Çikir : Fındık, çay toplanırken kullanılan bele takılan torba
    Çivit : Çekirdek
    Çor : Kar eriten hava
    Çonoşi: Odun parçaları ( Rize'de de)
    Çümef : Uymak
    Çuran : Diken (Çuğran şeklindede söylenir)
    Çuraniye : Akasya ağacı
    Çunuşi: Kırdaki odun parçaları
    Çürük ayı : Temmuz
    Çulluk : Çok eskimiş [A, cull, kıldan yapılmış kaba dokuma]
    Çuva : Eskiden giyilen üç etek ve kadın yeleği


    D

    Daduk: Çocuk dilinde ayak [E, tat, ayak]
    Dadulis etmek: İtiraz etmek [Y, diadilono]
    Dağa : Oturak
    Dahtabaş : Balkon
    Daktura : El sepeti
    Dalyan : Sığ
    Dandanaz: Buğday temizlemekte kullanılan alet [Y, tantalikso]
    Daun : Cin, peri
    Davara: Gece uykusunda insanı boğmaya çalışan görünmez bir varlık
    Dendena : Dantel (Temtene de denilir)
    Deşürmek : Toplamak, Devşirmek
    Dırani : Çatı
    Di di: Köpek, hayvan kovalama sesi
    Dialdi: Bez dokunurken tellerin açılması
    Diyosi: Bez dokunurken kullanılan iplik
    Diğar : Tava
    Dingoz : İnatçı
    Dinklişifra: Gereksiz, yersiz ufak tefek şeyler [R]
    Direni : Tavan arası
    Dirgona, dirvana, divranos : Vatoz balığı, Bir çeş kuş [Y, triyoni, güvercin]
    Dişeri : İki avuç dolusu
    Diza, tiza, tiz : Kene [R]
    Dizman: Şeytan [Y, dusmanis]
    Döşürmek: Dalından fındık, meyva v.s. toplamak
    Dönme tavasi: Hamsi kızartırken çevirmek için kullanılan kapaklı tava
    Draşas : Derinin sertleşmesi
    Duman: Sis

    E
    Egi : Sürmene’de kadınlara hitap şekli
    Elektirik: El feneri
    Emen : Çocuk oyunlarında kullanılan bir terim, oyunda hedef olan kişi
    Emice : Amca[R, omicekas]
    Eniş : Aşağı, iniş, meyil
    Enuk : Köpek yavrusu
    Ereti: Emanet, geçici
    Eriş : Mekik ipliğine mukabil ketenin asıl zeminini teşkil eden ve tarağın dişlerinden geçirilmiş olan iplikler
    Eşkebir : Yaban arısı
    Eşkin: Filiz, fındık fidanı [Y, oksinos]
    Etiş etmek: Gürültü
    Evlek : Hendek , küçük su yolu, sıra sıra anlamında da kullanılır ( evlek evlek)
    Evza,Eza : Kibrit [A]
    Eyiv : Keçi
    Ezve: Kirpi [Y, asvos]

    F

    Fa : Yemek
    Fasal : Otlayan hayvanın ipini bağlamak için yere çakılan kazık
    Fastarak . Sevimli kız çocuğu
    Fatuk : Kazılmış çukur yer
    Feçan : Ocak üzerinde mısır kurutmak için kullanılan tahtalar
    Feleka. Ahırda inekleri bağlamak için kullanılan kazığa geçen halka
    Felemit, Felemidi: Çeyiz sandığının yan gözü [Y]
    Feli, Filisi: Dilim, Kabak dilimi [Y, flios, soymak]
    Feluka : Kayık
    Ferbela: Süslü, gösterişli [Y, frambalas; İ, falbala]
    Ferbelali: Bir çeş etek [Y,İ]
    Fermene: Önü açık, süslemeleri olan yelek[Y]

    Fikoko : Böğürtlen
    Filesur: İnce giysi [Y]
    Filister: Hartoma satırı [Y]
    Firahti :Tarla kenarındaki kazıkların üstüne örülen çember, ç [Y, frahtis, ç]
    Firfila. Fıınlanmış elma[Y]
    Firavu : Yün eğirme aleti
    Fisko : Taflanın iyi olmayan cinsi
    Fiskul: Kabarmış, şişmiş [Y, fuskoma, şişmek]
    Fistil: İltihap [L, pistula, sivilce]
    Fol : Tavuk kümesi, hayvan yuvası [Y, folea, kuş yuvası]
    Fola. Oyun yeri [Y]
    Folluk: Argoda kadınların cinsel organı [Y]
    Folit : Kabak tohumu dikilen yer
    For : Giymek
    Fosi: İz, çukur
    Foter: Şapka
    Fotul: Aksi, sinirli adam [R]
    Fotula: Ekmek
    Fuça: Mısır koçanının yaprakları
    Fuduş : İneğin sütünü kesilmesi
    Fufu, Furful: Yara, bere
    Fufuli: Sivilce [R], Rize’de fufudi
    Fufuza: Çıt kırıldım, her şeyden şikayetçi adam [R]
    Furfula: Hoşaf
    Furno: Kurbağa [Y, furnos, kurbağa]
    Fusan: Kepek, mısır yarmasının kabukları [Y,ptisani;R, futzanin]
    Fuska, Fiska, Faska, Fisto : Kabarkık, şişlik, bir çeş dağ yemişi [Y, phouska]
    Fustul : Püsküle benzeyen şeyler
    Fuştul : Talaş
    Fuzan : Hububatın kepeği

    G

    Gabak felisi : Kabak dilimi
    Gaban :Yamaç, toprak birikimi
    Gabiz: Haraç
    Gada : Kardeş, dost, kardeşim
    Gadan almak : Feda etmek
    Gaful : Dikenli ve küçük ağaçlardan müteşekkil meşçere
    Gaga : Eğlencelik, çerez, fındık [Y, kokkali ; Lazca kokali ;Gürcüce kakali]
    Gagart : Zincir kancası
    Gagoş: Kötü [Y, kakos]
    Galafika : Arka sepeti
    Galege : Küçük dana
    Galovriya: Sakin, uyuşuk, hımbıl [Y, kalmaro, sakin]
    Gambo: Lahanaya dadanan böcek [Y, hampia; R, hampia, tırtıl]
    Gamboki : Gerdani iri adam
    Gancolis : Yarı pişmiş
    Gancoz : Hasis, tamahkar
    Ganker : Boğa
    Ganzi, Kanzi: Fındık içi, sarmısak dişi
    Gara sakiz : zift
    Gargalak: Dere kenarındaki dal, ağaç parçaları
    Gargaris . Yaygara, gürültü
    Gaskam: Sert toprak
    Gaybana : Menfur şey [A]
    Gayuk suyadur : Kayık denizdedir
    Gaviya : Odun yığını
    Gayde : Şarkı türkü
    Gazel : Kuru yaprak
    Gecekuşi: Yarasa
    Gelin elması: Elma türü
    Gelurum kopa kopa : Gelirim koşarak
    Gezi : Bir kumaş ismi
    Geçme : Kılıf, yastık kılıfı
    Gevo : Tabak
    Gıdı gıdı: Keçileri çağırmak için söylenir
    Gili gili: Buzakları çağırma yöntemi
    Gırnap : Sicim
    Gırziya : Tarlayı iki üç karış derinliğinde kazmak
    Gıvitça: Sürmene’de sepet
    Gıvrişuk: Kıvırcık saç
    Gilli: Sabun
    Giran: Tümsek
    Go aşa : Aşağı indir, yere koy
    Godesbana: Hamarat kadın
    Godila: Düzlük
    Goncoz : Hasis ( Rize'dede)
    Gorabi : Köylülerin değnek makamında ellerinde taşıdıkları ve değnekleri fidanları kestikleri küçük, hafif, tepesi ağzına doğru biraz kıvrık balta
    Gorena : Kadınlar hakkında müstehziyane tabir
    Gidali : Meyve toplamak iin ucuna torba takılmış uzun saplı sırık
    Ginişanap : Bir armut türü
    Godila : Ense
    Gofrak: İçi çürümüş yaşlı ağaçlara denir
    Gofraklamak: Yaşlanmak
    Goginap: Kırmızı armut [R]
    Goginoforode: Soğuktan kızarmak [R]
    Gogiya: Mısır yemeği [Y, kokkos, hububat]
    Gogiza : Boğmaca hastalığı [Y, hohitizo]
    Gogo: Cin, yaratık, çocuklar gogo geliyor diye korkutulurdu
    Gogorina: Su tavuğu [Y, haharinos]
    Gugo: Guguk, öten kuş, horoz
    Goğor : Bok
    Gohlis: Trabzonda salyangoz, Sürmene’de gohle, Rizede kohlid [Y, koholi]
    Gokir: Becerikli, verimli [Y]
    Goloşka : Kuluçka
    Golot: Tekerlek biçimli peynir
    Golot, Kolot, Kolotu: Yumurtalı ekmek k
    Gordil : Düğüm
    Gor : Mezar
    Gomsilemek: Dedikodu yapmak
    Gondes : Çukur
    Gondel : Ufak , kısa
    Gongoş: Ağacçta gövdeden dalların ayrıldığı bölge
    Gongoş: Dananın çarık yapılan bacak derisi
    Gongoş lastiği :Ayağa giyilen lastik ayakkabı
    Gorbagor : Kadınlar için - uğursuz, mezera gir
    Gorzit: İskemle
    Gosi : Kuluçka dönemindeki tavuk
    Gosva : Bir kuş cinsi, karatavuk
    Govoksila: Kamış, sazlık, içi boş bitki [R, kifoksilo]
    Goyvermek: Bırakmak [T]
    Gudalis: Arabulucu, çöpçatan, ikitarafı idare eden[Y, kudal]
    Gudiba, Kutavi, Godik: Çocuk, köpek yavrusu
    Gudime : Çocuk dilinde inek
    Gudi gudi: Köpek çağırma
    Guduk : Uç, gaga, memenin ucu
    Guduktera: Maçka’da ağaçkakan
    Gugar, Kukar, Kukara: Meyva toplamak için kullanılan çengelli ucuyla dalları eğmeye yarayan eğri dal. [R]
    Gugula : Şapka, fes
    Gugulli : Tepeli
    Gugus, Kukus, Kukuç: Tomurcuk, olgunlaşmamış meyva
    Guguvaga: Baykuş
    Guguvak : Yaylalarda kuytu yerlerde kendi yetişen yenilebilir mantar
    Gulincak: Sürmene’de dokuma tezgahının ayak pedalı
    Guliya : Bir tür karalahana yemeği
    Gulum gulum ağlamak : Hıçkırarak ağlamak
    Guman : Zan, şüphe
    Gunzi: Mısır sapının içi
    Gunzi gunzi: Parça parça
    Guraci : Asker toplayan memur
    Gurgut: Un çorbası içindeki topaklar
    Gusgustera: Yazları yaylada yağan yağmuru durdurmak için edilen güneş duası geleneği
    Güvercina: Bir inek adı

    Ğ

    Ğardel : Çocuk
    Ğazep : Bela, çile
    Gidak : Keçi yavrusu
    Ğoli : Deniz yosunu
    Ğoliva : Suda haşlanmış mısır
    Ğovit : Kaya balığı
    Ğuduş : Mısırı saran koçan
    Ğulya, Ğoliya: Karalahanadan yapılan yöresel yemek
    Ğuz: Yabancı, Oğuz, Türkmen


    H


    Habişkol : Bir çeş yemek
    Haboyle: Bu şekilde
    Habu: İşte bu
    Haçabur, Haçanbur: Sürmene’de soya fasülyesinden yapılan ekmek, Rize’de hasabır
    Haçan : Mademki, öyleyse
    Hahala: Pejmürde, pasaklı [Y, hahaleo]
    Hahot : Eski , kullanılamz hale gelmiş
    Halaput, Halapot : Gürültü, patırtı, şamata
    Halas, Halaz, Halaç: Dolu tanesi [Y, halazi]
    Halaslamak : Bir işi baştan savarak yapmak
    Halastar: Bir nevi bakır veya porselen su kabı
    Halt: Trabzon’luların Bayburt, Gümüşhanelilere verdiği isim
    Hamofta : Çilek [R, amofta]
    Hampa : Zengin
    Hamsi kuşi, Hamsi puli : Hamsi, mısır unu ve yumurtadan yapılan yemek
    Hamsi göz: Açık mavi renkli göz
    Haral : Büyük kıl çuval
    Harci : Siyah ekmek
    Halaz : Dolu
    Hamayıl, Hamayli, Hemayil : Muska
    Hamofta: Çilek
    Hamurkera : Çilek
    Handoşera : Kirpi
    Hanseps: Tütsülemek, yakmak [R]
    Harep : Keçi boynuzu
    Harçi : Fasulye çalısı
    Hark : Değirmenin su konulan bölümü [A]
    Harkali : Ceviz ve fındığı kabuğu ile kavurmak
    Harkoma, Hartama, Hartoma: Damların üstüne konan kiremit yerini tutan ç ağalarından elde edilen ince tahta
    Has : İyi [A]
    Haşofila: Kurumuş yaprak
    Haşura: Maçka’da yağmurdan sonraki güneşli hava
    Hatal : Eski
    Hatel : Tatha parçaları
    Hatya : Rize'de Gübre ile karışık toprak
    Hayat :Evin içindeki bir bölüm
    Havzal : Ufalmış kömür parçaları
    Hedik : Kışın kar üstünde yürümeye mahsus içi sicimle örülmüş ağaçtan yapılmış bir nevi ayakkabı
    Hececulap : Bir armut türü
    Helal: Yorgun
    Hemençe : İki tarafından bağı olan boyun ve koldan geçirilerek asılan köylü çantası
    Hırhındık : Perişan , miskin adam
    Hırziya: Kazmak, toğrağı alt üst etmek
    Hışır : Eski, yıpranmış kullanılamaz hale gelmiş
    Hızan : Yoksul kimsesiz, geçinmekten aciz aile
    Hillal : Kur'an okunurken satırın altından takip için sürülen kağıt
    Hinkaka : Birdenbire meydana çıkmak , yakalamak
    Herek : Sırık
    Hezep : Bela
    Hlio : Sincap
    Hoda : Sağdıç ( Rize'de de)
    Hohoçi : Umacı, çocukları korkutmak için kullanılan hayali yaratık
    Hohol : Toz , göze kaçan küçük böcek
    Hohor : Baykuş
    Hoholi : Kağıt kırpıntısı
    Hoholli pide: Pazı veya ıspanaklı pide
    Holbor: İneklere yal yaoılan bir ot
    Hopal: Eti yenen bir kuş türü
    Horom: Kesilmiş mısır saplarının birbirine dayanarak kümelendirilmesi
    Horon: Karadeniz halk dansı’nın adı [Y, hora]
    Hopeçi : Kurutulmuş su kabağının kapağı kutu gibi kullanılır
    Hopi : Mısır koçanı mahfazası ( Rize'de de)
    Horbol : Yemeği yapılan bir ot cinsi
    Hortik : Zayıf, kambur adam
    Hosrofi : Bir çiçek
    Hoşmeri :Yazın yaylalarda kaymak ve mısır unundan yapılan yemek
    Hozan : Köylerde ekilmemiş arazi
    Hristiyanlar: Aralık ayı
    Humbes : Karın, batın
    Hutuş : Mısırı kaplayan ince, yeşil kabuk
    Hora : Tarla
    Huhuris etmek, hohoro: Türkü söylenirken yada horon oynanırken coşkudan anlamsız seslerle bağırmak
    Humi, hurhur : Çıngırak
    Humi: Mıaçka’da mısır koçanının yaprağı
    Humurgan : Sürmene pazarının eski adı
    Hutuş : Mısır koçanı üzerindeki yaprak
    Hüsriyenas : Aralık ayı

    İ


    İcran : Yaralardan çıkan irin, cerehat
    İfadi : Bez dokunurken kullanılan tel
    İftar : Kürek
    İfteri : Eğrelti otu
    İgles : Hasta ve zayıf insan
    İrgat : İşçi, amele
    İkogir, İkokiris: Becerikli
    İlahso : Afkur, havla
    İmanli: Yağı alınmış süt
    İmro: Kütük çekmekte kullanılan halkalı çivi [Y, yiros]
    İnce Maraz : Verem
    İsdikan : Bardak
    İskala : Merdiven
    İsponkar: Değirmende kullanılan bez [Y]
    İsporit: Toprak tohumlanırken kazmayla çizilen hat [R, sporit]
    İstavrik : Büyük gügüm
    İstavrit : Eylül ayı, küçük bir balık adı
    İstavrap. Ekim ayında olan armut türü
    İsteriç : Ak gürgen ağacı
    İstikan : Çay kadehi
    İstoliz: Güvey traşı [Y, stolizo]
    İştol : Masa
    İşkebir: Yaban arısı
    İşkilo : Büyük köpek
    İşmar : İşaret etmek
    İzim ayı: Eylül ayı, üzüm ayı
    izgalit : tohumluk ve yemeklik mısırların asıldığı yer
    İzmilanka : Yabani kuşkonmaz, kaygana yapılır
    İzmira: Testere [R]

    K - L


    Kaban : Sarp, dik arazi
    Kabaleşka: Haşlanıp süzüldükten sonra, tuzla ve soğan ekmekel tekrar haşlanan fasülye
    Kabis : Değirmenlerde hububata mahsus bir ölçek
    Kabot : Palto (Gabot)
    Kada : Kedi
    Kadabarlos: İnsanı uykuda yakalayan cin, karabasan [R]
    Kadak : Manda yavrusu
    Kadan alsun : Feda olsun
    Kadarahti. Evin içinden alttaki ahıra açılan merdiven kapağı
    Kafega, Gafega: Küçük gügüm
    Kafgal, Kafkal: Fındık kozalağı [R, kaukal; Y, koukoli]
    Kaful, Gaful: Fındık Ocağı, çalılık
    Kafulluk: Dağınık, çalıların sardığı yer
    Kahleya: Öksüren kişi [R]
    Kakavuş : Lastik ayakkabı
    Kakane : Zayıf adam
    Kakoş : Aptal
    Kalafika : Sepet
    Kalak : İri yarı kaba adam
    Kalamit : Başaklamak
    Kalandar, Galandar: Ocak ayı, Yılbaşı, Yılbaşında ev ev dolaşarak çocukların söylediği tekerlemeler
    Kalama, Kalanuma : Yavaş, ağır, bazende küfür olarak kullanılır
    Kale kale : İneği çağırmak için kullanılan tabir
    Kalaş : Kible, Kible rüzgarı
    Kalora, Kalovriya, Kaluk: Evde kalmış, kocaya gidememiş yaşı geçkin kız [Yunanca kaloyria, rahibe kelimesinden]
    Kama: Hançer [E, kama, çivi]
    Kamak: Maçka’da Fırından ateş, mısır çekmeye yarayan ucu eğri kürek
    Kamisela: Yağmurluk
    Kambokiraz : Çilek
    Kamesela : Buluz
    Kamaşi : Kestane kabuğunun dikenli kısmı
    Kanayaklı . Zavallı
    Kaneta: Sürahi biçimli bakır kap [Y, kanata]
    Kandilis : Çekirdeğe benzer bir küçük balık
    Kandri : Pulluğu öküze bağlamak için kullanılan organ
    Kangel : Eğri
    Kankoşi : İnek derisinin dizden aşağı olan aşağı kısmı
    Kanzelis, Kanzilis etmek: Fındıklar devşirildikten sonra dallarda tek tük kalanları devşirmek, Arsin’de zalis, Sürmene’de caleps [R, hantzin; Gürcüce Kanci, Lazca kandzi]
    Kapara: Ayakkabı
    Kapoçi : Deşilmemiş yara
    Kapoli, Kopel : Piç
    Karak: Kapı mandalı
    Karakoncolos: Kışın insanlara musallat olan yaratık
    Karamus: Uçurum
    Karanbuk : Fındık ve mısırlara arız olan hastalık, mahsülü simsiyah yapar
    Karda : Kardeş
    Kardeş payi. Fındığın içinden iki tane iç çıkma durumu
    Karmakudal : Karmakarışık
    Karsanba : Tehlike, fırtına gürültü
    Kaşanmak : Hayvanların işemesi
    Karnal, Karkan: Kola takılan sepet
    Karnes : Çayırlık
    Kartol, Kartof : Patates [Rusça, kartofyel]
    Kasa: Siğil
    Kasa: Tırpan
    Kaşıkçı : Kuyruklu kurbağa yavrusu
    Katsi: Geniz
    Katolik: Oruç tutmayan müslüman
    Katotori : Kapı eşiği
    Katma : Sicim
    Kavara : Yellenmek [R, gavara; E, govor, gübreden türetilmiş]
    Kavlak . Ahmak, battal, işe yaramaz adam
    Kavran : Arı kovanı, yağ ve peynir kaplarına da denilir
    Katofir : Eşik
    Kaybana : Tembel adam, meş'um şey
    Kaygana : Mısır unundan yapılan hamsili ekmek
    Kavrangoz: Karışıki dağınık, kavga
    Kayna : Kayığın kenarları
    Kayde: Ezgi
    Kaydelemek: Ağıt yakmak, şarkı söylemek
    Kaygana: Tavada yumurta ve sebzeyle yapılan yemekler
    Koytak : Alçak yer, dere içleri gibi
    Kebat : Ağaç kavunu
    Kede, Kata: Kedi [R, gada]
    Kelberi : Fındık
    Kelepçe : İplik sarmağa mahsus tahta parçası
    Kelif : Ağaçlardan örülerek yapılmış küçük kulübe
    Keltenek : Döküntü, süfli adam
    Kelif : Dağ evi [R ;Y, kalivi ]
    Kemre : Sığır gübresi
    Kemçuk : Biçimsiz iri ağızlı insan
    Keme : Büyük fare
    Kemençe: Üç telli, yayla çalınan perdesiz müzik alei [F]
    Kenef : Tuvalet
    Kerenti : Tırpan
    Keres: Ekmek kabuğu
    Kertel : İneğin yal kabı [Y,kertel]
    Keşan, Çeşan, Keşen: Peştemal türü
    Ketan: Keten [A]
    Keyvane : İhtiyar ve iş ehli kadın
    Kezme : Ayakyolu
    Kıdı Kıdı: Kedi çağırmak için söylenir
    Kıraça : İstavrit balığının incesi
    Kıreni: Oluk, tahtadan su oluğu
    Kırgan : Ölüm ( Rize'de de)
    Kırtil: Yaylalarda yetişen dikenli bir ot
    Kırvanto : Kirli pasaklı adam
    Kıylı : Kenarları yüksek tepsi
    Kızana gelmek: Hayvanların çiftleşme arzusu duyduklarını belli etmeleri
    Kızan ayi: Hayvanların kızana geldiği ay
    Kızobo: Kızım
    Kilar: Otlaklar
    Kilos: Bakır eşyaların çarpmayla zedelenmesi
    Kilse kuşi: Parlak renkli bir kuş
    Kinsi: Elma, armut çöpü
    Kiren : Kızılcık
    Kirezayı : Haziran
    Kirez karayemişi: Öteki karayemişlerden daha erken olgunlaşan, rengi daha kırmızı karayemiş türü
    Kip : Toplu, kuvvetli gergin
    Kise: Saksağan
    Kobal : Büyük kalın değnek
    Kobat: Beceriksiz
    Kocakari: Yaşlı kadın
    Koç ayi: Ekim ve kasım ayları
    Koçinbela : Erik
    Koçozina : Siyah benekli bir küçük balık
    Kod, God : Bir ölçü birimi
    Kodespa: İyi arkadaş
    Kodespena: Becerikli ev kadını
    Kodi, Godi: Lahananın sapı
    Kodoş: Mısır sapı
    Kofe, Kofi, Kofos, Kofuz, Kofu: Sağır
    Kofte: Kendir bıçağı
    Kofi : Meyvelerin çekirdekleri ihtiva eden yenilmeyen kısmı
    Koftra : Rize'de Su yolunu kesmek için kullanılan tahta
    Kofin : Yaprak sepeti
    Kohraka: Mutsuz kadın
    Kokir : Çalışkan, becerikli
    Kokize : Boğmaca hastalığı
    Kokozlanmak: Horozlanmak
    Kolebessa: Sığır gübresinde yaşıyan kurt
    Kolidi : Kendir
    Koliva : Haşlanmış mısır
    Kolot : İçinde bütün yumurta olan buğday veya mısır ekmeği
    Komat, komadi : Parça
    Kombos: Tomurcuk
    Komri: Tahtadan yapılmış küçük ve alçak iskemle
    Komsilamak : Birini diğerine geçmek
    Komohti: Lazca konuşanlara Trabzon’da takılan ad, Rize’de mohti denir
    Koncolos : Tuhaflık eden gülünç şekillere giren insan
    Konop: Sivrisinek
    Konzi : Bir şeyi çok ezmek, dağıtmak, fişeğin sapı
    Kopat : Kaba, biçimsiz, büyük
    Kopça: Düğme
    Kordobo: Ahır kapısı
    Kokneça : Fındık yada çay toplanırken kullanılan torba
    Kolişevra : Kertenkele
    Kom : Dağ evi
    Kopçe : Düğme
    Kopeli : Piç ( Rize'de de)
    Korada : Zayıf, cılız
    Korda : Tahta kurusu
    Korepi : Ucu sivri küçük ve iğri bir nevi balta, diğer bir ismi dahara
    Korç, Gorç: Tabure
    Korona: Zavallı
    Korsil: İskemle
    Kozalak : Selvi ve ç gibi ağaçların meyvası
    Kosi : Kuluçkaya oturan tavuk
    Koska : Böğürtlen
    Koskodor : Kibirli
    Koskon : Hayvanların bel kemiğinin nihayet noktası
    Kosnok : Açıkgöz, kurnaz çocuk
    Kospodar: Ağalık taslıyan kişi
    Kostel : Mısır yapraklarının yapraksız ve meyvesiz tarlada biçilmiş kalan yukardaki kısmı
    Kosu: Kuluçka, Sürmene’de kosı
    Koşat : Teke olmamış keçi
    Kot : Altı okka mısırı tesbit eden ölçü birimi
    Koti : Lahananın sapı
    Kot kafa. Aptal
    Kotan : Pulluk
    Kotoni : Taneleri çıkarılmış mısır koçanı
    Kototori . Kapı eşiği
    Koviçe : Saplı küçük sepet ( Rize'de de)
    Koyizme : Feryat
    Koza : Elde çıkan sivilve
    Kozefter : Bir işe yaramayan yahut kesmeyen kör bıçak
    Kölük : Merkep, eşek
    Köze : Pınar, menba
    Kotarmak : Servis yapmak
    Kotol : Küt
    Köstere-Kösre : Bilem taşı, orak bilenen taş
    Kremul : Zincir
    Kuba: Yüzüstü
    Kubalez : Karakabak
    Kubani. Kurban olduğum
    Kuçiris etmek: Çömelmek
    Kudal: Karıştırma amaçlı kullanılan değnek
    Kudap: Bir armut türü
    Kufa: Ahşap su kabı
    Kufika, Gafika: El sepeti
    Kuka: İplik yumağı
    Kukarina : Karabatak
    Kukasamboli : Saklanbaç
    Kukus: Ç kozalağı
    Kukuvaak :Çömeler oturmak, bir yayla çiçeği
    Kula: Duru ile beyaz arasında koyu al rengi
    Kuliya: Boynuzsus keçi
    Kulur : Bezelye tanesi
    Kumakuduz : Hiç bir yere bakmadan çabucak gitmek
    Kumar: Orman gülü
    Kumbaz : Tertip
    Kumbuz : Yumruk
    Kumsi: Lifleri alınmış kendir
    Kumul: Ot yığını
    Kumuş : Dikenli kestane kozası
    Kundul : Sakat , el sepetinden büyük sepet türü
    Kunkuş : Kurumuş
    Kupli : Kilit
    Kurdi: Kadınların yük taşırken bellerine doladıkları bez yada ipten örtü
    Kurut, Gurut: Süzülmüş yoğurtla yapılmış bir çeş peynir, haya, testis
    Kusi : Kuluçka tavuk
    Kuşlastiği : Sapan
    Kutun, kutur : Mısır koçanı
    Kuvar : Yumak
    Kuyis : Çığlık
    Kuymak : Mısır unundan yapılan bulamaç
    Kuza: Siğil
    Kuzika: Kızım
    Kuzine : İçinde yemek pişirilen soba
    Küçük ayı : Şubat
    Küçük katun. Serçe parmak
    Külür: Bezelye
    Kümes, gümeş: Arı peteği
    Kütük. Çapula yapılan tezgah


     
  8. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    L

    Labaza: Kuzukulağı benzeri bir bitki
    Lago. Aptal
    Lahana: Karalahana, mavrolahana [Y, lahana, sebze]
    Lahmi : Mısır ile karışık lahana yemeği
    Laka: Lokma
    Lakot : Bitkilere zara veren bir böcek, yer köpeği de denilir
    Laksin : Bir mantar ismi
    Lakşiya : Bulaşık, ıslak
    Lambaza : Bir çocuk oyunu
    Lamesli pide: Sürmene’de pazı veya ıspanak katılarak yapılan pide
    Lankona : Sarı yılan
    Lanuz : Nesil
    Lapçin : Tabanları kırık ayakkabı
    Larestera yapmak: Ayaklarını sarmak
    Laşka: Boşvermiş
    Latir: Hayvan temi olarak kullanılan bir bitki
    Lazut, Lazot: Mısır, Sürmene’de Lauz
    Leşko : Şişman adam
    Levin levin: Telaşlı
    Libade : Hırka
    Lifer, Lifor: Yabani bir yemiş türü
    Ligorisa. Bir kabuklu yemiş türü
    Likarbe : Ormanda yetişen nohut büyüklüğünde siyah mayhoş bir meyve
    Likans. Bir ot türü
    Likit : Kirli su birikintisi
    Likseya. Bir ot türü
    Liver, Löver, Luber : Tabanca, Parabellum adlı tabancanın Luber modeli
    Livera : Mezarlıkta yetişen bitki
    Lobia. Fasülye
    Lobut : Büyük değmnek, mecazi olarak kaba adam
    Lenger : Meşale
    Log : Taş silindit
    Lom: Taş sökmek, yer kazmak için kullanılan demir kazık
    Lonca : Gizli iş kurmak
    Longos : Deniz kenarlarındaki kayaların diplerindeki derin yerlere denir
    Longovit: Kaba saba adam
    Longoz: Dere ile denizin birleştiği yerde oluşan girdap
    Lök : Kapılarda su sızan yerleri kapamaya çalışan bir nevi macun
    Lulus: Kel
    Lutriya: Kelepir

    M - Z

    M

    Makel: Kazma
    Makena: Araba, tabanca
    Makoci : Mekik
    Malez : Kedi ve köpeklere yedirilen her şeyin karıştırıldığı yemek, Sütlü kabak lapası
    Mamancika : Bez bebek
    Momoli : Diken başı
    Mamula : Diken meyvesi
    Manca : Yemek
    Maneftera: Eğrelti otu türü
    Mani mani : Yavaş yavaş, peyder pey
    Mania, Maneye : Kurum, is
    Maniman : Çabuk, çabuk
    Mangur: Köpek bağı
    Mani: Anne
    Mansiya: Olgunlaşmamış mısır koçanından öğütülerek yapılan ekmek
    Manuşak: Güzel kokulu boz renkte bir yayla çiçeğinin ismi
    Mankor : Azgın köpekleri bağlamak için kullanılan zincir
    Manya : Çocuk oyunlarında tayin edilen hedefin ismi
    Manzilis : Hayvanlara mahsus yemek, yal
    Maranfe. Hoşaf yapılma için kurutulmuş meyva
    Maraz : İllet, hastalık
    Maran, Maranta, Maranda : Sarı rekte yayla çiçeği, güzel koktuğu için çocukları bununla yıkarlar
    Maranzul : Olmuş kemale ermiş incir
    Mareslemek:Rehavet çökmek, cansızlaşmak
    Marko : Erkek kedi
    Martin : Tüfek
    Masmas : Manzarası biçimsiz, çirkin
    Mastallamak: Bir şeyin üstüne varmak, çok incelemek
    Masti : Kız çocuklarına "seni gidi cadı" anlamında söylenir
    Matrika. Küçük balyoz
    Marzalak : Yalan yalnış sözler
    Masat : Bıçak bilemeye mahsus taş veya demir
    Mastalya : İneğin yal kabı
    Masti : Dişi köpek
    Mayeps etmek: Tadına baktırıp iştahını açmak
    Mayhoş : Ekşi
    Mayıs beceğu: İlkbaharda görülen kabuklu bir böcek türü
    Mayıs dikeni: Kısa boylu, yaban gülüne benzeyen çiçekleri olan bir ağaç
    Mavrengel : Beceriksiz, zavallı
    Mavroşkil : Bir nevi balık
    Medane: Tövbe etmek
    Meci : İmece
    Melemet : Palamut
    Melen: Değirmen taşı oluğu
    Memşa : Ayakyolu, hela
    Meni meni. Hızlı hızlı
    Menilemek: Yavaşlamak
    Mere: Mera, otlak
    Merek : Saman veya ot konulacak kulübe
    Mertek : Ç
    Mesrebe : Maşrapa
    Metroşike : Küçük sepet
    Mezak : Mezelemek
    Mezere: Otlak, çayır, yaylaya çıkmadan önce hayvanların yayıldığı yer
    Midar tel : Pamuk ipliği
    Miksu: Sümüklü
    Mile : Bilye
    Mila: Elma
    Milliyetçi. Akrabasına, hemşerisine düşkün
    Mimit : Yüzde ve vücutta çıkan sivilceler
    Minci, minzi : Yöreye has çökelek peyniri
    Mitil : Şiltenin pamuğu ihtiva eden iç kılıfı
    Miyanci : Görücü
    Mizmilak : Diken
    Moçot : Beceriksiz, sakat
    Modofengo: Küfür
    Modonilon. Küfür
    Modul : Merkepleri sürmek için kullanılan bir karış uzunluğunda odun parçası
    Moloşa : Ebe gümeci
    Moloz: Toprakla karışık taş döküntüsü
    Momoç: Tırtıl, kurt
    Momol: Böcek
    Moncol : Gülyabani gibi adam
    Mora : Böğürtlen
    Mose: Küfür
    Mozika : Gebe olmamış, az sağılır inek
    Mucurum : Beceriksiz, felçli
    Mudura: İşe yaramaz
    Mufal : Ahır penceresi
    Muh : Çivi
    Muhlama. Sebzeli, yumurtalı yemek
    Muhli: Değirmen taşının içindeki mil
    Mumuda : Beceriksiz adam
    Mumul : Uyuşuk, siyah kabuklu un böceği
    Munduruş : Kudretsiz adam, uyuşuk
    Muncur : Yüz

    Murseps. İneğin memesine süt gelmesi için oğuşturma
    Murş: Delik
    Mustavaca kuşi: İnsandan kaçmayan serçeye benzer kuş
    Muşmula : Malta eriği, Yenidünya meyvesi
    Musibet : Başbelası
    Mutuş: Erkek çocuk
    Munzur : Hayvanların burnunun ucu
    Murmut : Ağaçların dal ve yaorak çıkaracağı sırada hasıl olan şişlikler
    Muzur : Meraklı
    Müşkeftü: Mızmız
    Müşkenar: Yaylada kelifin yanına yapılan koyun ağılı




    N

    Nacak : Küçük balta
    Nahır : Sürü
    Nahtar : Anahtar
    Nafele: Nafile
    Namazga : Seccade
    Namose: Küfür
    Nanay : Akılsız
    Natos: Tarlanın biçildikten sonraki hali
    Natura: Bünye, tabiat
    Nayla: Rize'de Paska, serander Nekes : Hasis
    Nemrut : Hain
    Nene: Anne, büyükanne
    Niça: Bir çeş ot
    Nife : Gelin
    Nogamise: Heniz gelin olacak kız
    Nusga: Muska
    Nuzul : Felç
    O

    Of kabağı: Karakabak
    Oflan: Sürmene’de raf
    Ofreya: Çatıda bulunan delik
    Ofriyos: Ofreya’dan çıkan duman
    Oğune: Önüne
    O ki: Madem ki
    Oksobis : Meraklı
    Oksek : Ateşte yakılan odunların yanmamış ve kısmen sağlam kalmış parçaları
    Oksobis : Biimsiz, pis, murdar
    Okşokana : Varda , cesur
    Olonotranan: Güçlülük, büyüklük, kendini büyük sanmak
    Orak ayı : Temmuz ayı
    Oluk :Kaynak suların aktığı üstü açık boru
    Ospi : Ev
    Otarmak : Hayvanları otlatmak
    Otiş etmek : Gürültü yapmak
    Otluk : Mısır bitkisinin gövdesi


    P

    Paçarez: Engel
    Paçaroz olmak: Engel olmak, ayağa dolanmak
    Pahil : Kıskanç
    Palak, Palah : Küçük ve şişman köpek veya ayı yavrusu
    Palaş : Allerji
    Palalos, Palavos: Aptallık hali
    Palikarya: Yiğ, delikanlı
    Pambara: Azar, dayak
    Panti : Hayvanların yem yediği kap
    Parafloy: Fırının ön bölümü
    Parakami, Parakath : Ocağın kenarında oturulan kerevitlere verilen ad
    Parastal : Eski ayakkabı
    Parsen: Yiyen hayvanları sarhoş eden bir ot türü
    Parsi: Küçük pencere
    Partal. Palavra
    Partos, Partoz : Şişman adamlara denilir, lakap olarak da kullanılır
    Pas : Ekinlere arız olan bir hastalık
    Pasafta: Aşağılık, değersiz insan
    Pasal : Otlayan hayvanların bağlı bulunduğu kazık
    Paska : Sürmene’de Serader
    Pasoslanmak: Zedelenmek, ez,lmek
    Patiçi : Taze fasulye
    Patlican inciri: İncir türü
    Patome, Batoma : Ahırda ineklerin yattığı tahta, döşeme
    Patul : Beyaz
    Patul patul: Lapa lapa kar yağması
    Pelit : Birmeyvesiz ağaç cinsi
    Pepe : Yoğurt
    Pereme : Genişçe dere ve ırmaklarda bir sahildenkarşı sahile geçmek için binilen ve iki sahil arasında gerilmiş halata tutunarak yürütülen sal veya sandal
    Peresbet : Dağınık
    Peşenk : Kervanın önünde giden yola alışkın beygir
    Peşkir : Havlu
    Peşko : Küçük soba
    Petek: Arı
    Peygamber Öküzü: Vurdumduymaz
    Pezük : Vakfıkebir’de pancar
    Piçak: Bıçak
    Pifoli : Folluğa konan yumurta
    Pifolluk : Tavukların yumurtladığı yer
    Pilavra : Değirmen taşlarını üst üste bulundurmak
    Pileki : İçinde ekmek pişirilen tekne şeklinde kap
    Pilita: Su kazanlı fırın
    Pines : Kümes
    Pipli : Erkek çocuk penisi
    Piron : Çatal
    Pirpirim : Semiz otu
    Pisik : Kedi
    Piştof : Tabanca
    Pohorik : Biçimsiz, omuzları kalkık, başı omuzlarının içine çekmiş adam
    Polamaçi : Yeni doğuran ineğe verilen su ile karıştırılmış mısır unu
    Polestera: İş önlüğü
    Posul : Taze mısır
    Pontil: Döşeme, ahırın tahta zemini
    Potin, Potisiya: Ayakkabı
    Pöhrenk : Bat Trabzon’da su yolu
    Pöhle : Batı Trabzon’da koyun veya ineğin kemiksiz taraflarındaki eti
    Pudesi : Yün eğirmekte kullanılan iğin bir kısmı
    Purtul : Paçavra
    Pul: Süs
    Puli : Piliç
    Pulim : Yavrum, mini miniğim, tavuğum
    Pullim : Elbisesi benek bene
    Pupu : Para
    Pupuçi : Şişman çocuk
    Pur : Taştan daha yumuşak alelade topraktan daha sert bir nevi topak
    Purçuk : Küçük bez parçası
    Purunca : Küçük bez parçaları, paçavra
    Puşa: Mısır koçanı yprağı
    Puşi : Küçük ç fidesi


    R

    Ragraga : Gürültü
    Rahçe : Takke
    Rahna: Örümcek
    Rama : İplik
    Reiz : Kaptan
    Reni : Tavan
    Reya, Reyha : Koku
    Risi: Lahananın içi
    Rivaoban : Orak
    Roghe : Kendir teli işlenen alet
    Rokobi : Mısır fidesi
    Rokovat: Kendirin sarılarak ip yapıldığı alet

    S

    Saçayağı : Ateş üzerine tencere v.s koymak için kullanılan üç ayaklı bir eşya
    Sağa : Sana
    Sağan : Tabak
    Sakırga : Yapışkan adam
    Sakonari : Buğdayın değirmende döküldüğü yer
    Salahana : İşsiz güçsüz adam
    Salahor : Serseri
    Sanga: Büyük dilli kapı kilidi
    Sarfulis etmek: Tırmalamak
    Sargan: Zargana balığı
    Sele : Çamaşır sepeti
    Semelek : Kalın kafalı
    Semet: Hamur tahtası
    Serek : Çamur yayığının ağzına bağlanan bez
    Seren : Üzerine herhangi bir şey asılan ip yada sırık
    Sevdaluk: Sevgi, aşk
    Sıçan : Fare
    Sıksara: Hizli oynanan erkek horonu
    Sırifta: Yumurtalı sıvı hamurun kızgın yağda ufak parçalar halinde atılması ile elde edilen tatlı çeşidi
    Sifte: İlk defa, önce
    Simur: Mısır ekmeğinin yağda eritilmesiyle yapılan yemek
    Singruz etmek: Küsmek
    Sintina : Kayığın baş tarafındaki boş yer
    Sinor : Sınır, arazi hududu
    Soktopi : Mangaldaki kül ve közler
    Somar : Bir ölçü, on altı kot miktarındaki hububat
    Somizme : Araya girmek
    Su armudu: Bir tür armut
    Sukra: Mısır koçanının içi
    Susar, soser : Kilit
    Suhtopi : Kül ve közlerin beraber bulunması

    Ş


    Şafliz : Ağızdan akan salya
    Şarkada : Yaramz , haylaz çocuk
    Şataf : Parlak
    Şelek : Arka yükü
    Şeya : Çamaşır
    Şilidi: Çorap bağı
    Şişek: Kısır koyun
    Şrombil, Şoromul, Şoromil: El değirmeni, mısır çorbalığı çekilen taş
    Şoniçe: Karda açan beyaz veya pembe çiçek türü



    T


    Taban inciri: Yemişleri en son olgunlaşan incir türü
    Taraba : Tahta perde
    Taka: Küçük yelkenli
    Takture : El sepeti
    Talaşa koymak: Telaşlandırmak
    Taraks etmek: Alt üst etmek
    Tatari : Az pişmiş
    Tatariko : Yay
    Talaş : Kavga, dövüş
    Tami : Çay
    Tantana : Şenlik
    Tara : Büyük orak (odun kesmek için kullanılırdı)
    Taraba : Evlerin avlusuna tahtadan yapılan ç
    Tas : Kase
    Tavli: Ucu yanan odun
    Tavali : Tavada pişmiş hamsi
    Telis, telhis : Boş çuval
    Temele : Ocak taşı
    Temli : Fındık dalı
    Tengel : Muşmul
    Termaş : Sahibi yok başıboş
    Tevek : Kabak asması
    Teveka : Başıboş
    Tırmata : Ekmek kırıntısı
    Tirakon : Bir balık türü
    Tiraca: Sardalyagillerden bir balık türü
    Tiril: Bir çeş gömlek ismi
    Tirma: Un çorbası
    Tirsi: Bir balık türü
    Toloz: Hile
    Tombak: Yumak
    Tombil: Tarla kuşu
    Tonilon: Güneş hakkı için!
    Tonya pahlisi: Bir çeş fasülye
    Tor : Balık ağı
    Torun: Yeğen
    Traj : Yamaç
    Tranis olmak: Üzülmek
    Traz: Üç taş oyunu
    Tufa : Mezbele
    Tumbula : Tombul kadın
    Tumbi : Arazi üzerinde yüksekçe yer

    U


    Uçkur : Bele bağlanan ip
    Ula : Erkeklere hitap şekli
    Urum: Rum
    Urus: Rus
    Urus fasülyesi: Bir tür fasülye, lobia
    Uskoli : Kendirin hurdası çıktıktan sonra geriye kalan kısmı
    Uşak : Erkek çocuk


    Ü

    Üç etek: Eskiden giyilen kadın kıyafeti
    Üstü gitmek . Baş dönmesi
    Üzüm ayı, İzim ayı : Kasım ayı


    V


    Vaynos : Yaygara, gürültü
    Vedro : Kova
    Vinzo, Vinzos : At sineği
    Vinzoslanmak: Sineklerin ısırdığı hayvanın huysuzlanıp koşması
    Vol : Tarla bellemede belin çıkardığı toprak
    Volta : Balık oltası
    Vira : Kayık halatlarının bağlandığı alet
    Viya : Dalga
    Viyalamak : Alttan almak
    Vol : Tarla bellenirken oluşan çamur toprağı
    Vola etmek, Volis etmek Ceviz ve fındıkları kabuklarından ayırmak
    Volar: Tarla bellenirken kaldırılan büyük toprak parçası
    Vovola: Maçka’da yumurta
    Vurgoz : Karanlık, rutubetli yer


    Y


    Yaban adamı, Karakonciols: Dağda yaşıyan tüylü, vahşi insan
    Yal :İnek yemeği, çeşitli bitkilerin karıştırılıp kaynatılmasıyla yapılır
    Yalağuz, Yalanuz: Yalnız
    Yali : Sahil, kumsal
    Yali gitmek: Gemilerin kıyıya yakın gitmesi
    Yali uşaği: Deniz kıyısında büyüyen çocuk
    Yanis : Kokmuş sularda bulunan küçük böcek
    Yangazluk: Düzeni bozmak, sorun çıkarmak
    Yankaz, Yangaz : Sinsi, aksi adam
    Yanpur : kötü kılıklı adam
    Yarma: Yarılmış kütük, fırınlanmış mısır
    Yavris eriğu: Bir yeşil erik çeşidi
    Yastası : Meraklısı
    Yaşık : Kasa, sandık
    Yaşmak : Baş örtüsü, tülbent
    Yel: Romatizma
    Yele yele : Çabuk çabuk
    Yer kirazı : Çilek
    Yer liforu: Bir çeş lifor, yabani yemiş
    Yiğ : Yün eğirmek için kullanılan alet
    Yisa, yüsa : Çekmek var gücüyle asılmak
    Yokuş : Yukarı, dik
    Yomra elması, Gemora elması: Bir elma çeşidi
    Yomurta eriğu: Bir erik çeşidi
    Yosa yosa: Kayıkkaraya çekilirken söylenen ünlem
    Yoşa:Koyunların sırtına sürülen kırmızı boya
    Yufka : Sığ
    Yürek ağrısı, Yürek bolanması: Açlık
    Yürek: Mide
    Yüzini köpek yalamak: Birisinin yüzünü köpek yalarsa utanmaz olacağına inanılır


    Z


    Zabuşka : Makbuz
    Zağar : Büyük erkek köpek, yaşlı erkeklere karşı hakaret olarak da kullanılır
    Zagel: Kazma
    Zaguda : Yeşil zeytin
    Zağana, Cahana: Yengeç
    Zakoti : Gayet ekşi
    Zahre : mısır
    Zanga : Kilit
    Zangar : İnatçı
    Zangariya: Dokumacı
    Zango : Bir çeş fındık
    Zangoç: Kilisede çan çalmakla görevli kişi, sakat, topal anlamıda kullanılır
    Zava: Yüzük
    Zavrak : Debdebe, tantana, ihtiş
    Zazal : İri yarı, heybetli fakat beceriksiz, bir işe yaramayan adam, kel, çıplak
    Zazel : Köylerdeki serander denilen ev kısmının dallardan örtülmüş kısmı
    Zerihta : Tuzlu su ile hamur haline getirildikten sonra biraz da maya katarak yağda parça parça pişirdikten sonra üzerine şeker yada bal dökülerek yenen tatlı
    Zestas: Hazımsızlık, rahatsızlık, çok yemek sonrası kötü hissetmek
    Zevli . Öküzün boyunduruğunu iki taraftan boğazına rapteden tahta çubuk
    Zezoka : Çamurdan yapılmış küçük kutu
    Zibil : Çöp, süprüntü
    Zibra: Az, ufak
    Zibros : Bozuk arızalı, hafif lamba ışığı
    Zigar: İneklerin yediği bir ot
    Zihnis : Ocaklardaki kurum
    Ziki : Şilte veya minder kılıfı
    Zimbonak: Cahil, boş insan
    Zimilange: Kayganası yapılıp yenebilen bir ot türü
    Ziniya : Tavuk pisliği
    Zinok : Deniz derya
    Zinos : Martı kuşu
    Zipka : Karadeniz'e özgü körüklü şalvar
    Zizil : Toprak içine gömülmüş solucan
    Zifin : Ormanlarda yetişen sarı renkli bir bitki
    Zoli : İlik
    Zolot: Aptal
    Zot : Bıçak bilemek
    Zizoli : İlk baharda yetişen taze otlar
    Zubun : Entari
    Zuluf : Fındık veya fasulyenin tanelerini kaplayan kabuk
    Zumur : Bir şeyi buruşturmak, sıcak mısır ekmeğini sade yağla karıştırarak yapılan bir nevi yemek
    Zo : İnek
    Zipka, Zipga: Bacakları dar, ağı geniş, geleneksel Laz pantolonu
    Zirbiya: Suya batırılarak yenilen katıksız ekmek
    Zirikzirna. Yankı, tahtarevalli, yankılanmak
    Ziza: Yanmış, çok sıcak
    Zobazorina: Zoru zoruna, kaba güç kullanarak
    Zot: İnatçı, aksi
    Zot etmek: Lehim yapmak, madeni eşyaları ısıtarak parça ekleyerek uzatmak
    Zuğlis, Cuhnis, Çuğnıs, Çuğnos: Ezmek, çayır ezmek, çiğnemiş ot, çok geçilen yol
    Zunis: Tavuğun tüylerini yakmak, tutuşturmak
    Zükan : Nezle
     
  9. Suskun

    Suskun V.I.P Vip Üye

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.344
    Beğenileri:
    146
    Ödül Puanları:
    5.480
    Yer:
    Türkiye
    ROMEİKA - PONTUSÇA - TRABZON RUMCASI HAKKINDA

    Romeika is. Karadeniz Rumcası’nın yöredeki adı.

    Terminoloji: Rumca (Türkiye), Romeika (Trabzon), Pontiaka (Yunanistan), Pontic Greek (Uluslararası)

    “Romeika sincevismi? (Rumca konuşurmu-sun? [Çaykara])”; rumċa, rumika (Sürmene, Çaykara)

    Hint - Avrupa dil ailesinden Yunanca’nın Attic dialektiğinde bir dil adı olup günümüz-de Trabzon’un Tonya (17 köyden 6’tanesi), Sürmene (31 köyden 6’sı [Köprübaşı il-çesi]), Çaykara (21 köyden 17’si), Der-nekpazarı (13 köy), Uzungöl (6 köy) (Mackridge, 1987: 115-116 ) ve Maçka ilçelerinin bazı köylerinde sayısı ve köy içinde konuş-ma oranı tespit edilmemiş Müslümanlar tarafından konuşulmaktadır. Maçka ve bazı kuzey Gümüşhane köylerinde mübadele ön-cesi doğan ve bu dili konuşanların çoğu öl-müş ve genç kuşaklara aktarılamamıştır.

    1923 mübadelesinin ardından Karadeniz’li Rumların göç ettiği, Kuzey Yunanistan, Atina’nın kenar mahalleleri ve Selanik ili çevresinde (200.000 kişi [1993 Johnstone), Osmanlı dönemi ve sonrasında Karadeniz’li Rumların göç ettiği Gürcistan, Kırım ve Sta-in döneminde sürüldükleri Azerbaycan, Ka-zakistan’da Hristiyanlar tarafından halen ko-nuşulmaktadır.

    Of ve Sürmene Rumcası, Yunanca’nın en az ikibin yıldır kesintisiz konuşulan en doğu dialeği olup Karadeniz’in diğer yörelerinde 1923’e kadar konuşulmuş ve halen konuşul-makta olan (Tonya gibi [Sayraç, İskenderli, Turalı, Yakçukur köyleri ve Büyükmahalle ve Melikşah] TS 23) dialektlerden farklı olarak bazı arkaik fonetik (çoğunlukla ortaçağ’a ait) özellikleri barındırmaya devam etmek-tedir.

    Michael Deffner’de 1877 yılında Karadeniz Rumcası’nın Of, Şerah ve Trabzon merkez diyalektlerini birbirleri, Antik ve Modern Yu-nanca ile karşılaştırmış ve bazı kuralları kaydetmiştir (Deffner,1877):

    1. Trabzon Rumcası’nda, Antik Yunanca ikinci aorist/geniş zaman kipi –ειν’e /e/ son-sesi eklenmektedir.

    Trabzon Rumcası Antik Yunanca


    · ipìne ειπείν

    · pathίne παθείν

    · apothanίne αποθανείν

    · piίne πιείν

    · iδίne ιδείν

    · fiίne φυγείν

    · evrίne ευρείν

    · kamίne καμείν

    · faίne θαγείν

    · mathίne μαθείν

    · erthéane ελθείν

    · menίne μενείν

    2. Trabzon Rumcası’nda Antik Yunan-ca’da olduğu gibi –ηναι ile biten mastarlar olduğu gibi korunmuşlardır, ayrıca bir /e/ sonsesi ek almazlar.

    Trabzon Rumcası Antik Yunanca


    · anevίne ειπείν

    · katevine καταβήναι

    · embine εμβήναι

    · evjine εκβήναι

    · epiδeavine αποδιαβήναι

    · kimethine κοιμηθήναι

    · xtipethine κτυπηθήναι

    · evrethine ευρεθήναι

    · vrasine βρχήναι

    · raine ραγήναι

    3. Trabzon diyaleğinde hala bazı fiiler ikinci aorist pasifi kurmaktadır, oysa Antik ve Modern Yunanca’da birinci aorist pasif kullanılır.


    filaine φυλαγήναι yerine φυλαχθήναι,

    kiliine κυλιγήναι yerinel κυλισθήναι

    tsaniine ραντιγήναι yerine ραντισθήναι

    4. Trabzon ve Şerah (Bk) diyalekt-lerindeki sonlar aynı iken, Of diyaleğinde bazı sapmalar görülmektedir. Formlar aynı şekilde oluşturulmakta bununla birlikte mastarın çekimleri oluşmakta –είν sonuna değişmez bir /e/ yerine birinci aorist eki gelmektedir.

    · ipine ειπείνα

    · ipiname ειπείναμεν

    · ipines ειπείνες

    · ipinete ειπείνατε

    · ipine ειπείνε

    · ipinane ειπείνανε

    5. Birinci aorist formu olan -αι son eki ikinci aoriste özgü -είν son eki ile yer de-ğiştirmiştir.

    Antik Yunanca Trabzon Rumcası

    · κράξαι κράξειν

    · μεθύσαι μεθύσειν

    6. İnfinitif aorist formların sonuna /e/ eklenmektedir.

    ράψεινε, κράξεινε, μεθύσεινε, καλέσεινε, λαλήσεινε, κτυπήσεινε, καθίσεινε, κενώ-σειν...

    7. Trabzon diyalektinde okunmayan –ine son ekindeki /i/ sesi atılmaktadır.

    rapsne, kraksne, metsne, katsne , kalesne, lalesne, htipesne, kenosne...

    8. Trabzon ve Of diyalektlerinde bazı fi-iller mastarı şimdiki zaman kökünden oluş-turmaktadırlar. Bunlar:

    leğo, eksero, fero, elepo, pağo, thelo, prepi

    9. Trabzon Rumcası’nda, Antik Yunan-ca’da olduğu gibi aorist aktifini –ka son eki ile kuran fiiller bulunmaktadır.

    Trabzon Rumcası Antik Yunanca


    · eδoka έδωκα

    · enδoka ενέδωκα

    · epika επουίκα

    · efika αφήκα

    · ethika έθεκα

    10. –είν ve -αν ile biten fiiller Antik Yunanca ησαι ve -έσαι Karadeniz Rumcası diyalektlerinde her iki son ek -ese olarak okunmaktadır:

    kales(i)ne, καλέσαι, lales(i)ne λφλήσαι, hti-pes(i)ne...

    11. Karadeniz Rumcası’nda –ine yerine –-eane mastar eki bulunmaktadır.

    Romeika’nın modern Yunanca’dan temel farklarından biri /a e i o u/ seslilerine ek olarak /ä (ae)/ ve /oe/ seslerini de içer-mesi, ayrıca Türkçe’den /ı/ ve /ü/ seslerini de ödünç almış olmasıdır.

    Yine Romeika’nın modern Yunan dialekt-lerinden çarpıcı bir farkı eta harfinin /i/ ola-rak değil /e/ şeklinde telaffuz edilmesidir:

    kleftes (Romeika) > kleftis (Modern Yunanca)

    Girit ve Kıbrıs Yunancasında olduğu gibi /χ, ḫ/ harfi sesli bir harften önce geldiğinde /ş/ harfine dönüşmektedir:

    Modern Yunanca heri (χέρι) > şeri (Ro-meika) “el”

    Trabzon Rumcası “Efilesen to şerim” (Elimi öptü)

    Modern Yunanca “Filise to ḫeri mu” (Elimi öptü)

    Karadeniz Rumcası’nda başta Türkçe, Fars-ça ve Arapçadan girmiş veya etimolojik açı-dan kökeni belirlenmemiş diğer Yunan dialektlerinde bulunmayan yüzlerce yabancı kelime bulunmaktadır.

    Of ve Sürmene sub dialektlerinin, Rome-ika içerisindeki özel konumu ise Romei-ka’nın diğer dialektlerinden farklı olarak fiil öncesi olumsuz artikeli (negatif pre-verbal) olan /u/ < (Antik Yunanca ούκ) ve tüm Yu-nan dialektlerinden farklı olarak δen (< Antik Yunanca ούδέν) kapsamasıdır.

    Yine Of/ Sürmene Yunancası’nın diğer Yunan dialektlerinden farkı /χ (he)/ lerin /ş/ ye palatize olmasının yanında /tş/ den önceki k ve dž den önceki g seslerininde aynı değişime uğramasıdır:

    · tširis “baba” (Of, Girit) < Antik Yunanca “kirios” (κύριος)

    andžion (Of) “tulum” < Antik Yunanca angiyon (ἀγγειον)

    Of ilçesi’nin Şerah köylerinde inceleme yapan dilbilimci Mackridge:

    Köylülerin, Yunanca sadece 5’e kadar sayabildiklerini, devamında Türkçe rakamlar kullandıklarını, Yunanca ne “evet” kelimesini bilmelerine karşılık ohi (hayır) kelimesini bil-mediklerini, ay isimlerinin tümünün Rumca olmasına karşın, mevsim ve günleri bil-mediklerini, merhaba, allahaısmarladık, sa-ğol, oldu benzeri günlük dilde kullanılan pek çok kelimenin Rumca karşılığının unutul-duğunu gözlemiştir (Mackridge, 1987: 115-135)

    Andrews’e göre Rumca konuşan müslüman köyleri (EG1 373-74):

    · Sakarya, Hendek’te Dikmen ve Gök-su

    · Trabzon ili, Çaykara ilçesinde: Ak-doğan (Yukarı Hopşera), Aşağı Kumlu (Aşa-ğı Mimilos), Baltacılı, Çambaşı (Anoso), Eğ-ridere (Gorgoras), Kabataş (Fotinos), Kara-çam (Yukarı Ogene), Kayran (Limli), Vah-tanç (Koldere), Köknar (Aşağıogene), Ma-raşlı (Nefsipaçan), Soğanlı (Aşağıhopşera), Şahinkaya (Şur), Taşlıgedik (Mezereipaçan), Taşeren (Zelek), Uzuntarla (Alisinos), Yeşil-alan (Holaysa), Yukarıkumlu (Yukarımimi-los)

    · Trabzon ili, Dernekpazarı ilçesinde: Dernekpazarı (Kondu), Çalışlar (Kalanas), Çayırbaşı (Fotrekan), Günebakan (Zenoza-na), Ormancık (Makidanoz), Taşçılar (Fot-gene), Tüfekçi (Arşala), Yenice (Zaimler)

    · Trabzon Çaykara ilçesi, Uzungöl: U-zungöl (Şerah), Demirli, Derindere (Asofo-liza), Köseli, Şekersu (Sakarsu), Taşkıran (Coroş)

    · Trabzon ili, Maçka ilçesinin bazı köyleri

    · Trabzon ili, Hayrat ilçesi, Yeniköy

    · Trabzon ili, Sürmene ilçesi, Dirlik (Cida)

    · Trabzon ili, Köprübaşı ilçesi: Büyük Doğanlı (Büyük Arhançilo), Dağardı (Okşo-ho), Konuklu (Kalis), Küçük Doğanlı (Küçük Arhançilo), Yılmazlar (Holomezere)

    · Trabzon ili, Tonya ilçesi: Büyükma-halle, İskenderli (Kumyatak), Kozluca, Me-likşah (Melikşe), Sayraç, Turalı, Yakçukur

    · Trabzon Beşikdüzü: Mesopliya
    Tabiatla ilgili zengin birikim: Özellikle bitki ve hayvan isimleri gibi tabiatla ilgili zengin bir kelime hazinesine sahip olan Trabzon Rumcasının Çaykara dialektinde kullanılan bazı ot isimleri şunlardır:

    Ağrodesme (Άγραδέσμε)
    Ağrompelo (Αγράμπελο)
    Ağrio mavro Botano (Άγριο μάυρο βότανο)
    Ağrogalatitsa (Αγρογαλατίτσα)
    Ağrokomarao (Άγροκόμαρο)
    Ağro kukukavanka (Αγρο κουκουβάγκα)
    Ağroliftokari (Άγρο λιφτοκάρι)
    Ağromantatsi (Άγρο μαντάτσι)
    Ağromatsidali (Άγρο ματσιδάλι)
    Aleğahanto (Αλεγάχαντο)
    Aleksandro (Αλεξάνδρο)
    Alefritra (Αλευρίτρα)
    Ampelitsa (Αμπελίτσα)
    Anitsi (Ανίτσι)
    Anitsoxorto (Ανιτσόχορτο)
    Arkani (Αρκάπι)
    Arkathamni (Αρκοθάμνι)
    Arkolahano (Αρκολάχανο)
    Arkotsupado (Αρκοτσούπαδο)
    Asprahanto (Ασπράχαντο)
    Ahanti (Αχάντι)
    Ahantomoro (Αχαντόμορο)
    Vaği (Βαγή)
    Vlante (Βλάντε)
    Vovoro (Βόβοχο)
    Vudoğlovi (Βουδογλόνι)
    Vuterohorto (Βουτερόχορτο)
    Vredi (Βρέδι)
    Vrio (Βρίο)
    Gedurahanto (Γαιδουράχαντο)
    Galatitsa (Γαλατίτσα)
    Galatohorto (Γαλατόχορτο)
    Gethihorto (Γεθιρόχορτο)
    Glikorizo (Γλυκόριζο)
    Gongilitra (Γογγυλίτρα)
    Gumede (Γουμέδε)
    Grinzilitra (Γρινζιλίτρα)
    Grintra (Γρίντρα)
    Dezme (Δέζμε)
    Domari (Δομάρι)
    Dromofilo (Δρομόφιλο)
    Ergode (Εργόδε)
    Zakutohorto (Ζακουτόχορτο)
    Zarzela (Ζαρζέλα)
    Zarzeletra (Ζαρζελέτρα)
    Zerkaditsa (Ζερκαδίτσα)
    Zumahi (Ζουμάχι)
    İlopi (Ηλόπι)
    İmera desme (Ήμερα δέσμε)
    İmero komari (Ήμερο κομαρι)
    İmero mantatsi (Ήμερο μαντάτσι)
    İmero matsidali (Ήμερο ματσιδάλι)
    İmero mavro votano (Ήμερο μάυρο βότανο)
    Thomari (Θομάρι)
    Kazmatsi (Καζμάτσι)
    Kezağohorto (Καιζαγόχορτο)
    Kanavi (Κανάβι)
    Kanaro (Κάπαρο)
    Karditsa (Καρδίτσα)
    Karenesi (Καρενέσι)
    Kastanikas lori (Καστανικας λορί)
    Katena (Κάτενα)
    Katenohorto (Κατενόχορτο)
    Kveni (Κεβενί)
    Kelmesi (Κελμέσι)
    Kilitsi (Κιλίτσι)
    Kintea (Κιντέα)
    Kiormene (Κιορμένε)
    Konkorohi (Κογκορόχι)
    Kokinahanto (Κοκινάχαντο)
    Kolonkitholori (Κολογκιθολόρι)
    Kolonohorto (Κολονόχορτο)
    Kolotura (Κολοτούρα)
    Komari (Κομάρι)
    Kontohorto (Κοντόχορτο)
    Kopalohorto (Κοπαλόχορτο)
    Kukarahanto (Κουκαράχαντο)
    Kukuvağia (Κουκουβάγια)
    Kukohorto (Κουκόχορτο)
    Kunturohorto (Κουντουρόχορτο)
    Kursohorto (Κουρσόχορτο)
    Kusuti (Κουσούτι)
    Kuspika (Κουσπίκα)
    Kreni (Κρένι)
    Kilitsi (Κυλίτσι)
    Kintea (Κυντέα)
    Lathsiri (Λαθίρι)
    Lapazo (Λάπαζο)
    Lapidohorto (Λαπιδόχορτο)
    Levori (Λεβόρι)
    Lihtsi (Λίχτσί)
    Likopari (Λυκοπάρι)
    Mazaro (Μάζαρο)
    Mantaki (Μαντάκι)
    Masuri (Μασούρι)
    Matsidali (Ματσιδάλι)
    Mavrahanto (Μαυράχαντο)
    Mekesitra (Μελεσιδίτρα)
    Minzolohi (Μινζολόχι)
    More (Μόρε)
    Nedrofilo (Νεδρόφιλο)
    Nerohorto (Νερόχορτο)
    Ormukeni (Ορμουκένι)
    Ormohorto (Ορμόχορτο)
    Uriohorto (Ουριόχορτο)
    Palafohorto (Παλαφόχορτο)
    Paputsohorto (Παπουτσόχορτο)
    Parpeteni stipika (Παρπετενι στίπικα)
    Parharo çiçeko (Παρχαρο τσίτσεκο)
    Parharohorto (Παρχαρόχορτο)
    Peğadohorto (Πεγαδόχορτο)
    Peğaditsa (Πεγαδίτσα)
    Pentikolathiritra (Πεντικολαθιρίτρα)
    Petalitra (Πεταλίτρα)
    Piperitsa (Πιπερίτσα)
    Podaritra (Ποδαρίτρα)
    Podarohorto (Ποδαρόχορτο)
    Pulikohorto (Πουλικόχορτο)
    Pumpuroçiçeko (Πουμπουροτσίτσεκο)
    Prases (Πράσες)
    Pamatitsa (Ραματίτσα)
    Saluti (Σαλούτι)
    Sidirohorto (Σηδιρόχορτο)
    Sintza (Σίντζα)
    Skilkaklitra (Σκυλκακαλίτρα)
    Skilohorto (Σκυλόχορτο)
    Spathohorto (Σπαθόχορτο)
    Spahtukeni (Σπαχτουκένι)
    Spentami (Σπεντάμι)
    Stanpolika (Στανπολίκα)
    Starohorto (Σταρόχορτο)
    Stahi (Στάχι)
    Stahomata (Σταχόματα)
    Stipika (Στίπικα)
    Çeohorto (Τσαιόχορτο)
    Çali (Τσάλι)
    Çiletura (Τσηλετούρα)
    Çerçi (Τσέρτσι)
    Çinkari (Τσιγκάρι)
    Çimahtaki (Τσιμαχτάκι)
    Çimpona (Τσιμπόνα)
    Çimponohorto (Τσιμπονόχορτο)
    Çihonolopi (Τσιχονολόρι)
    Çuncuha (Τσουντζούχα)
    Çuranea (Τσουρανέα)
    Çuğari (Τσυγάρι)
    İdrofilo (Υδρόφιλο)
    Farfaroçiçeko (Φαρφαροτσίτσεκο)
    Fidohorto (Φιδόχορτο)
    Furçohoto (Φουρτσόχορτο)
    Fusnitsa (Φουσνίτσα)
    Frahnihtra (Φραχνίχτρα)
    Fteri (Φτερί)
    Halvani (Χαλβάνι)
    Hamokerasa (Χαμοκέρασα)
    Havani (Χανάπι)
    Hantoko (Χαντόκοκο)
    Hapsimati (Χαψιμάτι)
    Şiapukes (Χιάπουκες)
    Şinetitsa (Χινετίτσα)
    Şionapi (Χιονάρι)
    Hloro (Χλορό)
    Husnitsa (Χουσνίτσα)
    Htinari (Χτυπάρι)
    Htiparitsa (Χτυπαρίτσα)
    Htipedire (Χτυπεδίρε)
    Psomomirihtra (Ψομομυρίχτρα)
    Favos (Φάυος)
    (Derleme: Vahit Dursun, Ogene köyü)
     

Sayfayı Paylaş